Diş Hekimi Elşen Yusufoğlu’ndan hayati öneriler: Doğru ağız ve diş bakımı nasıl olmalı?
Diş ve ağız sağlığı için hayat kurtaran öneriler Diş hekimi Elşen Yusufoğlu'ndan geldi. Yusufoğlu, “Ağızda ortaya çıkan her küçük sorun, kalp krizinden damar sertliğine, bağışıklık sistemindeki bozukluklardan erken doğum riskine kadar vücudun pek çok sistemini etkileyebilir.” dedi.
Diş ve ağız sağlığını etkileyen en kritik meseleler Yeni Ankara TV’de konuşuldu. “Önce Sağlık” programının bu haftaki konuğu olan Diş hekimi Elşen Yusufoğlu, programda ağız ve diş sağlığının genel vücut sağlığı üzerindeki etkilerini, diş ağrılarının sebeplerini ve doğru ağız bakım yöntemlerini detaylarıyla ele aldı.
“DİŞLER VÜCUDUN AYNASIDIR”
Yusufoğlu, diş sağlığının vücudun genel sağlığıyla yakından ilişkili olduğunu belirterek, “Dişler, vücudumuzun bir aynasıdır. Ağız içinde bulunan herhangi bir enfeksiyon, damar yolları aracılığıyla tüm vücuda yayılabilir ve farklı enfeksiyonlara sebebiyet verebilir. Özellikle kalp krizi riski, damar sertliği ve damar yapısında bozulma gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açma ihtimali bulunmaktadır. Şeker hastalığı bulunan kişilerde iltihap miktarının daha fazladır. Bundan dolayı iltihaba açıktır. Ağız içi enfeksiyonlar, düşük riskini ya da erken doğum riskini artırabilir. Bu nedenle düzenli diş kontrolleri hem anne hem de bebek sağlığı açısından son derece kıymetlidir.” ifadelerine yer verdi.
“DİŞ AĞRISININ BİRİNCİ NEDENİ ÇÜRÜKTÜR”
Diş ağrısının en yaygın nedeninin çürük olduğunu dile getiren Yusufoğlu, sözlerini şu şekilde devam ettirdi:
“Birinci sebep çürüktür. Diş üzerinde biriken yemek artıkları ve bakteri plağı, dişin en sert tabakası olan mineden başlar. Çürük ilerledikçe dişin daha yumuşak tabakalarına, yani pulpaya ve sinir-damar dokusuna kadar ulaşır. Bu durum hem ağrının şiddetini hem de süresini artırır. Günümüzde birçok hastada diş sıkma ve gıcırdatma problemi görülmektedir. Bu durum, diş minesinin aşınmasına, hassasiyete ve diş eti çekilmesine yol açabilir. Ayrıca diş eti seviyesinde kırıklara ve çene ağrılarına sebebiyet verebilir. Tam gömülü ya da yarı gömülü dişler hastada ciddi rahatsızlıklara yol açabilir. Özellikle yarı gömülü dişlerde, dişin bir kısmının ağız içinde, bir kısmının ise diş eti ya da kemik altında kalması sonucu ‘perikoronit’ dediğimiz enfeksiyon gelişebilir. Bu enfeksiyon boğaza ve kulağa yayılan ağrılara sebep olabilir. Kırılan ve sivri kalan diş yüzeyleri, dil ve yanak dokusuna temas ederek yaralara neden olabilir. Bu nedenle erken müdahale büyük önem taşır.”
AĞIZ VE DİŞ BAKIMI NASIL OLMALI?
Yusufoğlu, doğru diş fırçalama alışkanlıklarının sanıldığı kadar yaygın olmadığını işaret ederek, “Fırçalama konusunda toplumda çok hatalı bilgiler var. Dişlerin kısa süreli fırçalanması ya da çok sert fırçalanması hem diş etine zarar verir hem de diş minesinde çizilmelere neden olur. Sert fırçalama, diş eti çekilmesine ve hassasiyete yol açabilir. Dişlerin arka yüzeyleri ve ara bölgeleri yeterince fırçalanmadığında bakteri birikimi artar ve bu durum iltihap ile enfeksiyon riskini yükseltir. Diş ipi kullanımı mutlaka ihmal edilmemelidir. Diş aralarındaki birikintiler ancak diş ipiyle temizlenebilir. Ayrıca dil temizliği de ağız bakımının önemli bir parçasıdır. Bu adımlar atlanırsa ağız ve diş bakımı eksik kalır. Özellikle mentollü gargaralar ağızda ferahlık hissi oluşturduğu için bazı hastalar fırçalama süresini kısaltabiliyor. Oysa gargara, diş fırçalamanın yerini tutmaz.” diye konuştu.
“HATALI AĞRI GİDERME YÖNTEMLERİ ENFEKSİYON RİSKİNİ ARTIRIYOR”
Bilinçsiz ilaç kullanımının ciddi sorunlara yol açabileceğini söyleyen Yusufoğlu, şu ifadelere yer verdi:
“Özellikle şiddetli ağrılarda hastalar farklı yöntemlere başvurabiliyor. Öğrencilik dönemimde de çalışma hayatımda da buna benzer vakalarla karşılaştım. İlaç kullanmasına rağmen ağrısı dinmeyen bazı hastalar, lokal olarak ağrıyan bölgeye aspirin koyabiliyor. Kısa süreli bir rahatlama sağlanabiliyor; ancak bu durum diş etinde ve çevre dokularda tahrişe ve enfeksiyona sebebiyet verebiliyor. Herhangi bir rahatsızlığımız varsa vakit kaybetmeden bir diş hekimine başvurmalı ve süreci hekim kontrolünde yönetmeliyiz. Bu, hem ağrının doğru şekilde tedavi edilmesini sağlar hem de daha büyük sorunların önüne geçer.”
BESLENME ALIŞKANLIKLARININ DİŞ SAĞLIĞINA ETKİSİ NEDİR?
Diş hekimi Elşen Yusufoğlu, beslenmenin ağız ve diş sağlığını doğrudan etkilediğini belirterek, “Beslenme, diş sağlığını direkt olarak etkilemektedir. Yediğimiz her yiyecek ağız ortamında bir etki oluşturur. Özellikle şekerli ve paketli gıdalar diş yüzeyine yapışarak bakteri oluşumunu artırır ve çürük riskini yükseltir. Bu tür yiyeceklerin diş yüzeyinden temizlenmesi de diğer besinlere göre daha zordur. Süt, yoğurt ve özellikle peynir gibi besinler diş sağlığı açısından faydalıdır. Peynirin içeriğinde bulunan kazein maddesi, mine oluşumunu destekleyici ve çürük önleyici etkiye sahiptir. Lifli ve çiğneme süresi uzun besinler hem mekanik temizlik sağlar hem de tükürük salgısını artırır. Artan tükürük, ağız içi dengenin korunmasına yardımcı olur. Ayrıca yemeklerden sonra su içmek ya da ağızı suyla çalkalamak, asidik ortamı nötralize ederek diş sağlığına katkı sağlar.” açıklamasında bulundu.
"GÜNDE İKİ DAKİKA, AĞIZ SAĞLIĞINIZ İÇİN HAYATİ ÖNEME SAHİP”
Ağız ve diş sağlığında mekanik temizliğin temel şart olduğunu söyleyen Yusufoğlu, şunları kaydetti:
“Birincil olarak hastalarımızdan günde en az iki kez, en az iki dakika süreyle dişlerini fırçalamalarını istiyoruz. Fırçalama yalnızca dişlerin ön yüzeyleriyle sınırlı kalmamalı; iç, üst ve arka yüzeyler dâhil tüm alanlar temizlenmelidir. Fırçalama işlemi, sadece dişler üzerinde değil, diş etlerine de masaj yapacak şekilde süpürme hareketiyle uygulanmalıdır. Bu yöntem hem plak birikimini azaltır hem de diş eti sağlığını destekler. Tüm bu bakımı düzenli yapan hastalar, ihtiyaç halinde gargara kullanabilir. Özellikle ameliyat sonrası süreçte, hekimin önerdiği gargaralar ağız ortamının daha steril kalmasına yardımcı olur.”
“AĞRI OLMASA BİLE ALTI AYDA BİR DİŞ KONTROLÜ ŞART”
Yusufoğlu, düzenli diş kontrollerinin büyük önem taşıdığını belirterek, “Hastalarımız genellikle ağrı olmadığı sürece diş hekimine gelmiyor. Oysa ağız içinde gelişen sorunların çoğu başlangıçta belirti vermez. Bir çürüğün oluşumu yaklaşık 18 ila 24 ay sürebilir. Ağrı başladığında ise genellikle daha kapsamlı bir işlem yapılması gerekir. Düzenli kontroller altı ayda bir yapılırsa hem diş taşı temizliği gerçekleştirilir hem de diş eti sağlığı değerlendirilir. Olası bir rahatsızlık ya da çürük erken dönemde tespit edilirse, çok daha minimal işlemlerle bu problem çözülebilir.”
“YAPAY ZEKALI YÖNTEMLE YÜZDE 99 BAŞARI”
Yapay zekanın diş hekimliğindeki yerine değinen Yusufoğlu, sözlerini şu şekilde devam ettirdi:
“Artık diş hekimliğinde önemli teknolojik ilerlemeler yaşanıyor. Önceden ölçüler manuel olarak alınırken, günümüzde üç boyutlu ve ağız içi tarayıcılar sayesinde dişlerin ve implantların pozisyonunu çok daha hassas şekilde ölçebiliyoruz. Ameliyat öncesinde hastanın tomografisini ağız içi tarayıcı verileriyle birleştirerek, implantların hangi pozisyonda ve nasıl yerleştirileceğini detaylı şekilde planlayabiliyoruz. Aynı şekilde uygulanacak protezin tasarımını da önceden belirleyebiliyoruz. Hastamızın öncesinde fotoğraflarını çekiyoruz; gülüş, profil ve yüz fotoğraflarını sisteme yüklüyoruz. Uygulama, yüz şekline ve simetriye göre hangi diş formunun ve pozisyonunun daha uygun olduğunu analiz ediyor. Biz de tedaviye başlamadan önce oluşacak sonucu hastamıza sunabiliyor. Hastalar, yapılacak işlemin sonucunu önceden görebiliyor.”


