Türkiye beş yılda ne kadar yaşlandı? Rakamların anlattığı dönüşüm!

Türkiye'de 65 yaş üzeri nüfus son 5 yılda yüzde 20,5 arttı. Huzurevi kapasiteleri zorlanırken, "çağın pandemisi" yalnızlık, yaşlılarda dijital bağımlılık riskini tetikliyor.

Türkiye beş yılda ne kadar yaşlandı? Rakamların anlattığı dönüşüm!

1 Ekim Dünya Yaşlılar Gününde açıklanan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) nüfus projeksiyonu verileri, Türkiye'de nüfusun hızla yaşlandığını ve mevcut kurumsal bakım sistemlerinin sınırlarını zorladığını gösteriyor. Son beş yılda 65 ve daha yukarı yaştaki yaşlı nüfus yüzde 20,5 oranında artarak 2025 yılı itibarıyla 9 milyon 583 bin 59 kişiye ulaştı. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı ise 2020'de yüzde 9,5 iken, günümüzde yüzde 11,1'e yükselmiş durumda.

HUZUREVLERİNDE KAPASİTE SINIRDA, BEKLEME LİSTELERİ BÜYÜYOR

Nüfustaki bu hızlı dönüşüm, kurumsal yaşlı bakım hizmetlerine olan talebi rekor seviyelere çıkardı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı istatistiklerine göre Türkiye genelinde kamu ve özel sektör dahil olmak üzere toplam huzurevi kapasitesi 38 bin 463 seviyesinde bulunuyor ve bu merkezlerde yaklaşık 29 bin yaşlıya bakım hizmeti veriliyor. Ancak huzurevleri artan bu devasa talebe yetişmekte zorlanıyor. 2024 yılında huzurevi sırası bekleyenlerin sayısı 23 bine kadar ulaştı. Bekleme listelerindeki bu yoğunluğu azaltmak amacıyla yakın zamanda bir yönetmelik değişikliğine gidilerek huzurevine kabul için yaş şartı 70'e yükseltildi. Bu düzenleme sonucunda 60-69 yaş aralığındaki yaklaşık 7 bin kişi bekleme sırasından çıkarılmak durumunda kaldı.

"ÇAĞIN PANDEMİSİ" YALNIZLIK VE DİJİTAL BAĞIMLILIK RİSKİ

Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAŞAM) Müdürü Prof. Dr. Emine Özmete, Anadolu Ajansı'na yaptığı değerlendirmede yaşlanmanın ve yalnızlaşmanın dijital dünyadaki yansımalarına dikkat çekti.

"Çağın pandemisi" olarak ifade edilen yalnızlık nedeniyle yaşlıların ciddi bir dijital bağımlılık riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Prof. Dr. Özmete, Türkiye'de 1 milyon 836 bin 496 yaşlının tek başına yaşadığını ve bunların dörtte üçünün kadınlardan oluştuğunu vurguladı. Geniş aileden çekirdek aileye geçişle birlikte, yaşlıların toplum ve aile ile temas kurmak için dijital araçları hızla benimsediğini belirten Özmete, internet kullanan 65-74 yaş grubundaki bireylerin oranının 2020'de yüzde 27,1 iken beş yıl içinde ikiye katlanarak 2025'te yüzde 53,2'ye çıktığını ifade etti.

Buna karşın yaşlıların dijital becerilerinin daha çok sosyal medya akışlarıyla sınırlı kaldığı görülüyor. Özmete, "Yaşlıların dijital ortamlarda, daha çok sosyal medya mecralarındaki akışlarda zaman geçirdikleri, online bankacılık, çevrim içi sağlık randevuları gibi yaşamı kolaylaştırıcı dijital becerileri yeterince kazanamadıkları değerlendirilmektedir." diyerek, yapay zekaya yönelen yaşlıların özellikle sağlık alanında yanıltıcı bilgiye maruz kalma riskinin arttığını belirtti.

MAHALLE ÖLÇEĞİNDE BAKIM MODELİ

Türkiye'de doğuşta beklenen yaşam süresi 2024 itibarıyla 78,1 yıla ulaştı. Doğurganlık hızının azalmasıyla küçülen aile yapısı, kurumsal bakıma olan ihtiyacı artırsa da, Türkiye Yaşlı Profili Araştırması'na göre 50 yaş ve üzerindeki bireyler büyük oranda kendi evlerinde yaşamayı sürdürmek istiyor.

Birleşmiş Milletler'in bu yılki temasının "uzun yaşam çağında sistemleri yeniden düşünmek" olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özmete, Türkiye için çözümün "mahalle ölçeğinde aile ve toplum temelli bakım modeli" olduğunu savunuyor. Özmete, gündüzlü yaşam merkezlerinden evde bakım ve destek hizmetlerine, yatılı rehabilitasyon merkezlerinden palyatif bakıma kadar tüm süreçlerin sosyal ve sağlık yönlerini entegre eden bütünleşik bir yaklaşıma ihtiyaç duyulduğunun altını çiziyor.

Ankara Yaşam