Kesik el koleksiyoncusu Belçika
Belçika diye bir ülke varmış, kralı, kraliçesi varmış. Zorlama, iskambil kağıdı bir devlet. Devlettir inşallah!.. Kraliçesi ülkemizi ziyaret edene kadar hafızamızdan silinmiş bir ülke.
Türkiye’de hiç görünmeyen, uluslararası her ortamda aleyhimize kullanmaya gelince sayılan oy bir ülke.
Kraliyet düzeyinde 14 yıl önce ziyarete gelmişler ama hiç iz kalmamış zihnimizde. Baskına gelir gibi 450 kişilik ‘Belçika Ekonomi Misyonu’yla birden belirdi Belçika Kraliçesi Mathilde Marie Christine Ghislaine d'Udekem d'Acoz. 10-14 Mayıs’ı kapsayan 4 günlüğüne…
Batılı çok üst düzey ziyaretler artıyorsa ve abartılı gösteriye dönüşüyorsa ziyaret, anlayacaksınız ki işler kötü, çok yolsuz kalmışlar. Yüzünüze gülerek bir şeyler almaya geliyor, sonra da Osmanlı’ya yaptıkları gibi, altınızı oymaktan bir santim geri durmayacaklar.
Türkiye’de anlaşma imzalayıp, döner dönmez Avrupa Konseyi’nde Türkiye aleyhine karar alabilen, kişilik bozukluğu sahibi bir yapı bu Batı.
OLMAYAN SOYKIRIMA DESTEK BELÇİKA
Alay-ı vala ile karşıladığımız heyeti, yakışır misafirperverliğimizle ağırladık. Anlaşmalar imzalandı. 5 milyar dolarlık Türkiye satıyor, 4 milyar 200 milyon dolarlıkda Belçika’dan alıyormuşuz. İmzalardan sonra kaça çıkacak,kim daha karlı çıkacak acaba?
Olmayan soykırımı parlamentolarında kendi çalıp kendi söyleyerek Türkiye’ye yakıştıran ülkelerdir tüm şirinlikleriyle kapımızı aşındıranlar. Kadim düşman belledikleri Türkiye’nin harocağına düşüyorlar bir bir.
Avrupa’da durum, çok vahim yani.
1998 yılında Ermeni soykırımı iddialarını tanımış, 2015 yılında, ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin sorumlu tutulamayacağı’ ifadesiyle orta yolun Ermeni tarafına kayan anma kararıyla suçlamaya sahip çıkmıştı Belçika.
ANISI TAZE KONGO KASABI
1885’ten 1961 yılına kadar Kongo’ya kan kusturan Belçika.
Daha çok kauçuk ve fildişi için vahşet, işkence, cinayet ve süikastlerinin sınırı olmayan Belçika. Kotasını doldurmayanı su aygırı derisi kırbaçla kırbaçlayarak öldüren, kurşuna dizen, elini kesen, inadı devam ederse çocuğunun elini kesip önüne koyan, kendi annesi ya da kız kardeşine tecavüz ettiren, acı veren hastalıklarla baş başa bırakan, kıtlığa sebep olan ve yandaş kabilelerin yamyamlığına göz yuman Belçika.
10 milyon kişiyi açlık ve sefaletten öldüren, 1960 yılında bağımsızlığını ilan eden Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin ilk Başbakanı ‘Patrice Lumumba’yı, milli politikaları nedeniyle öldürüp, asitle yok eden Belçika.
Fazla mermi harcanmasın diye, harcanan mermi kadar kesilmiş el isteyen Belçika. Bir mermiden daha değersiz Kongolular!..
Vahşet menüsü çok daha uzun Belçika’nın ve bunu, hem de fotoğraflarıyla kayıt eden, yazıya geçiren, yine Avrupalı misyonerler.
BEDEL ÖDETMEDEN PARLATMAYACAKTINIZ
450 kişilik heyetle Türkiye’ye baskın yapacak duruma düşen Belçika’ya, önce neredeyse 70 yıllık Avrupa Birliği kapısında bekletilişin, sonra Ermeni soykırımı gibi başka aleyhte kararların bedeli ödetilmeliydi.
Bu zamana kadar yediğin hurmalar, sonra gelir tırmalar; gösterilmeliydi.
Bu kadar abartılı misafirperverliğe, bir gün hafızalı medyamızın da şişirmesine gerek yoktu. Heyetler alışverişini yapsın, imzalar atılsın, bitsindi; şirinleştirdik neredeyse insan eli koleksiyoncusu misafirimizi.
Belçika’dan aşağı kalmayan Almanya, Fransa ve Hollanda’nın Afrika sömürgeciliği vahşetini de günü gelince hatırlatırız.
Bunlar, tarihinde soykırım yazmayan ve yazmayacak ülkeye iftira atan, ne ders alınacak ne de samimiyet gösterilecek ülkelerdir. Devletlerarası bürokratik gerek ve işleri yapıp geçecek, kendi halkınız önünde bunları abartmayacak, parlatmayacaktınız.