Siyaset Bilimci İrem Yüzer soruyor: Hukuk kimin için işliyor?

Siyaset Bilimci İrem Yüzer, Yeni Ankara için yazdı: Mersin operasyonu ve fon soruşturması üzerinden Türkiye’de hukukun herkese eşit uygulanıp uygulanmadığını değerlendirdi.

Siyaset Bilimci İrem Yüzer soruyor: Hukuk kimin için işliyor?

Türkiye’de siyaset ile hukukun yeniden kesiştiği bir dönemde, Mersin’deki belediye soruşturması ile kamuoyunun yakından takip ettiği fon soruşturması “hukukun herkese eşit uygulanması” tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Siyaset Bilimci İrem Yüzer, Yeni Ankara için kaleme aldığı yazısında son gelişmeleri hukuk devleti, hesap verebilirlik ve siyasi aidiyetlerden bağımsız yargı ilkesi üzerinden değerlendirdi.

İşte Yüzer'in Yeni Ankara için kaleme aldığı yazı:

Türkiye güncel olarak tekrar siyasetin ve hukukun kesişmekte olduğu kritik bir eşikten geçmektedir.

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Vahap Seçer ile Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’in de aralarında bulunduğu 59 kişi, 1 Ekim 2026 sabahı yürütülen soruşturmanın kapsamında gözaltına alınmıştır. Soruşturmanın ana merkezinde belediyelerin ihale ve doğrudan temin süreçlerine ilişkin kamu zararı iddiaları mevcuttur.

Gerçekleşen soruşturmanın katmanını inceleyen rakamlar da etkisini arttırmıştır. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nde daha önce yapılmış olan aramalarda 314 ihale ve doğrudan temin dosyasına el konulduğu, bunların incelenmesi sonucunda 13 ihale ile 63 doğrudan temin işleminde usulsüzlük ve toplam 330 milyon 945 bin 227 TL kamu zararı tespit edildiğinin bildirilmiştir. Yenişehir ve Mezitli belediyelerine ilişkin iddialar da arkasından eklendiğinde, üç belediye bakımından kamu zararı iddiasının toplamının 1 milyar 446 milyon 859 bin TL seviyesine ulaştığı aktarılmaktadır.

Lakin bu noktada ilk planda altı çizilmesi gereken husus fazlasıyla açıktır: Kamu kaynaklarının hukuka aykırı bir şekilde kullanıldığına ilişkin önemli bir iddia mevcutsa bu hususun soruşturulması, delillerin toplanması ve sorumluluğu bulunanların hukuk önünde hesap vermesi kaçınılmazdır. Kamu makamında bulunan hiç kimse hukukun üzerinde değildir ilkesinden şaşmamak gerekir. Fakat hukuk devletinin ikinci ve aynı derecede önem taşıyan bir diğer unsuru daha vardır:

Hukuk salt muhalefet hesaba katıldığında değil, iktidara yakın olan isimler söz konusu olduğunda da aynı ciddiyetle faaliyete geçirilmelidir. Mesele tam da burada başlıyor.

Zira vatandaşın hakkaniyet algısı sadece bir soruşturmanın açılmasından ibaret olmamalıdır, aynı hukuk standardının herkese uygun bir ölçüde uygulanıp uygulanmadığıyla şekillenmektedir.

Bir belediye başkanı hakkında kamu zararı iddiası varsa haliyle soruşturulmalıdır. Bir kamu görevlisi veya siyasi karar alıcı, temsilci hakkında mali piyasalara ilişkin çarpıcı savlar varsa bunlar da aynı özenle,derinlemesine araştırılmalıdır. İddianın siyasi kimliğe, siyasi yakınlığa göre ağırlığının dönüşüm geçirdiği bir yasal yapı, vatandaşın gözünde yasal yapılar olmaktan uzaklaşır.

Güncelde kamuoyunun öncelikleri arasında yer alan fon soruşturması bu açıdan ciddi önem taşımaktadır.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'in 30 Eylül’de açıklamış olduğu nicel göstergelere göre fon soruşturmaları kapsamında bugüne kadar 217 kişi hakkında işlem yapıldı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişi hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Soruşturma yalnızca var olan fonlarla dar kapsamlı tutulmayarak, spekülatif veya manipülatif işlemlerle ilintili olduğu değerlendirilen 26 hisse senedindeki hareketlerin de etraflı çerçevede analiz edildiği açıklandı.

Bu istatiksel veriler bize olgunun yalnızca siyasi polemiklerden ibaret olmadığını gösteriyor. Mevcut çeşitli sayıda şüpheliyi, sermaye piyasası işlemlerini ve yatırımcıları kapsayan çok boyutlu bir soruşturma bulunuyor.

Bu dosyada AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa eden Fatma Betül Sayan Kaya hakkında da hisse alım-satımları üzerinden ciddi iddialar gündeme gelmiştir. Kaya, soruşturmanın sağlıklı bir biçimde yürütülmesi amacıyla görevinden ayrıldığını açıklamıştır. Reuters’ın aktardığı iddialara göre Kaya ve eşi, Nisan ayında yaklaşık 163 milyon TL tutarında yatırım yaptıktan sonra hisseleri yaklaşık 2,17 milyar TL bedelle sattı şeklindedir.

İşte tam da burada hukuk devletinin temel sorusu karşımıza çıkıyor:

Peki, aynı hukuk standardı herkese uygulanacak mı?

Bu bağlamda yapılması icap eden, siyasi konumu kaynaklı olarak herhangi bir ismi soruşturmanın dışında tutmamaktır. Bir yaptırım gerçekleşecekse herkese gerçekleşmelidir.

Yapılması gereken çok daha basittir:

İddia varsa araştırılacak, delil varsa değerlendirilecek, suç sabitse ceza verilecek, suç sabit değilse kişi aklanacaktır. Lakin bu sadece muhalefet taraflı olmamalıdır.

Hukukun ana, düz mantığı budur.

Dolayısıyla bugün Mersin’de yaşanmakta olanlar üzerinden yalnızca “Vahap Seçer suçlu mu, değil mi?” sorusu ele alınarak kilitlenmek, konunun gerçeğini çokça kaçırmak olur.
Gözaltı, mahkûmiyet değildir. Soruşturma, suçun kesinleştiği anlamına gelmemektedir.
Fakat aynı hukuk mantığı başka (Fon) dosyalar için de geçerli olmalıdır.

Eğer bir var olan hukuk devletinden söz ediyorsak, muhalefet belediyeleri mevzu bahis olduğunda “hesap verilebilirlik” ne kadar önemliyse iktidara yakın olan isimler açısından da o kadar öncelikli bir konumdadır.

İşte siyasetin en zor sınavı burada başlamaktadır.

Muhalefetin kendi içindeki gerilimleri, iktidarın siyasi sorumluluğunu veya yargının bağımsızlığına ilişkin yaklaşımları birbirine karıştırmadan şu soruyu sormaya ihtiyacımız vardır:

Hukuk, siyasi aidiyetlerden bağımsız bir mekanizma olarak çalışabiliyor mu?

Hukuk devletinin oranı yalnızca iktidarın kendisine muhalif olan tarafı soruşturabilmesi demek değildir. Hukuk devletinin temel seviyesi, iktidarın kendi çevresine ilişkin iddialar karşısında da aynı hukuki refleksi gösterebilmesidir.

Bugün Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in TBMM’nin yeni yasama yılı açılışında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşması sırasında Genel Kurul’dan kurmayları ile ayrılmış olması da bu siyasi gerilimin diğer bir boyutunu göstermiştir. Özel, partisinin uzun süredir maruz kaldığını düşündüğü yargısal süreçler nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı dinlemeyeceklerini ifade etmiştir ve Mersin operasyonunun zamanlamasına ilişkin soru işaretini net bir şekilde dile getirmiştir.

Tam da bu nedenle Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla siyasi hüküm değil, daha fazla şeffaflık ve hukuki açıklıktır. Hukuki açıklık yoktur diyebilir miyiz ? Ya da ;

Soruşturma neden bugün yapıldı?

Hangi deliller mevcut?

Kamu zararı nasıl hesaplandı?

Sorumluluk hangi kişilere, hangi somut eylemler nedeniyle yöneltiliyor?

Fon soruşturmasında kimler hangi gerekçeyle tutuklandı?

Mali piyasalara ilişkin iddialarda hangi kişiler ve hangi işlemler inceleniyor?
Ciddi bir noktası da;

Benzer nitelikte olan iddialarda iktidar ve muhalefet mensupları açısından aynı soruşturma standartları gerçekten uygulanıyor mu?

Bu soruların tamamının cevabı kamuoyuna açık ve ikna edici biçimde tutarlı bir biçimde verilmelidir.

Bugün vatandaşın önemli bir bölümü cüzdanıyla, refah arayışıyla, bankada ki borçlarıyla mücadele etmektedir. Emekli gelirini, ücretini, kira bedelini, gıda fiyatını, akaryakıt fiyatını her gün hesaplamaktadır. İnsanlar sadece ekonomik olarak değil, adalet duygusu bakımından da bir gelecek aramaktadır. Vatandaşın beklentisi çok basit bir düzeydedir;
Kural herkes için aynı olsun.
Belediyelerin üzerine gidildiği kadar, diğer soruşturmalarında üzerine gidilsin.
Ama hiçbir soruşturma siyasi kimliğe göre büyüyüp küçülmesin.

Cumhuriyet fikrinin özü de burada anlam kazanıyor.

Asıl ölçü şudur:

Aynı fiile, aynı delile ve aynı hukuki duruma içeren insanlar siyasi kimliklerinden özerk olarak aynı hukukla karşılaşıyor mu?

Çünkü hukuk yalnızca muhalefete işleyecekse hukuk devleti eksik kalır.

Hukuk iktidara da işleyecekse, işte o zaman hukukun gerçekten herkes için olduğu anlaşılır.

Ve bugün Türkiye’nin gereksinim boyutlarından biri esas olarak budur:

Adaletin kime uygulandığının değil, herkese nasıl uygulandığının güvence altına alınması.

Siyaset