Parti kuranlar mı, akmayan çeşmeler mi?
Yeni Ankara olarak bir haftayı geride bıraktık. Bir tarafta ana muhalefet partisindeki tarihi bölünme ve yeni kurulan partinin siyasi dengeleri nasıl değiştireceğini tartışırken, diğer tarafta başkentin bitmek bilmeyen altyapı çilesine, susuz kalan mahallelerine ve su basan evlerine kulak verdik.
Bu hafta sitemize şöyle bir baktığımızda, memleketin iki farklı alemi aynı anda yaşadığını gördük. Bir tarafta siyaset dünyası adeta cadı kazanı; partiler bölünüyor, yeni oluşumlar kuruluyor, mahkeme koridorları, eski defterler, faili meçhuller havada uçuşuyor... Diğer tarafta ise Ankara’nın göbeğinde yaşayan başkentlinin derdi bambaşka.
Özellikle Tamer Korkmaz, Orhan Uğuroğlu ve Dr. Mevlüt Şahin’in kaleme aldığı yazılar ile editörlerimizin gündeme taşıdığı siyasi değişim ve faili meçhul cinayetler başlıkları, okurlarımızın editoryal bağımsızlık, siyasi hafıza konularındaki hassasiyetini üst düzeye çıkardığını görüyoruz.
Siyasetteki büyük kopuş ve yeni partileşme süreçleri okur katılımını zirveye taşırken, öte yandan başkentte yaşanan ASKİ kaynaklı su kesintileri ve altyapı yetersizlikleri okurlarımız nezdinde ciddi bir memnuniyetsizlik ve tepki dalgası oluşturdu. Okuyucu, gazetemizin sadece siyasetin sıcak başlıklarını değil; aynı zamanda su kesintisinden kanalizasyon baskınına kadar vatandaşın günlük yaşamını felç eden altyapı krizlerini de cesaretle sorgulamasını, yetkilileri göreve çağırmasını bekliyor.
Yaşam alanlarımızda en temel ihtiyacımız olan hizmetlerin kesintisiz ve sorunsuz bir şekilde sunulması, şüphesiz ki gündemdeki diğer tüm konulardan çok daha öncelikli ve kıymetli. İnsanın evinde çeşmeyi açtığında su akmıyorsa ya da kanalizasyon basacak diye uykusu kaçıyorsa, siyasetin süslü lafları karın doyurmuyor.
Gelin, bu haftanın öne çıkan okur reflekslerine ve medya etiği çerçevesindeki karşılıklarına birlikte bakalım.
***
Siyasette Bölünme Rüzgarları ve CHP’deki Yeni Denklem
CHP’Yİ BÖLEN GÜÇ; EKREM İMAMOĞLU
KÖŞE YAZARI: ORHAN UĞUROĞLU - 24 TEMMUZ 2026
“...Siyasete bakıyorum, gördüğüm manzara tam bir ibret vesikası… Bir yanda 103 yıllık asırlık çınar, diğer yanda o çınarın gölgesinde büyüyüp bugün baltayı köküne indiren siyasi güç: Ekrem İmamoğlu. Dünün 'evladı' bugün CHP'deki bölünmenin baş aktörü haline geldi. Hukukun, yargının, mahkeme koridorlarının ne dediği bu yazının konusu değil. O iş hakimlerin, savcıların işi…”
- Baykent: “Sayın Uğuroğlu Kılıçdaroğlu'nun bahanelere sığınarak kurultay yapmamasına ne diyorsunuz? Onu eksik yazmışsınız.” (24 Temmuz)
- A. Tomruk: “Bir araya gelselerdi iyi olurdu ancak başından beri sinsi intikam ve ihanet duygusuyla pusuda bekleyen bir bay Kemal nedeniyle bunun mümkün olmadığını düşünüyorum. Ne dersiniz Orhan bey?”
- Aykut Gökşin: “Katılmıyorum. Kuruluşta Ekrem İmamoğlu adı hiç geçmedi. Butlancıların hünerleri, yandaşların onlara yoldaş olması ortada iken…” (24 Temmuz)
Orhan Uğuroğlu’nun CHP içerisindeki güç mücadelelerini ve Ekrem İmamoğlu’nun rolünü merkeze aldığı bu yazı, okurlarımız arasında siyasi tartışmayı tetikledi. Baykent Bey ve A. Tomruk’un CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun süreçteki payına ilişkin sorduğu sorular, siyasi analizlerde madalyonun diğer yüzünün de görülmesi gerektiğine işaret ediyor. Aykut Gökşin’in muhalefeti, okurun yazarla aynı fikirde olmak zorunda kalmadığının, gazetelerin farklı bakış açılarını tartıştıran demokratik bir zemin olduğunun en açık göstergesi. Yazarın kişisel analizi ile okurun süreç okuması arasındaki bu etkileşim, editoryal mutfağımızı tek taraflı yorumlardan kaçınmaya davet ediyor.
***
Yeni Parti Kuruldu: Siyasette Kartlar Yeniden Dağıtılıyor
ÖZGÜR ÖZEL YENİ PARTİ GENEL BAŞKANI SEÇİLDİ! "PUSULAMIZ İKTİDAR"
MUHABİR: BÜŞRA TOPTAŞ - 24 TEMMUZ 2026
“...Özgür Özel önderliğindeki 91 milletvekilinin imzasıyla kurulan Yeni Parti'nin kuruluş belgeleri İçişleri Bakanlığı’na teslim edildi. Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümünde Hacı Bayram Veli Camii'nden 1. Meclis'e gerçekleştirilen yürüyüşün ardından açıklamalarda bulunan Özel, 'Pusulamızın gösterdiği yön iktidardır' diyerek hedeflerini ilan etti…”
- Zeynep Filiz Aşar: “Yolları açık olsun ! Arkalarındayız.” (24 Temmuz)
Muhabirimiz Büşra Toptaş’ın siyasi kulisleri sarsan parti kuruluşunu sıcağı sıcağına aktardığı bu haber, okurlarımızın siyasi değişim beklentilerini yansıtması açısından dikkat çekici. Zeynep Filiz Aşar’ın doğrudan desteği, medyanın sadece olanı biteni aktaran bir haber bandı değil, aynı zamanda toplumsal beklentilerin ve siyasi yönelimlerin kaydolduğu bir alan olduğunu gösteriyor.
***
Muhalefet cephesinde kırılma ve siyasi bagaj tartışması
“EĞİL DALGA, BÜKÜL DEMİR!”
KÖŞE YAZARI: TAMER KORKMAZ - 24 TEMMUZ 2026
“...CHP’de beklenen bölünme gerçekleşti: Özgür Özel ve tayfası, 'Yeni Parti' için yola çıktı. Yargıtay, mutlak butlan kararını Eylül ayında inceleme kararı aldı; 'Hususi Bey Cephesi' için, CHP’ye veda etmekten başka bir seçenek kalmadı… Yelkenlerini fora ettiler, yağmur gibi istifalar başladı… Ve artık onlar 'Bir Bölen' sıfatını taşıyorlar!..”
- Zafer Fıçıcı: “Ben Yeni Parti'den yanayım. CHP'nin tabela partisi olmasını diliyorum. Benimki, tahmin değil temenni. CHP tabela partisi olduğu gün İş Bankası hisseleri konusunun gündeme geleceğini ve bu müzmin problemin tereyağdan kıl çeker gibi kolay bir şekilde çözüleceğini sanıyorum, ümit ediyorum.” (24 Temmuz)
- Orhun Volga: “Yeni Parti destek bulmayacaktır. Önceki seçimlerde CHP'nin yüksek almasının nedeni kurulan ittifaklardı, şimdi artık o ittifaklar yok.” (25 Temmuz)
- Süleyman Karış: “Bahsettiğiniz 3 sene önce Cumhur İttifakı üyeleri DEM Parti ve Millet İttifakı ile ilgili ne diyordu şimdi ne diyorlar? Öcalan, nasıl kurucu önder oldu var mı bununla ilgili eleştirel yazınız varsa okuyalım. Yoksa CHP'de KK hain ilan edildi parti kuruldu vs. bunları biliyoruz zaten. Cumhur İttifakı neden Öcalan'ı muhatap alıyor onu söyleyin. 3 sene önce CHP şehit cenazesine gitmesin diyenler noldu da DEM'le ittifak yapıyor onu söyleyin. Teröristler eylem yapıyor Türkiye'de, ses çıkarsanıza.” (28 Temmuz)
- Ali Yaşar Duran: “Karanlıklar Prensi Tuncay Özkan YENİ Parti'de. YENİ Parti işte şimdi bitti.” (30 Temmuz)
Tamer Korkmaz’ın "bir bölen" nitelendirmesiyle CHP’deki kopuşu sert bir üslupla ele aldığı bu yazı, okurlarımızdan çok boyutlu tepki aldı. Zafer Fıçıcı’nın temennisini İş Bankası hisselerine bağlaması, Orhun Volga’nın ittifak matematiği üzerinden yaptığı rasyonel analiz ve Ali Yaşar Duran’ın kadro eleştirisi, okur kitlemizin siyasetin mutfağını son derece yakından takip ettiğini gösteriyor. Diğer yandan Süleyman Karış isimli okurumuzun tarafsızlık ve tutarlılık vurgusu yaparak köşe yazarımıza yönelttiği sorular, gazetecinin sadece muhalefeti değil, iktidar bloğunun adımlarını da aynı eleştirel süzgeçten geçirmesi gerektiğine dair haklı bir uyarısıdır.
***
Başkentin Yeni İdari Denkleminde Diploması Trafiği
FLAŞ GÖRÜŞME: MANSUR YAVAŞ ÖZGÜR ÖZEL'İ ARADI!
EDİTÖR: FATMANUR ZIRH - 24 TEMMUZ 2026
“...Mansur Yavaş'ın Özgür Özel ile telefon görüşmesi gerçekleştirmesi başkentin yeni idari denkleminde dengeleri değiştirdi. Günlerdir sessizliğini koruyan ve kamuoyu tarafından hangi adımı atacağı yakından izlenen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, Özel'in kurduğu yeni oluşuma karşı ilk kurumsal nezaket adımını attı…”
- Nermin Karakaya Şair: “Siz birlikte kuvvetlisiniz biz de destekliyoruz. Kurtarın milleti AKP illetinden başkanım yanınızdayız.” (24 Temmuz)
Editörümüz Fatmanur Zırh’ın başkent siyasetindeki kritik telefon trafiğini aktardığı bu haber, okurlarımızın birliktelik ve ittifak beklentilerini gözler önüne seriyor. Nermin Karakaya Şair’in yorumu, yerel yöneticilerin genel siyasetteki duruşunun okur tabanındaki karşılığını belgeliyor.
***
İstifa Dalgaları ve Sert Polemikler
MURAT EMİR'DEN İKTİDARA SERT MESAJ: KİRLİ PLANLARI GERİDE BIRAKIYORUZ
EDİTÖR: ESRA SARI - 24 TEMMUZ 2026
“...CHP'den istifa eden Murat Emir, 'Milletimizle kol kola, omuz omuza yürüyoruz. Arkamızda tasarlanan kirli planları bırakıyor, yüzümüzü aydınlık yarınlara çeviriyoruz' dedi…”
- Ben Bir Muhalif: “Tüm hırsızları alıp gittiniz, neyin kükremesi bu?” (25 Temmuz)
Esra Sarı’nın hazırladığı haberde yer alan siyasi söylemler, "Ben Bir Muhalif" rumuzlu okurumuzun sert tepkisiyle karşılaştı. Siyasilerin "temiz sayfa" söylemlerinin kamuoyundaki samimiyet testinden nasıl geçtiğini gösteren bu yorum, medyanın aktardığı iddiaların okur nezdinde doğrudan kabul görmediğinin, aksine ciddi bir sorgulamadan geçtiğinin açık bir kanıtı.
***
Tarımda Görünmeyen Tehditler ve Uzman Haberciliği
VERTİSİLYUM HASTALIĞI BADEM BAHÇELERİNİ TEHDİT EDİYOR
KÖŞE YAZARI: DR. MEVLÜT ŞAHİN - 27 TEMMUZ 2026
“...Badem üretimini ve ağaç sağlığını etkileyen en önemli hastalıklardan birisi vertisilyum solgunluğudur. Bu hastalık 350'den fazla sebze, meyve ağacı, çiçek, tarla bitkisi ve gölge veya orman ağaçlarına zarar verebilmektedir. Hastalık, kökler yoluyla ağaçlara girer ve bitkinin ksilem (odun boruları) dokularına yerleşir…”
- Süleyman Bostancı: “Müdürüm çiftçilerimize böyle faydalı bilgiler verdiğiniz için teşekkür ederim.” (27 Temmuz)
Dr. Mevlüt Şahin’in tarımsal üretimi ve ürün sağlığını doğrudan tehdit eden bir hastalığı teknik ayrıntılarıyla ele aldığı bu köşe yazısı, haber sitemizin sadece siyasete değil, hayatın ve üretimin her alanına temas ettiğini kanıtlıyor. Süleyman Bostancı’nın teşekkür mesajı ise uzmanlık gerektiren sahadan bilgilere yer vermenin üretici için ne denli önemli olduğunu gösteriyor.
***
Yol Çalışmaları ve Su Baskınları: Kurumsal Sorumluluk Nerede?
BAŞKENTTE ALTYAPI SKANDALI: APARTMAN SAKİNLERİ İSYAN ETTİ!
EDİTÖR: FATMANUR ZIRH - 26 TEMMUZ 2026
“...Ankara'da yaşanan yoğun yağış beraberinde kanalizasyon baskınını da getirdi. Ankara’da yol çalışmasının ardından iki kez kanalizasyon suyu basan bina sakinleri ABB'ye tepkili…”
- Yener: “Aynı olay Etlik Mustafa Üstündağ Caddesi’nde bulunan Emine Çelik mescidinde yaşandı, iki kere su bastı. ASKİ’nin yaptığı kanalizasyon çalışması sonrası oldu. Kendi hatalarını ABB kabul etmiyor.” (27 Temmuz)
Fatmanur Zırh’ın gündeme getirdiği altyapı skandalı, okurumuz Yener Beyin verdiği somut örnekle (Etlik Mustafa Üstündağ Caddesi) durumun münferit değil, kronik bir sorun olduğunu ortaya koydu. Yol çalışmaları sonrasında yaşanan su baskınları ve kurumların sorumluluk kabul etmemesi, medyanın yerel yönetimler üzerindeki denetim görevini eksiksiz yapması gerektiğinin altını çiziyor.
***
Geçmişle Yüzleşme ve Faili Meçhul Dosyalar
DOKSANLARDAKİ DERİN CİNAYETLER
KÖŞE YAZARI: TAMER KORKMAZ - 28 TEMMUZ 2026
“...Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul cinayetler bürosunun zamanaşımına uğramamış 680 dosyayı incelediğini açıkladı. Gürlek 'Uğur Mumcu, Çetin Emeç ve Bahriye Üçok dosyalarının da masada olduğunu' söyledi!..”
- Esra: “İnşallah biz ölmeden bu faili meçhulleri gerçekleştiren katillerin ortaya çıkarıldığını görürüz.” (28 Temmuz)
- Orhun Volga: “Cinayetlerin failleri çok önemli değil, yaptıran odakları bilmek en önemlisidir. Artık toplumun bu tür numaraları yutmaması gerekir; düşünsenize Uğur Mumcu bile 'İslami Hareket Örgütü’nün en son kıydığı can, Bahriye Üçok’tu' diyorsa o da aynı numarayı yutuyor demektir. İşte problem buradadır. Toplumun bu aşamayı çoktan geçmesi gerekirdi.” (28 Temmuz)
- Ahmet Atılgan: “Gladyoya göre dindarların bir eylem yapması şart değil, varlıkları suç…” (29 Temmuz)
- Tarık: “Söylediklerinize aynen katılıyorum. 62 yaşındayım, her şeyi çok iyi hatırlıyorum. Bu cinayetleri dindar insanların üzerine yıkmaya çalıştılar. Hâlâ 'Kahrolsun şeriat!' sloganları kulağımda çınlıyor. Ben bir dindar insan olarak bu zalimlere hakkımı helal etmiyorum. Allah'tan mutlaka belalarını bulacaklar, inşallah.” (29 Temmuz)
Tamer Korkmaz’ın Adalet Bakanlığı’nın faili meçhul dosyaları yeniden açma kararını ele aldığı yazısı, toplumun geçmiş acılarla yüzleşme talebini bir kez daha gündeme taşıdı. Okurlarımız Esra Hanım, Orhun Volga, Ahmet Atılgan ve Tarık Beyin yorumları; cinayetlerin tetikçilerinden ziyade arkasındaki "gladyo" ve derin yapıların deşifre edilmesi gerektiği konusunda birleşiyor. Tarık Beyin 62 yıllık tanıklığıyla dile getirdiği toplumsal travmalar, medyanın geçmişi aydınlatma konusundaki tarihsel yükümlülüğünü hatırlatıyor.
***
Başkentin Coğrafyasına Okur Dokunuşu
ANKARA'NIN ÇATISI VE ÇUKURU: BAŞKENTİN EN YÜKSEK VE EN ALÇAK MAHALLELERİ
EDİTÖR: FIRAT KARABULUT - 27 TEMMUZ 2026
“...Ankara'nin en yüksek noktaları denildiğinde, il genelinde akla ilk olarak Elmadağ ve Çamlıdere'nin zirve köyleri geliyor. Ancak metropol alanı (şehir merkezini) baz aldığımızda, başkentin çatısını oluşturan kalabalık mahalleler öne çıkıyor…”
- Ankaragüçlü Muhtar: “En yüksek mahallelere Yakup Abdal ve Kıbrıs köy mahallesini unutmayalım.” (28 Temmuz)
Fırat Karabulut’un Ankara kent coğrafyasını ele alan renkli haberine "Ankaragüçlü Muhtar" mahlaslı okurumuzun yaptığı coğrafi katkı (Yakup Abdal ve Kıbrıs Köyü uyarısı), kent haberlerinde yerel bilginin ve okur katılımının haberi nasıl zenginleştirdiğini gösteren tatlı bir detay oldu.
***
Manipülasyon Teknikleri ve Derin Gerçekler
KAMUOYUNU TERS KÖŞE'YE YATIRMA YÖNTEMİ, NEREDEN KOŞUYOR?
KÖŞE YAZISI: TAMER KORKMAZ - 30 TEMMUZ 2026
“...Tarih, 27 Şubat 1933’tü ve akşam vaktiydi. Alman Parlamentosu’nun toplandığı Reichstag binasında büyük bir yangın çıktı. Kundaklanan bina, kullanılamaz hale geldi. Soruşturma sonucunda, Marinus van der Lubbe adlı bir komünist tutuklandı. Suçu 'itiraf' etmesi, daha doğrusu 'üstlenmesi' sağlandı…”
- Esra: “Bu cinayetler olduğunda çocuktum. 28 Şubat’ta 15 yaşındaydım ama hiçbir şey anlayamadım. Her akşam salya sümük ağlayan sözüm ona 'mağdur kadın' izliyordum. Türkiye’ye ne operasyonlar yapıldığını anlamam uzun yıllar aldı. Bilmediğimiz bu geçmiş gerçekleri dobra dobra yazdığınız için teşekkür ederim, kaleminize sağlık.” (30 Temmuz)
- Ysnkhveci: “Türkiye sizin bu yazdıklarınızla yüzleşmek zorunda. Devlet cevabını bildiği bu soruların gereğini yapacak kudrete sahip. Teşekkür ederim korkusuz gazeteci Tamer Korkmaz.” (30 Temmuz)
- Gürsel: “Teoman Koman'ın gerçekte kim olduğu ve hangi amaca hizmet ettiği ve kimlerle iş tuttuğu açığa çıkarılmalıdır. Koman, bir dönemin karanlık ismidir. Özal bile görevden alamamış. Arkasında Amerika mı var? Bütün bunları Tamer korkmaz çok güzel yazıyor maşallah ama yetmez. Bu konulara Tamer beyden başka giren de yazan da yok. Türkiye'de geçmişin karanlık yüzü aydınlanamadı malesef.” (30 Temmuz)
Tamer Korkmaz’ın Reichstag yangınından yola çıkarak kamuoyu algı operasyonlarını irdelediği yazısı, bu haftanın en nitelikli okur yorumlarını aldı. Esra Hanımın 28 Şubat sürecine dair kişisel özeleştirisi, Ysnkhveci’nin devlet yüzleşmesi vurgusu ve Gürsel Beyin Teoman Koman örneği üzerinden yaptığı derin araştırma çağrısı, okurlarımızın yüzeysel gündem maddelerinin ötesine geçip tarihsel ve stratejik arka planı sorgulama olgunluğuna eriştiğini gösteriyor. Gürsel Beyin "Bu konulara Tamer Bey'den başka giren yok, yetmez" sitemi, editoryal kurulumuza araştırmacı gazetecilik dosyalarını genişletme sorumluluğu yüklüyor.
***
Sahadaki Gerçeklik ve Haber İddiaları
ANKARA POLATLI'DA HOBİ BAHÇELERİNİN YIKIMI BAŞLADI
EDİTÖR: FIRAT KARABULUT - 29 TEMMUZ 2026
“...Ankara Polatlı'da hobi bahçelerinin yıkımı, kesinleşmiş yargı kararlarının ardından bugün fiilen başladı. Tarım arazilerindeki süreç nasıl işleyecek?..”
- Haşim: “Yalan haber.” (31 Temmuz)
Fırat Karabulut’un Polatlı’daki hobi bahçeleri yıkımına dair haberine okurumuz Haşim’in tek cümlelik "yalan haber" kestirip atması, medyanın en büyük imtihanını simgeliyor. Sahada devam eden süreçlerle ilgili yapılan haberlerde, görsellerin, resmi belgelerin ve tanıklıkların habere entegre edilmesi; okurdaki güven erozyonunun ve yalanlama refleksinin önüne geçmek için ilk şarttır. Fırat Akbulut'un da bu şartı dikkate aldığını haberini çeşitli görseller ve paylaşımlarla destekleyerek yazdığını görüyoruz.
***
SON SÖZ
Hatalarımızı düzeltmek, eleştirilerinize kulak vermek ve Yeni Ankara'yı daha tarafsız, daha etik bir çizgiye taşımak için her türlü etik ihlal iddiasını ve eleştiriyi bizlere ulaştırabilirsiniz.
Haftaya yeniden buluşmak üzere, hoşça kalın…