Unutkanlık her zaman Demans mı? Uzmanlardan "genç yaş" algısına kritik uyarı

Toplumda demansın 40’lı yaşlara kadar düştüğü yönündeki endişeler artarken, Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal’dan rahatlatan ama dikkat çeken bir açıklama geldi: "40-55 yaş arası unutkanlık başvurularının çoğunun altında demans değil; depresyon, anksiyete ve post-COVID sendromu yatıyor."

Unutkanlık her zaman Demans mı? Uzmanlardan "genç yaş" algısına kritik uyarı

Toplumda son yıllarda "demansın 40’lı yaşlara düştüğü" yönündeki söylemlerin arttığını ancak bu algının her zaman gerçeği yansıtmadığını belirten Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle 40-55 yaş aralığında unutkanlık şikayetiyle başvuran hastaların büyük bir kısmında demans saptanmadığını ifade eden Prof. Dr. Önal; bu şikayetlerin temelinde genellikle depresyon, anksiyete veya post-COVID benzeri tabloların yattığını vurguladı. Uzmana göre, toplumdaki bu yaygın algının sebebi, tanı yöntemlerine (MR, bilişsel testler) daha kolay erişilmesi ve toplumsal farkındalığın artmasıyla birlikte daha fazla vakanın erken teşhis almasıdır.

UNUTKANLIĞIN SEYRİ BELİRLEYİCİ ROL OYNUYOR

Demansın Alzheimer ile eş anlamlı olmadığını ve yaşlılık tanımının modern dünyada değiştiğini belirten Prof. Dr. Önal, genç başlangıçlı demans vakalarının hala nadir görüldüğünü söyledi. Tanı aşamasında en önemli kriterin "işlev kaybı ve şikayetlerin seyri" olduğunu vurgulayan Önal, "Eğer unutkanlık dalgalı seyrediyor, stresle artıyor ve hastada uyku bozukluğu, motivasyon eksikliği gibi durumlar eşlik ediyorsa bu tablo genellikle psikolojik kökenlidir. Ancak unutkanlık sinsi başlayıp, aylar içinde yavaş ama kararlı bir şekilde ilerliyor, yeni bilgileri öğrenmede güçlük ve günlük yaşam işlevlerinde kayıp yaratıyorsa bu durum nörodejeneratif bir süreci akla getirmelidir." değerlendirmesinde bulundu.

KİŞİLİK DEĞİŞİMİ VE DİL SORUNLARINA DİKKAT

Unutkanlık dışında bazı belirtilerin "tehlike sinyali" olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Önal, demans olasılığının mutlaka değerlendirilmesi gereken durumları sıraladı. İş veya okul performansında belirgin düşüş, nesne adlandıramama gibi dil sorunları, tanıdık yerleri bulamama gibi yönelim bozuklukları ile sosyal uygunsuzluk veya empati kaybı gibi kişilik değişimlerinin kritik olduğunu belirtti. Önal, özellikle aile geçmişinde 60 yaş altı demans öyküsü olan bireylerin, bilişsel fonksiyonlardaki bu değişimleri daha titiz takip etmesi gerektiğini hatırlattı.

HIZLI KÖTÜLEŞEN TABLOLAR VE "DELİ DANA" RİSKİ

Haftalar içinde hızla kötüleşen, denge bozukluğu ve epileptik nöbet gibi bulguların eşlik ettiği tabloların farklı risklere işaret edebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Önal, şu uyarıda bulundu: "Hızla progresyon gösteren ve nörolojik bulguların eklendiği vakalar, halk arasında 'deli dana hastalığı' olarak bilinen tabloları akla getirebilir. Şikayetlerin 4-6 haftayı aşması ve ilerleyici bilişsel bozulma ile işlev kaybının eşlik etmesi halinde vakit kaybetmeden ayrıntılı bir nörolojik değerlendirme yapılmalıdır."