Vücudunuzdaki benler tehlikeli mi? Hayat kurtaran ABCDE kuralı

Cilt kanseri vakalarındaki artış endişe veriyor. Dermatolog Koray Durmaz; tehlikeli benlerin nasıl anlaşılacağından solaryumun zararlarına, hayat kurtaran ABCDE kuralından dört mevsim güneş kremi kullanımına kadar merak edilen her şeyi Yeni Ankara'ya anlattı.

Vücudunuzdaki benler tehlikeli mi? Hayat kurtaran ABCDE kuralı
Dermatolog Koray Durmaz

Cilt kanseri vakalarındaki artış, güneşe maruz kalma ve korunma yöntemlerini yeniden gündeme taşıdı. Dermatolog Koray Durmaz, cilt kanserinin türlerinden risk faktörlerine, benlerin takibinden güneş kremi kullanımına kadar merak edilen pek çok konuda Yeni Ankara’ya açıklamalarda bulundu.

Durmaz, özellikle açık tenli ve güneşe karşı hassas kişilerin daha yüksek risk taşıdığını belirtirken, solaryum konusunda da dikkat çekici uyarılarda bulundu. Ciltte meydana gelen değişimlerin erken fark edilmesinin tedavi başarısında kritik rol oynadığını vurgulayan Durmaz, yıllık dermatoloji muayenesinin önemine dikkat çekti.

“CİLT KANSERİ VAKALARINDA ARTIŞ”

Dermatolog Koray Durmaz, son yıllarda hem dünyada hem de Türkiye’de cilt kanseri vakalarında artış görüldüğünü belirterek, “Son yıllarda hem küresel ölçekte hem de ülkemizde cilt kanseri vakalarında belirgin bir artış gözlemliyoruz. En sık karşılaştığımız tür Bazal Hücreli Karsinom (BHK)’dur; genellikle hayatı tehdit etmez ancak lokal olarak doku hasarı yapar. Hastada kaşıntı kanama gibi şikayetlere sebep olur. İkinci en sık tür Skuamöz Hücreli Karsinom (SHK)’dur. Bu daha agresif seyirli bir çeşittir, kronik yara ve yanıklar üzerinde gelişebilir. En tehlikeli ve agresif tür olan Melanom ise daha nadir görülmekle birlikte erken teşhis edilmediğinde ölümcül seyredebilir. Eskiden var olan benlerimizden gelişebileceği gibi yeni oluşumlu da olabilir” dedi.

KİMLER DAHA YÜKSEK RİSK ALTINDA?

Cilt kanseri açısından bazı kişilerin daha yüksek risk taşıdığını ifade eden Dermatolog Durmaz, özellikle açık ten ve genetik yatkınlığa dikkat çekerek, “Açık tenli, renkli gözlü, sarışın/kızıl saçlı, çilli ve kolay yanan/bronzlaşamayan kişiler güneş hassasiyetinde en yüksek risk grubundadır. Genetik yatkınlık oldukça belirleyicidir. Ailede cilt kanseri öyküsü bulunması veya vücutta 50’den fazla ben olması riski katlayarak artırır” diye konuştu.

“SAĞLIKLI BRONZLAŞMA DİYE BİR ŞEY YOKTUR”

Solaryumun cilt kanseri açısından ciddi bir risk oluşturduğunu belirten Koray Durmaz, ‘sağlıklı bronzlaşma’ ifadesinin doğru olmadığını söyleyerek, “Solaryum kesinlikle büyük bir tehlikedir. Ne yazık ki ‘bronzlaşmak’ olarak tabir edilerek güzellenen ve insanları buna teşvik eden bir yaklaşım var. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından solaryum, 1. sınıf kanserojen olarak tanımlanmıştır ve deri kanserini doğrudan tetiklediği bilinmektedir. Bu sebeple ‘sağlıklı bronzlaşma’ diye bir şey yoktur. Bronzlaşmak cildin UV hasarına karşı verdiği bir savunma reaksiyonudur” ifadesini kullandı.

HANGİ BENLER TEHLİKE İŞARETİ OLABİLİR?

Durmaz, benlerin görünümündeki değişikliklerin takip edilmesi gerektiğini belirterek, “Genelde simetrik, kenarları düzgün, tek renkli ve boyut değiştirmeyen benler masumdur. Hızla büyüyen, rengi koyulaşan veya kendi içinde renk-şekil bakımından düzensiz hale gelen, kanayan veya kaşınan benler tehlike habercisidir” sözlerini kaydetti.

ABCDE YÖNTEMİYLE BEN KONTROLÜ

Dermatolog Koray Durmaz, benlerin değerlendirilmesinde kullanılan ABCDE yöntemini ise şöyle anlattı:


“A (Asymmetry - Asimetri): Benin bir yarısı diğer yarısına uymuyorsa. (horizontal ve vertikal eksende)
 B (Border - Sınır): Kenarlar girintili çıkıntılı veya belirsizse.
 C (Color - Renk): Birden fazla renk (siyah, kahve, pembe, beyaz) barındırıyorsa.
 D (Diameter - Çap): Çapı 6 mm’den (kurşun kalem arkasındaki silgi kadar) büyükse.
 E (Evolving - Değişim): Zamanla şekil, renk veya boyut değiştiriyorsa ya da kaşınıp kanıyorsa doktora başvurulmalıdır. 
Banyoya girerken boy aynasında zaman zaman -ama takıntı haline getirmeden- benlerimizi kontrol etmek ve şüphelendiğimiz zaman dermatoloğunuza başvurmak önemlidir.”

“CİLT KANSERİ GÜNEŞ GÖRMEYEN BÖLGELERDE DE ÇIKABİLİYOR”

Cilt kanserinin yalnızca güneş alan bölgelerde görülmediğini vurgulayan Durmaz, özellikle melanom açısından güneş almayan bölgelerin de kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Cilt kanseri sadece güneş gören yerlerde çıkmaz. Tırnak altı, ayak tabanı, avuç içi, genital bölge ve hatta saçlı deri gibi güneş almayan alanlarda da (özellikle Melanom türü) görülebilir” şeklinde konuştu.

“DERMOSKOPİ, DERMATOLOĞUN STETESKOBUDUR”

Cilt muayenesinde dermoskopinin önemine değinen Durmaz, şüpheli lezyonlarda kesin tanı için biyopsi veya lezyonun tamamen çıkarılması gibi yöntemlere başvurulabildiğinin altını çizerek, “Muayenede kullandığımız dermoskopi, cildi özel ışık ve büyütme sistemleriyle yüzey altı tabakalarına kadar incelememizi sağlayan dermatoloğun stetoskopudur’. Yaklaşık 10 katlık bir büyütme sağlamaktadır. Şüpheli bir lezyon gördüğümüzde dermoskopik inceleme yapar, gerekirse kesin tanı için biyopsi (parça alma) veya lezyonun tamamını çıkarma yoluna gideriz. Bu sayede hastamızın tanısını kesinleştirerek tedavi aşamasına geçeriz” ifadelerini kullandı.

“ERKEN TEŞHİS TEDAVİNİN BAŞARISINI ARTIRIYOR”

Erken teşhisin özellikle melanomda büyük önem taşıdığını ifade eden Durmaz, hastalığın henüz derin dokulara veya lenf nodlarına yayılmadan yakalanmasının tedavi açısından kritik olduğuna dikkat çekerek, “Erken teşhis, kanserin henüz cildin üst katmanlarındayken ve derin dokulara ya da lenf nodlarına yayılmadan yakalanmasıdır. Erken safhada yakalanan cilt kanserlerinde (özellikle Melanomda) tedavi başarı oranı yüzde 95–99 civarındadır” dedi.

TEDAVİDE HANGİ YÖNTEMLER KULLANILIYOR?

Cilt kanserinin evresine ve lezyonun özelliklerine göre farklı tedavi seçeneklerinin değerlendirildiğini söyleyen Durmaz, şu bilgileri paylaştı:

“Kriyoterapi (dondurma) ve krem formundaki immünoterapiler daha çok ‘kanser öncesi’ lezyonlarda veya çok yüzeysel ilk evre kanserlerde kullanılır. Lazer ise kanser tedavisinden ziyade belirli lezyonların seçilmiş vakalarında değerlendirilir. Evre ilerlediğinde ise sistemik akıllı ilaçlar ve immünoterapiler devreye girer.”

GÜNEŞ KREMİ SEÇİMİNE DİKKAT

Güneş koruyucu seçiminde geniş spektrumlu ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini söyleyen Koray Durmaz, farklı cilt tipleri için filtre tercihinin değişebileceğine dikkat çekerek, “Geniş spektrumlu (hem UVA hem UVB korumalı) ve en az SPF 30+ ürünler seçilmelidir. Mavi ışık koruması da son dönemde güneş koruyuculara eklenen önemli bir özelliktir ve seçim kriteridir. Hassas ve alerjik ciltler ile çocuklar için mineral (fiziksel) filtreli; yapışkan hisse dayanabilen ve beyazlık kalmasını istemeyen günlük yetişkin kullanımı için kimyasal filtreli veya karma ürünler uygundur. Güneş kremlerinin suya, tere dirençli olması da istenen bir başka özelliktir” diye konuştu.

“GÜNEŞ KREMİNİ 365 GÜN KULLANIN”

Güneş koruyucuların yalnızca yaz aylarında kullanılmaması gerektiğini belirten Dermatolog Durmaz, bulutlu havalarda ve kış mevsiminde de UV ışınlarına maruz kalınabileceğini ifade ederek, “Güneş kremleri, kışın ve bulutlu havalarda da şehir içinde rutin olarak kullanılmalıdır. Hatta kış mevsiminde yağan karlardan yansıyan güneş ışınlarının zarar verici etkisi katlanarak artmaktadır. UV ışınları camdan geçebilir ve bulutların arasından cilde ulaşarak yaşlanmayı ve kanser riskini tetiklemeye devam eder. Onun için güneş kremini; özellikle hassas veya kronik güneş maruziyetine uğramış hasarlı ciltlerde yaz-kış, 365 gün kullanımını öneriyoruz” sözlerini kaydetti.

“CİLDİNİZİ TANIYIN VE YILDA BİR KEZ MUAYANE OLUN”

Durmaz, cilt kanserine karşı korunmada kişilerin kendi ciltlerini tanımasının ve düzenli dermatoloji kontrollerinin önemli olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

“Cildinizi tanıyın ve yılda bir kez mutlaka uzman bir dermatoloğa muayene olun. Unutmayın ki cildiniz, en büyük organınız. Hayati fonksiyonlara sahip en değerli giysiniz. Siz cildinize iyi bakarsanız ve onu ihmal etmezseniz hem sağlık açısından hem de estetik açıdan mutlaka karşılığını alacağınız büyük bir yatırım yapmış olacaksınız.”

Kanser Sağlık