Kırıkkale’nin 12 Eylül hafızası: Darbe olduğunda kent henüz il değildi

12 Eylül 1980’de Kırıkkale henüz Ankara’ya bağlı bir ilçeydi. MKE’nin şekillendirdiği işçi hayatı, siyasi gerilim ve darbe sonrası baskılar kentin yakın tarihinde derin izler bıraktı.

Kırıkkale’nin 12 Eylül hafızası: Darbe olduğunda kent henüz il değildi

12 Eylül 1980 sabahı Türkiye’de yalnızca siyasi hayat değişmedi. Fabrikalardan okullara, sendikalardan sokaklara kadar günlük yaşamın kuralları yeniden yazıldı. Bugün Kırıkkale olarak bildiğimiz kent ise o tarihte henüz il değildi. Ankara’ya bağlı bir ilçeydi. MKE’nin belirlediği çalışma hayatı, yükselen siyasi gerilim ve darbenin ardından başlayan tutuklamalar, Kırıkkale’nin hafızasında 46 yıl sonra bile izlerini koruyor.

12 Eylül denildiğinde Türkiye’nin siyasi tarihinde bir dönüm noktası akla geliyor. Ancak darbenin gerçek etkisi yalnızca Ankara’daki Meclis’in feshedilmesi ya da siyasi partilerin faaliyetlerinin durdurulmasıyla sınırlı kalmadı. Darbe, Türkiye’nin dört bir yanında gündelik hayatın içine girdi.

Kırıkkale de bu değişimin dışında kalmadı.

Üstelik bugünkü adıyla Kırıkkale’nin o tarihte farklı bir idari konumu vardı. Kent, 1980 yılında henüz il değildi. Kırıkkale’nin il statüsüne kavuşmasına daha yaklaşık dokuz yıl vardı.

Bu nedenle 12 Eylül’ün Kırıkkale hikâyesi, aynı zamanda Ankara’ya bağlı bir sanayi ilçesinin darbe dönemindeki hikâyesi olarak okunabilir.

DARBEDEN ÖNCE KIRIKKALE’DE HAYAT ZATEN SESSİZ DEĞİLDİ

1980’e gelindiğinde Türkiye genelinde sağ-sol çatışmaları, siyasi cinayetler, grevler ve toplumsal gerilim günlük hayatın bir parçası hâline gelmişti.

Kırıkkale de bu atmosferden uzak değildi.

Özellikle MKE’nin kent ekonomisindeki ağırlığı, işçi hareketlerini Kırıkkale açısından önemli bir başlık hâline getiriyordu. Kırıkkale’deki sendikal hareketin geçmişine ilişkin akademik çalışmalarda MKE işyerleri ve işçi örgütlenmeleri önemli bir yer tutuyor.

Darbe öncesinde ülkede yaşanan siyasi gerilimin Kırıkkale’ye yansıyan en dikkat çekici örneklerinden biri de 20 Temmuz 1980’de yaşandı.

23 yaşındaki Adem Güler, Kırıkkale’de silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.

Bu cinayet, 12 Eylül’e yalnızca 54 gün kala yaşandı.

Yani darbenin sabahı Kırıkkale için tamamen beklenmedik bir siyasi atmosferin başlangıcı değildi. Ülke genelinde olduğu gibi kentte de gerilimli bir dönem çoktan başlamıştı.

12 EYLÜL SABAHI KURALLAR BİR GECEDE DEĞİŞTİ

12 Eylül sabahı Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu.

Milli Güvenlik Konseyi'nin yayımladığı bildirilerle siyasi partilerin faaliyetleri durduruldu. Sendikalar ve dernekler üzerindeki faaliyet kısıtlamaları başladı.

7 numaralı bildiriyle siyasi parti faaliyetlerinin yasaklandığı, DİSK ve MİSK ile bunlara bağlı sendikaların faaliyetlerinin durdurulduğu açıklandı.

Grevler de durduruldu.

İşçi açısından bakıldığında bu karar, yalnızca sendika tabelalarının kapanması anlamına gelmiyordu.

İşçinin toplu hareket etme, örgütlenme ve çalışma koşulları üzerinde söz söyleme imkânı da ciddi biçimde sınırlandı.

Bu durum, MKE’nin kentin ekonomik ve sosyal hayatındaki ağırlığı düşünüldüğünde Kırıkkale açısından ayrı bir önem taşıyordu.

Çünkü Kırıkkale’de fabrika yalnızca üretim yapılan bir yer değildi.

Fabrika aynı zamanda kentin sosyal hayatının önemli parçalarından biriydi.

MKE'NİN GÖLGESİNDEKİ KENTTE İŞÇİ HAYATI DEĞİŞTİ

Kırıkkale’nin modernleşme ve kentleşme hikâyesinde MKE’nin özel bir yeri bulunuyor.

Kentte binlerce insanın hayatı fabrikalarla şekillenirken, işçi örgütlenmeleri de toplumsal hayatın önemli unsurlarından birini oluşturuyordu.

12 Eylül sonrasında Türkiye’de sendikal yapı büyük bir baskı altına girdi.

Bu durum Kırıkkale’deki işçi hayatını da etkiledi.

Darbe sonrasında sendikal faaliyetlerin sınırlandırılması, grevlerin kaldırılması ve toplu pazarlık mekanizmalarının yeniden düzenlenmesi, 1980 öncesinin işçi hareketiyle 1980 sonrasının çalışma hayatı arasında belirgin bir kırılma oluşturdu.

Kırıkkale’de sendikal hareket üzerine yapılan akademik çalışmalarda da MKE işyerlerinin bu tarihsel süreçteki ağırlığı görülüyor.

SOKAKLAR SUSTU, SİYASET GÖRÜNMEZ HÂLE GELDİ

Darbe sonrasında yalnızca siyasi partilerin kapatılması değil, toplumun örgütlenme biçimi de değişti.

Derneklerin büyük bölümünün faaliyetleri durduruldu.

Siyasi toplantılar ortadan kalktı.

Sendikaların hareket alanı daraldı.

Toplumun farklı kesimlerinin kendisini ifade ettiği birçok alan kapandı.

Resmî düzenlemeler yalnızca siyasi faaliyetleri değil, günlük yaşamı da etkiledi. Haberleşmeden ulaşıma, toplu yaşam alanlarından iş hayatına kadar sıkıyönetim uygulamaları devreye sokuldu.

Bugün sıradan görünen bazı günlük alışkanlıkların bile o dönemde farklı kurallara bağlanması, 12 Eylül’ün neden yalnızca bir siyasi müdahale olarak değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor.

KIRIKKALE'NİN BAZI İNSANLARI İÇİN 12 EYLÜL, YILLARCA SÜREN CEZAEVİ DEMEKTİ

Kırıkkale’nin 12 Eylül hafızasının en ağır başlıklarından biri ise tutuklamalar ve cezaevi süreçleri oldu.

Yıllar sonra Kırıkkale’de yaşayan darbe mağdurlarının anlattıkları, dönemin yalnızca siyasi bir değişiklik olmadığını ortaya koyuyor.

Şevki Köksal, 25 yaşındayken gece yarısı evinden alınarak cezaevine gönderildiğini ve yaklaşık 5,5 yıl cezaevi hayatı yaşadığını anlattı. Kırıkkale’deki MHP ve ülkücülerle ilgili davalar kapsamında yargılandığını belirten Köksal’ın anlatımları, darbe dönemindeki yargılama ve cezaevi sürecinin bireysel hayatlarda nasıl uzun yıllara yayıldığını gösteriyor.

Başka Kırıkkaleli tanıkların yıllar sonra anlattıkları ise Mamak Askeri Cezaevi ve C5'te yaşanan ağır uygulamalara kadar uzanıyor.

Bu anlatılar, 12 Eylül’ün Kırıkkale açısından yalnızca tarih kitaplarında kalan bir siyasi olay olmadığını ortaya koyuyor.

Bir kuşağın gençliği cezaevlerinde geçti.

Bazıları eğitimini sürdüremedi.

Bazıları işinden oldu.

Bazıları yıllarca yakınlarından ayrı kaldı.

Bazıları ise yaşadıklarını uzun süre kimseye anlatmadı.

EN BÜYÜK DEĞİŞİM 12 EYLÜL GÜNÜ DEĞİL, SONRASINDA YAŞANDI

12 Eylül’ün Kırıkkale açısından asıl dikkat çekici taraflarından biri de darbenin etkisinin tek bir güne sığmaması.

12 Eylül sabahı yönetime el konuldu.

Ancak sonuçları yıllarca sürdü.

İnsanların siyasi hayatla ilişkisi değişti.

Sendikal hareketlerin yapısı değişti.

Kamu kurumlarındaki çalışma düzeni değişti.

Üniversiteler ve eğitim kurumları farklı bir yönetim anlayışıyla karşı karşıya kaldı.

Cezaevleri siyasi davaların merkezlerinden biri hâline geldi.

Ve bütün bunlar olurken Kırıkkale, henüz il statüsüne kavuşmamış bir sanayi ilçesi olarak bu dönüşümün içinde yer aldı.

Bugünün Kırıkkale'sinden 1980'e bakınca

Bugün Kırıkkale’nin caddelerinde yürüyen bir kişi için 12 Eylül 1980 çok uzak bir tarih gibi görünebilir.

Oysa kentin bugünkü toplumsal yapısının oluşmasında 1980 öncesi ve sonrası dönemin önemli etkileri bulunuyor.

MKE çevresinde şekillenen işçi kültürü, sendikal mücadeleler, siyasi kamplaşmalar ve darbe sonrası yaşanan baskılar, kentin yakın tarihinin birbirinden ayrı düşünülemeyecek parçaları.

12 Eylül’ün üzerinden 46 yıl geçti.

Bugün darbenin bilançosu farklı rakamlarla anlatılabilir.

Ancak Kırıkkale açısından asıl mesele rakamlardan ibaret değil.

Çünkü her rakamın arkasında bir ev, bir aile, bir fabrika, bir okul, bir gençlik ve yarım kalan bir hayat bulunuyor.

Belki de 12 Eylül’ün Kırıkkale’deki en görünmeyen mirası tam olarak burada saklı:

Bir dönemin siyasi çatışmaları sona erdi ama o dönemin insanlarda bıraktığı sessizlik uzun yıllar devam etti.

Darbe Kırıkkale