Okuyucu daima haklı mı? Bence hepsi değil...
Yerel gazetecilikten ulusal yayın hedefine doğru emin adımlarla ilerleyen köklü bir gazetede okur temsilcisi olarak çalışmak, gazeteyi daha iyi kılmak için büyük bir sorumluluk.
Okur temsilcisi köşemiz var ve öne çıkması için her türlü özen gösteriliyor.
Düzenli yayın, dikkat çekici yerleştirme, sosyal medya duyuruları...
Teoride ideal bir sistem.
Pratikte ise okuyucu hala "Yorumuma neden dönüş yok?" diye soruyor.
Aslında sürekli karşılık veriyorum.
Toplu yorumlarda genel yanıtlar, tek tek ele aldığımızda bireysel düzeltmeler veya açıklamalar...
Ama okuyucu bunun farkında değil.
Zülfükar Özçelik'in 2018'de Sakarya'daki yerel gazeteleri incelediği çalışma hala geçerli bir tablo çiziyor.
Okur temsilciliği çoğu yerde ayrı bir pozisyon değil, editör veya yayın yönetmeni üstleniyor. İletişim sosyal medya, telefon, e-posta ile sınırlı.
Eleştiriler haber yanlılığı, yazım hataları, yerel konuların yeterince yer almaması üzerine yoğunlaşıyor.
Yanıt mekanizması zayıf.
Bazı gazeteler okur mektubu köşesiyle yetiniyor ama sistematik takip yok.
Aradan geçen yıllarda, 2018'den 2026'ya, büyük bir değişim olmadı.
Dijital çağda okur sosyal medyada anında hesap soruyor, bazı şikayet platformları devreye giriyor.
Bazı yerel gazeteler ise hala eski usul iletişimle kalıyor.
Bu, güven krizini derinleştiriyor.
Okur “sesim duyulmuyor” kararıyla hızla uzaklaşıyor.
Yeni Ankara'da durum farklı.
Köklü bir kurum olarak ulusal hedefe yürürken okur temsilciliğini vizyoner bir şekilde benimsedik.
Okurla bağ kurmak, güveni artırmak, hataları düzeltmek için çaba gösteriyoruz.
https://www.yeniankara.com.tr/okur-temsilcisi adresinde iletişim yolları, nasıl ulaşılacağı, önceki yanıtlarımız ve medya etiği üzerine köşeler yer alıyor.
Okuyucu kısmı değişti.
Uzun zamandır bir grup hesap veya organize yorumcular siteyi dört bir yandan sarıyor.
Her haberin altında propaganda niteliğinde, tahrik edici yorumlar yağıyor.
Önceden arada sırada yanıt veriyordum, ama şimdi vermiyorum.
Çünkü bu yorumlar gazeteyi düzeltmek için değil, gündem saptırmak, kaos yaratmak için geliyor. Trol hesaplar, propaganda grupları...
Okuyucu daima haklı mı? Bence hepsi değil.
Gerçek eleştiri getiren, gazeteyi geliştiren okurlar var; bazıları ise sadece yıkmak için orada.
Asıl sorun görünürlükte.
Okur temsilcisi olarak görüyorum, yazıyorum, yanıtlıyorum.
Toplu veya tek tek.
Ama okuyucu bizi nereden göreceğini bilmiyor.
Okur "yorum bıraktım, sesim duyulmadı" diye uzaklaşıyor.
Trol yorumlar ise daha baskın kalıyor.
Okuyucu olmak sadece okumak, eleştirmek veya yorum bırakmak değil; karşılıklı iletişim olması gerekiyor.
Biz bu iletişimi kuruyoruz, bazı okuyucular açısından farkındalık eksik.
*
KIYMETLİ OKUYUCULARIMIZIN YORUMLARINA GÖZ ATALIM:
“EPSTEIN ÖFKESİ OPERASYONU” ÇÖKÜYOR
KÖŞE YAZARI: TAMER KORKMAZ - 14 MART 2026
"... Mızrak çuvala sığmıyor! Bir yalanın üzerini bir başka yalanla örtmeye yeltenseler de gerçek değişmiyor: Birleşik Haydutlar Devleti ABD’nin, 168 kız öğrenci ile 14 öğretmenin katledildiği saldırıyı KASTEN düzenlediği aşikardır."
-"Ve film koptu. Görünen o ki bant yapıştırmak da kurtarmayacak. Teşekkürler Tamer Bey, harika bir yazı." - Doğan
-"Doğru tespitleriniz için kaleminize sağlık Tamer Bey. En kısa zamanda bu savaşın bitmesini, masum çocukların katledilişinin durmasını; Filistin'e, Doğu Türkistan'a ve diğer mazlum Müslüman ülkelere zaferin nasip olmasını Rabbimden diliyorum." - Esra
-"İran'daki bu savaş herkes için ibretlik dersler içeriyor. İran'ın İslam dünyasındaki konumu, ABD-İsrail'in mutlak yenilmezlik algısı, bölgedeki bunca savaş ve kargaşaya rağmen Türkiye'nin nasıl güvenli kalabildiği... Hepsi ibretlik. Bileğin gücü kadar diplomasinin, hatta arka kapı politikasının gücünü unutmamak gerek. Kemik politikasını da ekleyebiliriz buna. Uyanması gerekenlerin 'bir kemiklik işi var' dedikleri gün, bu ifritlerin ipinin çekilmeye başlandığı gündür. Bekliyoruz." - Coşkun
-"Ve filmin sonunda Trump o kadar sıkışacak ki, hareket etmek isteyecek; ancak 'seni öğlen öldürmeye gelecek kişiyi sen sabah öldür' anlayışıyla Trump'ı ikiye bölecekler. Ülkemize Rabbimiz zeval vermesin; ancak 2-4 yıl minimum ve maksimum tüm saha buna göre dizayn edilmeli, FETÖ/Siyonist kişiler ortadan kaldırılmalı, bazı şeyler artık kendi gölgesinden bile gizlenmeli. Allah bizimle olsun inşallah." - Hasan
-"Yenilecekler. Bu onlar için sonun başlangıcı. İçerideki ABD'ciler üzülecek ama gerçek bu." Ysnkhvc
Tamer Korkmaz’ın köşesinde ifşa ettiği "Birleşik Haydutlar Devleti"nin kirli planları, Yeni Ankara çatısı altında birleşen vicdanlı kalemlerin değerlendirmeleriyle sarsıcı bir kamuoyu vicdanına dönüşütü. Yeni Ankara’nın sadece bir haber platformu değil, aynı zamanda vicdanın sesi olduğu bu sarsıcı tespitlerle bir kez daha tescilleniyor.Bu ifritlerin ipinin çekilmeye başlandığı o "gün"ü sabırsızlıkla bekliyoruz.
*
-Tamer Korkmaz'ın 17 Mart 2026'da kaleme aldığı "ÇAKMALARDA İNECEK VAR!" başlıklı yazısına bakalım.
"... Soykırımcı Netanyahu’nun “hayatta olup olmadığına” dair iddialar, henüz netlik kazanmış değil. Bununla birlikte, onun “yaşadığını ispatlamaya çalışan” peş peşe üç video görüntüsünün de Yapay Zekâ ürünü olduğunun ortaya çıkması, kuşkuları daha ziyade artırıyor. Mesela… Netanyahu güvenlik toplantısına katılamıyor ama nasıl oluyor da rahatlıkla kafeye gidebiliyor?” sorgulaması… “Yapay Zekâ sayesinde!” cevabıyla, hak ettiği karşılığı buluyor."
İşte Yeni Ankara dostlarının Korkmaz’ın yazısına yaptığı yorumlar:
-"Turp'u kendi seçmeninden de soğutuyorlar, Turp'a ikili oynuyorlar; hem Ortadoğu'da istenmeyen hem de kendi ülkesinde, kendi tabanında istenmeyene dönüşüyor. Filmin sonunda Turp'u kesecekler, seçimler olsa bile Turp tarafı artık bilerek seçilmeyecek. Siyonistler Pentagon'da at koşturuyor. Turp çok sıkıştı. Allah (cc) İslam'ı ve Müslümanları korusun, devletimize ve milletimize zeval vermesin. Büyüklerimizin çok çok dikkatli ve uyanık olmaları lazım. Allah bizimle olsun inşallah." - Hasan
-"Yenidoğan çetesi hakkında verilen karar, yaptıklarının karşılığı mı sizce?"
Nejat Türkmenoğlu
-"Elinize, emeğinize, kaleminize sağlık. Zalimler için yaşasın cehennem! Bu ikilinin kendi pisliklerinde boğulmasını temenni ederiz." - Esra
-"Trump’ın Bibi’si inşallah mevta! Rabbim bu insan canavarını inşallah yanına almıştır. Trump’ın hali içler acısı! Mactın ile ilgili söyledikleri 'vah vah' dedirten türden! Bunak Biden’den sonra bunun performansı da hiç fena değil! Bir devir kapanıyor; inşallah sonun başlangıcına şahitlik ediyoruz." - Nurten Atalay
-"Yazınız için çok teşekkürler Tamer Bey; kaleminize ve yüreğinize sağlık. Çok şeyler yazmak isterim ama ne bu sayfa yeter ne de kelimeler kifayet eder! Bir de şu mübarek Kadir Gecesi yüzü suyu hürmetine, içimden sadece yazınızın son paragrafındaki temenninize sonsuz kez 'Amin' demekten başka bir şey gelmiyor. Bu vesileyle başta sizin, tüm gazete çalışanlarının ve tüm İslam aleminin Kadir Gecesi mübarek olsun. Selamlar, saygılar, iyi çalışmalar." - Ufuk Birkan
Netanyahu’nun sahte videolarla hayatta tutulma çabası ve Trump cephesindeki o sıkışmışlık, bir devrin kapanışına dair en somut işaretler. Bir yandan mazlum coğrafyaların zaferi için edilen dualar, diğer yandan "Yenidoğan çetesi" gibi toplumsal yaralara dair sorgulamalar gösteriyor ki; hakikatten taviz vermeyen bu duruş, her türlü karanlık operasyonun karşısındaki en büyük güçtür. Bu sahte videolar ve "çakma" kahramanlar için yolun sonu göründü; bilinen ve gerçek olan tek durum budur.
DÜNYA YANSA DA ÜSTÜ KAPANMAYACAK!
KÖŞE YAZARI: SİMA GÜLESER POLAT - 15 MART 2026
"...ABD, İran'ı "kontrol altına aldım" derken bu sonucu tahayyül etmiş miydi? Trump cani yoldaşı Netanyahu'nun ülkesinde Gazze'nin intikamının alınacağını düşünmüş müydü? İsrailliler korku içinde. Füzelerin, siren seslerinin altında helak olmanın eşiğindeler. Bugün, kibirlerinden akli dengesini yitirmiş gibi davranan bu tuhaf topluluğun, korkuyla ne yapacağını şaşırmış hallerini izliyoruz."
-"İsrail yöneticileri ve Epsteincilerin hepsi mutlaka işledikleri suçların hesabını vereceklerdir. Kısa vadede olmasa da tarih bize kötülüğün mutlaka cezalandırıldığını gösteriyor. 1. ve 2. Dünya Savaşı'nın sorumluları şu an her yerde geri kalmışlıkla, nüfus yaşlanması ile, bozulan sosyal sistemlerle mücadele ediyor. ABD öksürürse onlar hasta oluyorlar. Bu devran illa bir daha dönecek ve hatta bu seferki o kadar da uzun sürmeyecektir. ABD şimdiden aşırı yıpranmış halde." - Mustafa Özver
Köşemde vurguladığım "kibirlerinden akli dengesini yitirmiş" topluluğun bugün yaşadığı helak, meslektaşım Mustafa Özver’in tarihin tekerrürüne dair sunduğu sarsıcı kanıtlarla da birleşiyor. Epstein'den Netanyahu yandaşlarına kadar uzanan bu karanlık dosya, işledikleri suçların bedelini tarihin sarsılmaz adaletiyle ödeyecekleri gerçeği; hem benim öngörümle hem de bu davanın takipçisi olanların "Bu devran illa dönecek" inancıyla perçinleniyor. Zulmün hesabı bizzat tarih eliyle kesilirken, "Dünya yansa da üstü kapanmayacak" olan o büyük hesaplaşma, mazlumun ahı ile gün gelecek adaletin en büyük terazisi olacak.
*
18 Mart 2026'da yazdığım "PETRODOLAR DÜZENİ ÇÖKÜYOR" başlıklı yazıma gelen yorumlara bakalım:
"... 1970'lerden beri petrolün dolar üzerinden fiyatlanması ve bu paranın ABD piyasalarına geri dönmesine ilişkin düzen bozuldu.Bugüne kadar ülkeler petrol almak için dolar biriktiriyordu.Bu da haliyle ABD'ye ucuz borçlanma ve küresel hakimiyet sağlıyordu.İran işte tam bu noktada boğazı kapatarak bu “yenilmez” algıyı yerle yeksan ediyor."
-"Türkiye, 4 yeni nükleer santral inşa etmek için Güney Kore, Kanada, Çin ve Rusya ile görüşmeler yürütüyor. Türkiye'nin büyük enerji genişlemesi kapsamında toplam 8 büyük reaktör (4'ü Sinop'ta, 4'ü Trakya'da) planlanıyor." - Mehmet
-"Yenilenebilir enerjiye dönüş şart oldu... Güneşimizi de engelleyemezler herhalde. Yanında nükleer enerjiyi kullanıp artırmamız lazım. Barajlarımıza, göllerimize sahip çıkmamız lazım çünkü su çok daha önemli bir konuma geliyor. Elektrikli araçlara dönüş de hızlanır."
Mehmet Gürz
Güneş ve nükleer enerji, enerjide tam bağımsızlığın iki ana anahtarı. Ancak bu dönüşümü planlarken barajlarımıza ve göllerimize, yani asıl hayati meselemiz olan suyumuza sahip çıkmak zorundayız. Enerji üretmek kadar, su kaynaklarını korumak da geleceği inşa etmenin temel şartı.
*
NETANYAHU’DAN ÖLÜM İDDİALARINA YANIT: "KAHVE İÇİN ÖLÜYORUM!"
EDİTÖR: SEDA NUR YILDIRIM - 15 MART 2026
"...İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran saldırısında öldüğü yönündeki haberleri sosyal medyada paylaştığı bir video ile yalanladı."
-"Netanyahu değil bu kişi. İfşa ettim ben; sağ elinin iç yüzü çizgileri, gerçek Netanyahu'nun elinin iç yüzü çizgileri ile aynı değil. DNA ve el çizgileri yalan söylemez. Bu şahıs Netanyahu değil; yapay zeka olsun olmasın! Netanyahu'nun ABD Kongresi'nde konuştuğu, el içini gösterdiği fotoğraflara bakın, kıyaslayın; aynı değil. Netanyahu'nun parmakları üstelik uzun, bu kişinin parmakları kısa." - Selime Hollanda'dan
Bu kahve içme dümeni de yalanlandı. Sosyal medyada birçok isim bu videoyu hicv etmek için kahveli videolar hazırladı bile; mesele artık bir alay konusu. El çizgileri ve parmak yapısı üzerinden yapılan o teknik ifşa şüpheleri derinleştirirken, El-Cezire televizyonu da öldüğüne dair kesin konuştu ve o ana ilişkin video paylaştı. Netanyahu ortada yok; bilinen ve gerçek olan tek durum bu...
*
CHP'Lİ EMRE'DEN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMA: "CHP, TARİHİNİN EN AĞIR SALDIRILARI ALTINDA!"
EDİTÖR: ESRA SARI - 16 MART 2026
"CHP Sözcüsü Zeynel Emre, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın Meclis’te yaptığı görüşmeye ilişkin açıklamalarda bulundu. CHP Merkez Yönetim Kurulu toplantısının ardından konuşan Emre, görüşmenin iki hemşehrinin buluşması olduğunu belirterek, görüşmenin gizli ya da özel bir durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti."
-"Dik durana kimse bir şey yapmaz. Varsa yanlışı, çıkıp 'sen yanlış yapıyorsun' diyeceksin. CHP kendisi şikayet edip suçu AK Parti'nin üstüne atıyor; 'biz ak kaşığız' diyorlar." - Emekli
Şu an muhalefet yapmak için hiç iyi bir zaman değil. Ülkemiz savaş tehlikesi altındayken seçim propagandası yürütmek veya serzenişte bulunmak yerine, birlik olmanın yolları aranmalı ve mutlaka bulunmalıdır. Bilinen ve gerçek olan tek durum budur.
*
UZUN İNCE BİR YOL
KÖŞE YAZARI: HASİBE BOZTEPE - 17 MART 2026
"... Kendimde bir görme engelli olarak bugün sizlerle Âşık VEYSEL’İ paylaşmak istiyorum. Bu yazıyı, büyük ozan Aşık Veysel’in ölüm yıl dönümünde, onun anısını yaşatmak için kaleme aldım. Onu sadece 21 Martlarda hatırlamadığımızın somut bir ifadesidir bu yazı."
-"Veysel demek onur demek, Veysel demek dik duruş demek, Veysel demek eşitlik demek... Ağzınıza, yüreğinize ve kaleminize sağlık." - Süleyman Boztepe
-"Dilinize, gönlünüze, kaleminize sağlık kıymetli hocam. Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum. Her yazınız duygu ve düşünce dünyamızda yeni ufuklar açıyor. Teşekkürler." - İsmail Akdağ
Aşık Veysel’i anmak, onun o meşhur "gönül gözüyle" kurduğu hakikat dünyasına bir adım daha yaklaşmaktır. Hasibe Hanım'ın bu mirası sahiplenmesi, karanlığın içindeki o asıl aydınlığı görmenin bedeni değil, ruhu ilgilendirdiğini kanıtlıyor. Bu yazı, sadece bir anma değil, o büyük ozanın dik duruşuna bir vefa borcudur.
SON SÖZ
Bu hafta da, yorumlarınızı tek tek inceledim ve içime sinen bir düzen içinde aktarmaya çalıştım.
Eleştirileriniz, sitemleriniz, tepkileriniz ve destekleriniz…
Hepsi, gazeteciliğin en kıymetli malzemesi.
Biz çuvaldızı her zaman kendimize batırırız; sorun olmaz.
Ama sizlerden bir ricam olacak:
Yorumlarınızı yazarken güzel Türkçemizi mümkün olduğunca özenli kullanalım.
Bazen öyle bozulmuş bir halde geliyor ki, ne demek istediğinizi anlamak için epey çaba sarf ediyoruz.
Yine de vazgeçmiyoruz; çünkü sizlerin sesi bizim yönümüz.