Kırıkkale’de yarım asırlık örs: Eskiyen adımları onarıyor
Kırıkkale’deki ayakkabı tamircisi Hasan Karakulak, çarşı merkezindeki 10 metrekarelik dükkânında 56 yıldır yırtılan kunduraları ve pençeleri büyük bir sabırla dikiyor.
Hızlı tüketimin, kullan-at kültürünün ve fabrikasyon üretimin dünyayı sardığı günümüzde, Kırıkkale merkezdeki Menderes Caddesi'nde nostaljik bir çekiç sesi ve kösele kokusu yükselmeye devam ediyor. Kent merkezindeki esnafın ve her sabah o sokaktan geçen mahalle sakinlerinin "Kunduranın Ustası" olarak bildiği 72 yaşındaki Hasan Karakulak, sokağın içinden yükselen en emektar hikâyelerden birini yaşatıyor. Dizinin üstüne koyduğu emektar demir örsü ve ipliğiyle tam yarım asırdır yırtılan dikişleri onaran Hasan Usta, Kırıkkale'de unutulmaya yüz tutmuş ayakkabı tamirciliği zanaatını büyük bir sadakatle koruyor.

"BİR AYAKKABININ PENÇESİNDE İNSANIN GİTTİĞİ YOLLAR SAKLIDIR"
Dükkânının duvarları geçmiş yıllardan kalan ahşap ayakkabı kalıpları, deri parçaları ve rengârenk iplerle dolu olan Hasan Karakulak, 50 yıllık mesleğine olan saygısını şu sözlerle aktarıyor:
"Biz bu işe girdiğimizde insanlar ayakkabısına gözü gibi bakardı. Bir kundura alındı mı yıllarca giyilir, eskidi mi tamir edilir, küçüldü mü kardeşine kalırdı. Şimdi her şey plastik oldu, yırtılınca doğrudan çöpe gidiyor. Bana bazen yaşlı bir amca geliyor, 'Oğlumun düğününde giymiştim, pençesi söküldü, bir el at' diyor. O köseleyi dikerken aslında o amcanın yürüdüğü yolları, anılarını onarıyorum. Ayakkabı tamirciliği sadece taban çakmak değil; emeğe hürmet etmek, geçmişi korumaktır."
"HASAN USTA'NIN ELİ DEĞDİ Mİ ÖMÜRLÜK OLUR"
Hüseyin Kâhya ve Ovacık Mahallesi sakinleri başta olmak üzere, kentin dört bir yanından gelen vatandaşlar, özellikle kışlık botlarını ve en sevdikleri deri ayakkabılarını tereddüt etmeden Hasan Usta'ya emanet ediyor. Çarşının 30 yıllık esnaflarından konfeksiyoncu Murat Akın (Not: Burada tam isim kullanılmalıdır), ustanın işçiliğini şu sözlerle özetliyor:
"Şimdiki ayakkabılar iki ayda tabanından patlıyor. Ama Hasan Abi'nin vurduğu o kösele pençe, attığı o mumlu dikiş otuz yıl geçse sökülmez. Benim gençlik yıllarımda aldığım kundurayı hâlâ onun sayesinde ilk günkü gibi giyerim. Bütçesi kısıtlı olan üniversite öğrencileri de botlarını buraya getirir; Hasan Abi iki dokunuşla ayakkabıyı sıfır gibi yapar. O, bu çarşının sessiz emektarıdır."

ÇIRAK YETİŞMİYOR AMA ÇEKİÇ SESLERİ SUSMUYOR
Teknolojinin hızı karşısında gençlerin sabır ve el emeği gerektiren bu mesleğe ilgi göstermemesinden ötürü biraz buruk olan emektar usta, yine de umudunu kaybetmiyor. Dükkânına gelen genç müşterilerine derinin nasıl korunması gerektiğini ve bir ayakkabının ömrünün nasıl uzatılacağını anlatarak onlara âdeta hayata dair tasarruf dersleri veriyor. Kırıkkale sakinleri, her sabah çarşı sokağını o ritmik çekiç ve örs sesleriyle selamlayan Hasan Usta'nın, kentin sosyal ve ekonomik dokusuna zarafet katmaya devam etmesinden büyük mutluluk duyuyor.
