Ölümcül virüse karşı zafer: Kuduz aşısının keşfi ve bilinmeyenleri

Kuduz aşısının keşfi tıp tarihini nasıl değiştirdi? Louis Pasteur'ün 1885'teki devrim niteliğindeki zaferi ve Osmanlı'nın aşıya ulaşım öyküsü haberimizde.

Ölümcül virüse karşı zafer: Kuduz aşısının keşfi ve bilinmeyenleri

İnsanlık tarihinin en ölümcül zoonotik hastalıklarından biri olarak bilinen ve antik Mezopotamya metinlerinden bu yana toplumları dehşete düşüren kuduz virüsü, bilimsel direnişin en çarpıcı öykülerinden birini barındırıyor. Yüzyıllar boyunca ısırılan hastaların koterizasyon (kızgın demirle dağlama) gibi ilkel yöntemlerle ölüme terk edildiği karanlık çağlar, 19. yüzyılın son çeyreğinde Fransız bir kimyagerin laboratuvarında sona erdi. Bugün küresel sağlık politikalarının temelini oluşturan kuduz aşısının keşfi, sadece mikrobiyoloji alanında bir devrim yaratmakla kalmadı, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nun da dâhil olduğu uluslararası bir sağlık seferberliğinin fitilini ateşledi.

KUDUZ AŞISININ KEŞFİ NASIL VE NE ZAMAN GERÇEKLEŞTİ?

Klinik belirtileri ortaya çıktığında fatalite (ölüm) oranı neredeyse yüzde yüze ulaşan kuduz virüsü, Louis Pasteur ve ekibinin uzun süren bilimsel çalışmaları sonucunda 1885 yılında yenilgiye uğratıldı.

Dönemin en gelişmiş mikroskoplarıyla dahi tespit edilemeyen bu nörotropik (sinir dokusuna yerleşen) virüs, Pasteur'ün kurguladığı inovatif bir stratejiyle enfekte tavşan omuriliklerinde kurutularak zayıflatıldı. 14 gün boyunca oksijene maruz bırakılarak virülansı (öldürücülüğü) tamamen sıfırlanan dokular, kademeli olarak güçlendirilen dozlar halinde laboratuvar köpeklerine enjekte edildi ve hayvanların bağışıklık sistemi başarıyla aktive edilerek ilk aşı formülü elde edildi.

İLK İNSAN DENEYİ: 9 YAŞINDAKİ JOSEPH MEİSTER NASIL KURTULDU?

Tarihler 6 Temmuz 1885'i gösterdiğinde Pasteur'ün laboratuvarının kapısını, vahşileşmiş bir köpek tarafından 14 yerinden ağır şekilde ısırılan 9 yaşındaki Joseph Meister ve ailesi çaldı. Lisanslı bir hekim olmayan Pasteur, dönemin saygın hekimi Dr. Jacques Joseph Grancher'in hukuki ve etik desteğini alarak, ölüme mahkûm gözüyle bakılan bu çocuğa tarihteki ilk kuduz aşısını uyguladı.

Küçük çocuğa 11 gün boyunca, etkisiz halden başlayarak tamamen canlı virüse kadar uzanan 47 mililitrelik riskli bir inokülasyon (aşılama) serisi tatbik edildi. Kuluçka süresinin uzunluğundan faydalanan bu devrimci protokol sayesinde Meister, hiçbir hidrofobi (sudan korkma) veya felç belirtisi göstermeden iyileşerek tıp tarihine adını yazdırdı.

KUDUZ AŞISI OSMANLI İMPARATORLUĞU'NA NE ZAMAN GELDİ?

Paris'te yaratılan bu medikal devrim, Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid döneminde çok kısa bir sürede İstanbul'a transfer edildi.

Padişahın özel emriyle 10 Haziran 1886 tarihinde Fransa'ya gönderilen ve Mirliva Alexander Zoeros Paşa ile Dr. Hüseyin Remzi Bey'in de aralarında bulunduğu üç kişilik "Heyet-i Fenniye", 6 ay boyunca bizzat Pasteur'ün laboratuvarında uygulamalı eğitim aldı. Dönüşlerinde İstanbul Sirkeci'de kurulan Dârü'l-Kelb (Kuduz Tedavi Merkezi) sayesinde Osmanlı Devleti, 1888 yılında Fransa ve Rusya ile birlikte dünyada yerli kuduz aşısı üretebilen ilk üç ülkeden biri olma unvanını kazandı.

AŞI ÖNCESİ DÖNEMDE KUDUZA BAĞLI ÖLÜM İSTATİSTİKLERİ NASILDI?

Aşının henüz icat edilmediği 19. yüzyıl ve öncesinde kuduz enfeksiyonu, kitlesel bir pandemiden ziyade hayvan ısırıklarıyla yayılan bireysel ama kesin bir ölüm fermanı olarak kayıtlara geçiyordu. Fransa Hijyen Bakanlığı'na sunulan 1863 tarihli Tardieu Raporu'na göre, ülkede kuduza bağlı yıllık ortalama can kaybı 25 ile 30 kişi civarında seyrediyordu. Klinik verilere göre, kuduz bir hayvan tarafından ısırılan ancak yarasında dağlama (koterizasyon) gibi hiçbir müdahale yapılmayan her yüz kişiden 84'ü korkunç spazmlar içinde hayatını kaybediyordu. Özellikle Çin ve Hindistan gibi sahipsiz köpek popülasyonunun yoğun olduğu Asya kırsallarında ise ölümler her yıl binlerle ifade ediliyordu.

GÜNÜMÜZDE KUDUZ VİRÜSÜ HALA İNSAN HAYATINI TEHDİT EDİYOR MU?

Bilim dünyasının 140 yıl önce bulduğu yüzde 100 etkili korunma yöntemlerine rağmen, kuduz virüsü günümüzde hala Küresel Güney ülkeleri için İhmal Edilmiş Tropikal Hastalık (NTD) statüsünü acı bir şekilde koruyor.

Dünya Sağlık Örgütü'nün güncel epidemiyolojik raporları, dünya çapında her 9 dakikada 1 kişinin (yılda yaklaşık 59 bin insan) kuduzdan yaşamını yitirdiğini teyit ediyor. Kuzey Amerika ve Avrupa'da köpek kaynaklı virüs varyantları on yıllar önce neredeyse yok edilmiş edilmiş olsa da, günümüzde hayatını kaybedenlerin yüzde 95'ini aşıya erişimi kısıtlı olan Afrika ve Asya kırsalındaki çocuklar oluşturuyor.

Louis Pasteur kimdir?

Louis Pasteur, 27 Aralık 1822'de Fransa'nın Dole kentinde dünyaya gelen Fransız kimyager ve mikrobiyologdur. Bilim tarihinde mikroorganizmaların hastalıkların oluşumundaki rolünü ortaya koyan öncü isimlerden biri olarak kabul edilir. Özellikle kuduz ve şarbon hastalıklarına karşı geliştirdiği aşılar, tıp alanında yeni bir dönemin kapısını aralarken, gıdaların daha güvenli tüketilmesini sağlayan pastörizasyon yöntemi de onun en önemli buluşları arasında yer aldı. Fermantasyon üzerine yaptığı araştırmalar, yalnızca tıp ve biyolojiye değil, gıda üretimi ve sanayinin gelişimine de önemli katkılar sağladı.

Hayatı boyunca bilimsel çalışmalarını insan sağlığını korumaya adayan Pasteur, geliştirdiği yöntemlerle milyonlarca insanın yaşamını dolaylı olarak etkiledi. Bilimsel mirası günümüzde de tıp, mikrobiyoloji ve biyoteknoloji alanlarında yol gösterici olmaya devam etmektedir. Louis Pasteur, 28 Eylül 1895'te 72 yaşında Fransa'nın Marnes-la-Coquette kentinde hayatını kaybetti. Adını taşıyan pastörizasyon yöntemi ve aşı çalışmaları sayesinde, modern tıbbın gelişimine yön veren en önemli bilim insanlarından biri olarak anılmaktadır.

Dünya Hayvan Sağlık