Gen hırsızlığı iddiası kriz yarattı: Aileler Topuk kanı taramasını reddediyor!
Topuk kanı taraması aileler tarafından reddedilmeye devam ediliyor. Ebeveynlerin bebeklerinden kan alınmasına karşı çıkmasının arkasında hangi nedenler yatıyor? İşte tüm detaylar.
Bebek sağlığı alanında son dönemin en tartışmalı konularından biri haline gelen topuk kanı testinin reddedilmesi her geçen gün artıyor. Resmi sağlık verilerine göre, Türkiye genelinde yeni doğan bebeklerine bu hayati taramayı yaptırmak istemeyen ailelerin oranı son on yıllık süreçte yaklaşık beş katlık bir sıçrama yaşadı. Dünyaya gözlerini yeni açmış bir bebeğin sağlığını koruma içgüdüsüyle hareket eden ebeveynler, sosyal medyada hızla yayılan bilgi kirliliğinin de etkisiyle bu kritik testi geri çeviriyor. Peki, bebeklerin hayatını kurtaran bu tarama neden bir anda reddedilmeye başlandı ve işin aslı ne?

TOPUK KANI TARAMASI NEDİR?
Dünyaya yeni gelen bebeklere yaşamlarının ilk 48 saati içinde uygulanan bu tarama, tamamen ücretsiz ve hayat kurtarıcı bir prosedür olarak öne çıkıyor. Bebekten alınan yalnızca birkaç damla kan sayesinde; Fenilketonüri, SMA, kistik fibrozis ve doğumsal hipotiroidi gibi başlangıçta hiçbir belirti vermeyen ancak ilerleyen süreçte ağır zeka geriliğine veya kalıcı organ hasarlarına yol açabilen altı farklı hastalık aranıyor. Sağlıkçıklar, yenidoğan döneminde dışarıdan tamamen sağlıklı görünen bebeklerde bu hastalıkların ancak laboratuvar analizleriyle tespit edilebildiğini, erken teşhis edilmediğinde ise geri dönüşü olmayan nörolojik ve fiziksel yıkımların yaşandığını belirtiyor.

TOPUK KANI TARAMASI NEDEN REDDEDİLİYOR?
Sağlık otoritelerinin saha araştırmaları, ebeveynlerin ret kararlarının tıbbi gerçeklerden çok internette yayılan asılsız iddialara dayandığını ortaya koyuyor. Karşıtlık yaratan temel sebeplerin başında, alınan kan örneklerinin yurt dışındaki laboratuvarlara satıldığı ve bebeklerin genetik kodlarının çalındığı yönündeki komplo teorileri geliyor. Bunun yanı sıra, çocuklara kasıtlı olarak hastalık teşhisi konulup ilaç sektörüne bağımlı hale getirilecekleri korkusu da oldukça yaygın. Ayrıca bazı ebeveynler, dışarıdan sağlıklı görünen bebeklerinin canını gereksiz yere yakmak istemediklerini ve kendi rızaları olmadan bedensel bütünlüğe müdahale edildiğini savunarak bu işlemi reddediyor.