Ramazan’da medya duyarlılık mı, ticari fırsat mı?

Ramazan ayı geldiğinde medya da bir nevi oruç tutar mı? Yoksa iftar sofralarıyla reyting, sahur programlarıyla tıklama peşinde mi koşar?

Ramazan’da medya duyarlılık mı, ticari fırsat mı?

Bu soru her yıl yeniden karşımıza çıkıyor.

Çünkü Ramazan sadece takvimde bir ay değil; toplumsal hassasiyetin yükseldiği bir dönem.

Medya bu süreçte yalnızca içerik üretmez, atmosfer üretir.

Ve o atmosfer ya sükûnet taşır ya da gürültü.

Ramazan, yayıncılık anlayışımız için de bir “dur” ihtarıdır.

Toplumun her kesimine temas eden Ramazan, haliyle yayın dilini de daha dikkatli ve ölçülü kullanmayı gerekli kılar.

Kırıcı başlıklardan, ölçüsüz polemiklerden, aceleyle üretilmiş tartışmalardan uzak durabilmek…

Asıl sınav burada başlar.

Her gün yeni bir “iftar menüsü” galerisi...

Elbette yol gösterici olabilir.

Ancak iş, binlerce liralık açık büfelerin “özel dosya” gibi sunulmasına geldiğinde mesele değişir.

Dört haneli fiyatlarla servis edilen sofralar, Ramazan’ın ruhunu değil; tüketim kültürünü parlatır.

Oysa bu ay, dijital ekranların ışığını biraz kısıp içimizdeki kandili yakma vaktidir.

Ramazan’da yardım kampanyaları artar.

Bu çok kıymetli.

Ancak iyilik anlatılırken onur korunuyor mu?

Uzun uzun tutulan kamera açıları, dramatik müzik eşliğinde servis edilen görüntüler…

Şefkat ile teşhir arasındaki çizgi bazen silikleşebiliyor.

Duyarlı habercilik acıyı büyütmez; çözümü görünür kılar.

Yoksulluğu estetize etmez; nedenlerini sorgular.

İyiliği alkışlatmak için değil, yaygınlaştırmak için anlatır.

Medya hızlıdır.

Rekabetçidir.

Zaman zaman serttir.

Ama Ramazan, bu sertliğin törpülendiği bir zaman dilimi olabilir.

Belki de medya da bu ay oruç tutmalıdır:

Gürültüden, abartıdan ve aceleden.

Frekansımız samimiyet, yayınımız huzur olsun.

*

Şimdi gelin, farklı görüşlerin, eleştirilerin ve samimi desteklerin bir araya geldiği okur seslerini birlikte değerlendirelim.

“VAMPİRLERİN BALOSU, SONA ERİYOR!”

KÖŞE YAZARI: TAMER KORKMAZ - 14 ŞUBAT 2026

"...Rockefeller Hanedanı’nın üçüncü kuşaktan en yaşlı üyesi iken, 2017’de 101 yaşında ölen David Rockefeller, Üçlü Komisyonu (Trilateral Commission) 1973 yılında kurmuştu. Üçlü Komisyon, derin hanedanların Çatı Örgütü Illuminati’yebağlıdır."

-"Üstat hoş geldin. Yeni Şafak’ta bıraktığın günden beri günlerce nerede yazacak diye bekledim. Sonunda buldum şükür kavuşturana. 20-25 köşe yazısı birikmiş, geriye dönüp hepsini okudum. Kendimi yetim kalmış gibi hissediyordum." - Üstat Hoş geldin

-"Üstadım bir de şu İncirlik üssünü yazsanız; burada nelerin döndüğünü, buradan kaçırılıp devşirilen çocukların hikayesini yazmanızı bekliyoruz." - İsmail Kandemir

-"Batı putçularının hayâlleri Epstein adasında sulara gömüldü. Takkeler düştü kel göründü. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak." - Alperen Balkan

Okurumuzun yazarı bulduğunda kendini "yetimlikten kurtulmuş" gibi hissetmesi, bir gazete için en büyük güvendir.

*

Köşe yazarı Tamer Korkmaz'ın 17 şubat tarihinde kaleme aldığı "Epstein marka şeytani silah ters tepti, sahibini vuruyor! yazısına gelen yorumlara bakalım:

"... Thomas Massie’nin Trump’ın sert eleştirmenlerinden biri haline gelmesi, durduk yerde olmadı. Trump, ikinci kez seçilmeden önce Epstein Skandalı’nın üzerine gideceği izlenimini vermişti. Başkanlığının ilk senesinde önce bir geri adım çalıştı ve bir süre direndi amma daha sonrasında Şeffaflık Yasası’nı uygulamaya “mecbur” kaldı."

-"Tamer Bey, bu yapının hem küresel hem de Türkiye’deki ayağı ile ilgili yazılarınızı merakla bekliyoruz. Bu arada çiçeği burnunda İçişleri Bakanımız, ilk görüşmesini Mister Pike ile yapmış; hayırdır inşallah! Yoksa sizin tabirinizle mutfakta biri mi var?" - Ufuk Birkan

-"Epstein haberleri küresel bir oyun stratejisi. Şimdiye kadar 'insancıl' Batı duyarlılığı neredeydi? Bu haberin bu ara patlaması hesaplı bir oyun." - Ahmet Atılgan

-"Yazar, Trump için 'rezilliklerin deşifre edilmesini uygulatmak zorunda kalan başkan' diyerek turpun büyüğüne dikkat çekmiş sanki." - Coşkun

*

Tamer Korkmaz'ın 19 Şubat günü kaleme aldığı bir başka yazısı da “Tut şunun ucunu, kapatalım abi!” başlıklı yazısıydı. Okuyucuları her hafta olduğu gibi, Korkmaz'ın dört gözle bekledikleri yazılarında fikirlerini beyan ettiler.

Okurlarımızın "İnşallah gün gelir hesap verir" duaları ve geçmişin kudretli isimlerine yönelik sert sorgulamaları eşliğinde; biz de hakikatin peşindeki yolculuğumuza devam ediyoruz.

-"Geçmişi canlandırdın Tamer Bey, doğrulara devam... Allah bu milletin önünü açmıştır, yürü ya kulum demektedir. Ömrümüz olursa göreceğiz." - M. Ali

- "Unutanlar için; o dönem 2. Başkan Org. Ergin Saygun idi. Bu zat şimdi gününü hükümet ve savunma sanayini övmekle geçiriyor, acaba ne kadar samimi?" - Yemliha Turan

-"Bu kadar derin ilişkileri olan birisi nasıl olur da bu ülkede İçişleri Bakanlığı gibi kritik bir göreve getirilir? Allah bu devlete, millete zeval vermesin inşallah." - Ysnkhvc

- "Şuna dokun, buna dokunma demek için mi ortaya çıktı?" - Nejat Türkmenoğlu

*

EPSTEİN DOSTU ABD ELÇİSİ

KÖŞE YAZARI: ALİ İNANDIM - 14 ŞUBAT 2026

"... ABD’nin İran’a saldırması hatta Çin’le savaşması, Epstein Davası’ndan daha önemli değildir. Dava kanıtı belgelerde karalanmış kısımlar açığa çıkana kadar, açıklanmayan belgeler açığa çıkana, bu çete ve asıl bunların hamisi küresel derebeyleri ifşa olana kadar dünyanın 1 numaralı gündemi bu davadır. "

- "Çok güzel hepsine katılıyorum. Ama içimizdeki 'Epsteinlar' neler yaptı biliyor muyuz? Duyanların, okuyanların midesi bulanıyor. İçimizdeki bu yapılar ortaya çıksa yer yerinden oynar. Türkiye öyle bir coğrafya ki, bizi boş bırakacaklarını mı sanıyorsunuz?"
Hepsi bu kadar mı (Okur Kullanıcı Adı)

Yazarımız Ali İnandım, küresel çetelerin kirli çamaşırlarını ortaya dökerken, okurumuz kullanıcı adındaki o manidar soruyla konuyu evimize, içimize taşıyor: “Hepsi bu kadar mı?” Okurumuzun bu sitemkar sorusu ve "içimizdeki Epsteinlar" uyarısı, meselenin sadece bir dış politika krizi olmadığının herkesin dimağında olduğunu kanıtlıyor.

*

KOCA KOCA ADAMLAR HİÇ UTANMADILAR DA...

KÖŞE YAZARI: SİMA GÜLESER POLAT - 15 ŞUBAT 2026

"...Neresinden tutsak elimizde kalan günlerden geçiyoruz... Türk siyasetinin iyice şirazesi kaydı... Dünya değişiyor, yapay zeka devrim yapıyor, iklim krizi kapıda... Biz birbirini döven vekillere bel bağladık. Bir de elimizi kolumuzu bağlayıp oturuyoruz."

-"Melih Gökçek oğlunun Meclis'teki boksörlüğüyle övünüyor. CHP'nin ise yemine saygısı yok. Canım Türkiye'm" - Faruk Ç.

-"Yine ne güzel anlatmışsınız.okurken ağlanacak halimize güldüm.Siyasetin durumu gerçekten içler acısı." - Gülay Çiçek


Geçtiğimiz hafta kaleme aldığım yazım, meclis çatısı altındaki o talihsiz görüntülerin toplumun vicdanında ne kadar derin yaralar açtığını bir kez daha yüzümüze çarptı. Okurlarımızdan gelen tepkiler; sadece birer yorum değil, aslında siyaset kurumuna verilen birer "ihtarname" niteliğinde değil mi?

*

18 Şubat günü köşemde kaleme aldığım “Kredi kartı esnafın can suyu… Limitler düşerse biz biteriz!” başlıklı yazıda bir çok gönüle dokundum. Ne mutlu!

Geri dönüşler yalnız olmadığımı hissettirip mutlu etse de, madalyonun diğer yüzünde çözülmesi gereken elzem bir konu var. Ele almak geniş bir kitleye ses olmak boynumuzun borcu... Konuyla ilgili Yeni Ankara haber merkezi olarak bu konuya hassasiyetle yaklaşıp detayları yerinde incelemeye devam edeceğiz.

Okuyucularımızın yorumları:

-"Kaleminize sağlık." - Yasemin

- "Esnafımızın hal-i pürmelaline tercüman oldunuz, teşekkürler." - Rüştü Ermenekli

-"Vallahi Sima Hanım eline sağlık, esnafın halini bizden iyi anlatmışsın. O belediye kiraları zaten belimizi büktü, bir de bu kart işi çıkınca tam oldu. Halkbank’ın o faizleri yükseltmesi bize de darbe vurdu; sözde yanımızdalardı! Bu yazıyı herkesin okuması lazım, durum bildiğiniz gibi değil piyasa çok fena kilitlendi. Kalemine sağlık, resmen sesimiz olmuşsun." Çarşıpazar

-"Her yerden sıkıştırılmış durumdayız. Ne yapmamız gerektiğini bilmiyoruz. Güzel noktalara değinmişsiniz. Umarım sesimizi duyan birileri olur. Sağ olun." - Küçük Esnaf

-"Çok yerinde tespitler, tam içimizden geçenleri yazmışsınız." - Serpil

- "Kalemine, eline sağlık; çok teşekkür ediyoruz." - Erkan Altuntaş

*

ALO ADALET; KİRLETİLEN NAMUSUN TEMİZLENSİN…

KÖŞE YAZARI: ORHAN UĞUROĞLU - 16 ŞUBAT 2026

"...İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevinden sonra AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle Adalet Bakanı olan Akın Gürlek, A Haber’de “adalet yolunda millete hizmet” edeceğini söyledi."

-"AYM Bşk.Yekta Güngör Özden tarafsız bir adalet mensubu muydu? Vural Savaş...Tansel Çölaşan mesela? Emekli olur olmaz Atatürk maskeli CHP'nin arka bahçesi Atatürkçü D.Dermeği başkanı oluverdi? Mesela adı Kuşadası'nda pek çok yolsuzluğa karışmış CHP'li Bülent Tezcan adalet bakanı yahut hakim olsaydı 'tarafsız bakan / adalet mensubu mu olacaktı?' Randevu meselenize gelince siz kendinizi vatandaştan ayrı mı tutuyorsunuz da yazı yazarak talep de bulundunuz? Siz vatandaş gibi ararsınız Alo hattını rand..."
Nurten Atalay

-"Adalet Mülkün temelidir, tabi temel duruyorsa!" - Yenal Ansen

Okurumuz Nurten Atalay’ın haftalardır sayfalarımızı adeta kuşatma altına alan yoğun yorum trafiği ve yazarımıza yönelik doğrudan müdahalesi, okur temsilcisi olarak üzerinde durmamız gereken bir noktaya işaret ediyor. Nurten Hanım’ın, bir gazetecinin kurumsal iletişim çabasını "vatandaştan ayrıcalık bekleme" olarak yorumlayıp "Siz de vatandaş gibi Alo hattını arayın" demesi, oldukça sert bir yaklaşım. Bir gazetecinin randevu talebi, şahsi bir imtiyaz değil, toplum adına gerçeğe ulaşma amacıdır. Okurlarımızın her satırı bu denli sıkı takip etmesi ve eleştirmesi bizim için kıymetli olsa da; eleştirilerin kişisel ithama dönüşmemesi, tartışma zemininin sağlıklı kalması açısından önemlidir.

*

KARARSIZLAR PARTİ KURSA İKTİDAR OLUR

KÖŞE YAZARI: DURAK KARABULUT - 19 ŞUBAT 2026

"...Anket firmaları adeta yarış halinde; partileri kimi zaman önde, kimi zaman geride gösteriyor. Ancak gözden kaçan temel gerçek şu: Ölçülen tablo ile sahadaki ruh hali aynı değil."

-"Durak Bey doğru bir analiz. Anket firmaları para aldığı partiyi önde gösteriyor. Şu anda kararsız seçmen önde; sandıkta iktidardan da ana muhalefetten de hesap soracaklar." Didem Çamlı

Didem Hanım’a cevap olarak okuyucumuz Celal Barışçının yorumu ise şöyle:

-"Kararsızların oranı iktidarları belirleme açısından çok önemli ama muhalefet açısından da durum çok iç açıcı değil. Muhalefet, kararsızları harekete geçirecek somut programlar çizmiyor, halka çözüm yolları sunamıyor. Muhalefet özeleştiri yapmaya gerek duyduğu an bir şeyler değişmeye başlayacaktır."

Okurumuz artık sadece yorum yazmakla kalmıyor; birbirine cevap veren, tartışan ve sayfamızı canlı bir 'sosyal platforma' dönüştüren interaktif bir diyalog kuruyor. Bu etkileşim, halkın nabzını tutan bir gazete olarak bizi hem memnun ediyor hem de sorumluluğumuzu artırıyor.

*

ORHAN PAMUK’UN EPSTEIN ÇIKIŞI ORTALIĞI KARIŞTIRDI

MUHABİR: AYŞENUR ANİ - 19 ŞUBAT 2026

"...Orhan Pamuk, Epstein skandalı üzerinden yürütülen tartışmaları değerlendirerek, odağın Türkiye’deki kadına yönelik ihlallere çevrilmesi gerektiğini ifade etti."

"Efendilerine yine toz kondurmamak için elinden geleni yapan silik bir şahsiyet. Batı’nın kalemşörlüğünü yapmasaydı, Nobel’in kenarından köşesinden bile geçemeyecek kadar da yeteneksiz ve intihalci bir yazar. Minik bir araştırma bile yeterli olur. Pamuk bir hiçtir."
Asil Anka

Orhan Pamuk’un küresel bir skandalı yerel bir toplumsal eleştiriye dönüştürme çabası, kendisinin her zaman tartışılan bir isim olma gerçeğinin değişmediğini bir kez daha gösterdi. Kamuoyunda farklı tepkilere yol açan bu açıklamalar, yorum sayfalarımıza da sert ifadelerle yansıdı. Ama yine de bu durum, haber değeri taşıyan bu röportajı atlamamız anlamına gelmez. Haber bilgilendirme amaçlıdır ve biz tüm görüşleri halkın takdirine sunmakla yükümlüyüz.

*

SON SÖZ

Her hafta olduğu gibi bu hafta da yorumlarınızı tek tek inceleyerek, içime sinen bir düzen içinde aktarmaya çalıştım.

Eleştirileriniz, sitemleriniz, tepkileriniz ve destekleriniz…

Hepsi, gazeteciliğin en kıymetli malzemesi.

Biz çuvaldızı her zaman kendimize batırırız; sorun olmaz.
Ama sizlerden bir ricam olacak:
Yorumlarınızı yazarken güzel Türkçemizi mümkün olduğunca özenli kullanalım.
Bazen öyle bozulmuş bir halde geliyor ki, ne demek istediğinizi anlamak için epey çaba sarf ediyoruz. Yine de vazgeçmiyoruz; çünkü sizlerin sesi bizim yönümüz.

Unutmayın:
Gazetecilik, haberi yayınladıktan sonra susmak değildir.
Okurun nefesi, haberin devamıdır.

Sima Güleser Polat — Okur Temsilcisi

okurtemsilcisi@yeniankara.com.tr

Medya