Emekli Büyükelçi Namık Tan: ŞİÖ'deki Erdoğan mı gerçek, NATO'daki mi?
Emekli Büyükelçi Namık Tan, Türkiye’nin dış politikasındaki eksen kafa karışıklığını masaya yatırdı. Tan, "ŞİÖ Zirvesi’ne katılan Erdoğan mı Türkiye’nin gerçek yönünü gösteriyor, NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapan mı?" sorusuyla Ankara'nın dış politika stratejisini sorguladı.
Emekli Büyükelçi Namık Tan, Türkiye'nin son yıllarda yürüttüğü dış politika anlayışına ilişkin dikkat çeken ve derinlikli bir analiz kaleme aldı. Ankara’nın bir yandan NATO güvenlik mimarisi içinde yer alıp Rusya’yı tehdit görürken, diğer yandan Moskova ve Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ile ilişkilerini derinleştirmesini eleştiren Tan, Türkiye’nin stratejik aidiyeti konusunda dünyaya çelişkili mesajlar verdiğini savundu.

“FARKLI BAŞKENTLERE FARKLI TÜRKİYE ANLATILIYOR”
Ankara’nın Batı ve Doğu arasındaki hamlelerinin artık bir “denge siyaseti” olmaktan çıktığını belirten Namık Tan, dış politikada yaşanan durumun farklı başkentlere farklı yüzler gösterme pratiğine dönüştüğünü ifade etti. Tan değerlendirmesinde şu sözlere yer verdi:
“Washington’da NATO müttefiki, Brüksel’de Avrupa güvenlik mimarisinin parçası, Moskova’da stratejik ortak, Şanghay’da ise Batı merkezli düzenin alternatif arayışındaki aktör görüntüsü veriliyor. Bu yaklaşım kısa vadede manevra alanı sağlayabilir. Fakat devletlerin uluslararası itibarı, yalnızca ne kadar çok kapıyı çalabildikleriyle değil, hangi kapıdan neden girdikleriyle ölçülür.”
“BELİRSİZLİK BÜTÜN ALANLARDA RİSK PRİMİNE DÖNÜŞÜR”
Stratejik yönelimdeki belirsizliğin yalnızca diplomatik bir faturası olmadığını, ekonomik ve teknolojik boyutlarının da bulunduğuna işaret eden Namık Tan, uyarısını şöyle sürdürdü:
“Savunma sanayii, teknoloji transferi, enerji güvenliği, yatırım, finansman ve ekonomik istikrar birbirinden bağımsız alanlar değildir. Bir ülkenin stratejik yönelimi konusunda oluşan belirsizlik, zamanla bütün bu alanlarda risk primine dönüşür. Asıl soru daha rahatsız edicidir: Türkiye’nin dış politikasını uzun vadeli bir devlet stratejisi mi belirliyor, yoksa konjonktürel siyasi ihtiyaçlar mı?”
“ŞİÖ’DEKİ ERDOĞAN MI, NATO’DAKİ ERDOĞAN MI?”
Gerçek stratejik özerkliğin her güç merkeziyle aynı anda yakınlaşmak olmadığının altını çizen emekli büyükelçi, Türkiye'nin ihtiyacının netlik olduğunu belirterek analizini şu çarpıcı soru ve tespitlerle tamamladı:
“Gerçek stratejik özerklik, kendi çıkarlarını doğru tanımlamak, önceliklerini belirlemek ve gerektiğinde bunun bedelini ödemeyi göze almaktır. Bugün Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla eksen değiştirmek değil, hangi eksenler arasında neden hareket ettiğini dünyaya ve kendi vatandaşlarına açıkça anlatabilmektir. ŞİÖ Zirvesi’ne katılan Erdoğan mı Türkiye’nin gerçek yönünü gösteriyor, NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Erdoğan mı? Devlet politikası açısından asıl sorun, bu iki görüntünün aynı anda var olması değil; hangisinin strateji, hangisinin taktik olduğunu artık kimsenin kesin olarak bilememesidir.”
Emekli Büyükelçi Namık Tan, dış politikada sürekli denge aramanın bir süre sonra yöntemin kendisini stratejiye dönüştürdüğünü vurgulayarak, Ankara'nın net bir devlet politikası ortaya koyması gerektiğine dikkat çekti.

