Çeyizlerin baş tacıydı: El işi yorgan modelleri tarihe karışıyor
El işi yorgan modelleri, fabrikasyon ürünlerin yaygınlaşması ve çırak yetişmemesi nedeniyle Kırıkkale'deki son ustalarla birlikte yok olma tehlikesi yaşıyor.
Kırıkkale’nin simge noktalarından Turgut Reis Caddesi’nde uzun yıllardır mesleğini sürdüren iki yorgan ustası, geçmişte düğünlerin ve evlerin vazgeçilmezi olan geleneksel el emeği yorganların günümüzdeki durumunu değerlendirdi. Kentte bir dönem sayıları yirminin üzerinde olan zanaatkarlardan geriye sadece 4 kişi kaldı.

FABRİKASYON ÜRETİM GELENEKSEL MODELLERİ BİTİRDİ
Geçmiş yıllarda evlilik hazırlığı yapan ailelerin çeyiz alışverişlerinde ilk duraklarından biri yorgancılardı. Gelin odaları için geçmişte en az 5 adet yorgan, 10 adet yastık ve yer döşekleri sipariş verilirken, günümüzde bu gelenek yerini fabrikada üretilen elyaf ürünlere bıraktı. Rengarenk saten kumaşlar üzerine el işçiliğiyle işlenen mekik, yonca, gül ve güneş motifleri artık eski ilgiyi görmüyor. 1980'li yıllarda altın çağını yaşayan zanaat, şimdilerde sadece belirli bir kesim tarafından talep ediliyor.
SEKTÖRDE USTA ÇIRAK İLİŞKİSİ KOPTU
Zanaatın geleceğini tehdit eden en büyük unsurların başında yeni neslin bu işe ilgi göstermemesi geliyor. Türkiye genelinde yorgancılık alanında erkek çırak yetişmediğini belirten ustalar, mesleğin bitme noktasına geldiğini vurguluyor.

Mesleğe 11 yaşında başlayan ve 56 senedir bu işi sürdüren 67 yaşındaki Mehmet Saydam, zanaatın mevcut durumunu şu sözlerle aktardı:
“İsmim Mehmet Saydam, bu işe 11 yaşında başladım. Kırıkkale’de yaşıyorum yaşım 67. 56 senedir bu işi yapıyorum. Çocukluğumdan beri. İlkokulu bitirdiğimizde sanat hoşuma gidiyordu. O zaman ipek yorganlar dikiyorduk. Mesleği şöyle tanımlayayım. El emeğe göz nuru. Alın teri diyelim kısacası. Gerçekten hani mesleğimi ben severek, değer vererek çalışıyorum. Eskiye göre şöylesini söyleyeyim. 20 sene öncesine kadar Kırıkkale’de 20'nin üstünde yorgancı vardı. Şimdi 4 tane. Bu 4 arkadaşımıza Allah bereket versin. Boş kalmıyor yani. Daha kapıdan girmeden, çırak olmadan, çıralık nedir bilmeden usta ne vereceksin diyor. Ben ona burada asker ücret teklif etsem ben o parayı kazanamam. Gelin kızımız geldi. İnce, eskiden kalın yorgan yaptırılıyordu. O zaman evler sobalıydı. 4 kilodan, 5 kilodan, 6 kilodan yorgan yaparken. Şimdi 2,5, 2-3 kilodan yorgan yapıyoruz. Bu da aynı battaniye gibi istiyorlar. İnce olsun, üstümüzde hafif dursun diye istiyorlar. Biz de o şekilde yapıyoruz. Şu anda çok güzel. Mesela yünü müşteri evinden bu şekilde getiriyor. Makineye girip taradığımız zaman böyle güzelce kabarıyor. Bu şekilde yapıyoruz yorganı tertemiz. " şeklinde ifade etti.

SOBALI EVLERDEN HAFİF YORGAN DÖNEMİNE GEÇİŞ
Evlerdeki ısınma sistemlerinin değişmesi, üretilen yorganların yapısını da doğrudan etkiledi. Sobalı evlerin yaygın olduğu dönemlerde 4 ila 6 kilogram arasında değişen ağır yorganlar talep edilirken, modern evlerde artık battaniye hafifliğinde olan 2-3 kilogramlık ürünler tercih ediliyor. Müşteriler kendi yıkadıkları koyun yünlerini dükkanlara getirerek makinede taratıyor ve daha ince modeller diktiriyor.
GELİNLERİN HAYALİNDEKİ SIRMALI YORGANLAR ARTIK YOK
Meslekte 35 yılı geride bırakan bir diğer usta Paşa Akbulut ise geçmişte büyük önem verilen sırmalı ve desenli işlemelerin zamanla popülaritesini kaybettiğini, günümüzde ise "mitil" olarak adlandırılan düz beyaz yorganların ön plana çıktığını belirtti.
Akbulut, sektördeki dönüşümü şu ifadelerle dile getirdi:
“İsimim Paşa Akbulut. 35 senedir bu meslekle uğraşıyorum. Babamızın bu mesleğe bunu öğren dediğinden bu yana hiçbir zaman çıkmadan devam ettim. Başardık. Yıllarca kalfalık yaptım, çıraklık yaptım. Yorgan dikmek, valla şimdi şöyle söyleyeyim. Yünlerini tararız, yıkıyorlar, getiriyorlar. Güzel koyun yününden yıkanıp tekrar bize geliyor. Biz onları temizliyoruz, açıyoruz, tarıyoruz. Yorgana koyuyoruz. O şekilde tekrar sopalayıp bu şekilde düzgün bir şekilde dikiyoruz. Karşıdaki en son bu hale geliyor ve millet, insanlar üstlerini örtmek için el emeği, göz nuru, iğneyle kuyu kazma derler bizim mesleğimize. Üç tane çocuğum var. İki oğlum, bir kızım var. Eskiden şu şekilde yapardık. Yüzden sırmalar vardı. Bunlara çok önem verilirdi. Günlük çeyizlik bir tane muhakkak kesinlikle alınması gerekiyordu. Genç kızın yani hayalindeki yapardık, dikerdik. Bunlar kalktı. Şimdi düz yorgana geçtik. En güzel nevresimi çekip üstüne yatıyorlar. Kolayına geliyor bazen. İlk zamanlar yüzden sırmalı yorganlarımız vardı. Desenli, modelli. Bunlar zamanla kalktı. Tekrar düz yorgan mitilimize döndü. Mitil dediğimiz şu beyaz olanlar mitillere döndük. Bunlar tercih ediliyor genelde.” dedi