Vartinis Katliamı nedir? 3 Ekim 1993’te Muş Vartinis’te ne oldu?

Muş'un Vartinis köyünde 3 Ekim 1993'te aynı aileden 7'si çocuk 9 kişinin evlerinde yakılarak katledilmesinin üzerinden 33 yıl geçti. Yargıtay'ın zaman aşımı gerekçesiyle kapatılmasına onay verdiği cezasızlık sembolü dönüşen tarihi dava, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) vereceği nihai karara kilitlendi.

Vartinis Katliamı nedir? 3 Ekim 1993’te Muş Vartinis’te ne oldu?

Türkiye yakın tarihinin ve 1990'lı yılların en ağır insan hakları ihlallerinden biri olarak kayıtlara geçen Vartinis (Altınova) Katliamı'nın üzerinden 33 yıl geçti. Muş'un Korkut ilçesine bağlı Vartinis köyünde 3 Ekim 1993 tarihinde meydana gelen trajedide, Öğüt ailesine ait ev ateşe verilerek aynı aileden 7'si çocuk, biri hamile kadın olmak üzere toplam 9 kişi diri diri yakılarak hayatını kaybetti.

Katliamdan yalnızca bir çocuğun sağ kurtulduğu olay, aradan geçen onlarca yıla rağmen yargı süreçlerindeki "cezasızlık politikası" ve zaman aşımı kararlarıyla kamuoyu vicdanında kanayan bir yara olmaya devam ediyor.

FACİANIN ARKA PLANI VE 3 EKİM 1993 GECESİ

Korkut ilçesinde yaşanan bir çatışmada bir astsubayın hayatını kaybetmesinin ardından Vartinis köyü jandarma birlikleri tarafından kuşatıldı. "Örgüte yardım ve yataklık edildiği" iddiasıyla Öğüt ailesinin evi çembere alındı ve kundaklandı.

Çıkan yangın sonucunda baba Mehmet Nasır Öğüt, hamile eşi Eşref Oran ve çocukları Sevim, Sevda, Aycan, Mehmet Şakir, Mehmet Şirin, Cihan ve Cinal feci şekilde yaşamını yitirdi. Facia sırasında aileden yalnızca Aysel Öğüt sağ kurtulmayı başardı.

Dönemin görgü tanıkları ve hukuki belgelere yansıyan beyanlarda, yakma emrinin dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu tarafından verildiği kaydedildi.

ONARICI ADALET VE TOPLUMSAL BARIŞ İÇİN ZORUNLU BİR ADIM

Olayın ardından başlatılan hukuki süreç tam 18 yıl boyunca geciktirildi. Faciasından sağ kurtulan Aysel Öğüt’ün 2003 yılındaki suç duyurusu ve AB uyum yasaları neticesinde hazırlanan ilk iddianame ile yargılama ancak başlatılabildi. Yargılamanın "güvenlik" gerekçesiyle Muş'tan Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi'ne nakledilmesi mağdur yakınlarının adalete erişimini zorlaştırdı.

Yıllarca süren davada sanıklar hakkında beraat kararları verilse de Yargıtay’ın bozma kararı sonrası davanın tek sanığı olarak Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu kaldı. 2021 yılında hakkında kırmızı bülten ve tutuklama kararı çıkarılan Karaoğlu, bu süreçte devletten emekli maaşı almaya devam etmesine rağmen bulunamadı.

Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Aralık 2023 tarihinde 30 yıllık "olağanüstü zaman aşımı" süresinin dolduğunu gerekçe göstererek davayı düşürdü ve sanık hakkındaki yakalama kararını kaldırdı. Mahkemenin olayı "insanlığa karşı suç" kapsamında değerlendirmemesinin ardından Yargıtay 1. Ceza Dairesi de düşme kararını resmen onadı.

Dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıyan Muş Barosu Başkanı ve Öğüt ailesinin avukatı Kadir Karaçelik, Vartinis davasının sadece bireysel bir adalet mücadelesi olmadığını vurgulayarak, "Onarıcı adaletin sağlanması ve cezasızlık algısının kırılması toplumsal barışın inşa edilmesi için zorunlu bir adımdır" değerlendirmesinde bulundu.

İNSAN HAKLARI ÖRGÜTLERİNİN HUKUKİ TEZLERİ VE AYM SÜRECİ

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Hafıza Merkezi gibi sivil toplum kuruluşlarının da yakından takip ettiği davada, Anayasa Mahkemesi'ne sunulan dosyada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına dikkat çekiliyor.

Avukatlar, yaşam hakkı ihlali ve işkence yasağı gibi ağır insan hakları ihlallerinde zaman aşımı zırhının kullanılamayacağını belirtiyor. 7'si çocuk 9 sivilin ve anne karnındaki bir bebeğin yakılarak katledilmesinin uluslararası hukuka göre doğrudan "insanlığa karşı suç" teşkil ettiği, bu nedenle suçun zaman aşımından tamamen muaf tutulması gerektiği savunuluyor.

90'LI YILLARIN CEZASIZLIK MODELİ VE EMSAL DAVALAR

Vartinis Katliamı davası, 1990'lı yıllarda Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin yürütülen diğer davalarla benzer bir yargısal süreç izledi. Lice, Kulp (Bolukbaşı), JİTEM Ankara ve Kızıltepe davalarında olduğu gibi Vartinis dosyası da şu temel "cezasızlık mekanizmaları" ile yürütüldü:

Yargılama süreci güvenlik bahanesiyle Muş'tan binlerce kilometre uzaktaki Kırıkkale'ye taşınarak tanıkların ve mağdur yakınlarının takibi zorlaştırıldı. Benzer şekilde Lice davası İzmir'e, Kulp davası Ankara'ya nakledildi.

Sanık konumundaki üst düzey askeri yetkililer yargılama süresince tutuksuz yargılandı. Hakkında kırmızı bülten çıkarılan sanık jandarma komutanının yakalanması yönünde etkin bir çaba sarf edilmedi.

Soruşturma süreçlerinin onlarca yıl geciktirilmesi ve yargılamaların yavaş ilerletilmesi sonucunda 30 yıllık yasal sınırın dolmasıyla davalar birer birer düşürüldü. Lice davasında beraat, Kızıltepe davasında zaman aşımı, Ankara JİTEM davasında ise beraat kararları ile benzer sonuçlar ortaya çıktı.

Anayasa Mahkemesi'nin Vartinis Katliamı dosyasına ilişkin vereceği nihai karar, sadece Öğüt ailesi için değil, 90'lı yılların karanlıkta kalan tüm faili meçhul ve katliam dosyaları için hukuki bir emsal teşkil edecek.

Anayasa Mahkemesi