Kırıkkale’de bir zamanlar böyleydi: Gençlerin hiç bilmediği 10 eski alışkanlık
Bugün Kırıkkale’de günlük hayatın sıradan bir parçası olan birçok şey, geçmişte bambaşka alışkanlıklarla yaşanıyordu. Mahalle kültüründen misafir ağırlamaya, kış hazırlıklarından imece geleneğine kadar pek çok davranış modern hayatın içinde yavaş yavaş kayboldu.
Kırıkkale’nin geçmişine bakıldığında yalnızca eski binalar, tarihi yapılar ve fotoğraflar görülmüyor. Asıl dikkat çeken ayrıntı, insanların günlük yaşamı nasıl sürdürdüğü oluyor. Bugün cep telefonları, sosyal medya, hazır gıdalar ve hızlı yaşam temposu hayatın merkezine yerleşirken, geçmişte Kırıkkalelilere özgü ya da Anadolu’nun ortak kültüründe yer alan birçok alışkanlık günlük hayatın vazgeçilmezleri arasındaydı. Bu alışkanlıkların önemli bir bölümü ise artık genç kuşaklar tarafından ya hiç bilinmiyor ya da yalnızca büyüklerinden duyulan eski bir hikâye olarak hatırlanıyor.
MAHALLEDE HERKES BİRBİRİNİ TANIRDI
Eski Kırıkkale’de mahalle yalnızca insanların evlerinin bulunduğu yer değildi. Mahalle, aynı zamanda bir dayanışma alanıydı. Komşular birbirlerinin ihtiyaçlarını bilir, evde yapılan yemekler paylaşılır, bir ailenin işi olduğunda diğerleri yardımına koşardı. Bugün “komşuluk” denildiğinde çoğu kişinin aklına apartman içerisindeki kısa karşılaşmalar gelirken, geçmişte komşuluk çok daha güçlü sosyal bağlar üzerinden yürüyordu. Bir evde düğün, cenaze ya da başka bir hazırlık olduğunda mahallenin diğer sakinleri de sürecin bir parçası olurdu.

BAKIRCI DÜKKÂNI GEÇMİŞİN İZLERİNİ TAŞIYOR
Kırıkkale’de uzun yıllardır kalaycılık yapan Ahmet Ok da kentin eski yaşamını hatırlatan isimlerden biri.
Yaklaşık 40 yıldır kalaycılık yaptığını anlatan Ok dükkânında bakır leğenler, kazanlar ve tencereler gibi geçmişte evlerin temel ihtiyaçları arasında bulunan eşyalar bulunuyor. Bugün birçok evde plastik ve modern mutfak ürünlerinin yer aldığı düşünüldüğünde, bu eşyalar Kırıkkale’nin geçmişteki ev yaşamına dair önemli ipuçları taşıyor.
“ESKİDEN KOMŞULUK BAŞKA BİR ŞEYDİ”
Kırıkkale’nin eski günlerini yaşayan vatandaşlardan Hasan Ali Yılmaz, geçmişte mahalle kültürünün çok daha güçlü olduğunu anlattı.
Yılmaz, insanların birbirlerinin evine gitmek için özel bir davet beklemediğini belirterek, “Eskiden bir komşunun kapısını çalmak için bahane aranmazdı. Akşam olduğunda insanlar birbirine uğrardı. Bir evde çay varsa herkesin çayı vardı. Şimdi insanlar aynı apartmanda oturuyor ama birbirini tanımıyor” sözleriyle değişimi anlatıyor.
O yıllarda çocukların da mahalle kültürü içerisinde büyüdüğünü ifade eden Yılmaz, sokakta oynayan çocukların yalnızca kendi aileleri tarafından değil, mahalledeki herkes tarafından tanındığını söylüyor.
“BİR TABAK YEMEK BİLE GÖNÜL MESELESİYDİ”
Kırıkkale’nin eski mahalle yaşamında yemek kültürünün de önemli bir yeri vardı. Ayşe Karaca, geçmişte komşular arasında yemek paylaşımının çok daha yaygın olduğunu belirterek, özellikle yeni yemek yapan ailelerin komşularına mutlaka bir tabak gönderdiğini anlatıyor.
Karaca, “Bir yemek yaptığınızda komşunuzun da hakkı vardı. Tabak boş gitmezdi. Siz bir şey gönderirdiniz, karşılığında başka bir şey gelirdi. Burada önemli olan yemek değildi hatırlanmaktı” ifadelerini kullanıyor.
Bugün ise bu alışkanlığın giderek azaldığını söyleyen Karaca, gençlerin bu gelenekleri görerek büyümediğini dile getiriyor.
KIŞ HAZIRLIKLARI BİR AİLE GELENEĞİYDİ
Kırıkkale’de kış mevsimine hazırlanmak geçmişte yalnızca alışveriş yapmak anlamına gelmiyordu. Yaz aylarından itibaren başlayan hazırlıklar, ailelerin ortak çalışmasına dönüşüyordu. Salça hazırlanması, kurutmalıkların yapılması, çeşitli yiyeceklerin kış için saklanması ve erzakların hazırlanması uzun süren bir emeğin sonucuydu. Bu süreçte özellikle büyüklerin bilgisi önemliydi. Hangi ürünün nasıl kurutulacağı, nasıl saklanacağı veya kış boyunca nasıl kullanılacağı çoğu zaman kitaplardan değil, büyüklerden öğreniliyordu. Bugün marketlerde yılın her döneminde hemen her ürüne ulaşılabilmesi, bu geleneklerin günlük hayattaki önemini büyük ölçüde azalttı.
“DÜĞÜNLER MAHALLEYİ BİR ARAYA GETİRİRDİ”
Kırıkkale’de geçmiş yıllarda yapılan düğünler de bugünkünden oldukça farklıydı. Mustafa Demir, eski düğünlerin yalnızca gelin ve damadın değil, bütün mahallenin etkinliği olduğunu söyledi.
Demir, “Düğün olduğunda herkesin yapacağı bir iş olurdu. Kimi yemek hazırlardı, kimi misafirle ilgilenirdi, kimi düğün evinin işine yardım ederdi. Düğün sahibi tek başına bırakılmazdı” diyerek o dönemki dayanışmayı anlatıyor.
Demir’e göre bugün düğünlerin daha kısa ve daha profesyonel organizasyonlara dönüşmesiyle birlikte mahallelinin birlikte hareket ettiği eski gelenekler de büyük ölçüde geride kaldı.
İMECE KÜLTÜRÜ VARDI
Bugün gençlerin anlamını bile bilmeyebileceği kelimelerden biri de “imece”. İmece, insanların bir işin üstesinden birlikte gelmesi anlamına geliyordu. Bir evin, tarlanın veya başka bir işin yapılması gerektiğinde komşular ve yakınlar bir araya geliyor, herkes elinden gelen katkıyı sunuyordu. Karşılığında çoğu zaman para beklenmiyordu. Çünkü sistemin temelinde yardımlaşma ve dayanışma vardı. Bu kültürün en önemli tarafı ise insanların birbirlerine ihtiyaç duyduğunu hissettirmesiydi. Kırıkkale’nin özellikle kırsal kesimlerinde geçmişte imece kültürü de önemli bir dayanışma biçimiydi.
Latif Yıldız, imecenin insanların birbirine destek olmasının en güzel örneklerinden biri olduğunu belirtti. Yıldız, “Birinin işi varsa komşular yardımına giderdi. Bugün ‘yardım edeyim’ demek başka, o günlerde gerçekten herkesin elini taşın altına koyması başkaydı” ifadelerini kullanıyor.
Ona göre imecenin en önemli tarafı, insanların birbirinin işini kendi işi gibi görmesiydi.
ÇOCUKLARIN SOKAK KÜLTÜRÜ
Kırıkkale’nin eski mahallelerinde çocukların eğlence anlayışı da bugünkünden çok farklıydı. Televizyonun, bilgisayarın ve akıllı telefonların olmadığı dönemlerde çocuklar sokaklarda buluşuyor kendi oyunlarını oluşturuyordu. Top oyunları, saklambaç, misket, ip oyunları ve çeşitli mahalle oyunları çocukların günlük yaşamının parçasıydı. Oyunun kurallarını çoğu zaman çocuklar kendileri belirliyor, büyüklerden bağımsız bir sosyal çevre oluşturuyordu. Bugün ise çocukların önemli bir bölümü boş zamanlarını ekran başında geçiriyor. Bu nedenle eski mahalle oyunlarının bir kısmı yalnızca belli bir yaş grubunun hafızasında kaldı. Geçmişte Kırıkkale sokaklarında çocukların kendi aralarında oynadığı oyunlar da günlük yaşamın önemli bir parçasıydı.

İbrahim Saygın, çocukların saatlerce sokakta vakit geçirdiğini ve oyunların çoğunun herhangi bir oyuncak gerektirmediğini dile getirdi. Çetin, “Bir top, birkaç taş veya boş bir alan yeterdi. Çocuklar kendi oyunlarını kendileri kurardı. Şimdi çocukların elinde telefon var. Bizim oynadığımız oyunların isimlerini bile bilmeyen çocuklar var” dedi.
BAYRAM SABAHLARININ BAŞKA BİR ANLAMI VARDI
Kırıkkale’de geçmiş nesillerin hafızasında bayramların özel bir yeri bulunuyor. Bayram sabahları erken kalkmak, temiz ve özenli kıyafetler giymek, büyüklerin ellerini öpmek ve ardından akraba ziyaretlerine gitmek geleneksel yaşamın önemli parçaları arasındaydı. Çocuklar için ise bayramın en heyecanlı bölümlerinden biri kapı kapı dolaşarak büyüklerin elini öpmek ve bayram harçlığı almaktı. Bugün bu gelenek tamamen ortadan kalkmış değil. Ancak şehir yaşamının değişmesi ve ailelerin farklı yerlere dağılması nedeniyle eski yoğunluğunu kaybetmiş durumda.

BÜYÜKLERİN ANLATTIĞI HİKÂYELER BİRER ARŞİVDİ
Teknolojinin olmadığı dönemde geçmişin aktarılmasında yaşlıların anlattıkları önemli bir rol oynuyordu. Akşamları bir araya gelen aile bireyleri; eski Kırıkkale’yi, mahallede yaşanan olayları, düğünleri, bayramları, asker uğurlamalarını ve geçmişteki günlük hayatı konuşuyordu. Bugün ise bu sözlü tarih giderek azalıyor. Birçok hikâye yazıya geçirilmeden, fotoğraflanıp arşivlenmeden veya kayıt altına alınmadan anlatıcısıyla birlikte kayboluyor.
GENÇLER BİLMEDİĞİ BİR GEÇMİŞLE KARŞI KARŞIYA
Bugün Kırıkkale’de genç bir kişiye “imece”, “mahalle dayanışması”, “kapı komşuluğu” veya geçmişteki kış hazırlıkları anlatıldığında bunların bir bölümü oldukça uzak bir yaşam biçimi gibi gelebilir.
Oysa bunlar yalnızca birkaç kuşak önce günlük hayatın doğal parçalarıydı. Belki de Kırıkkale’nin unutulan kültürünü yeniden hatırlamanın en önemli yolu, büyüklerin bildiklerini gençlere anlatması. Çünkü eski bir alışkanlık unutulduğunda yalnızca bir davranış biçimi kaybolmuyor. O alışkanlığın içinde bulunan hikâye, dayanışma, aile bağı ve mahalle kültürü de zamanla hafızadan siliniyor.
KIRIKKALE’NİN ESKİ GÜNLERİNDEN GERİYE NE KALDI?
Bugün şehrin sokaklarında dolaşırken geçmişteki yaşam biçimini tamamen görmek mümkün değil. Fakat bazı alışkanlıklar hâlâ ailelerin hafızasında yaşıyor. Bir annenin kış hazırlığını anlatması, bir dedenin çocukluk oyunlarından söz etmesi, bir babaannenin eski bayramları hatırlaması veya yıllardır saklanan bir aile tarifinin yeniden yapılması… Bunların her biri aslında Kırıkkale’nin yaşayan hafızasından bir parça. Ve belki de en büyük kayıp, bu hikâyelerin son kez anlatıldığını fark edememek. Kırıkkale’nin geçmişi yalnızca eski fotoğraflarda değil; bugün hâlâ hayatta olan insanların hafızasında da saklı.
