Bilgiyi birkaç gönderiyle öldürmek
Bunu zihin kontrol laboratuvarları ve onların uygulayıcısı yapay zekâ ile sosyal medya şirketleri çoktan çözmüş, gereğini de yapmıştır. Kontrolsüz bilgi bombardımanı ile tesadüfen kaybetmedik muhakeme yetimizi, amaç buydu.
Üzeri ‘özgürlük-demokrasi’ şekerlemeli kırmızı hapı, kendi isteğimizle yutturdular.
Kafası dumanlı, doğruyu yanlışı ayıramayan milyarlarca dünyalının, direnecek algısı ve gücü de yok çünkü milyarlarca ‘veri’ denen çöp, her gün her saat ve her dakika, tepelerinden boğarcasına boca ediliyor.
KOLAY KANAAT TUZAĞI
Mayıs ayında İrlanda Trinity Business School ile Fransa’daki NEOMA Business School’un araştırması yayımlanmış. Sosyal medya üzerine yapılan araştırma, ‘bir araştırma olsun da’ hafifliğinde, bu teknoloji ve medyayı oluşturan adamların kaydettiği mesafeyi ufukta bile göremeyen bir inceleme.
Ama bir araştırma başlığını bilimsel veri olarak ele alırsak şöyle diyor:
Arka arkaya gönderilen 3-5 tutarlı sosyal medya mesajı, mesajın kalıcı kanaate dönüşmesini sağlayabiliyor. Sonrasında bilginin doğruluğu ve yanlışlığından etkilenmiyor, o arada oluşan kanaati değiştirmiyor kullanıcı.
Araştırma, İran’la savaştıklarını benzin fiyatları artınca kısmen fark eden ABD’li katılımcılar arasında yapılmış. Katılımcıların tabiatına uygun sonuçlar. Başkanlık odasında canlı yayın dini ayin yapan başkanları da onlar gibi kanaat sahibi olduğunu defalarca ispatlamıştı.
YANLIŞ İLE YALAN ÖNCELİĞİ
Yani düşmandan önce davranıp 3-5 düzenli mesajı konu hakkında bilgisi ve fikri olmayanların önüne belli aralıklarla düşürebilirseniz kanaat mıh gibi sertleşiyor. Zamanlama, hız ve aralığını çözmüşler, sonrasında mesajın doğruluğu ya da yanlışlığı sorgulanmıyor, oluşan ilk kanaat etkilemiyor.
“Filistinliler İsrail’de soykırım yapıyor” ya da “İran durup dururken füzelerle İsrail’e ve ABD üslerine saldırdı, tokat gibi cevap veriliyor” türü mesajlar örneğin. Ya da Ukrayna’da, küresel medya güçlerinin desteğine rağmen, kısmen yalana ikna edebiliyorlar hâlâ.
Dijital tekellerin en iyi yaptığı şey olan çarpıtma ve bulandırma yeteneği uzaya erişmişken onu tespit ediyor olmak için çok geç bir kere. Araştırmaya harcanan zaman ve fona değmiş midir?
Buradaki püf noktası; doğru bilgi ya da haberden önce, bu tekellerin çıkarlarına göre yayılması gereken yanlış ve yalan bilginin önceliğidir.
SÜZGECİ İNCELTMELİ
Sansür çeşmesinin musluk başlığı, devletlerin henüz hâkimiyet kuramadığı bu tekellerin elinde ve bu çoktan uygulamaya geçirilmiş zihin kontrol yöntemleri, sonuçları bilimsel araştırmaya gerek bırakmayacak açıklıkta başarı ve güce erişmiştir.
Uluslararası haber ajansları, gazete, dergiler gibi tanıdık kurumlar da doğrulama kanalı değildir artık, herkes tarafına göre biçimlendiriyor ve kullanıyor bilgiyi. Bu yanlı bilgilendirme tarzını da saklama gereği duymuyor, hatta tebliğ ediyorlar artık. Yapay zekâ özetleri, inanılmaz hataları bilgi içine emdiriyor.
Bir ön süzgeç olarak devletler, kanaate dönüşmeden en azından sahte hesap ve tamamen yalan olanı ayıklayabilirse eğer, çarpıtılmış olanı, hiç olmazsa aramızda tartışarak ayıklar, kendi kanaatimizi oluşturabiliriz.
Değilse bu kadar savunmasızız bu tekellerin sansür ve yalanları karşısında.
Dijital medya, henüz güvenilir olmayan küresel bir bilgi çöplüğü, her gördüğünü bilgi diye oradan toplamamalı, topladığını da süzmeden kanaate çevirmemeliymiş.
Neymiş; hele de ilk gördükleriniymiş.