Türkiye’nin acı gerçeği çocuk işçi: En az 852 çocuk, iş cinayelerinde hayatını kaybetti
Vel Der Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, İSİG Meclisi verilerine göre 2013-2026 yılları arasında en az 852 çocuğun iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini söyledi.
Vel Der Antalya Şube Başkanlığı 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü kapsamında bir basın açıklaması düzenledi. Şube Başkanı Tülin Koç yaptığı açıklamada, çocukların çalışmak zorunda kaldığı bir düzende çocuk hakları ve sosyal adaletten baksedilemeyeceğini vurguladı.
“ÇOCUK EMEĞİ SÖMÜRÜSÜ BİR İSTİSMARDIR”
Tülin Koç, bugün Türkiye’de yüz binlerce çocuğun yoksulluk, eşitsizlik ve emek sömürüsünün sonucu olarak eğitimden koparıldığını söyledi. Çocuk emeğinin sömürüsünün bir istismar olduğunu belirten Tülin Koç: “Münferit bir sorun değil, derinleşen ekonomik krizin ve emek karşıtı politikaların doğrudan sonucudur. Çocuk işçiliği yalnızca ekonomik bir sorun değil; aynı zamanda en temel çocuk haklarının ihlalidir. Bir çocuğun okul yerine işyerinde olması, oyun yerine üretim baskısı altında yaşaması, gelişim çağında çalıştırılması; eğitim hakkının, sağlık hakkının, dinlenme ve oyun hakkının, güvenli bir yaşam hakkının ve geleceğini özgürce kurma hakkının elinden alınması demektir” şeklinde konuştu.
![]()
ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN SEBEBİ DERİN YOKSULLUK
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 32. Maddesi’ne değinen Koç şöyle devam etti:
“Bu maddede her çocuğun korunma, gelişme, katılım ve yaşama hakkına sahip olduğunu açıkça belirtmektedir. Ancak bugün ülkemizde binlerce çocuk yoksulluk nedeniyle eğitimden kopmakta, ucuz işgücü olarak görülmekte ve ağır çalışma koşullarına mahkûm edilmektedir. Bu durum, çocuk haklarına yönelik sistematik bir ihlaldir. Ve suçtur. Çocuk işçiliği tesadüfen ortaya çıkmamaktadır. Derinleşen yoksulluk, gelir dağılımındaki adaletsizlik, sosyal devlet mekanizmalarının yetersizliği ve eğitim sisteminin piyasalaştırılması çocukları çalışma yaşamına itmektedir. Çocukların çalışması bir tercih değil, ailelerin içine sürüklendiği ekonomik çaresizliğin sonucudur. Bu nedenle çocuk işçiliğiyle mücadele, aynı zamanda yoksulluğa, gelir adaletsizliğine ve sömürü düzenine karşı mücadeledir.”
![]()
ÇOCUK İŞÇİ ORANI YÜZDE 22,1
Koç, TÜİK’in verilerini hatırlattı. 15-17 yaş grubunda işgücüne katılma oranı 2020’de yüzde 16,4 iken 2023’te yüzde 22,1’e yükseldiğini söyleyen Koç: “Kayıt dışı ekonomi ve Mesleki Eğitim Merkezleri’ndeki çocuklar da dikkate alındığında çalışan çocuk sayısı 4 milyonu bulmaktadır. Öte yandan çocukların mesleki eğitim adı altında erken yaşlarda üretim süreçlerine dahil edilmesi, çocuk emeğinin sömürüsünün normalleştirilmesine yol açmakta, çocuklukları ellerinden alınmaktadır. Eğitim sisteminin temel amacı çocukları ucuz işgücüne dönüştürmek değil; onların özgür düşünen, bilimsel eğitim alan, sosyal ve kültürel olarak gelişen bireyler olarak yetişmelerini sağlamaktır” dedi.
![]()
“ÇOCUKLARIN KORUNMA HAKKI İHLAL EDİLİYOR”
En acı gerçeklerden birinin çocuk iş cinayetleri olduğunu kaydeden Koç, çalışmak zorunda bırakılan çocukların işyerlerinde yaşamlarını yitirmesinin çocukların korunma hakkının açık ihlali olduğunu vurguladı. İSİG Meclisi verilerine göre 2013-2026 yılları arasında en az 852 çocuğun iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini söyleyen Koç, “Okul çağındaki çocukların işyerlerinde ölmesi, herhangi bir gelişmiş toplumda kabul edilemeyecek bir durumdur. Buna rağmen çocuk ölümleri karşısında etkili önlemler alınmamakta, sorumlular hesap vermemektedir. Çocukların ölmediği, sakat kalmadığı, sömürülmediği bir ülke yaratmak devletin ve toplumun ortak sorumluluğudur.” diye konuştu.

“TÜM KAMUSAL POLİTİKALARDA ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI ESAS ALINMALI”
Hiçbir çocuğun çalışmak zorunda olmadığına vurgu yapan Koç şöyle devam etti:
“Çocukların geleceği sermayenin ucuz işgücü ihtiyacına kurban edilemez. Çocuk işçiliğiyle mücadele, çocuk haklarını savunma mücadelesidir. Bu nedenle her çocuğun ücretsiz, nitelikli, bilimsel ve eşit eğitim hakkı güvence altına alınmalıdır. Çocuk emeği sömürüsüne neden olan yoksulluk ve eşitsizlik politikalarına son verilmelidir. Çocukların eğitimden kopmasına yol açan uygulamalar kaldırılmalıdır. Çocukları üretim süreçlerine dahil eden politikalar çocuk hakları temelinde yeniden değerlendirilmelidir. Denetimler artırılmalı, çocuk emeği sömürüsüne göz yumanlar hakkında caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır. Yoksulluğu derinleştiren değil, emekçileri ve çocukları koruyan sosyal politikalar hayata geçirilmelidir. Tüm kamusal politikalarda çocuğun üstün yararı esas alınmalıdır.”

ÇOCUKLAR İÇİN EŞİT ÖZGÜR VE GÜVENLİ BİR GELECEK
Çocukların sadece bir ülkenin geleceği değil, bugünün de eşit haklara sahip bireyleri olduğunun altını çizen Koç açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Çocukların çalıştırılmadığı, tüm haklarının güvence altına alındığı bir yaşam mümkündür. Bunun için çocukları değil, çocuk emeği sömürüsünü ortadan kaldırmak gerekir. Çocukların yeri işyerleri değil; okul, oyun alanları ve özgürce gelişebilecekleri yaşam alanlarıdır. Çocuklar için eşit, özgür ve güvenli bir gelecek istiyoruz.”