Okurun sesi: Bu hafta yorumlar ne söyledi?

Bu hafta Yeni Ankara’da yayımlanan yazı ve haberlerin ardından gelen yorumlar, okurun yalnızca okuyan değil; müdahil olan bir yerde durduğunu gösterdi.

Okurun sesi: Bu hafta yorumlar ne söyledi?

Kimi başlıklarda itiraz öne çıktı, kimilerinde destek, kimilerinde ise açık bir sorgulama vardı.
Yorumlar; metinlerin ne kadar anlaşıldığını, nerede rahatsızlık yarattığını ve hangi konuların toplumda hâlâ kırılgan olduğunu net biçimde ortaya koydu.

*

ENGELLİ DOSTU ŞEHİRLER: ULAŞILAMAYAN BİR HAYAL Mİ?

KÖŞE YAZARI: HASİBE BOZTEPE - 15 Aralık

"Görme engelli bireylerin bastonlarıyla ilerlemeye çalıştığı kaldırımlarda dahi, düzensiz döşenmiş taşlar, kaldırımları işgal eden esnaf ya da kılavuz çizgilerin üzerine gelişigüzel park edilen araçlar, şehirlerin hâlâ ne kadar “görmezden geldiğini” ortaya koyuyor. "

Bu kesit, erişilebilirliğin yalnızca teknik değil, zihinsel bir mesele olduğunu bir kez daha hatırlattı. Okurdan gelen yorumlar da gösteriyor ki, sorun yalnızca engelli bireylerin değil; kentte yaşayan herkesin ortak meselesi. “Engelli dostu şehir” söylemi ile günlük hayat arasındaki uçurum, okurun dikkatinden kaçmıyor.

“Her yazınızı ilgiyle heyecanla okuyor, ilgiyle takip ediyorum. Sahada yaşadıklarımızı, bizlere ulaşan sorunları net ve en doğru şekilde yansıtıyorsunuz. Kaleminize sağlık.” İsmail Özden

“Merhabalar Hasibe hocam, sizlerin de bahsettiği gibi Türkiye'de erişilebilirlik uzadıkça uzuyor; bu da engelli bireylerin hayatından bir ömür götürüyor. Amaç hasıl olmadığı gibi beklentiler çığ gibi büyüyor. Temennimiz, Türkiye’nin 2026’da erişilebilirlik ile ilgili bir konuyu kendi gündeminden kaldırmış olmasıdır.” - Mücahid Korkutata

“Kıymetli hocam söylediklerinize harfiyen katılıyorum. Artık yavaş yavaş ömür bitiyor ama maalesef erişilebilirlik anlamında çok yavaş ilerleme kaydediyoruz. Ayrıca engellilerin aylıkları da çok düşük. Bir de biliyorsunuz gelir kriterlerine takılıyorlar. Maalesef bu konuyla ilgili de bir haber yaptığınızda mutlu oluruz.” - Ziya Demez

“Değerli Hasibe hocam, söylediklerinizin her birine içtenlikle katılıyorum. Zira erişilebilir bir şehir demek yalnızca engelli bireyler için değil, tüm şehir sakinleri için konforlu bir yaşam ortamı demektir.” - Süleyman

“Bu konuyla ilgili haber talebinizi Genel Yayın Yönetmenimiz Hasan Taşkın’a ilettim.”

“YEŞİL YALANLARINDAN MUHABBET KAPTIM!”

KÖŞE YAZARI: TAMER KORKMAZ - 16 Aralık

Sözcü’nün Saygı’sına “Alo, ben Yeşil” telefonunu açan kişinin cezaevinden arayan bir hükümlü olduğu saptandı! Yeşillenen şahsın “Adam öldürme, kasten yaralama ve mala zarar vermekten” suç kaydı bulunduğu açıklandı.

“Saygı Öztürk darbe sonrası Akın Öztürk’ü ülkücü milliyetçi tanırım da demişti. Düşünün, bir darbe oluyor; iki PKK şehirleri basarken TSK için ‘oradaki insanların can güvenliği’ falan demekle kalmıyor, elektrikler kesik, millet cesetleri buzluklarda saklıyor diyen şahsa sormak gerek: Madem elektrik yok, nasıl çalışır bu buzluklar?” - Yasemin T.

“Beş para etmez adamlar her gün 3-5 kanal gezerken, Tamer Korkmaz niye boykot ediliyor, anlamak mümkün değil.” - Tanju

“Tamer Bey, oldukça iğneli ve ironik yazılarınızla beğenerek takip ettiğim biriydiniz. Sizi TV’lerde görmek isteriz. Bu neden mümkün olmuyor? Üstelik bir sürü işe yaramaz sözde gazeteciler varken.” - Rafet Şentürk

“Tamer Korkmaz’ın ciddi şekilde korunması gerekir. Bu gerçekleri Türk basınında yazabilecek bir kişi daha yok.” - Usta

“Okudukça ‘bu kadar da olmaz’ dediklerim, bu kadar da olmuş.” - Murat İnanç

“Neler oluyor neler! Teşekkürler.” - Abdullah

“Bu yazı çok su kaynatır. Bahsi geçen konuların ve şahısların mutlaka bu yazıya cevap vermeleri gerekir.” -Y. Kahraman

ANKARA'DA AKRAN ZORBALIĞI DEHŞETİ! KÜÇÜK ÇOCUĞUN ELİNİ PARÇALADI

EDİTÖR: MUSTAFA DUMAN- 15 ARALIK

Ankara Şehit Yakup Çınar Ortaokulu’nda 5. sınıf öğrencisi H.İ.Ü., okul bahçesinde 8. sınıf öğrencisi tarafından darp edildi. Küçük çocuğun elinde iki kırık ve bağ kopması tespit edildi.

Bir okuyucumuz: "Suça ceza olmaz ise her şey olur."

Bu yorum, toplumsal öfkeyi yansıtıyor; fakat çözümün yalnızca ceza olmadığını da hatırlamak gerekiyor.

Bu olayda okur refleksi “ceza” üzerinden şekilleniyor. Ancak burada hem mağdur hem zanlı çocuk. Yetişkinlerin sorumluluğu, eğitim sisteminin alarm veren tarafları ve ailelerin rolü göz ardı edilemez.

YENİ ANKARA, 2025 NARKOTİK DOSYASINI AÇTI! ESKİ UYUŞTURUCU KULLANICISI GENÇTEN İTİRAF GELDİ

EDİTÖR: HALE KALEM - 15 ARALIK

Eski bir kullanıcının itirafı, operasyonların sahadaki etkisini kanıtladı.

“Uyuşturucuya bulaşanların hepsi Kırıkkale’ye taşındı. Çinçin nereye gitti? Kırıkkale’de biçimleri kaymış o kadar çok adam çoğaldı ki, sokakta tek tek tespit edersiniz.” - Gerçek

Okur, haberin merkezinden coğrafyaya bakıyor. Suçun yer değiştirdiğini, sorunun yalnızca bir şehirle sınırlı olmadığını söylüyor.

RIDVAN DİLMEN BOMBAYI PATLATTI! FENERBAHÇE'YE YÜZDE BİR MİLYON ALINACAK

KAYNAK: HABER MERKEZİ - 16 ARALIK

“11 yıl geçmiş şampiyon olalı, 12. yılında rakibinin de inişli çıkışlı bir performansı varken o fedakârlığı yapacaksınız.”

“Rakip niye inişli çıkışlı, onu da tarafsızca söyler misin hocam?” - Mahmut Gürbüz Nehir

Okurun sorusu, haberin muhatabının kim olduğu konusunda belirsizlik taşıyor. Gazetecilikte alıntı ile yorum arasındaki çizgi hâlâ karıştırılıyor.

“SİYONİST OLMAYANLAR HEDEFİMİZ OLACAK”

KÖŞE YAZARI: ALİ İNANDIM - 16 ARALIK

Sanki tersi oluyormuş da ABD Kongresi ve Senatosunda, aday olacak herkesi şimdiden, çok yüksek frekansla uyarmışlar: Aday olan ve programında antisemitizme yer veren herkes hedefimiz olacaktır!.. Anti-Siyonistlerin geleceğimizi belirlemesine seyirci kalamayız..

“Ekonomik refahlarının tek kaynağı ülkeleri demokrasi götürmek, insan haklarını savunmak ve hukukun işlerliğini geçerli kılmak! Batı’nın gerçek yüzünü hâlâ anlamamakta ısrar edenlere Gazze’yi 2006’dan beri zulüm ve işkence ile yaptıklarını keşke daha iyi anlatabilecek birileri her gün görsel medyada yer alabilse! Keşke. Karar verici Küresel Çetenin baş aktörü dünyanın bütün halklarının da gözü önünde ifşa oldular! Bu çete SİYONİST ÇETE. Dünyanın bütün devletlerinde gerek ekonomik gerek siyasi gücü bazen şirketleriyle (deterjan, gıda, kozmetik, otomobil vb.) bazen de siyasi tetikçileri ve teröristleriyle yön verirler! Ne demişti Tom Barrack: ‘93 darbe yaptık!’ Darbelerin ve ülkeleri işgallerinin tek bir nedeni vardır!”- Nurten Atalay

YÖK'ÜN DENKLİK SKANDALI BUGÜNKÜ DURUŞMADA DAHA DA DERİNLEŞTİ! "DİPLOMAMI REDDETTİLER, DENKLİK VERMİYORLAR"

MUHABİR: AYŞENUR ANİ - 16 ARALIK

Yurtdışı Mezunları Diploma Denklik Platformu Başkanı Erdoğan Kılınç, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi mezunu olarak yaşadığı denklik ve avukatlık ruhsatı mücadelesinde Yükseköğretim Kurulunu (YÖK) ve yargı süreçlerindeki tutumu sert bir dille eleştirdi.

Denklik meselesi, yalnızca bireysel mağduriyet değil; hukuk devleti tartışmasının merkezinde duran yapısal bir sorun olarak okurun gündeminde. Yorum, yargıya ve kurumsal işleyişe duyulan güven kaybını açık biçimde yansıtıyor. - Hasan Baloğlu

‘BU ANITKABİR’ YIKILMALI

KÖŞE YAZARI: NİHAT KAŞIKCI - 17 ARALIK

“Başlıktan ‘Atatürk düşmanlığı’ devşirmeye heveslenen varsa, orada bir dursun. Bizden Atatürk düşmanı çıkmaz. Anlatalım, neden ‘bu Anıtkabir’ yıkılmalı… Şimdi… Bu yazının kışkırtıcı başlığından hareketle, kimse meseleyi çarpıtmasın. Yunan medeniyetine öykünerek şekillendirilmiş bugünkü Anıtkabir, Büyük Atatürk’ün ne kimliğine, ne kişiliğine, ne şanına, ne milletine, ne asaletine yakışıyor.”

Bu yazı, başlığından itibaren tam da yazarın öngördüğü gibi sert bir okur tepkisi doğurdu. Atatürk söz konusu olduğunda, okur refleksi hızla savunma hattına geçiyor. Yorumlar, tarihsel bilgiyle duygusal bağlılığın iç içe geçtiği bir tartışma zemini oluşturdu.

Atatürk batı hayranlığıyla 1976’ya kadar Türk musikisini yasaklamış, Göktürk alfabesi dururken Latin alfabesini getirmiş, Türk kıyafetleri dururken Batı’nın smokinini getirmiş, balolarda Fransız operası çaldırmış, resmî cuma iznini kaldırıp Batı’nın cumartesi-pazarını getirmiş, Turancılığa karşı olduğunu konuşmalarında kayıt altına aldırmış bir adam. Sonuç olarak yaşasaydı Türk kültürüyle ilgili bir türbe isteyeceği meçhul olup, zannımca Batı mimarisini yeğlerdi.” - Ahmet

“Nihat Bey, Atatürk Türkiye’de Tekke ve Zaviyeleri kapatmadı mı? Şimdi Atatürk için türbe mi yapılsın!? Bu nasıl bir Atatürk sevgisidir?” - Mehmet Ali Ataman

“Zemzem bardağına rakı konur mu sayın yazar…” - İsmail Doldurucu

10 MART MUTABAKATI'NIN SONUNA DOĞRU: ZAMAN DARALIYOR, SABIR TAŞIYOR

KÖŞE YAZARI: SİMA GÜLESER POLAT - 17 ARALIK

“...Mutabakat süresi bitince ne olacak?
Anlaşmaya uyulmazsa hamleler sert olacak.
Türkiye, yıllardır Suriye halkının güvenliği için elini taşın altına koydu.
Yeni yılın başından itibaren olası askeri harekat, SDG’yi devre dışı bırakabilir. ”

“Küresel çetenin tetikçisi SDG, Siyonistlerin düzensiz ordusudur! … Hedef TÜRKİYE’dir!” Nurten Atalay

Bu yazıya gelen yorumlar, dış politika başlıklarının okur nezdinde artık soyut bir diplomasi tartışması olarak görülmediğini gösteriyor. Okur, metni “ne yapılmalı”dan çok, “ne olacak” sorusu üzerinden okumuş. Zaman vurgusu, belirsizlik ve güvenlik endişesi; yorumlarda açık biçimde öne çıkıyor. Mutabakatın süresinden çok, sonuçlarının konuşulması da bunun göstergesi.

“DURUN, SİZ KARDEŞSİNİZ!”

KÖŞE YAZARI: TAMER KORKMAZ - 18 ARALIK

“Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan Bey, “Komünizmle Mücadele” dönemindeki nesillerden gelen bir sağcı! Geçenlerde “Yıllarca, Türkiye’ye komünizm gelmesin diye boşuna mücadele etmişim” diyerek serzenişte bulundu.”

Şirketine el konulmasına atfen söyledikleri, daha ziyade kökten solcuları kızdırdı.

“Derin gladyonun içindeki gerçekleri yazdığınız için sizi ayıran Yeni Şafak pişman mı acaba?” Nejattürk

“Abi selamlar… Twitter’da da yazılarınızı görmek isteriz.” - Veysi

“Bu yazıyı okuyunca insan kime güveneceğini bilemiyor.” - Y. Kahveci

“Bir sonraki yazıyı beklemek çok sürüyor! Her gün yazsana…” - Usta

Tamer Korkmaz'ın okuyucu kitlesi ondan her gün yazı bekliyor. Benden söylemesi....

KEMAL KILIÇDAROĞLU: HALKIN KEMAL’İ

KÖŞE YAZARI: DURAK KARABULUT - 18 ARALIK

“Dün, 17 Aralık Çarşamba günü Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun doğum günüydü.
Bugün köşemde onu yazmayı tercih ettim. Çünkü bazı doğum günleri sadece bir yaşı değil; bir ömrü, bir mücadeleyi ve bir ahlakı hatırlatır. Hele söz konusu olan Kemal Kılıçdaroğlu ise…”

Genel Başkanıma sağlıklar diliyorum. Vefalı dik duran Sayın Durak sizi kutluyorum. Yolunuz açık olsun. Yazılarınızı takip edeceğim. - Yelda Keskin

Sayın Karabulut içimizden geçenleri okudunuz. Kılıçdaroğlu'nu anlatmak sayfalara sığmaz. Yüreğinize sağlık. - Hasan Öztürk

Durak bey,sizi yürekten kutluyorum.bu anlamlı ve güzel yazınız için. - Zeynel Öztürk

Durak bey çok kısa ve öz anlatmışsınız halkın Kemal'ini.. Nice yıllara halkın lideri. Kenan ÜŞENMEZ

Bu yazı, siyasi görüşlerden bağımsız olarak vefa duygusuna temas ettiği için geniş bir okur desteği aldı.

SON SÖZ

Bu hafta, yorumlarınızı tek tek inceleyerek, içime sinen bir düzen içinde aktarmaya çalıştım. Eleştirileriniz, sitemleriniz, tepkileriniz ve destekleriniz… Hepsi, gazeteciliğin en kıymetli malzemesi.

Biz çuvaldızı her zaman kendimize batırırız; sorun olmaz.
Ama sizlerden bir ricam olacak:
Yorumlarınızı yazarken güzel Türkçemizi çok yormayalım.
Bazen öyle bozulmuş bir halde geliyor ki, ne demek istediğinizi anlamak için epey çaba sarf ediyoruz. Yine de vazgeçmiyoruz; çünkü sizlerin sesi bizim yönümüz.

Unutmayın:
Gazetecilik, haberi yayınladıktan sonra susmak değildir.
Okurun nefesi, haberin devamıdır.

Sima Güleser Polat — Okur Temsilcisi