Yeni Ankara'nın eğitim vizyonu

"Yeni dünya düzeni bizden algoritmanın ve dijitalin kurallarına uymamızı bekliyor."

Yeni Ankara'nın eğitim vizyonu

Yeni Ankara geçtiğimiz hafta kapsamlı bir eğitim programına katıldı.
Eğitimin içeriğinde pek çok değerli başlık vardı.
Geleceğin haberciliğinden, yeni nesil okur psikolojisine, yapay zekanın sunduğu imkanlardan tehlikelere kadar pek çok başlık ele alındı.

*Eskiden sabah gazete, akşam ana haber bültenleri" vardı...
Şimdi ise kesintisiz akan 7/24 akan bir haber devri var.
Doomscrolling (sonsuz kaydırma) kültürü hakim...
Şimdi algoritmik otorite kavramının bizden istediği en önemli şey "Dikkat"
Diğer yandan içeriklerin görünürlülüğünü belirleyen ve okura ulaşmasını sağlayan platformlar; Meta, Google ve Tik Tok.
Bu platformlarda tıklanabilir ve güvenilir olmanın kriterleri var.
Yanlış bilgi ve manipülasyon ve hız baskısı ise medyaya olan güvenini büyük oranda etkiliyor.

Eğitimde ayrıca yerel basının avantajları da değerlendirildi. Sahaya yakınlık, kaynağa erişim, şehri ve okuru tanıma ve toplumsal güven bağı, yerel medyanın avantajları olarak sıralandı.
Ancak günümüz haberciliği artık sadece saha da değil dijitalde şekilleniyor, gelişiyor. Bu bağlamda; açık kaynak istihbaratının (OSINT) yöntemleri, bilginin kaynağına en güvenilir yoldan ulaşmamızı sağlayan bir yöntem oldu.
Eğitimin net mesajlarından biri de yapay zekayı bir asistan gibi kullanmamız yönündeydi. Komutu (Promptu) net yazmak, edindiğimiz kaynakları doğrulamak ve yapay zekanın halüsinasyon üretme riskine karşı şeffaf olmak gerektiği de edindiğimiz bilgiler arasındaydı ve oldukça değerliydi. Özellikle gerçeği bükebilen Deepfake tehdidine karşı sahte içeriklerini fark etme becerisi, artık bir tercihten öte zorunluluk olarak karşımıza çıktı.
Sorumlu dijital gazetecilik başlığı altında gizlilik, saygı ve KVKK'nın gereği de hatırlatıldı. Zarar vermeme testi oldukça dikkat çekiciydi. Ayrıca edindiğimiz bilgiyi yayınlamadan önce "bu haber kişi ya da kurumlara zarar verir mi?" diye sormak hem dezenformasyon noktasında hem de etik sınırları korumada oldukça önemli.
Eğitimde cevabı aranan bir diğer soru ise; "Neden emek verdiğiniz haber okunmuyor?" sorusuydu. Saha tehdidi ve "Algoritmik Kutuplaşma" başlığı altında; dengeli dosya haberlerin neden düşük erişimde kaldığına dair bir tespit paylaşıldı. O da: Filtre Balonu. Algoritmalar kullanıcıyı farklı görüşlerden izole ediyor ve kışkırtıcı trol paylaşımlarını öne çıkararak bir nevi dijital sansür duvarı örüyor.
Prompt (komut) artık her şeyin anahtarı. Kurumların ve kişilerin geleceğini ne kadar kaliteli promptlar verdiği şekillendirecek. Yapay zekaya verdiğimiz komutlarla onu en iyi iş ortağımız haline getirmek mümkün. Çok da uzak olmayan tarihte yapay zekayı ele geçirme şansımız bile var. Bakarsınız prompt mühendisliği yeni dönemin gözde mesleği olur.
Eğitimden gelen bilgiler oldukça verimli ve kıymetliydi.
Ben de sizlere kısaca aktarmaya çalıştım.
*
Yeni Ankara yazarlar kadrosuna güçlü iki isim daha katıldı: 
Suat Elibüyük ve Başak Kenar...
Ekonomiye buradan yön vermeye devam edecekler.
İlk yazılarını yazdılar bile.
Kendilerine hoş geldiniz diyorum...

*
Bu hafta okurlarımız haberlerimize yaptıkları yorumlarla bize destek olmaya devam ettiler. Hadi gelin beraber bakalım:

*
YA ATATÜRK YAŞASAYDI ÜLKEMİZ ŞİMDİ NASIL BİR YER OLURDU?
KÖŞE YAZARI: MUSTAFA ÖZVER - 20 ŞUBAT 2026

"... Bu bir paralel evren sorusu değil. Bu, bugünkü döviz kuru, enflasyon, dış borç ve üretim açmazını anlamak için stratejik bir zihinsel egzersizdir. Çünkü onun yaklaşımı, yalnızca fabrika kurmak değil; ekonomik egemenliği kurumsallaştırmaktı."
- "Temennilere dayalı bir yazı olmuş... Cumhuriyet öncesinde de birçok iktisadi ve sanayi teşebbüsü kurulmuştur. 2. Mahmud, Sultan Abdülhamit ve Enver Paşa'nın birçok başarılı veya başarısız teşebbüsü var. Fakat büyüyen dünya kapitalizminin ve sonrasında meydana çıkan SSCB sosyalizminin devasa gücü arasında kalan bir Cumhuriyet Türkiye'si var. İkinci Dünya Savaşı ile birlikte ABD hegemonyasına boyun eğmek zorunda kalan ülkemizde Atatürk sağ olsaydı bunlar olmazdı demek sarkastik olmuş." - Ercan Şen- Ercan Şen
Merak edenler için; sarkastik, bir durumla ince ince alay eden, küçümseyen veya iğneleyici bir tavır takınmak demek. Ercan Bey diyor ki; dünya devleri arasında sıkışmış bir ülkede sadece "Atatürk sağ olsaydı her şey çözülürdü" demek, o günün dünya dengelerini biraz görmezden gelmek olur. Ama bir gerçek var ki; O toz pembe gelecek hayali hepimizde var.
*

MONARŞİ’Yİ TER BASTI!
KÖŞE YAZARI: TAMER KORKMAZ - 21 ŞUBAT 2026

"...Eski Prens Andrew Mountbatten-Windsor’ın on bir saat süren gözaltı hadisesi, Epstein Skandalı’nın şok dalgalarından birinin daha İngiliz Kraliyet Ailesi’ni vurmasına neden oldu. Kuşkusuz, bu defaki çok daha sarsıcıydı."
-"Keser döndü sap döndü, gün geldi hesap (sürprizlerle) döndü. Değil mi ki 'Beşer zalim, kader adildir." - M.Y.
-"Batının bu derece çirkefleşeceğini M. Akif Ersoy 'Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar' tasviri yaparken hayal edebilmiş midir acaba? Daha neler göreceğiz bakalım!" 
M.Ali
-"Kendilerini medeniyet olarak sunan kesimin halini görüyoruz; gerçek medeniyet İslam'ı gerçekten yaşayanlarda..." - Kürşat
-"Mübarek günlerde bu pisliklerin yaptıklarını okumak çok tiksindirici. Tez zamanda her şey açıklansın da biz de okuyup öğrenmekten kurtulalım." - Esra
-"Bu ifşaları kim, hangi amaçla yapıyor? Tüm çıplaklığı ile yayınlanacak mı yoksa şantaj aracı olarak mı kullanılacak? Ayrıca önceki yazınıza yaptığım iki yorum yayınlanmadı!" 
Ufuk Birkan

Okuyucumuz Ufuk Birkan'ın yorum sistemimizle ilgili şikayetini dikkate alarak inceledim. Söz konusu yorumu Korkmaz'ın “Tut şunun ucunu, kapatalım abi!” başlıklı yazısının altında yayındadır; herhangi bir engelleme söz konusu değildir.
Öte yandan Ramazan ikliminde olmamız nedeniyle okuyucularımızın, Epstein dosyasını kapsayan bu tiksindirici detaylara karşı gösterdiği tepki haklıdır. Bu tür kirli dosyaların aktarımında üslup ve zamanlama dengesinin korunması, okurumuzun manevi huzurunu gözetmek adına dikkat etmemiz gereken başka bir konudur.

Tamer Korkmaz'ın 24 Şubat'ta yazdığı " BU SOYKIRIMCI AZGINLIĞIN SONU, NEREYE VARACAK?" başlıklı yazısına bakalım:

"... Eski bir Evanjelist vaiz olan ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Adolf Netanyahu’nun fotokopisi gibi… Arz-ı Mevud’a atıfla “Ortadoğu’nun tamamının İsrail’in hakkı olduğunu” söylüyor! Soykırımı canla başla destekliyor, çocukların katledilmesini “normal” karşılıyor!"
-"Tamer Bey, siz yazmaya doyamıyorsunuz bizler de okumaya, ellerinize sağlık, sizi ve Yeni Ankara'yı hep takipteyiz." - Doğan
-"Hani iftar sofrasında en sevdiğiniz yemekler vardır da, lezzete garkolmuş şekilde doyarsınız ya.. Tamer'in her makalesi beni öyle doyuruyor işte! Kalemine sağlık kardeşim, kadim dostum.." - Dost
-"Zalimler zulmeder, kader adalet eder. Sonsöz: “Zalimler için yaşasın cehennem!” Rabbim bu mübarek Ramazan ayında mazlumların, masumların yüzü suyu hürmetine İslam düşmanlarını mağlup etsin." - Esra
-"İsrail-ABD tandeminin başını çektiği soykırımcı azgınları… İşte tarihe düşülecek not. Beklenmeyeni bekleyin." - Ysnkhvc
-"Birleşmiş Milletler toplantısında bütün dünyanın gözü önünde bu zalimlerin yüzlerine okunacak ve onları kudurtacak bir yazı olmuş, Tamer hocaya saygılar sevgiler." 
Muzahir Çamlı

Dünyanın sustuğu bu soykırımcı azgınlığa karşı gösterilen tepkiler okurlarımızın ortak noktası.

Tamer Korkmaz 26 Şubat'ta kaleme aldığı "ZOMBİ’NİN İBRETLİK ZEVALİ" başlıklı yazısında İngiliz tarihçi ve yazar Andrew Lownie'nin, Youtube’taki ‘Daily Expresso’ söyleşisndei, Ex-Prens Andrew hakkında sözlerini, şahsına münhasır yazı sitili ile anlattı.
“...O bir çocuk gibi. Aslında hiç büyümedi. Çocukluğundan beri sınırları, disiplini olmayan bir adamdı. Okul arkadaşlarıyla konuştum: ‘O, bir zorbaydı. İnsanları aşağılamayı çok seviyordu!” diyorlar… Bunu seviyor. Çünkü, kendisine bir şey yapamayacaklarını biliyordu. Statü açısından kendisini çok yukarılarda görüyor. Herkes, onun önünde eğilmek zorunda kalıyor. Çalışanlarına karşı hiç iyi davranmıyor. Tembel bir adam…"
-“Siyonist kültürün kutsalı yoktur. Yahudiler kendi peygamberlerine bile iftira atar, dayanılmaz-inanılmaz iftiralarla kirletmeye çalışırlar."- Ahmet Atılgan
-“Kaleminize sağlık. Doğrular nihayet gün yüzüne çıktı ve çıkmaya devam edecek. Rabbim bunun gibilerden uzak eylesin." - Esra
*

ORUCUN VÜCUT SAĞLIĞINA ETKİLERİ NEDİR?
MUHABİR: BÜŞRA SAĞLAM - 21 ŞUBAT 2026

"...Orucun vücut sağlığına etkilerini Yeni Ankara Yazarı Ümit Yurtkuran anlattı. Yurtkuran, “Orucu, vücudun kendini yenileme ve toksinleri temizleme süreci olarak görmek gerekir” dedi.
-"Ümit Yurtkuran Abimizin söylediklerinin hepsine katılıyorum. Konulara hâkim, ilgiyle takip ediyorum." - Davut Şahin
-"Oruç ile ilgili aydınlatıcı yazınız için teşekkürler Ümit Bey." - Bülent Özdil

Yeni Ankara TV'de yayınlanan "Önce Sağlık" programı ve yazarımız Ümit Yurtkuran’ın tıbbi yaklaşımları, izleyicilerimizden tam not almaya devam ediyor. Okurlarımızın yorumları, özellikle Ramazan ayında sağlık ve maneviyatın önemini bize yeniden hatırlatıyor.
*

DURSUN ÖZBEK'TEN ÇAĞRI BALTA AÇIKLAMASI
KAYNAK: HABER MERKEZİ / EDİTÖR: HAKAN KARAKOCA - 21 ŞUBAT 2026

"...Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, altyapı oyuncusu Çağrı Balta’nın Fenerbahçe’ye transfer olacağı iddialarıyla ilgili ilk kez konuştu. “Bu konuyla ilgili gerekli açıklamaları daha önce yaptık ve o çerçevede duruyoruz. Bunun dışında söyleyeceğim bir şey yok. Hakan Balta bizim için çok önemli bir isimdi, Galatasaray’da kaptanlık yapmış bir oyuncu. Oğlu da bizim futbolcumuz. Yapılan açıklamanın yeterli olduğunu düşünüyorum.” dedi."
-"Bu nasıl bir saçmalık yine şimdi de Hakan Balta'nın oğlu... Yusuf Çiçek vakasında olduğu gibi, bu da anlaşılır gibi değil." - Necat Zengin

Anladığım kadarıyla Hakan Balta ismi Galatasaray camiası için sadece bir kaptan değil, bir sadakat timsali. Haliyle oğlunun rakip kulüple anılması, taraftarın gönlünde bir kırılganlık yaratmış.
*

ENGELLİLİK NİMET Mİ? YOKSA LANET Mİ?
KÖŞE YAZARI: HASİBE BOZTEPE - 23 ŞUBAT 2026

"... Tolplumda engelliliğin “günahların bedeli / cezası” ya da tam tersine “kişiye özel bir nimet” olarak sunulduğu yönünde iki uç anlayışa rastlayanımız olmuştur. Oysa bu iki anlayış da Kur’ân ve sahih Sünnet’in ruhuna uymaz; her ikisi de eksik, indirgemeci ve çoğu zaman zarar verici yorumlardır."
-"Değerli Hasibe Hocam, her yazınızda olduğu gibi yine 'bam teline' basmışsınız. Öyle ki hala 'engelli bireylerin yaşam koşullarını daha fazla nasıl iyileştirebiliriz' düşüncesi üzerine kafa yorulmuyor da, zaten engelli olmak ile cennet ödülünün peşin olarak alındığı ima ediliyor. Maalesef çok acı..." - Süleyman
-"Çok doğru bir noktaya değinmişsiniz hocam, toplumun gerçekten bu konuda aydınlanmaya ihtiyacı var, hatta biz engelliler arasında bu yanlış düşünceler yaygın." - Arif Zengin
Yazarımız Hasibe Boztepe üzerinde uzun uzun durulması gereken bir konuya dikkat çekmiş. Çok da iyi yapmış. Din cahillerin eline kalınca o çatı altında herkes suçlandı yıllarca. Engelliler de nasibini aldı bu zulümden... Mesele maalesef bakış açılarındaki sakatlık...

Hasibe Boztepe toplumda ve dinde engellileri anlatmaya devam ettiği haftanın diğer yazısını da ENGELLİLİK, SEVAP VE GÜNAH başlığı altında anlattı. 
Boztepe 25 Şubat'ta yazdığı yazısından bir parça:
"...İslam’da engellilik konusundaki yaygın ama sorunlu söylemlerden biri de: “Engelin sayesinde günahları görmüyorsun, duymuyorsun, ulaşamıyorsun; bu yüzden aslında çok şanslısın. Çünkü günah işlemekten korunuyorsun” tarzı ifadelerdir. Bu tür cümleler iyi niyetle söylense de çok yönlü yanlışlar içerir ve hem teolojik, hem psikolojik hem de insani açıdan zararlıdır. "
"Engelli konularında çalışmaları ve yazılarını ilgi ile takip ettiğim Hasibe Boztepe Hocama, Ramazan ayının gündemi ile de ilişkili ve yanlış algıları sorgulayan bu güzel yazısından ötürü teşekkür ederim." - İsmail Akdağ
*

TEDESCO: YAPILAN ORTALARDAN ÇOK GOL YİYORUZ
KAYNAK: HABER MERKEZİ / EDİTÖR: HAKAN KARAKOCA - 24 ŞUBAT 2026

"...Fenerbahçe Teknik Direktörü Domenico Tedesco, Kasımpaşa maçında ortalardan çok gol yediklerini belirterek, sakatlıkların ve erken yapılan oyuncu değişikliklerinin zorlayıcı olduğunu vurguladı."
"Hocam, takımın problemi, istikrar ve defanstaki oyuncuların kalitesizliği. Takımda uyum ve birlik beraberlik sorunu var, bunları da senin çözmen gerek. Maalesef takım kapanan rakiplere karşı yetersiz kalıyor; yoksa forvetsiz de şampiyon olunur." - Ufuk Birkan

Bu hafta spor haberlerimize gösterilen ilgi bir hayli arttı. Ufuk bey'in forvetsiz şampiyorn olunur ama defans olmadan mesajı da oldukça dikkat çekici.
*

EMRE BELÖZOĞLU: "ÖNEMLİ 1 PUAN"
EDİTÖR: HAKAN KARAKOCA - 24 ŞUBAT 2026

"... Belözoğlu, ilk yarıdaki oyun üstünlüğünü maç geneline yayamamaktan yakındı. Deneyimli teknik adam, “Yapmamız gereken ilk yarıdaki oyunun devamıydı. Oyun üstünlüğü bizdeydi. Fenerbahçe çok kaliteli oyunculara sahip. Hamle yapmaya çalıştık. Buradan 1 puan almak değerli ve önemli” ifadelerini kullandı."
-"Sende Galatasaray'ın ruhu var, feneri söndürdün tebrikler Emre Kaptan" - Halil
Halil bey Belözoğlu'na buradan bir selam göndermiş. Elçiye zeval olmaz...
*

SELÇUK ÖZDAĞ’DAN TBMM'DE DİKKAT ÇEKEN EMEKLİ MAAŞI ÇIKIŞI!
EDİTÖR: BÜŞRA AKÖZ - 24 ŞUBAT 2026

"...TBMM Genel Kurulu’nda söz alan Selçuk Özdağ, emeklilerin ekonomik durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında kira artışları, yaşam maliyetleri ve maaş düzeyleri üzerinden hükümete eleştiriler yöneltti."
-"Maaş 20, ev kirası 23... Kızıma, damadıma avuç açtım bu yaşta!" - Emekli
Bu tarz haberleri verirken okurken düşündüğüm tek şey, herkes sizin hakkınızda konuşuyor ama siz yoksunuz! Üzücü... Bu yaştan sonra kızıma damadıma avuç açtım demek kelimelerle anlatılamayacak kadar ağır bir onur sınavı!
*

B- REÇETE TAKİP SİSTEMİ İLE İLGİLİ PROBLEMLER-2
KÖŞE YAZARI: DR. MEVLÜT ŞAHİN - 25 ŞUBAT 2026

"...Tarım ilaçlarının, insan sağlığında kullanılan ilaçlar gibi reçete ile satılarak kontrol altına alınmasını hem üreticiler, hem tüketiciler hem de bitki koruma ürünü satan bayiiler desteklemektedirler. Ancak bu yeni uygulamanın hızla yaygınlaşması ve sistemin kullanım kolaylığının sağlanması için bazı tavsiye ve uyarıları da bu konuda karar vericilere ulaştırmak isterim."
-"Müdürüm, yazınızı okudum, teşekkür ederim. İnşallah çiftçiler de yazınızı okumuşlardır. ÇKS (Çiftçi Kayıt Sistemi) sistemine meyveyi ve sebzeyi de ekletirler." - Süleyman Bostancı
Yazarımız Mevlüt bey, bilgi dolu yazıları ile bir yandan da " ne yediğimiz bilme hakkımızı" savunmuş oluyor... Tavsiyeleri oldukça kıymetli. Okuyucularımız da bunun farkında...
*

"GÜLTEN"Dİ... SOLDU!
KÖŞE YAZARI: SİMA GÜLESER POLAT - 25 ŞUBAT 2026

"...Kadınlar öldürülüyor ey efendiler! Çaresi olmayan bir hastalık gibi kaderine terk ediliyor. Yürüyüşler, isyanlar, uzaklaştırmalar işe yaramıyor. Böyle giderse yetmeyecek de..."
"En büyük en hassas toplumsal yaramızı çok iyi anlatan bir yazı. Tebrikler. böyle yazıların devamı gelmeli." - Gülçin

Yazmak sadece kelimeleri dizmek değil. Bu yazıyı kursağımda bir düğümle yazdım...
*

ÜLKENİN EN BÜYÜK İHRACATI: GENÇLERİ
KÖŞE YAZARI: DURAK KARABULUT - 26 ŞUBAT 2026

"...Dün bir gençle konuştum. Diploması var. Yabancı dili var. Bilgisayar bilgisi var. Ama hayali yok. Çünkü hayal kurmak için umut gerekir. Ve bu ülkede artık gençler hayal değil, vize tarihi kovalıyor."
-"Bu yazı bir serzeniş değil, bir gerçeğin ifadesi. Gençler gitmek istedikleri için değil, kalmak için güçlü bir neden bulamadıkları için gidiyor. Umut lüks değil, ihtiyaçtır. Bir ülkenin en büyük gücü yer altı zenginliği değil, gençlerinin o ülkeye olan inancıdır. Gençleri suçlamak yerine, onlara umut olacak şartları konuşmak gerekir. Çünkü gelecek; bavul toplayanların değil, kalmak için sebep bulanların omzunda yükselecek." - Kadir Göksu

Gençlerimizin bavullarında umut eksik... Ama bu durumu ülkemize de mal etmek dar bakış olur. Yeni dünya düzeni ve küresel boyutta ekonominin yön değiştirmesi ve tekelleşmesi gençlerimizdeki arayışı gün be gün artıracak gibi görünüyor. Mesele tek başına bir "gitme" meselesi değil.

SON SÖZ

Her hafta olduğu gibi bu hafta da yorumlarınızı tek tek inceleyerek, içime sinen bir düzen içinde aktarmaya çalıştım.
Eleştirileriniz, sitemleriniz, tepkileriniz ve destekleriniz…
Hepsi, gazeteciliğin en kıymetli malzemesi.
Biz çuvaldızı her zaman kendimize batırırız; sorun olmaz.
Ama sizlerden bir ricam olacak:
Yorumlarınızı yazarken güzel Türkçemizi mümkün olduğunca özenli kullanalım.
Bazen öyle bozulmuş bir halde geliyor ki, ne demek istediğinizi anlamak için epey çaba sarf ediyoruz. Yine de vazgeçmiyoruz; çünkü sizlerin sesi bizim yönümüz.
Unutmayın:
Gazetecilik, haberi yayınladıktan sonra susmak değildir.
Okurun nefesi, haberin devamıdır.
Sima Güleser Polat — Okur Temsilcisi


okurtemsilcisi@yeniankara.com.tr

Medya