Gençler neden tarımı tercih etmiyor? Çiftçi yaşı 60’a dayandı! TZD Başkanı Muslu uyardı!

TZD Genel Başkanı Hidayet Muslu, kırsal alanda tarımı sürdüren nüfusun giderek yaşlandığını söyleyerek, “Çiftçi yaş ortalaması 58-60 seviyelerine çıkmış durumdadır. Bunun temel nedenlerinden biri, tarımın yoğun emek gerektiren bir sektör olmasıdır.” dedi.

Gençler neden tarımı tercih etmiyor? Çiftçi yaşı 60’a dayandı! TZD Başkanı Muslu uyardı!

Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD) Genel Başkanı Hidayet Muslu, kırsal alanda tarıma yönelen genç nüfusun azalmasının sektörde ciddi sorunlar yarattığını belirterek, tarımın geleceği ve üretim güvenliği konusunda uyarılarda bulundu.

“BİTKİSEL VE HAYVANSAL ÜRETİMİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ ŞART”

Muslu, tarımın temel hedefinin toplumun sağlıklı ve yeterli gıdaya ulaşmasını sağlamak olduğunu belirterek, “Asıl amacımız insanları mutlu etmektir. İnsanları mutlu etmenin yolu ise, beslenme ihtiyacının temeli olan bitkisel ve hayvansal üretimi sürdürülebilir şekilde sağlamak ve tarıma dayalı sanayinin ihtiyaç duyduğu ürünleri temin etmektir. Günümüzde tarımsal ürünlere ulaşılabilirlik halkın alım gücüne bağlıdır. Tarımsal üretim güvencesi ise iklim, toprak, su ve ışık gibi doğal unsurlara bağlıdır. Bu açıdan baktığımızda, olumsuzlukların her geçen yıl ve her geçen gün arttığını görüyoruz. Geçtiğimiz haftalarda yaşanan aşırı yağışların sele yol açması ve kuraklığın baş göstermesi bunun en bariz örneğidir. Tüm bu gelişmeler tarımsal üretimi olumsuz etkilemektedir.” ifadelerini kullandı.

“ÇİFTÇİ YAŞI 60’A DAYANDI, GENÇLER TARIMI TERCİH ETMİYOR”

Kırsal nüfusun azalması ve çiftçi yaş ortalamasının yükselmesinin tarım sektöründe ciddi bir sorun oluşturduğunu dile getiren Muslu, şöyle devam etti:

“Tarımı ve tarımsal üretimin bir boyutunu değerlendirirken, kırsal alanda yaşayan nüfusun azalmasını ve çiftçi yaş ortalamasının yükselmesini de dikkate almak zorundayız. Çiftçi yaş ortalaması 58-60 seviyelerine çıkmış durumdadır. Bu tablo, iki yönlü bir sorunu beraberinde getirmektedir. Bir yandan genç nüfus, babasının ya da ailesinin mesleği olan tarımı benimsememektedir. Bunun temel nedenlerinden biri, tarımın yoğun emek gerektiren bir sektör olmasıdır. Oysa tarımda emeğe bugün ihtiyaç duyulduğu gibi, önümüzdeki yıllarda daha da fazla ihtiyaç duyulacaktır. Sanayi ve endüstriyel yapılarda emek sınırlı ölçüde kullanılabilir; ancak tarım emek yoğun bir sektördür. Tarımdaki bu emek yoğunluğu, kırsal alandaki doğal kaynakların hem değerlendirilmesini hem de yeniden üretim süreçlerine katılmasını sağlamaktadır.”

“TARIMDA İNSAN EMEĞİ ÖNEMİ ARTIYOR, MEKANİZASYON YETERSİZ”

Başkan Muslu, kırsal nüfusun azalmasının ve gençlerin tarımı tercih etmemesinin sosyal sorunları tetiklediğini söyleyerek, “Eğer genç nüfusu köylerimizde tutamaz ve köylülük ile çiftçilik arasındaki ayrımı doğru biçimde ortaya koyamazsak, kırsal nüfus büyük şehirlere göç etmekte ve bu durum birçok sosyal sorunun kaynağını oluşturmaktadır. Özellikle meyvecilik sektöründe tarımsal mekanizasyonun kullanımı oldukça sınırlıdır. Hasat sürecinde yoğun emek kullanımı kaçınılmazdır. Şeftali, kiraz ve benzeri ürünlerin toplanması makineyle gerçekleştirilememektedir; bu süreç büyük ölçüde insan emeğine dayanmaktadır. Teknolojik gelişmişlik düzeyi artsa da bu alanlarda makine kullanımı oldukça kısıtlıdır. Bu nedenle emek yoğun bir alan olan tarımda köy nüfusu günümüz şartlarında büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte, mevsimlik tarım işçiliği de yaygınlaşmaktadır. Ancak bu alanda sosyal güvenlik, eğitim altyapısı ve sağlık hizmetlerine erişim gibi ciddi sorunlar bulunmaktadır. Tarım çalışanları bu konularda önemli sıkıntılar yaşamaktadır.” şeklinde konuştu.

“KIRSAL KAYNAKLARIN KORUNMASI İÇİN KÜÇÜK İŞLETMELERE DESTEK GEREKİYOR”

Türkiye’de küçük aile tarım işletmelerinin karşı karşıya olduğu sorunlara dikkat çeken Muslu, şu ifadelere yer verdi:

“Tarımın bir diğer boyutu da ülkemizde küçük aile işletmeleri biçiminde gelişmiş olmasıdır. Küçük aile işletmelerinin tarımda varlığını sürdürebilmesini engelleyen birçok sorun bulunmaktadır. Bunlardan biri de toprakla ilgili yaşanan problemlerdir. Ülkemizde miras hukuku uygulamaları ve kapitalist üretim ilişkilerinin yarattığı ‘büyüğün küçüğü yutması’ süreci, küçük tarım işletmelerinin zamanla ortadan kalkmasına ve toprakların toplulaşmasına yol açmaktadır. Bu durum, büyük ölçekli kapitalist tarım işletmelerinin ön plana çıktığı bir süreci beraberinde getirmektedir. Oysa kırsal kaynakların doğru kullanılabilmesi için küçük tarım işletmelerinin korunması ve geliştirilmesi zorunludur. Ayrıca bu işletmelerin ayakta kalabilmesi için özgün bir kooperatifçilik anlayışının inşa edilmesi gerekmektedir.”

“ORTAK TARIM MAKİNESİ MODELLERİNE İHTİYAÇ VAR”

Muslu, küçük tarım işletmelerinde makinelerin bireysel kullanımının sermayeyi verimsiz kıldığını belirterek, “Küçük işletmelerin bireysel olarak traktör, biçerdöver ve diğer tarım makinelerine yatırım yapması, sermayenin verimsiz kullanılmasına neden olmaktadır. Bu nedenle ortak tarım makinesi kullanım modellerinin oluşturulmasına ihtiyaç vardır. Tarımın gelişmesi ve diğer sektörlerle rekabet edebilmesi için hangi unsurların dikkate alınması gerektiğini doğru analiz etmek zorundayız. Günümüzde tarım; sanayi, hizmetler, iletişim ve enformasyon sektörleriyle rekabet etmekte zorlanmaktadır.” dedi.