Bu yaz +bir yabancı dil
Yaz geldi... Koşturmacanın biraz olsun azaldığı, zihnimizin nefes aldığı bu günlerde kendimize yapabileceğimiz en değerli yatırımlardan biri hiç şüphesiz bir yabancı dil öğrenmek.
Ama bu kez farklı başlayacağız. Önce kendimize bir söz vereceğiz: "Bu kez yarım bırakmayacağım. Öğreneceğim."
Peki nasıl?
Yıllardır yabancı dil denildiğinde aklımıza ilk gelen şey gramer kitapları, zamanlar, düzensiz fiiller ve sayfalar dolusu kurallar oluyor. Daha başlamadan gözümüz korkuyor, motivasyonumuz tükeniyor.
Oysa dil, önce kurallarla değil, kelimelerle yaşar.
İlk işimiz çok basit.
İngilizcede en sık kullanılan 500 kelimeyi internetten bulup çıktı alacağız. Her gün okuyacağız. Ezberlemek için kendimizi zorlamayacağız. Gözümüz görecek, kulağımız duyacak, zihnimiz tanışacak.
İnanın, bu kelimelerin büyük bölümünü zaten biliyorsunuz. Çünkü yıllardır İngilizceyle iç içeyiz. Televizyonda... Reklam panolarında... Telefonlarımızda... Sosyal medyada... Markalarda... Filmlerde...
Farkında olmadan binlerce kez karşılaştığımız kelimeler aslında zihnimizin bir köşesinde bizi bekliyor.
Sonra çıtayı biraz daha yükselteceğiz.
Bu kez en çok kullanılan 1000 kelimeyi indireceğiz. Her gün birkaç sayfa okuyacağız. Anlamlarını merak edeceğiz. Tekrar edeceğiz.
Ve yaz boyunca küçük ama önemli bir karar daha alacağız.
Televizyonda, dijital platformlarda ya da YouTube'da ne izliyorsak mümkün olduğunca İngilizce izleyeceğiz.
İlk gün hiçbir şey anlamayabilirsiniz.
İkinci gün de...
Belki ilk hafta canınız sıkılacak.
Ama vazgeçmeyin.
Çünkü beyin olağanüstü bir öğrenme makinesidir. Yeter ki ona sürekli aynı dili duyma fırsatı verin.
Şimdi bazı okurlarımın şu soruyu sorduğunu duyar gibiyim: "Hocam, peki gramer? Peki zamanlar?" Şimdilik unutun.
Çünkü biz de dünyaya geldiğimizde konuşmaya zamanlarla başlamadık.
Anne karnından çıkar çıkmaz "Simple Present", "Past Perfect" ya da "Future Continuous" öğrenmedik.
Önce "anne" dedik.
"Su" dedik.
"Süt" dedik.
Dinledik... Taklit ettik... Tekrar ettik...
Sonra cümleler kurmaya başladık. Dil öğrenmenin doğası budur. Önce kelime... Sonra anlam... Sonra kullanım... Kurallar ise en son gelir.
Bugün dünyanın birçok başarılı dil öğretim modeli de tam olarak bunu söylüyor: Dil, kullanılınca öğrenilir.
Bu yaz kendinize pahalı kurslar değil, istikrar hediye edin. Her gün 20 dakika... Her gün birkaç yeni kelime... Her gün biraz dinleme...
Bir yazın sonunda geriye dönüp baktığınızda şaşıracaksınız.
Belki akıcı konuşamayacaksınız.
Ama artık korkmayacaksınız.
Çünkü yabancı dil öğrenmenin en büyük engeli kelime eksikliği değil, "yapamam" düşüncesidir.
Bu yaz kendinize inanın.
Bir söz verin.
Ve başlayın.
Çünkü bir dili öğrenmenin en doğru zamanı dün, ikinci en doğru zamanı ise bugündür.