Dünyanın öndersiz siyaseti

Ali İnandım

Ali İnandım

Yazar
Tüm Yazıları

Devlet yönetmek, şirket yönetmeye benzemiyormuş. Dünyanın en zengin, ‘dahi’ diye gösterilen adamı Elon Musk, 130 gün yani 4 buçuk ayda kovuldu devlet idaresinden. Şirket zorbalığıyla devlet olunmaz, olunamaz.

Küresel derebeyleri ve onların neoliberalizm aklıyla yönlendirdiği siyaset, toplumları öndersiz bıraktı. Çünkü önderlik vasfı taşıyan kişilik, mutlaka onların çıkarlarıyla çatışacaktır bir gün.

90 yıl önce kaybettiğimiz Atatürk’le 90 yıldır mezarında kavga ediyorlar hala.

Oyunları bozabildiği gibi, toplumu ve çıkarları elinizden alır önderler. Güçlü etkileri sürer, hayaletiyle bile 90 yıl kavga etmek zorunda kalırlar böyle.

Atatürk’ü hak ettiği makama emsal olarak oturtalım, günümüzde lime lime dökülen her türlü yöneticiliğe bir bakalım.

DEVLET BÖYLE BİR ŞEY DEĞİL

Toplum iradesi değil, tamamen küresel derebeylerinin iradesi geçerlidir yöneticilikte. Sistemin ve yönetici koltuklarının kontrolü de tamamen ellerindeydi. Kendilerinden başkasına dünyayı zehir ettiler.

İşte devlet böyle bir şey değil, tam tersi olması lazımdı insana ‘insan’, yöneticiye ‘önder’ diyebilmek için.

Devletlerin ve kurumlarının koltuklarına istediklerini oturttu, istedikleri gibi yönettirdiler dünyayı. Gele gele, varlık içinde çöl ortasına bıraktılar insanlığı.

Çocukluktan erişkinliğe her alanda önder-savar sistemi oturttu, vasatları başına geçirdi, bitleri kanlanınca hakimiyetleri altında ‘tek dünya devleti’ hayalini gerçekleştirmeye giriştiler.

VASATLAR DÜNYASI KURDULAR

Dünya tarihi, bu kadar kifayetsiz ve yavan yöneticiler devri bir daha yaşamış mıydı acaba?

Siyaseti örnek alalım; bölüne bölüne 193 ülkeye ayrıldı dünya, bir elin parmaklarını geçmiyor ülkesini iyi yöneten, dünyaya katkı sağlayan siyasetçi. Önder demiyoruz, iyi yöneticiler…

Süper gücün boşlukla tokalaşan başkanını gördü bu gözler, bir dediği sonraki cümleyi tutmayan sonrakinin, yöneticiliğin özüne aykırı yalpa demeçlerini dinliyoruz her gün. Avrupa, küf kokulu sümsük idareciler kulübü; gözlerinin önünde dünyanın gidişatını gören ama yorumlayamayan iğdiş zihinler.

Küresel sermayenin hakimi Siyonizm'in kılıçdarı Netanyahu mu önderdir? İnsanlık için değil insanlıkla savaşıyor adam, çiz üstünü.

Dünyanın her yanında, bunun için oturtulmuşlardı işte o koltuklara. Önder değil, işine yarayanı, söyleneni yapmak üzere kenara ayırıp, kalanları vasatlaştırma sistemiydi kurulan. Büyük oranda başardılar da.

İNSAN OLDUĞUNU DA UNUTMUŞLAR

Ama Asya ve Afrika uyanıyor, Güney Amerika’yı bekliyoruz arkadan.

İnsanlığa savaş açmak, varoluşla kavgadır. Güç sarhoşluğundan daha önce denenmemiş bir kavgaya girdiklerinin farkında olmadıkları anlaşılıyor derebeylerinin.

Savaşa girildi, çok oldu başlayalı. 11 Eylül 2001’de, kurdukları sistemi, kendi elleriyle yıktılar.

Gözden ırak mekanlarda arazi ve malikaneler alarak, yani saklanarak savaşılmadığını da bilmiyorlar, insan olduğunu da unutmuş bunlar!

Önder olabilmek için önce kendi toplumuna, sonra çevrene faydan dokunacak. Ondan sonra devlet olunuyor.

YENİ AŞAMAYA GEÇME SINAVINDAYIZ

Bu önder kasabı adamlar ve insanlık kıyma makinesi sistemleri, kıyımın sınırına ulaştı. Kendi elini kaptırdılar makineye.

Bu kavga, insanlığın yeni aşamaya geçme savaşı ve sınavıdır. Bir medeni süreç daha tamamlandı ve yenisine geçmesi için zorlanıyor insanoğlu.

Zaten insanlık kazanmayacaksa ne anlamı var gücün, hakimiyetin, zenginliğin ya da varoluşun?

Günü geldiğinde kollayarak önder ve önderlerini, ittire ittire öne sürecektir insanlık.