Kırıkkale'nin en eski kayıtlı köyü: 1485'ten bu yana yaşam sürüyor

Konur Köyü tarihi Osmanlı arşivlerinde 1485 yılına uzanıyor. Kırıkkale'nin en eski yerleşimi olan bu asırlık köyde hangi sırlar saklı?

Kırıkkale'nin en eski kayıtlı köyü: 1485'ten bu yana yaşam sürüyor

Konur Köyü tarihi 1485’e uzanıyor. Osmanlı tahrir defterlerine giren köyde 5 asrı aşan kesintisiz yaşam nasıl sürdü? Kırıkkale'nin en eski köyü olarak tescillenen Konur Köyü'nün adına, ilk kez 1485 tarihli Osmanlı Tahrir Defterleri'nde rastlandı. Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi'nde yer alan Tokat Livası Mufassal Tahrir Defterleri üzerinden yapılan çalışmalarda, köyün yaklaşık 540 yıldır kesintisiz bir iskân geçmişine sahip olduğu belirlendi.

Konur Köyü tarihi üzerine yapılan akademik inceleme, Kırıkkale sınırları içindeki en eski yazılı kayıtlardan birine işaret etti. Araştırmaya göre Keskin ilçesine bağlı Konur Köyü, 1485 tarihli Osmanlı tahrir defterlerinde adı geçen yerleşimler arasında bulunuyor. Bu kayıt, köyde yaklaşık 540 yıldır kesintisiz yaşam olduğunu ortaya koyuyor.

1485 KAYITLARI KONUR KÖYÜ’NÜ ÖNE ÇIKARIYOR

Araştırmada, köy adının ilk kez Osmanlı arşivlerinde yer alan tahrir defterlerinde geçtiği bilgisi paylaşıldı. Söz konusu belgelerde Konur Cemaati’ne dair kayıtların bulunduğu ve yerleşimin o dönemde idari bir yapı içinde örgütlendiği belirtildi.

Bu bulgu, Konur’un yalnızca bir köy değil, geçmişte daha geniş bir idari merkez işlevi gördüğüne de işaret ediyor. Nitekim ilerleyen yıllarda nahiye ve kaza statüsüne kadar yükseldiği kaydediliyor.

EN ESKİ KÖY MÜ, EN ESKİ YERLEŞİM Mİ?

Konur Köyü tarihi, yazılı belgeler açısından öne çıksa da bölgedeki en eski insan yerleşimi anlamına gelmiyor. Ceritkale, Sorgun ve Efendi köyleri çevresinde Demir Çağı’na ve daha eski dönemlere uzanan arkeolojik izler bulunuyor. Bu alanlardaki buluntular, bölgenin binlerce yıldır yerleşime açık olduğunu gösterirken, günümüzdeki köylerin kuruluş tarihleriyle doğrudan örtüşmüyor.

KONUR KÖYÜ’NÜN COĞRAFİ VE TARİHİ KONUMU

Konur Köyü, Kızılırmak kavisi içinde, tarih boyunca önemli ulaşım yollarının kesişiminde yer aldı. Bağrek Dağı eteklerine kurulu olan yerleşim, çevresindeki köylerle birlikte İç Anadolu’nun tipik toplu yerleşim örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

Araştırmada ayrıca köy çevresinde yapılan incelemelerde, Roma ve Bizans dönemlerine ait taş ve mimari kalıntılara rastlandığı bilgisi yer aldı. Bu bulgular, bölgenin çok daha eski dönemlerde de iskan edildiğini destekliyor.

KONUR KÖYÜ’NDE MİMARİ MİRAS DİKKAT ÇEKİYOR

Konur Köyü’nde özellikle 1925-1960 yılları arasında inşa edilen taş evler, bölgenin kırsal mimarisini yansıtan önemli örnekler arasında gösteriliyor. Taş, kerpiç ve ahşap malzemeyle yapılan bu yapılar; gömme dolapları, üçgen alınlıklı pencereleri ve iç sofalı planlarıyla dikkat çekiyor.

Akademik çalışmada, bu evlerin sadece yerel değil, aynı zamanda Keskin ve çevresindeki kırsal mimari kültürün temsilcisi olduğu vurgulandı.

İDARİ STATÜSÜ ZAMANLA DEĞİŞTİ

Konur Köyü, tarih boyunca farklı idari statülerde yer aldı. Osmanlı döneminde kaza merkezi olarak anılan yerleşim, 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra bu özelliğini kaybetti. Cumhuriyet döneminde ise Keskin’e bağlı köy statüsüne geçti.

1989’da Kırıkkale’nin il olmasıyla yeniden belde statüsü kazanan Konur, 2012 yılında yürürlüğe giren düzenleme sonrası tekrar köy olarak idari yapıya dahil edildi.

540 YILLIK KESİNTİSİZ YAŞAM

Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, Konur Köyü tarihinin kesintisiz yerleşim açısından bölgedeki en eski örneklerden biri olduğunu ortaya koyması oldu. Köy, hem yazılı kayıtları hem de mimari dokusuyla İç Anadolu’nun geçmişten günümüze uzanan nadir yerleşimlerinden biri olarak değerlendiriliyor.

KIRIKKALE'NİN EN ESKİ KÖYÜ BİR DÖNEM KAZA MERKEZİYDİ

Tarihi süreçte Selçuklu, Candaroğulları ve Eretna Devleti sınırlarında kalan yerleşim, 1378 yılında Osmanlı hakimiyetine girdi. 15. yüzyıldan itibaren Kırşehir Livası'na bağlı olarak idare edilen Konur, 1557 yılında 35 haneli bir nahiyeye dönüştü. Zamanla idari gücü artan yerleşim yeri, bünyesinde kadı ve subaşı barındırmaya başlayarak 17. yüzyılın başlarında kaza merkezi statüsünü kazandı.

1844-1845 tarihli Temettuat Defteri kayıtlarına göre 34 haneden oluşan bu kaza merkezi, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren önemini kaybetmeye başladı. Demiryolu güzergahları ve idari reformların ardından 1890 yılında nahiye teşkilatı da feshedilen Konur, Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte Keskin ilçesine bağlandı. 1992 yılında belde belediyesi olan yerleşim, nüfus düşüşü nedeniyle 2012 yılında yeniden köy statüsüne çekildi.

GELENEKSEL TAŞ EVLER ZAMANA KARŞI DİRENİYOR

Kırıkkale'nin en eski köyü olan Konur, mimari açıdan Keskin ve çevresindeki kırsal mimarinin en özgün temsilciliğini üstleniyor. Sanat tarihi disiplini çerçevesinde incelenen ve 1925-1960 yılları arasında inşa edilen taş evler, İç Anadolu'nun kalın duvarlı ve iç sofalı konut geleneğini günümüze taşıyor. Bağrek Dağı'nın sunduğu taş ve ahşap rezervleri sayesinde şekillenen bu yapılarda, dış duvarlarda taş, iç bölmelerde ise kerpiç malzeme tercih edildiği görülüyor.

Köyün eski yerleşim bölgeleri olan Güzelyaka ve Karşıyaka mahallelerinde yoğunlaşan geleneksel evlerin cephelerini üçgen alınlıklı pencereler ve iç mekandaki gömme dolaplar süslüyor. Bölgenin kültürel birikimini yansıtan bu yarım asırlık taş evler, kırsaldaki hızlı yapısal değişim karşısında yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalırken gelecek nesillere aktarılmak üzere sahiplenilmeyi bekliyor.

"Geleneksel Konur evleri, bölgenin kültürel ve yöresel özelliklerini yansıtması, eski dokusunu günümüze kadar koruyabilmiş olması ve Kırıkkale’nin geçmişle buluşan 500 yıllık birikimiyle gelecek nesillerden sahiplenilmeyi bekledigini gösteriyor."

Kırıkkale