Çocukları suça sürükleyen nedenler neler? Uzmanından önemli açıklamalar
Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, çocukların suça yönelmesinde aile, çevre ve sosyal medyanın etkisine dikkat çekerek, ebeveynlerin çocuklarının özellikle dijital ortam kullanımını baskı kurmadan, rehberlik ederek takip etmesi gerektiğini vurguladı.
Çocukların suça yönelmesinde aile yapısı, sosyal çevre ve dijital platformların önemli rol oynadığını belirten uzmanlar, özellikle sosyal medya kullanımının rehberlik çerçevesinde takip edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Sivas Medicana Hastanesi Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişmesinde psikolojik gelişimin kritik olduğunu vurgulayarak, aile ortamı ve çevresel faktörlerin bu süreçte belirleyici olduğunu ifade etti.
“ÇOCUK SUÇLULUĞU TEK BİR NEDENE BAĞLI DEĞİL”
Çocukların suça yönelmesinin tek bir sebebe indirgenemeyeceğini belirten Özkaya, bu durumun çoğu zaman sosyal, çevresel ve duygusal etkenlerin birleşimiyle ortaya çıktığını söyledi.

Çocuğun ilk sosyal çevresinin aile olduğuna dikkat çeken Özkaya, “Aile içi şiddet, ilgisizlik, ihmal, parçalanmış aile yapısı ya da aşırı baskıcı veya tamamen kuralsız ebeveyn tutumları çocukların davranışlarını doğrudan etkiler. Bu tür durumlar çocukların suça yönelmesine zemin hazırlayabilir” dedi.
Ergenlik döneminde akran etkisinin arttığını da belirten Özkaya, suça eğilimli arkadaş grupları, kabul görme isteği ve akran baskısının da önemli risk faktörleri arasında yer aldığını ifade etti.
EKONOMİK VE PSİKOLOJİK ETKENLER DE BELİRLEYİCİ
Çocukların suça sürüklenmesinde ekonomik zorlukların da etkili olduğunu dile getiren Özkaya, temel ihtiyaçların karşılanamaması ve çalışma zorunluluğunun çocukları riskli davranışlara itebileceğini söyledi.
Ayrıca travma, kayıp, öfke kontrol sorunları, düşük özgüven, ihmal ve istismar gibi psikolojik etkenlerin de bu süreçte önemli rol oynadığını belirtti.
“OLUMSUZ ETİKETLER ÇOCUĞU DAHA DA UZAKLAŞTIRIR”
Çocuklara yönelik olumsuz söylemlerin zararlı olduğuna dikkat çeken Özkaya, “Çocuğa ‘yaramaz’, ‘suçlu’ gibi etiketler yüklemek yerine olumlu davranışları fark edip desteklemek gerekir. Açık ve güvenli iletişim kurulmalı, çocuk yargılanmadan dinlenmelidir” diye konuştu.

Aile içinde net ve tutarlı kuralların olması gerektiğini vurgulayan Özkaya, bu kuralların yaşa uygun ve dengeli olması gerektiğini, aşırı baskıcı tutumların ise ters etki yaratabileceğini ifade etti.
SOSYAL MEDYA İÇERİKLERİ DAVRANIŞLARI ETKİLİYOR
Dijital platformların çocuklar üzerindeki etkisinin giderek arttığını belirten Özkaya, sosyal medyada karşılaşılan şiddet içerikleri ve olumsuz rol modellerin çocuk davranışlarını doğrudan etkileyebildiğini söyledi.
“Çocuklar izledikleri içerikleri kolayca model alabiliyor. Bu nedenle sosyal medya kullanımı tamamen yasaklanmadan, rehberlik amacıyla takip edilmelidir” diyen Özkaya, denetimsiz kullanımın risk oluşturduğunu vurguladı.
AİLELER ÇOCUKLARININ ÇEVRESİNİ TANIMALI
Ailelerin çocuklarının arkadaş çevresini yakından tanıması gerektiğini ifade eden Özkaya, “Kimlerle vakit geçirdiği, nerede bulunduğu ve hangi ortamlara girdiği bilinmelidir. Bu, çocuğu korumak adına önemli bir adımdır” dedi.

GEREKİRSE PROFESYONEL DESTEK ALINMALI
Çocuklarda sürekli öfke, kurallara uymama, okuldan kaçma, şiddet eğilimi veya madde kullanımı gibi durumların görülmesi halinde profesyonel destek alınmasının önemine değinen Özkaya, psikolojik danışmanlık, aile terapisi ve okul iş birliğinin süreci olumlu yönde etkileyebileceğini belirtti.