İstanbul devletle tanışıyor

Ali İnandım

Ali İnandım

Yazar
Tüm Yazıları

10 Kasım 1938’den beri devlet devini uyutmaya, unutturmaya çalıştılar, başardılar da. Başkent Ankara’daydı ama siyasetin, ekonominin ve toplumsal oluşumun ipleri, İstanbul’dan yönlendiriliyordu. 15 Temmuz 2016’dan beriyse ipler, hızla kayıyor ellerinden.

Ankara’nın başkentliğini kabullenemeyen Kurtuluş Savaşı’nın yenikleri, İstanbul’u yaldızlayarak bir paralel yapı oluşturmayı başardı. FETÖ’den çok daha derin, devlete paralel bir yapı…

Bu yeniklerin içerideki şubeleri, azimle verilen görevleri yerine getirdi, mazlum ülkelerin kutup yıldızına dönmüş Cumhuriyet’in ışıltısını soldurmayı becerdiler.

BATI’NIN İNTİKAM PLANI KOCA KAFA İSTANBUL

1921’deki ağır yenilgi ve üstüne 13 Ekim 1923’te hiç istemedikleri Ankara’nın başkent oluşu, menzilden çıkarıyordu devleti. İstanbul’un yeniden başkentleştirilmesiyle intikam, nihai olarak alınmış olacaktı.

Sanayi, ticaret, para ve akıl, İstanbul’a yığıldı. Özendirici yaşam, taşı toprağı altın İstanbul’daydı; Ankara ve Anadolu’nun güçlü ve güçlenen firma ve kurumları, merkezlerini İstanbul’a taşıdı.

Türkiye’nin, vücuduna ağır gelen ‘koca kafası’na dönüştü güzelim Boğaz’ın iki yanı.

DEVİ UYANDIRDILAR!

Türkiye’yi yönlendirecek ana akım medya da tatlı yaşamın merkezine yığılmış, Ankara ve Anadolu medyası, baş edememişti baskın etkisiyle. Gücünü, kasanın yakınında oluşundan alıyordu merkez medya.

Uyuttukları devi, siyasi ve ekonomik krizlerle, toplumsal çatışma fitneleriyle, askeri darbelerle, uluslararası müdahalelerle uyurken de rahat bırakmadılar. İntikama doyamıyor, dozu artırdıkça artırıyorlardı.

Osmanlı’ya niyet ettikleri gibi, parçalayarak öldürmeden rahat uyuyamayacaklardı.

Çok zorladı, sonunda devi uyandırdılar!

FETÖ-PKK-LİBOŞ PRANGALARI

Uyandığında, ağır gülleli iki pranga bağlıydı devin bacaklarına: FETÖ ve PKK. Bir de bu iki tarafa destek yük bindiren ‘liboş’ ağırlıkları vardı.

15 Temmuz 2016’da FETÖ prangasını çözdü, şimdi sıradaki PKK çözülüyor. Fır fır dönen kişiliksiz ‘liboşlar’, 15 Temmuz’dan sonra hızla ağırlık ve itibar kaybetti.

Türkiye’de iktidarıyla muhalefetiyle siyaseti, ekonomide parayı kontrol eden, kitleleri istediği gibi yönlendiren medyalarıyla intikama doymayan güçlerin İstanbul şubeleri; 12 Eylül 1980’den sonra yönlendirme ve yönetme konforuna alıştığı, uyuttuğu ve unutturduğu asli devletle tanışıyor uzun aradan sonra.

Besleme medyanın tarihten habersiz ve devlet algısı olmayan nesli, bedeli ağır tecrübelere, öyle gördüğü için, cüret ediyor doludizgin.

EN TEHLİKELİSİ İÇİMİZİ KEMİREN KURTLARDI

İçeride ve dışarıda başlatılan harekâtlar, davalar, ön almalar ve uluslararası oluşturulan yeni ittifaklar; prangaları hafifleyen devin, yürüyüşe geçtiğine işarettir. Günü gelince de koşacak.

Ayağımıza dolanacak Yunanistan’mış, İsrail’miş önemli değil; düşman açıktan geliyor, belliyse gereği yapılır.

Ancak Kurtuluş Savaşı’nın yenik ülkelerinin sönmeyen kini ve sinsi intikam planı, asıl derin tehlikedir. İstanbul şubeleriyle kemiriyorlardı içimizden.

İşte en tehlikelisi; kurdun çınarı içinden kemirmesi. Hastalık değil, ölümün kenarından döndü Türkiye.

KOŞANA KADAR TEMİZLİĞE DEVAM

İstihbarat örgütleri, dış politika çelmeleri, iç çatışma fitneleri, partisi olup bayrağı ve vatanı olmayan siyasi ve bürokratlar ve dahi su gibi akıtılan para…

Durduramıyor uyandırılan devi.

Dev, yürüyüşüyle üstelik üzerine gelerek, kendini hatırlatacak derin İstanbul’a.

Koşmak istiyor ataletten uyuşmuş devlet de millet de. Koşana kadar da her alanda temizlik ve tanışma, devam eder.