Bahis ve şike soruşturmasında tutuklama kararları hukuki zorunluluk mu, caydırıcılık mı?
Son aylarda futbol camiası bahis ve şike olayları ile hareketli günler geçirmekte. Olayların başlangıcı TFF tarafından yapılan “Türkiye Futbol Federasyonu'nca profesyonel liglere yönelik olarak yürütülen bahis soruşturması kapsamında bahis oynadığı tespit edilen 1024 futbolcunun Futbol Disiplin Talimatı'nın 57. maddesi uyarınca 10.11.2025 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevk edilmesine karar verilmiştir.” şeklindeki açıklama olmuştur. Akabinde başsavcılık Futbolda bahis ve şike soruşturması kapsamında olayların daha da üstüne giderek TFF’nin belirlediği isimler dışında başkaca isimlerinde bahis ve şike olaylarına karıştığını tespit etmiş, başta futbolcular olmak üzere hakem ve futbol yorumcuları gibi ünlü isimler bu kapsama dahil edilmiştir.
Futbolda bahis ve şike soruşturması kapsamında alınan isimlere yönelik delillere bakıldığında birçoğu yakınındaki bir kişinin üstünden bahis oynayarak herhangi bir takibe yakalanmamaya özen gösterdiklerini görmekteyiz. Fakat savcılık detaylı inceleme yaptığında başkasının üzerinden bahis oynasalar da bu kişiler tarafından üçüncü kişilere banka aracılığıyla gönderilen paraların tarihi ile bahis hesaplarına yatırılan tutarların tarihleri benzer olduğundan paraların hangi amaçla gönderildiğini tespit etmiştir. Bu kapsamda kişiler her ne kadar başka isimler üzerinden bahis oynadıklarını inkar etseler de gönderilen tutarlar ile hesaba yatırılan tutarların aynı olması şüpheye yer bırakmayacak derecede kesin delil sayılabilmektedir.
Bu soruşturma elbette yapılması gereken, suça karışmış kişilerin yargılanmasını sağlamak amacıyla yerinde olmaktadır fakat soruşturma kapsamında yapılan bazı işlemler hukuk camiasınca hayretle karşılanmaktadır. Öyle ki bu kapsamda suç işlediği tespit edilen kişilerin tutuklanması tedbirler ele alındığında ölçülülük ilkesine de aykırı olmaktadır. Tutuklama kararı verilebilmesi için ilk şart, şüpheli veya sanık hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığıdır. Buna ek olarak sadece delillerin varlığı tutuklamayı gerektirmemektedir. Şüphelinin kaçma ihtimalinin olması, delilleri yok etme şüphesi, mağdurlar üzerinde baskı yapma ihtimali gibi birçok etkene bakılarak tutuklamanın gerekip gerekmediğine karar verilmektedir. Soruşturma kapsamına bakılacak olursa bu hususlar yakalanan şüphelilerde bulunmamaktadır.
Kaldı ki ceza miktarı itibariyle de tutuklama şike ve bahis kapsamında ağır bir tedbir olmaktadır. Sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair kanunun 11. maddesine bakılacak olursa bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ön görülmüştür. Bu kapsamda yapılacak arttırımlar en fazla yarı oranında olup kişiler 1.5 yıldan 4.5 yıla kadar yargılanacaklardır. Ceza kapsamında değerlendirildiğinde bu cezaya karşılık tutuklama tedbiri ölçülülük ilkesine aykırıdır.
Benzer ceza miktarlarında kişilerin tutuklama tedbiri olmaksızın adli kontrol ile serbest bırakıldığı göz önüne alındığında yapılan operasyonun hukuki kapsam dışında bir gözdağı olabileceği ihtimalini doğurmaktadır. Öyle ki önce TFF sonra Başsavcılık tarafından gündemden düşürülmeyen bahis ve şike olaylarının sadece suç işleyenleri yakalamak amacıyla yapılmadığı, bu kişilerin üzerine gidilerek başkaca kişilerin bu suça karışmasının önlenmesi de istenebilecektir. Bu istek yerinde olup gözdağı niteliğinde kişilere ağır tedbirlerin uygulanması da hukuki kapsamda bir engel teşkil etmemektedir.
Özetle futbol camiasını sarsan olaylar hukuki kapsamda olup hiçbir şekilde hukuka aykırı işlem bulunmamaktadır. Fakat benzer ceza miktarlarında kişilere adli kontrol verilirken bahis ve şike olaylarında tutuklama yapılması bazı soru işaretleri doğurmaktadır.
Soruşturma kapsamında yakalanan kişilerin uzun yıllardır bu suçu işledikleri göz önüne alındığında neden son aylarda bu hususun üzerine özellikle gidildiği, tedbirlerin ağır bir şekilde uygulandığı herkesin düşünmesi gereken bir husustur. Savcılık tarafından titizlikle yürütülen soruşturma bu suça karışmış veya karışacak olan kişilere bir ders niteliğinde olmalı, birçok insanın gönül verdiği futboldan kirli eller uzak tutulmalıdır. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!
İlgili köşe yazıma ilişkin ve genel hukuki konularda danışacağınız sorularınız için av.akinozbey@gmail.com e-posta adresinden yazabilirsiniz