3 Mayıs Türkçülük Günü’nün tarihi! Türkçülük nedir?

3 Mayıs Türkçülük Günü, 1944 yılındaki davalarla sivil bir harekete dönüştü. Peki, bu ideolojinin kökeninde neler yaşandı?

3 Mayıs Türkçülük Günü’nün tarihi! Türkçülük nedir?

Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde bir aydın hareketi olarak filizlenen milliyetçi düşünce yapısı, Cumhuriyet yıllarında yaşanan siyasi ve hukuki kırılmalarla geniş kitlelere yayıldı. Tarih sayfalarında "Irkçılık-Turancılık Davası" olarak bilinen olayların fitilini ateşlediği 3 Mayıs Türkçülük Günü, aydınların kaleminden çıkıp mahkeme salonlarına ve sokaklara taşan bir dönüm noktasını temsil ediyor.

TÜRKÇÜLÜK NEDİR?

Dünya üzerindeki Türk topluluklarını ortak bir dil, tarih ve kültür paydasında buluşturmayı hedefleyen bu milliyetçi akım, zamanla siyasi bir zemin de kazanmıştır. Ziya Gökalp çizgisiyle öne çıkan klasik anlayış, kültürel gelişime odaklanırken; ilerleyen yıllarda Turancılık boyutuyla tüm Türk devletlerini tek çatı altında toplamayı hedefleyen coğrafi ve siyasi bir vizyona evrilmiştir. Bu düşünce yapısı kendi içinde kollara ayrılarak, zamanla etnik vurguların ağır bastığı daha sert çizgilere de zemin hazırlamıştır.

İMPARATORLUKTAN CUMHURİYETE FİKİRSEL DÖNÜŞÜM

Fransız İhtilali'nin Avrupa'ya yaydığı milliyetçilik dalgası, çok uluslu Osmanlı İmparatorluğu bünyesindeki azınlıkların kopuşunu hızlandırdı. Çarlık Rusyası'nın asimilasyon politikalarından kaçarak Osmanlı topraklarına sığınan aydınlar, bu çöküş psikolojisi içinde ulusal kimliğe sarılma fikrini yeşertti. "Dilde, fikirde, işte birlik" diyen İsmail Gaspıralı ve Ziya Gökalp gibi isimler, devletin kurtuluşu için Batı'nın teknolojisini alırken öz kültürü korumanın önemini vurguladı.

Toplumu bir arada tutmak için denenen Osmanlıcılık ve İslamcılık akımları Balkan ve I. Dünya Savaşları'nda etkisiz kalınca, milliyetçi görüş tek seçenek olarak öne çıktı. Yusuf Akçura'nın 1904'te yayımlanan "Üç Tarz-ı Siyaset" makalesi, bu fikrin siyasi bir manifesto olarak kayda geçtiği ilk ciddi belge oldu. İttihat ve Terakki döneminde ise kurumsal bir yapıya bürünerek devletin rotasını çizen ana unsurlardan biri haline geldi.

3 MAYIS 1944 KIRILMA NOKTASI OLDU

İkinci Dünya Savaşı ikliminde, Türkiye sınırları içinde ideolojik kutuplaşmalar zirveye tırmandı. Hüseyin Nihal Atsız'ın, devlete komünist unsurların sızdığı iddiasıyla Başbakan Şükrü Saracoğlu'na yazdığı açık mektuplar ve yazar Sabahattin Ali'yi hedef göstermesi gerilimi tırmandırdı. Sabahattin Ali'nin açtığı hakaret davasının 3 Mayıs 1944'teki ikinci duruşması, tarihi bir kırılmaya sahne oldu. 3 Mayıs Türkçülük Günü'nün temelini atan bu günde, binlerce üniversite öğrencisi Ankara Adliyesi önünde toplanarak büyük çaplı gösteriler düzenledi.

Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün talimatıyla protestolara sert müdahale edildi. Sivil bir itaatsizlik olarak başlayan bu tepki, aralarında Alparslan Türkeş, Nihal Atsız ve Zeki Velidi Togan'ın da bulunduğu 23 önemli ismin "Irkçılık-Turancılık Davası" kapsamında yargılanmasıyla sonuçlandı. Gözaltı sürecinde tabutluk adı verilen hücrelerde işkence iddiaları döneme damgasını vurdu.

FİKİR BİRLİKTELİĞİNDEN SİYASİ ANMA GÜNÜNE DÖNÜŞÜM

Hukuki süreç sonunda beraat eden isimler, o zorlu günleri ve gençliğin direnişini tarihe not düşmek istedi. 1944 yılındaki o ilk yürüyüşün anısına, tam bir yıl sonra Tophane Askeri Hapishanesi'nde bir araya gelinerek bu özel tarih resmi bir anmaya dönüştürüldü. Günümüzde ülkücü ve milliyetçi kesimler tarafından kutlanan bu tarih, sadece ideolojik bir duruşun değil, aynı zamanda siyasi bir davaya karşı gösterilen direncin sembolü olarak anılmaya devam ediyor.