Yurt dışına kaçıran büyük şirketlerimiz
Salgından önce, 15 Temmuz 2016 sonrası başlamışlardı ufak ufak; salgında fırsat, telaşla hesapları yurt dışına aktarma işleri hızlandı. Nazikçe ‘varlıklarını yurt dışına çıkarmak’ diyor ekonomi tozu yutmuşlar ama bu ülkenin köklü büyük şirketleri ve onların sahipleri, o varlıkları edindikleri ülkenin ve milletin sermayesini kişisel malı gibi tasarruf edip ekonomiden çalamaz.
Millî sermayenin parçasıdır o varlıklar.
Dükkânı satıp bütün geliri cebine koymak ya da dükkân burada, kasası dışarıda yerli şirket ve patron manzaraları, yarım yüzyılı aşkın varlığıyla önce TÜSİAD’ı tartışmalı hâle düşürür.
Eczacıbaşı Holding, her ürününü çok iyi tanıdığınız, marka olmuş Sanipak Şirketi’ni, Malezyalı Arch Peninsula Şirketi’ne satmış.
MAL KAÇIRMAYA BAHANE
Konuyu, ekonomi alanında uzman gazeteci Ali Çağatay, Radyo Sputnik’teki Seyir Hâli programında değerlendirmiş:
"...Neden satıldığıyla ilgili herhangi bir açıklama yok. Ancak şunu biliyoruz; Türkiye’deki zenginler son zamanlarda mal varlıklarını yurt dışına çıkarıyorlar. Başta Ülker, Ciner Grubu olmak üzere, Koç ve Sabancı olmak üzere herkes mal varlığını yurt dışına çıkarıyor. Eczacıbaşı da uzun zamandır çıkarmaya devam ediyordu..."
Herkesin bildiği sırrı teşhir ettikten sonra bizi ters köşeye yatırarak bu kaçırmaya şöyle hak veriyor Çağatay:
"...Birincisi Türkiye’deki tekinsiz ortam. Akşam yatıyorsunuz, sabah şirketlere el konulduğunu görüyorsunuz. Biliyorsunuz TMSF Yasası değiştiğinde bunun işaretlerini almıştık. TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras o dönem çok önemli bir uyarı yapmıştı. Demişti ki, ‘Bu yasa böyle geçerse yarın sabah kimsenin güvencesi kalmayabilir. Herkesin mal varlığına el konulabilir.’..."
Sessiz ve derin karar aşamasında, dönüşü zor bir yol ayrımındayız. Herkes yolunu seçiyor.
EKTİĞİNİ BİÇECEK TÜSİAD
Alengirli işler yapmayan hangi şirkete el kondu da TMSF Yasası, yurt dışına varlık kaçırma bahanesi oluyor? El konulan ya da dava konusu olan şirketlerin marifetleri, somut veri ve kanıtlarla mahkeme önüne getiriliyor.
55 yıllık TÜSİAD gibi derneğin üyesi Ülker, Ciner, Koç, Sabancı ya da Eczacıbaşı şirketlerinin böyle işleri yoksa TMSF Yasası niye onları korkutsun?
Bu yasadan önce uzun yıllara yayılmış derin hesaplaşma, 15 Temmuz 2016’dan sonra keskinleşmiştir.
Hükûmeti düşürmeye yönelik tam sayfa ilanlarıyla 12 Eylül 1980 Askerî Darbesi’ne davetiye çıkaran; darbe sonrası 24 Ocak ekonomik kararlarıyla küresel ekonomiye bağlanırken millî damarıyla bağlarını koparan; siyasi, ekonomik ve toplumsal dokuyu yozlaştıran neoliberalizmi bir kama gibi milletin bağrına en haşin hamlesiyle saplayan sistemin öncüsüdür TÜSİAD.
Darbeden 4 yıl sonra Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin kârları, 125 milyar liradan 655 milyar liraya yükselmiştir.
Bu, siyasi ya da ideolojik eleştiriden çok uygulamadaki aşırılık tespitidir.
YERLİ VE GÜÇLÜ OLSANIZ KAÇIRMAZDINIZ
12 Eylül 1980’de açılan yeni defterin, Sayıştay teftişi gibi bir yoklanması, aşırılığın tespiti ve hesap verilme zamanıdır. Ve anlaşılıyor ki eski düzenin hâkimi, devlete ayar verebilen TÜSİAD, savunduğu sistemin çöküşüyle manevi gücünden de kaybediyor zamanla.
Türk ekonomisinin deve dişi şirketleri ve onların sahipleri, ‘yurt dışına aktarılan varlıkları’yla millî serveti zayıflatıyor; arkasında bırakacağı ekonomik ve toplumsal kargaşayı demek ki hiç umursamıyor. Bu milletin alın teri ve emeğinden biriktirilen şişkin hesaplar; Malta, Londra ve New York bankalarının kasalarına aktarılıyor pişkince.
Güçlü olsaydınız burada kazandığınızı ülkenizden kaçırmazdınız!
Türkiye’nin dondurulmuş işleri, yarım kalmış hesapları var çözülesi ve tamamlanması gereken. Bunun kavgası çatışmayla mı olur, savaşla mı, müzakereyle mi; ama bu mücadeleye girildi, daha da girilecek.
Neoliberalizm masalını kâbusa çevirecek bu hararet, 12 Eylül’ün kardan adamlarını çözmeye, eritmeye başladı. Artık işaret edilmeden önce kendilerini mimliyorlar. Bizi bugüne getiren her şeyin sorumluları, payına düşen bedeli ödemeden hesaptan kaçmaya kalkışıyor.
Bu hesabı ödemeden kaçan ve kaçmaya kalkışanlar; ülkesiz, milletsiz, bayraksız ve soysuzluğun arafında, her zaman olduğu gibi müebbet çıkmazından çıkamayacaklar.