AB yolsuzluk ve iltimas standartları
Birbirinin suç ve kayırmalarına göz yumanlar, dosyalarını açıyor, sırlarını döküyor karşılıklı. Adalet, demokrasi, insan hakları falan diye koca koca devletleri sigaya çeken ABler, ABDler, çıkar çatışması şiddetlendikçe kirli çamaşırlarını yol kenarına asmaya başladı herkesin görebilmesi için. Daha en kirlilerini, yolun ilerisinde göreceğiz galiba.
Geçen hafta Avrupa Birliği Kamu Savcılığı Ofisi (EPPO), Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen, genç diplomatlar eğitim programıyla ilgili yapılan ihalenin yolsuzluk soruşturmasını başlattı.
Avrupa Koleji ve AB Dış İlişkiler Servisi (EEAS) binalarında aramalar yapıldı ve atanması iltimaslı ve tartışmalı kolej rektörü ki kendisi Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası eski Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini’dir, Kolej Genel Sekreteri Stefano Sannino’yla gözaltına alındı.
3 Aralık’ta serbest bırakıldı, 5 Aralık’ta görevini adalet ve titizlikle yönettiğini iddia eden bu iltimaslı ve tartışmalı rektör Mogherini, nedense görevinden istifa etti.
BAŞKANI DA ŞAİBELİ
Aynı gün X hesabından Macaristan Başbakanı Viktor Orban, “..AB yolsuzluk içinde boğuluyor..” çıkışını yaptı. Yine aynı gün Alman siyasetçi ve Avrupa Parlamentosu Üyesi (MEP), Die PARTEI’nin kurucusu ve Genel Başkanı Martin Hans Sonneborn, AB içindeki yolsuzluk ve iltimasları anlattığı Berliner Zeitung Gazetesi’ndeki söyleşisinden ilgili bölümü alıntıladı.
Aralık 2022’de ‘Katargate’ yolsuzluk dosyası, dünya gündemine düşmüştü. Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Yunan siyasetçi Eva Kaili, sevgilisi Parlamento Danışmanı Francesco Giorgi, Avrupa Parlamentosu Başkanı Pier Antonio Panzeri, suçları sabit, içeri bile atılmışlardı. Katar ve Fas adına rüşvet almış, yolsuzluğa karışmışlardı.
Mayıs 2025’te Çin adına yapılan bir skandal daha patladı; Avrupa Parlamentosu üyeleri Fulvio Martusciello, Giusi Princi, Salvatore de Meo, Daniel Attard, Nikola Minchev’in rüşvet soruşturması sonucu dokunulmazlıklarının kaldırıması teklif edildi.
Daha öncesi, Kovid-19 salgını dönemine gidelim. Bizzat AB Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen ile Pfizer CEO’su Albert Burla arasında 35 milyar avroluk açıklanan ama içeriği silinmiş mesajlaşma ile ihalesiz aşı alımı yapıldığı anlaşılmıştı. Bu kaydı silinmiş ihalenin siparişini veren Leyen ise halen AB Komisyonu Başkanı’dır.
Küresel derebeylerinin emir ve kader tayin makamı Dünya Ekonomik Forumu’nun (DEF-WEF) sözü ve talimatından çıkamayan AB makamları, zayiatsız görevdedir.
BUZDAĞININ UCU BİLE BOĞULUYOR
Bazıları ya hiç ceza almadı ya da diğerleri, yaptığına pişman edilecek ceza. Bazıları yeni görevlerle ödüllendirildi bile. Hele ki Ukrayna-Rusya Savaşı sonrası, kalan ahlakını da arsızlar pazarında alışverişe çıkardı AB.
Dünya siyasetine etkisi olmayan ama binlerce kişiye milyarlarca Avro yüksek maaş ödeyen, işlevi belirsiz fonlara ödenek ayıran, iltimaslı kişi ve kurumlara faydasız ihaleler açan AB.
Önümüze kendine yontan ve parmak sallayan ahlak raporları koyan ama ‘ele verir talkını kendi yutar salkımı’ çelişki yumağı bir AB...
Viktor Orban ya da Martin Hans Sonneborn gibi AB içinden siyasetçiler, buzdağının ucunu gösteriyor bize. Buzdağının ucu bile gerisindeki yükün ağırlığıyla yozlaşmasında boğuluyor.
E bu kadar ilerledi madem, yolsuzluk ve iltimas standardını AB Mevzuatı’na almak gerek. Mevzuatı bilelim, biz de yolsuzluk ve iltimas standardımıza çeki düzen verelim.
Kılavuzumuz karga, aklına uyarsak bildiğimiz gübreyi de arayacak burnumuz!