Bahar alerjisi tedavi edilmezse ne olur? Prof. Dr. Zeki Yıldırım’dan KOAH uyarısı!
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Zeki Yıldırım, alerjik şikâyetlerin önemsenmemesi halinde hastalığın ilerleyebileceğini belirterek, “Tedavi edilmediğinde alerjik astıma dönüşebilir; alerjik astımın da ilerleyen dönemlerinde KOAH benzeri tablolar ortaya çıkabilir.” dedi.
Bahar aylarının gelmesiyle birlikte alerjik şikâyetlerde artış yaşanmaya başlıyor. Özellikle polen yoğunluğunun yükseldiği bu dönemde alerjisi olan bireyler günlük yaşamda daha zorlayıcı süreçler yaşayabiliyor. Alerjinin belirtileri, nedenleri ve tedavi yöntemlerine ilişkin önemli bilgiler paylaşan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Zeki Yıldırım, konuya ilişkin Yeni Ankara’ya açıklamalarda bulundu.

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Zeki Yıldırım
BAHAR ALERJİSİ NASIL BAŞLIYOR?
Yıldırım, polenlerin solunum yoluyla vücuda girdiğini söyleyerek, “Polen alerjisi, hava sıcaklığı 15 derecenin altına düştüğünde bitkilerin canlanmasıyla başlar ve havaya polen karışır. Polenler solunum yoluyla vücuda girer; buruna ulaştığında burun tıkanıklığı, hapşırma ve göz yaşarmasına, boğaza ulaştığında geniz akıntısına, solunum yollarının daha alt bölgelerine indiğinde ise öksürük ve nefes darlığı gibi semptomlara yol açar.” ifadelerini kullandı.
“MODERNLEŞME ALERJİYİ ARTIRIYOR”
Alerjinin kesin bir nedeni olmadığını söyleyen Yıldırım, “Şimdi alerjinin kesin bir nedeni yoktur; ancak son zamanlarda ileri sürülen teorilere göre insan vücudu, çevresindeki bakterilerle mücadele etmeye ve onların zararlı etkilerinden korunmaya göre planlanmıştır. Şehirleşmeyle birlikte tarımdan ve topraktan uzaklaştıkça bakterilerden de uzaklaşılmaktadır. Bu durumda vücudun savunma hücreleri adeta kendisiyle savaşmaya başlar. Dolayısıyla bunu, modernleşmenin getirdiği şekilde vücudun kendi kendine zarar vermesi ya da bakterilerle yapacağı savaşın biçim değiştirmesi olarak düşünebiliriz.” şeklinde konuştu.
ALERJİ GERÇEKTEN ARTTI MI?
Yıldırım, pandemi döneminin alerjiyi doğrudan artırdığına dair net bir kanıt bulunmadığına işaret ederek, şunları kaydetti:
“Pandemi döneminde artış gösterdiğine dair kesin bir kanıt yoktur; ancak alerjisi hafif olan bazı kişilerde pandemi sonrasında şikâyetlerin daha da şiddetlendiği gözlemlenmektedir. Bunun mekanizması, solunum yollarında geçirilen viral enfeksiyonların bronş epitelini zedelemesiyle açıklanabilir. Bu durum da alerjik tabloya benzer semptomlar ortaya çıkarabilir. Ancak virüslerin doğrudan alerjiyi ortaya çıkardığına dair kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Alerji, daha çok genetik yatkınlıkla ilişkili, basit bir enfeksiyondan farklı bir durumdur.”
ALERJİ EN ÇOK HANGİ YAŞTA GÖRÜLÜYOR?
Alerjinin hangi yaş gruplarında rastlandığı konusu hakkında bilgi veren Yıldırım, “Alerji daha çok genç yaş grubunda görülen bir hastalıktır ve özellikle çocukluk döneminde başlaması belirgindir. Ancak ileri yaşlarda da ortaya çıkabilir; nitekim bende 50 yaşından sonra başladı. Genel olarak genç yaşlarda başlar. Anne veya babada alerji varsa, çocuklarda görülme ihtimali daha yüksektir. Ayrıca sürekli tozlu ortamlarda bulunan çocuklarda da alerji gelişme riski artmaktadır.” dedi.

“ALERJİ ASTIMA, HATTA KOAH BENZERİ TABLOLARA GİDEBİLİR”
Yıldırım, alerjiyi tamamen ortadan kaldıran kesin bir tedavinin bulunmadığını belirterek, şu ifadelere yer verdi:
“Daha çok semptomları baskılamaya yönelik tedaviler uygulanmaktadır. Duruma göre çeşitli ilaç kombinasyonları, burun ve göz spreyleri kullanılmaktadır. Eğer alerji astıma yol açmışsa, solunum yoluyla alınan ilaç gruplarıyla semptomlar kontrol altına alınır. Ancak bu tedavilerle yeterli kontrol sağlanamazsa, immünoterapi olarak bilinen ve daha uzun süreli uygulanan aşı tedavileri gündeme gelebilir. “Örneğin alerji burunda başladığında, burun etlerinin şişmesine ve burun tıkanıklığına yol açabilir; bu durum zamanla sinüzit ve kronik öksürük gibi sorunlara neden olabilir. Solunum yollarında ise alerjik bronşit şeklinde başlayabilir. Tedavi edilmediğinde alerjik astıma dönüşebilir; alerjik astımın da ilerleyen dönemlerinde KOAH benzeri tablolar ortaya çıkabilir.”
Alerjisi olan kişilerin günlük yaşamlarında dikkat etmeleri gereken hususlara ilişkin uyarılarda bulunan Yıldırım, “Polenler atmosferde bulunan partiküller olduğu için dışarı çıkarken maske takmak, evdeyken kapı ve pencereleri kapalı tutmak polen maruziyetini azaltabilir. Dışarı çıkmak zorunda kalındığında ise eve dönüldüğünde ağız ve burunun su ile yıkanması, üzerindeki polen temasını azaltmaya yardımcı olabilir.” dedi.
“TEDAVİYİ ERTELEMEYİN”
Yıldırım, alerjisi olan bireylerde tedavinin ertelenmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Alerji, bazen nezle ve grip ile karıştırılabilir. Ancak en önemli fark, alerjik hastalarda ateşin olmamasıdır. Ayrıca halsizlik, yorgunluk ve iştahsızlık gibi genel belirtiler görülmeden; hapşırma, burun tıkanıklığı ve göz yaşarması gibi şikâyetlerin haftalarca sürmesi alerjiyi düşündürür. Bazı kişiler bu belirtileri önemsemeyip erteleyebilmektedir; ancak bu durum ilerleyerek burun tıkanıklığı ve astımın daha ileri formlarda ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle dikkat edilmesi gerekir.” ifadelerini kullandı.