Uzman dermatolog uyardı: Güneşin sağlıklı bir dozu bulunmuyor!
Güneş kremi kullanımı sadece yaz tatilinde değil, dört mevsim boyunca hayati önem taşıyor. Peki uzmanlar sağlıklı güneşlenme için ne diyor?
İklim değişikliği ve giderek artan sıcak hava dalgaları, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de güneşle kurulan ilişkiyi yeniden şekillendiriyor. Özellikle Ankara gibi yaz aylarında kuru ve kavurucu sıcakların yaşandığı bölgelerde, doğrudan güneş ışığına maruz kalmak cilt sağlığı üzerinde geri döndürülemez hasarlara yol açabiliyor. Medicana International Ankara Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kaan Gündüz, toplumda sıkça duyulan "biraz güneşlenmek iyidir" algısının tıbbi bir geçerliliği olmadığını vurgulayarak uyarılarda bulunuyor.

GÜNEŞ KREMİ KULLANIMI NASIL OLMALI?
Etkili bir cilt koruması için güneş kremi kullanımı sadece sahil şeridinde değil, yılın her gününde standart bir alışkanlık haline getirilmelidir. Dr. Kaan Gündüz, piyasada bulunan ürünlerin geniş spektrumlu ve en az 30-50 SPF aralığında olması gerektiğini belirtiyor. Koruyuculuğun sağlanmasında miktar kritik bir faktördür; uzmanlar yüz ve boyun bölgesi için "iki parmak kuralı" ile hesaplanan ölçünün cilde yedirilmesini şart koşuyor. Terleme, yüzme veya günlük koşturmaca sonrasında bu koruyucu katman zayıfladığı için kremin her 2-3 saatte bir yenilenmesi büyük önem taşıyor.
D VİTAMİNİ SENTEZİ İÇİN GÜNEŞLENMEK ŞART MI?
Halk arasında cilt koruyucularının vücuttaki D vitamini üretimini durdurduğuna dair yaygın bir yanlış inanış bulunmaktadır. Güncel dermatolojik çalışmalar, düzenli güneş kremi kullanımının kemik sağlığı için elzem olan D vitamini sentezine engel olmadığını kanıtlamaktadır. Güneş kremlerine ek olarak, geniş kenarlı şapkalar kullanmak, UV filtreli güneş gözlükleri takmak ve sık dokunmuş kumaşlardan üretilen giysiler tercih etmek bütüncül bir koruma kalkanı oluşturmakta.
BEBEKLERDE VE ÇOCUKLARDA GÜNEŞTEN KORUNMA YOLLARI NELER?
İleri yaşlarda ortaya çıkan melanom ve diğer cilt kanserlerinin temelini, çocukluk ve ergenlik döneminde vücutta biriken güneş hasarları oluşturmaktadır. Özellikle yaşamın ilk 10 yılındaki cilt bariyeri koruması, ömür boyu sürecek hücresel sağlığı doğrudan etkiler. Altı aydan küçük bebeklerin hiçbir koşulda doğrudan güneşe çıkarılmaması gerekmektedir. Altıncı aydan büyük çocukların cildinde kimyasal reaksiyon yaratmayan, tamamen mineral (fiziksel) filtreli güneş koruyucuların kullanılması uzmanlar tarafından tavsiye ediliyor.
KAPALI ALANLARDA VE BULUTLU HAVALARDA GÜNEŞİN ZARARLARI SÜRÜYOR MU?
Ultraviyole ışınlarının cilde verdiği zarar, ofis binaları veya otomobil gibi kapalı ortamlarda da hız kesmeden devam eder. Standart pencere camları güneşin yakıcı etkisini kırsada, yaşlanmaya ve lekelenmeye yol açan UVA ışınlarını tam olarak filtreleyemez. Bu durum, uzun süre araç kullanan veya cam kenarında çalışan bireylerde tek taraflı cilt yaşlanması olarak kendini gösterir. Ek olarak, dudak bölgesi melanin pigmenti açısından oldukça zayıf olduğu için SPF içeren dudak koruyucularıyla desteklenmelidir; zira kapalı ve bulutlu havalarda dahi UV ışınlarının büyük bir yüzdesi yeryüzüne ulaşmayı sürdürüyor.

YAŞLANMA KARŞITI EN ETKİLİ YÖNTEM NEDİR?
Ciltte meydana gelen erken yaşlanma belirtilerinin, sarkmaların ve inatçı lekelerin bir numaralı sorumlusu zaman içinde kümülatif olarak artan güneş hasarıdır. Doğru ve kesintisiz güneşten korunma alışkanlığı, kozmetik sektöründeki en pahalı yaşlanma karşıtı (anti-aging) kremlerden çok daha üstün bir koruma sağlar. Uzmanlara göre, cildi dış etkenlerden doğru biçimde izole etmek, hücresel bütünlüğü korumanın ve sağlıklı bir görünümün en uygun maliyetli anahtarıdır.