Zenginliğin utanç çağı
Kurdukları saadet zincirine ‘zenginler komünizmi’ demiştik, 10 yıldan fazla olmuştur. Zengin dayanışması, örgütlenmesi, direnci, gücü, paylaşımcılığı, küresel zenginler komünizmidir. Devletlerden, bayraklardan, sınırları olan ülkelerden bağımsız, kendi aralarında tarihin en güçlü örgütüdür.
Bir ülkede zenginleşen, çapının büyüklüğüne göre küresel saadet zincirine ekleniyor, abilerinin yolundan gidiyor, dediklerinden çıkmıyor, o devletsiz, bayraksız, ülkesiz hatta soy bağından da kopmuş, şerbet kazanında yüzüyorlardı. Çok lezzetli ve tatlıydı şerbeti!
Biat eden bütün zenginlere açıktı cemiyetin kapıları. Çaplarına göre destek görüyor, devletler ve rakiplerine karşı korunuyorlardı.
Komünizmin bundan alası olabilir miydi?
Ama kapitalist ya da neoliberal anılmayı seviyorlardı, milletin aklına karpuz kabuğu düşürmenin de anlamı yoktu.
DEVLETE TEHDİT COŞKUN ZENGİNLİK
21. Yüzyıl’a, tarihte görülmemiş bir servet birikimiyle girdik. Devletlere borç verir, kaynaklarına el koyabilir, kendi çıkarlarını ‘sistem’ olarak kakalarken siyasi, ekonomik ve toplumsal düzeni yönlendirebilir kontrolsüz güce eriştiler.
İngiltere merkezli, dünyadaki zenginlik ve yoksulluk üzerine araştıran, raporlar yazan Oxfam örgütünün çalışmalarını daha önce de bu köşede yorumlamıştık. Son ‘Zenginlerin Yönetimine Direnmek’ raporunda, dolar milyarderlerinin ilk kez 3 bin kişiyi geçtiği müjdesini vermişler.
2020 Kovid-19 salgınından bu yana coştu zenginlik, yüzyılda kazandığını bir yılda kazanıyorlar, her yıl da katlayarak arttırarak.
Devletleri ortadan kaldırma gücüne eriştiklerini düşünüyorlardı ve uygulamaya geçmişlerdi.
YETKİSİZ VE SORUMSUZ GÜÇ OLUNAMAZ
Kimseden izin almadan uzaya uydu ordusu gönderiyor, dijital teknolojiyle hiçbir yetki ve sorumluluğu olmadan ülkelerin düzen ve toplumlarını yönlendiriyor, ihtiyaç olan kaynaklara el koymayı hak sayıyor, yasa-kural-ilke dinlemiyorlardı.
Tekelleştiler, ‘devleti’ yıkarak küresel hakim güç olmaya sulanıyorlar uzun zamandır.
19-23 Ocak arası 56’ıncısı yapılan Dünya Ekonomik Forumu 2026 (DEF-WEF), örneği olmayan bir zenginler toplantısına şahitlik etti. Devletleşmiş zenginler arasında kavga ederken tekel köşelerini tutan zengin abiler, devleti ortadan kaldırmanın çok da iyi bir fikir olmadığı minvalinde laflar etti.
Başımıza taş yağacak!
İTİDAL ZAMANI GEÇTİ
Devletleşmiş zenginler de küresel tekeller de toplumları düşündüğünden değil, azgınlıkları, birbirinin malına çökme kavgasına düşürdü bunları, birbirine düşeceklerinden yani. Kimin kazanacağı belli olmadığından itidal çağrısı yapmaya çalıştılar.
Kılıç şıkırtısından dinleyeni de duyanı da olmadı çağrının. Kendi tuzağına kısıldı zenginlik. İçine düştüğü kazanma sisteminin girdabı, ucundan yakaladı paçalarını. Bu DEF Toplantısı, anormalliğin kendi ağızlarıyla beyanı gibiydi.
Kovid-19’dan beri dünya çapında orta sınıf çökertildi. Fakirlerden sonra düzenin ikinci ayağını da kırdılar. Geç de olsa devlet kalmazsa baş başa, birbirine çökecekleri ama “İtidal arkadaşlar” deme zamanının geçtiği de bu toplantıda anlaşıldı.
Boşalmış frenle kontrolsüz güçlerin kafa kafaya kazası kaçınılmaz görünüyor. Bölgesel çatışmalarla kalır mı, dünya savaşına mı uzar ucu, en geç 2 yılda anlayacağız.
ZENGİNLİKLE SUÇLANACAKLAR
Niye zenginliğin utanç çağı?
Böylesi hızlı bir ekonomik ve manevi çöküş ya da diğer tabiriyle ihtiyaç ötesi sömürü, zenginliği suça, ahlaksızlık ve ilkesizliğe eşitleyecek. İtibarlı zenginlik, tersine dönüp itibarsızlık ve aşağılanma ölçüsüne dönüşecek.
Küçüğünden büyüğüne göze batacak, aşağılanacak zengin.
8 buçuk milyarlık dünya, zenginliğe çalışan 3 bin kişiyle düzen tutmaz, idare edilemez.
Yüzdükleri şerbetin sarısı sömürgecilikten, koyulaştıran kırmızısı, döktükleri kanla renklenmiştir.
Aşırı zenginlik ve kontrolsüz gücün dengesi, mutlaka kurulacaktır.