Gaziantep Bey Mahallesi: Tarihi taş konaklar turizmin gözdesi!
Gaziantep Bey Mahallesi, restore edilen taş konakları ve müzeleriyle ziyaretçileri bekliyor. Peki eski Ermeni ve Yahudi evleri nasıl dönüştü?
Gastronomi başkenti olarak bilinen şehirde, Gaziantep Bey Mahallesi dar sokakları ve geleneksel sivil mimari örnekleriyle kültür turizminin merkezine yerleşti. Yeni Ankara Kültür-Sanat Masasının derlediği bilgilere göre, uzun yıllar kaderine terk edilen bu tarihi bölge, yerel yönetimin müdahaleleri ve artan turist ilgisiyle kentin en önemli cazibe merkezlerinden biri haline geldi.

23 HAZİRAN 2026 RESTORASYON PROJESİYLE TARİH NASIL CANLANDI?
Yıllarca bakımsız kalan ve yıkılmaya yüz tutan sivil mimari eserleri, yerel idarenin kapsamlı müdahalesiyle kurtarıldı. 2007 yılında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Koruma Uygulama Denetim Bürosu (KUDEB) öncülüğünde hayata geçirilen sokak sağlıklaştırma projesi, mahallenin kaderini değiştirdi. Yürütülen bu çalışmalar sonucunda tarihi taş konaklar aslına uygun olarak yenilenirken, bölge ulusal televizyon dizileri için de doğal bir plato işlevi görmeye başladı.
GAZİANTEP BEY MAHALLESİ'NDE HANGİ MÜZELER BULUNUYOR?
Tarihi dokunun onarılmasının ardından bölge, kentin kültürel hafızasını barındıran bir açık hava müzesine dönüştürüldü. Mahalle sınırları içerisinde faaliyet gösteren "Atatürk Evi", "Oyun ve Oyuncak Müzesi", "Hasan Süzer Etnografya Müzesi" ile "Ali İhsan Göğüs Müzesi", her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Resmi kurumların verilerine göre, bu müzelerin etrafında şekillenen tematik restoranlar ve butik oteller, bölgedeki ticari hayatı da canlandırarak yerel ekonomiye önemli bir girdi sağlıyor.
YEREL HALK VE TURİZMCİLER NE DÜŞÜNÜYOR?
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) GAP Bölge Temsil Kurulu Başkanı Soner Bacaksız, yapılan yatırımların Gaziantep ve Türkiye turizmi adına büyük bir kazanım olduğunu belirtti. Bacaksız, taş işçiliğinin üst düzey örneklerini barındıran mahalleye esnafın ve bölge halkının sahip çıkması gerektiğini vurgulayarak, "Her şeyi mülki idarenin yapmasını beklememiz biraz hata olur" ifadesini kullandı. Öte yandan, uzun yıllardır bölgede yaşayan Mahalle Muhtarı İbrahim Halil Cengiz ile 66 yaşındaki mahalle sakini Süleyman Çelik, geçmişte 1970'li yıllara kadar farklı etnik grupların (Yahudi, Ermeni, Türk) burada toplu bir yaşam kültürü oluşturduğunu hatırlatarak, restorasyonun ardından mahallenin eski görkemli günlerine döndüğünü aktardı.
GAZİANTEP BEY MAHALLESİ HANGİ DÖNEMDE KURULDU?
Tarihi arşivler incelendiğinde, yerleşimin kentsel hafızasının 1500'lü yılların başına kadar uzandığı görülmektedir. Osmanlı dönemine ait 1536 tarihli tahrir defteri kayıtlarında bölge, 40-50 haneden oluşan mütevazı bir yerleşke olarak resmi belgelere yansımıştır. Semt, ismini 1587 yılında yaptırılan ancak Fransız işgali sırasında büyük oranda yıkılarak günümüze tam anlamıyla ulaşamayan tarihi Bey Camii’nden (Çınarlı Camii) almaktadır. 1933 yılında kenti ziyaret eden Mustafa Kemal Atatürk’ün nüfus kaydının da sembolik olarak bu bölgeye alınması, yerleşimin Cumhuriyet tarihindeki önemini pekiştiren ve turistik ilgiyi artıran bir numaralı detaydır.

HAVARA TAŞI VE GELENEKSEL MİMARİ NASIL ŞEKİLLENDİ?
Bölgedeki konakların karakteristik görünümü, inşada temel malzeme olarak kullanılan "havara" veya diğer adıyla "keymıh" taşından kaynaklanmaktadır. Ocaktan ilk çıkarıldığında son derece yumuşak ve kolay işlenebilir olan bu yerel taş, havayla temas ettikçe sertleşerek yapıları yüzyıllar boyunca ayakta tutan dayanıklı bir zırha dönüşür. Evler genellikle dar sokaklara kapalı, yüksek duvarlarla çevrili ve mimari dilde "hayat" olarak adlandırılan geniş iç avlulara bakacak şekilde tasarlanmıştır. İçe dönük mimari yapı, ailenin mahremiyetini korumasının yanı sıra yerel iklime uyum sağlayarak yazın serin, kışın sıcak bir yaşam alanı yaratmaktadır.
MAHALLENİN ÇOK KÜLTÜRLÜ TARİHİ HANGİ İZLERİ TAŞIYOR?
Geçmiş yüzyıllarda Müslüman, Ermeni ve Yahudi toplulukların uyum içinde paylaştığı sokaklar, kentin kozmopolit yapısının en net görüldüğü alanlardan biridir. Ermeni sarraf Karanazar Nazeryan tarafından 1856 yılında yaptırılan ve bir dönem İran Ticari Konsolosluğu olarak da hizmet veren gösterişli "Kimya Evi", bu ortak yaşamın günümüze ulaşan en somut mimari kanıtları arasında gösteriliyor. Mahalle sakinlerinden 66 yaşındaki Süleyman Çelik, 1970'li yıllara kadar farklı etnik grupların aynı ilkokul sıralarını ve ortak mahalle kültürünü paylaştığını belirterek, restorasyon çalışmalarının bu ruhu yeniden dirilttiğini ifade etmektedir.