Derin gel gel: 15 Temmuz

Ali İnandım

Ali İnandım

Yazar
Tüm Yazıları

O kadar güç sarhoşuydular ki ‘gel gel’i önleri açıldıkça açılıyor, onlarca yıllık sabrın sonuna geliniyor sandılar. Dokunulmazlıklarının bütün olanaklarını artık pervasızca kullanıyor, yasaları, adaleti, ahlakı, teamülleri, devlet terbiyesini hoyratça çiğneyebiliyorlardı. Karşı koyan, “cıss” deyip eline vuran yok, çok güçlüydüler.

Her kötülük devlet hanesine yazılıyor, sorumluluğu devletin sırtına yıkarak dişlileri kırmaya, makineyi bozmaya azgınlaşarak devam ediyorlardı.

Daha önce de çeşitli vesilelerle il, ilçe, mahalle ve köylere kadar isim listeleri ele geçirilmiş ama hiçbir karşı harekat ya da zorlamayla karşılaşmamışlardı. Demek ki sistemi ele geçirmiş, yıkmak üzere çullandıkları devlet ellerindeydi artık.

BOĞUYORLARDI ÜLKEYİ

Artık saklama ya da saklanma gereği de duymuyor hatta aidiyetlerini teşhir edebilecekleri etkinlik ve kurumlarda boy gösteriyorlardı. Medyalarından yalan, şantaj, kumpas fışkırıyordu.

Parti genel başkanlarını, ağır top siyasileri, baştan aşağı bürokrasiyi, köklü şirketleri, koca koca iş insanlarını, akademiyi dize getiriyor, aksine de asla fırsat, yaşama şansı vermiyorlardı.

Boğuyorlardı ülkeyi.

Güç sarhoşluğu suç işleme sınırlarını yıkıyor, suç işlemekten zerre çekinmiyorlardı. MİT Müsteşarı ya da Cumhurbaşkanı’nı alma cüretiyle sınırlarını yokladılar. Bu hamlelere karşı pasif direniş, 15 Temmuz için cesaret vericiydi.

Yüz binlerce müridi, devletin en hassas kurumlarına sızmış fedaileriyle her şeyi yapabilme gücüne sahiplerdi; ABD abisinin, İsrail’in destekleri ve Avrupa’nın da teşvikleriyle.

SUÇ İŞLETİLİYORDU

Binlerce PKK’lı Irak, binlerce DEAŞ’lı Suriye sınırlarında darbenin sonucunu bekliyordu içeri girmek için. Hangi şehirlere girecekleri belliydi kargaşayı çoğaltmak için. Köyceğiz koyundaki lüks yatta, iç savaş uzmanı ajanların telefon trafiği hareketliydi.

İngiltere, bir hafta önce 15 bin civarında askerini işgale hazırlamak üzere Güney Kıbrıs’taki üslerine taşımıştı. ABD’li stratejik istihbarat analizcisi kurum Stratfor, hedef olarak Cumhurbaşkanı’nın uçağının güzergahını canlı olarak yayınlıyordu darbe saatlerinde.

Suçu işliyorlardı.

Binlerce müridin tek tek münferit davalarıyla çözülemezdi FETÖ paralel devlet yapılanması; bütün örgütü kapsayacak bir suç olmalıydı ki toptan sorumlu tutulabilsinler.

15 Temmuz askeri darbe kalkışmasında, işte o suçu işlediler.

Devlet, geriye doğru ilişkili suçları da bu başlık altında yargılayabilecekti. ByLock verilerinin nasıl ele geçirildiğinden habersiz, daha pek çok açık vermişlerdi güç sarhoşluğuyla.

TİYATRO SAFSATASI

Darbeye ‘tiyatro’ diyenin, devlet, askeriye ve diğer kolluk güçlerinin işleyişi hakkında zerre fikri olmadığını anlarız. Türk Devleti’ni ise hiç mi hiç anlamamış bir cehalet ve gaflet yorumudur bu tüm kabalığıyla.

Gerçek mermilerin atıldığı, bombaların patladığı tiyatroda, kim rol almak için gönüllü olurdu acaba canı pahasına? Şehit verdik, gazilerimiz var, kolundan bacağından olan. Çoğunu da canlı yayında izledik, gördüğünü inkar etme bari.

Türk Devleti ve milletinin içine yerleştirilmiş 60 yıllık virüsten arınıyoruz. Zaman alacak ama en azından mücadelesi başladı. Bünye güçlüymüş, hâlâ direnç gösteriyor.

DERİN GEL GEL DESTANI

Besleme FETÖ ve Haşhaşileri, devletin ‘gel gel’ tuzağına, Türk devlet reflekslerini göz ardı ederek koşa koşa düşmüştür. Vatansız ve milletsizdirler artık.

Çok yönlü ve karmaşık FETÖ örgütlenmesi; 10 yıl, 20 yıl sonra çıkacak belge ve yazılacak kitaplarda, daha da yitirecektir akışkanlığını. Zincirinden kurtulan belgeler ise daha somutlaştıracak devlet aklını.

Yediği tokadın acısını, çoluğu çocuğuyla 20 yıl sonra daha acılı hissedecek Haşhaşiler, emanet akılla Türk Devleti olunamayacağını, nesillerine ödeterek öğrenecek.

‘Derin gel gel’, 60 yıllık çabayı bir gecede çöpe atabilen, küresel bir siyasi başarı destanıdır.

FETÖ 15 Temmuz Darbe