“Mehterli diplomasi" ve futbolun arka bahçesi
Yeni Ankara olarak, bir tarafta Ankara ev sahipliğinde gerçekleşen tarihi NATO Zirvesi’nin jeopolitik yankılarını, Dünya Kupası eksenli küresel algı operasyonlarını tartışırken; diğer tarafta halk sağlığı ve çocuk eğitimine dair başlıkları sayfalarımıza taşıdık.
Haftanın en çok dikkat çeken ve okurlardan en yoğun etkileşimi alan içerikleri, yazarımız Tamer Korkmaz’ın futbol dünyasındaki iddiaları ve dış politikadaki gelişmeleri ele aldığı "Bu yazıda anlatılanlar üflemekle sönmez!" ile "Rövanş" başlıklı makaleleri oldu. Okurlarımızdan gelen çok sayıda yorum, kamunun sadece resmi ve tek taraflı açıklamalarla yetinmediğini; spor, siyaset ve ekonomi dünyasındaki perde arkası ilişkilerin ve geçmişe dönük kumpas dosyalarının araştırmacı gazetecilik ilkeleriyle incelenmesini beklediğini açıkça gösteriyor.
Dijital dezenformasyonun arttığı günümüz medyasında, okurlarımızın bu sorgulayıcı yaklaşımı gazetecilik etiği açısından büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda, haftanın öne çıkan okur değerlendirmelerini ve medyanın sorumluluklarını birlikte inceleyelim.
Futbol dünyası ve medya etiği sınaması
KARA MİZAHIN KANUNUNU YAZSAM, YENİDEN…
KÖŞE YAZARI: TAMER KORKMAZ - 2 TEMMUZ 2026
“...G.Saray Kulübü Başkanı’nın, kapalı kapılar ardında TFF Başkanı ile yaptığı görüşmede dile getirdiği bazı sözleri, bir idtia veya duyum olarak izleyicilerle paylaşmıştı. O akşam, ekrandaki bu konuşmasından dolayı ertesi sabah hakkında resen soruşturma başlatılmış; ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ gerekçesiyle ifade vermiş ve neticede serbest bırakılmış…”
- Necdet Sevinçel: “Maalesef bir futbol takımı tutamıyorum. Ancak bir zamandır işittiklerimiz artık çok birikti; hatta şüyuu vukuundan beterdir bir hale geldi. Ancak şu noktayı unutmayın: devlet bu olanları biliyor; hatta belki farkında değilsiniz. FB başkanları istedikleri zaman Beştepe'de kabul edilir… Şurada FB seçimi ne kadar oldu ki: onun çok kısa süre öncesinde, Ali Koç gitti ve görüştü; minicik bir haber olarak görmüştüm.” (3 Temmuz)
- Nurselin: “Benim en çok hayrete düştüğüm şu: Senin benim Tamar’ın bildiğini emniyet, MİT veya bağlı birimler bilmiyor mudur? Devlet, Tamar’dan duyacağını duydu! Erdoğan tehdit altında derken kendisinin güvende olmadığını söyledi. Devlet de Tamar’ı gözaltına alarak korumaya aldı. Siteleri kapatıldı! Muhalifler şimdilik nefes aldı; Tamar da şimdilik güvende!” (3 Temmuz)
Tamer Korkmaz'ın hukuki süreçleri ve iddiaları merkezine alan bu yazısı, okur cephesinde "devlet hafızası" ve "kamuoyu algısı" üzerinden karşılık bulmuş. Okurlarımızdan Necdet Sevinçel'in kurumsal kabullere ve kulis hareketliliklerine dair somut gözlemleri ile Nurselin Hanımın bilgi akışının devlet katındaki yansımalarına yönelik sorgulamaları, medyanın sadece görünen adli süreçleri değil, bu süreçlerin arka planındaki istihbari ve siyasi gölgeleri de aydınlatması gerektiğine işaret ediyor.
***
Doğal koruma yöntemleri ve koruyucu hekimlik talebi
SAĞLIĞIMIZ İÇİN DOĞRU BESLENMENİN ÖNEMİ…(13)
KÖŞE YAZARI: ÜMİT YURTKURAN - 3 TEMMUZ 2026
“...Mide şikayetlerimiz başladığında, karbonat veya soda gibi yapay içecekler yahut kimyasal ilaçlar kullanarak mideyi geçici olarak rahatlatıp "fabrika ayarlarını" bozmak yerine, daha hastalıkların başlangıcında beslenme düzenimize müdahale ederek, şikayet sebeplerinin ortadan kaldırılmasının sağlığımız için daha uygun olacağı dikkate alınmalıdır…”
- Bülent Özdil: “Yazınız için teşekkür ediyorum Ümit Bey. Bu doğal tedavi için gelecek yazılarınızı bekliyorum.” (3 Temmuz)
- Deniz Çapanoğlu: “Çocukluğumuzdaki arkası yarın gibi olan yazı dizileriniz son derece faydalı… Hiçbir doktorun, tekrar söylüyorum hiçbir doktorun hastasına oturup da anlatmayacak bir cinsten, tıp insanlarının yoğunluğundan kaynaklanan tedavi yapıp ama açıklamadığı bu verileri okuyup aç muhtaç olmayacak bir şekilde yazı hazırlayıp sunmanız harika bir şey… Bu yazılardan kesinlikle ders alınmalı. Ders çalışır gibi okumalı… Bunları öğrenirseniz hasta olmazsınız. İyiki varsınız.” (3 Temmuz)
Gülşen Birgül Yönel: “Tam yemek öncesi yazınızı okumam ve bir süredir saldığım beslenme düzenimle ilgili düşünmemi sağlamanız... Çok kıymetlisiniz Ümit Hocam, tüm emekleriniz ve bilgilendirmeleriniz için çok ama çok teşekkürler...” (5 Temmuz)
Yazarımız Ümit Yurtkuran’ın doğru beslenme serisi, modern tıp sisteminin yoğunluğu içinde hastaların rasyonel bilgiye ulaşma ihtiyacını doğrudan karşılamış görünüyor. Okurumuz Deniz Çapanoğlu’nun "tıp insanlarının yoğunluğundan dolayı kliniklerde anlatılamayan detayları basından öğrenme" vurgusu, sağlık haberciliğinin popülerlikten uzak durarak koruyucu hekimlik düzeyinde bir kamu hizmeti görebileceğini kanıtlıyor. Okurlarımızın bu yoğun ilgisi, koruyucu sağlık sayfalarımızın içeriğini daha da zenginleştirme motivasyonumuzu elbette artıracaktır.
***
Futbol endüstrisindeki güç odakları ve kumpas iddiaları
BU YAZIDA ANLATILANLAR ÜFLEMEKLE SÖNMEZ!
KÖŞE YAZARI: TAMER KORKMAZ - 4 TEMMUZ 2026
“...Şike Kumpası’ndan bir buçuk ay önce G.Saray Başkanı seçilen Ünal Aysal, Fenerbahçe’yi hedef alan Paralel Yapı antetli kumpasa “Bu ateş, üflemekle sönmez!” diyerek destek verdi... Son on fifteen yılda peş peşe haram-piyonluklar kazandılar…”
- Nurselin: “Devletin bütün kadrolarına sızan FETÖ hiçbir alanı boş bırakmamış! Henüz üzerinden 10 yıl geçen 15 Temmuz Darbesinin, tıpkı 1960/1980 ve diğer operasyonlar gibi halkımıza hala doğru anlatılmadığı aşikâr! Galatasaray’ın bir Mason kulübü olduğunu taraftarı bilse bile “Bana ne bundan?” demesi gibi bir şey! Ardı ardına ve defalarca 1966’da başladıkları bu yapıyı on yıllarca söküp atabilecek bile olsak yerli milli bir eğitime geçmedikçe, olayları derinlemesine yorum yeteneği kazandıramayacağız.” (4 Temmuz)
- Necdet Sevinçel: “Bayram değil seyran değil bu yeni TFF başkanı nereden çıktı diye uzun zamandır merak ediyordum. Vay canına yahu!” (4 Temmuz)
- Kevser Yiğit: “Büyük resme odaklandığımızda Türkiye’nin gelecek yüzyılını şekillendirecek siyasi, ekonomik ve sosyolojik kararların radikal olması gerektiğini düşünüyorum. Meselâ Mason kulüpleri kapatılmalı! Hainin adı belli olunca tehlike yok mu sayılır? Kulüp başkanı 33’üncü derece Mason değil mi? Misyoner okulları kapatılmalı! Ankara’da Çayyolu güzergahında Zafer Koleji’nin reklam panosunu görünce irkiliyorum.Yeni ittihatçılar göz göre göre yetişiyor.Bunların her alanda spor dahil söz sahibi olacağı yılları düşünmek dahi istemiyorum.” (4 Temmuz)
- Gürsel: “Ekrem imamoğlu isimli hırsıza destek veren Büyük Fenerbahçeliler gördünüz mü Ekrem neler söylemiş?” (4 Temmuz)
- Ahmed Yahya: “Hay yaşayasın be üstad. 9 köyden kovsalar da senin yazıların bizi mest ediyor.” (4 Temmuz)
- Kürşat: “Dehşet ve ibretle izliyoruz, okuyoruz. Değişen ne? Yapanın yanına kar kalıyor maalesef. Ne oldu, dünya kupası sonrası operasyon yok. Ne oldu Terim fonları, bir sürü patlayan sponsorlar.” (4 Temmuz)
- Selim: “Ne yaparlarsa suç olmayan bi kitle var bununla yasal yollarla nasıl mücadele edilir?” (4 Temmuz)
- Esra: “Futbol endüstrisinde bu kadar para olmasından mütevellit federasyon başkanı, kulüp başkanı olmak isteyen isteyene. Benim anlamadığım; madem mevcut TFF başkanı şike kumpasını desteklediyse haram-piyon başkanı ile niye kavgalı. Aynı tarafta olmaları gerekmez mi? Yoksa kendi içlerinde güç odaklı kavgalar mı zuhur ediyor? Milletin parası bankalar aracılığıyla futbol dinine mensup, değmez futbolculara akmaya devam ediyor.” (4 Temmuz)
- Yasemin Tokgöz: “FB o dönemde kulüp olarak Avrupa'da milyar dolarlık bildiğim kadarıyla ikinci sırada GS, TS, BJK’nin toplam değerinden yüksek şampiyon olduğu sene TS yapılmak isteniyor o belli. FB olunca düğmeye basılıyor, bunu bilmediklerinden değil işlerine gelmediğinden göz yumuluyor. Üç temmuz bitmedi o belli.” (5 Temmuz)
Tamer Korkmaz’ın futbol endüstrisinin karanlığına ve kumpas dosyalarına mercek tuttuğu bu makale, bu haftanın adeta okur kürsüsüne dönüşen en dinamik alanı olmuş durumda. Okurumuz Esra Hanımın kulüpler arası yapay gerilimlerin arkasındaki finansal ve kurumsal çıkar çatışmalarına odaklanan rasyonel sorusu, taraftarlık körlüğünün ötesine geçen elit bir bilinci yansıtıyor. Kevser Yiğit ve Nurselin'in kurumsal sızmalar ile köksüz eğitim metotları arasında kurduğu sosyolojik bağlar, araştırmacı haberciliğin sadece skor odaklı değil, yapısal derinlikte yapılması yönündeki toplumsal talebin somut birer göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.
***
Algı siyaseti ve ekonomik gerçeklerin görünürlüğü
ORTAK İTİRAZ
KÖŞE YAZARI: İNANÇ UYSAL - 5 TEMMUZ 2026
“...Türkiye'de siyaset artık ilginç bir eşikten geçiyor. İktidar ile muhalefet arasındaki tartışmalar kadar, iktidar bloğunun kendi içinden yükselen küçük itirazlar da dikkat çekmeye başladı. Çünkü ekonomi, artık sadece muhalefetin eleştiri alanı olmaktan çıkıp iktidar çevrelerinde de farklı tonlarda dile getirilen bir gerçekliğe dönüşüyor…”
- Mehmet Zengintaş: “Algı yönetmek, dikkati gerçek konuların dışına taşımakta iktidarın ne kadar güçlü olduğunu çok güzel betimlemişsiniz. Kutlarım.” (5 Temmuz)
İnanç Uysal’ın iç siyaset dinamiklerindeki ve ekonomi cephesindeki çok sesli "itiraz odaklarını" ele aldığı analizi, okurlarımızı kitle iletişim araçlarının sınırlarını düşünmeye sevk etmiş. Okurumuz Mehmet Zengintaş’ın "algı yönetimi ve dikkat dağıtma stratejileri" üzerine yaptığı yerinde saptama, medyanın asli görevinin yapay gündemlerin perdesini aralayarak kamunun dikkatini gerçek makroekonomik sorunlara odaklamak olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
***
Sağlık haberciliğinde kamusal rehberlik misyonu
MİDE KÜÇÜLTME AMELİYATI GERÇEKTEN GÜVENLİ Mİ?
MUHABİR: BÜŞRA SAĞLAM - 5 TEMMUZ 2026
“...Yeni Ankara yazarı Ümit Yurtkuran, mide küçültme ameliyatlarının uzun vadede ciddi riskler taşıdığını söyleyerek, ‘Mide ameliyatları bana göre uzun vadede ciddi sağlık risklerini göze almak anlamına geliyor. İnsanlar büyük paralar ödeyerek vücutlarına geri dönüşü zor müdahaleler yaptırıyor’ dedi…”
- Bülent Özdil: “Bilgilendirme için teşekkür ediyorum Ümit Bey.” (5 Temmuz)
- Deniz Çapanoğlu: “Sayenizde şişko biri olduğumu öğrendim. Biraz göbek var erkek dediğin göbekli olur hesabı hayatta takılırken, aslında neler kaybettiğimizi bu video sayesinde biraz daha fark ediyorsunuz… Herkesin seyretmesi gereken bir video… Çok arkadaşım var midesini küçülttü, aynı şekilde yemeye devam etti, yine aynı kilolara ulaştı… Bu sefer psikolojik olarak da bozuldu… Bu örnekleri ile anlatılan video, yaşam ve sağlık açısından çok önemli bilgiler veriyor. Sayın hocama teşekkür ederiz.” (5 Temmuz)
Muhabirimiz Büşra Sağlam’ın imza attığı haber, popüler zayıflama trendlerinin ve cerrahi operasyonların perde arkasındaki psikolojik ve fizyolojik gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. Okurumuz Deniz Çapanoğlu’nun ameliyat sonrası davranış değişikliği sağlanamadığı için aynı sorunları yaşayan ve psikolojisi bozulan yakın çevre örnekleri üzerinden yaptığı analiz de medyanın cerrahi çözümleri kutsayan ticari yaklaşımlara karşı geliştirmesi gereken koruyucu bariyerin en net özeti.
***
Yapısal ekonomik kriz ve alternatif model arayışları
MUHALEFET EKONOMİK OLARAK ÜLKEYİ TOPLAYABİLİR Mİ?
KÖŞE YAZARI: MUSTAFA ÖZVER - 6 TEMMUZ 2026
“...Muhalefet bugün iktidara gelse, mevcut ekonomik yapı değişmeden kısa sürede kalıcı başarı elde etmesi kolay görünmüyor. Çünkü Türkiye'nin meselesi yalnızca enflasyon veya faiz değil; üretim modeli, tasarruf alışkanlığı ve verimlilik sorunudur…”
- Ali Fahren: “Mustafa Bey, lütfen mevcut liberal ekonomi modelleri büyük ve gelişmiş ekonomilerde nasıl çalışıyor? Ne kadar işe yarıyo ve bizim gibi ülkelerde nasıl çalışıyor, ne kadar işe yarıyor soruları bağlamında ele alacağınız bir yazı da kaleme alın. Değerli fikirlerinizi bekliyorum. Teşekkürler.” (6 Temmuz)
Mustafa Özver’in Türkiye'nin yapısal üretim ve verimlilik sorunlarına parmak bastığı ekonomi yazısı, günübirlik siyasi polemiklerin ötesinde teorik bir tartışmanın önünü açmıştır. Okurumuz Ali Fahren’in küresel liberal modellerin gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan piyasalardaki sonuçlarına dair yazardan talep ettiği karşılaştırmalı analiz, Yeni Ankara okurunun ekonomi okuryazarlığındaki yüksek entelektüel düzeyini de ortaya koyuyor. Bu öneriyi ekonomi servisimizin gündemine memnuniyetle not ediyoruz.
***
Sporun siyasallaşması ve küresel vesayet mekanizmaları
TRUMP’A “KIRMIZI” KART!
KÖŞE YAZARI: TAMER KORKMAZ - 7 TEMMUZ 2026
“...Turnuvanın ilk haftası tamamlandığında, bu sütundaki “Sarı Kupa” başlıklı yazımıza şu cümleyle girmiştik: “Dünya Kupası, Amerikan faşizminin gölgesinde devam ediyor. FIFA, Donald Trump’ın emir eri gibi! Yaşanan “Kırmızı Kart” skandalı, işbu tespitimizi ziyadesiyle doğruladı…”
- Kürşat: “Kaleminize kuvvet.” (7 Temmuz)
- YsnKahvci: “ABD/NATO, aziz vatanımıza yönelik en büyük tehdidin derin adresidir. Aynen böyle işte. Ne NATO’ya ne de Avrupa Birliğine ihtiyacımız var Bu ısrar neden? Kalemine ve yüreğine sağlık korkusuz gazeteci Tamer Korkmaz.” (7 Temmuz)
- Serdar Alptekin: “Merhum başbakanlardan Necmettin Erbakan, NATO'nun gerçek hedefinin ne olduğunu yıllar önce açıklamıştı. Teşekkürler Sayın Korkmaz.” (7 Temmuz)
Tamer Korkmaz’ın Dünya Kupası organizasyonu üzerinden küresel vesayet mekanizmalarının ve Amerikan hegemonyasının spora müdahalesini tartıştığı makale, okurlarımızda net bir anti-emperyalist şuur uyandırmış. Okurlarımızdan YsnKahvci ve Serdar Alptekin'in NATO ve batı merkezli kurumlara karşı geliştirdikleri tarihsel ve stratejik itirazlar, gazetemizin yerli ve milli duruş ilkesinin okur nezdindeki güçlü meşruiyetini ve tarihsel hafızasını teyit eder nitelikte.
***
Başkentte diplomatik zirve trafiği ve kurumsal yansımaları
NATO ZİRVESİ BİTTİ Mİ? LİDERLER ÜLKELERİNE NE ZAMAN DÖNECEK?
EDİTÖR: FIRAT KARABULUT - 8 TEMMUZ 2026
“...Resmi programın öğleden sonra tamammanmasıyla birlikte, başkentte hareketli saatler yaşanıyor. Konuk liderler ve heyetleri, akşam saatlerinden itibaren Esenboğa Havalimanı’ndan hareket ederek ülkelerine dönmeye başladı…”
- Şakir: “İran’ın üçte biri soydaşımız. ABD ve israil'in soydaşlarımız üzerine bomba yağdırması Türkiye’nin hala NATO’da olmasını kabul edemiyorum.” (9 Temmuz)
- Nurten: “Mehter Marşı baya baya ses getirmiş yurt dışı medyada. İyi ki de Trump veya Miçotakis CHP’liler gibi marşı duyunca sırtını dönmediler. Basın toplantısında, “Biz güçlüyüz, en güçlüyüz!” dedikçe Trump acziyetin kükremesi vaziyeti olmuş! İran insanına iki hafta önce ‘güzel insanlar’ diyen Trump bir dizi hakaret etti. Fakat “büyük savaş” çıkarmak için çabaladığı gerçeği aleni ortada! Erdoğan’ın da İran’dan hoşlandığını sanmıyorum demesi; Çin’e övgüler…” (9 Temmuz)
Editör masamızın Ankara'daki zirvenin teknik ve lojistik kapanışını aktardığı haber, okurların bölgesel jeopolitik kartlarını masaya yatırmasına vesile olmuş belli ki. Okurumuz Şakir Beyin İran coğrafyasındaki soydaş nüfus üzerinden geliştirdiği bölgesel hassasiyet ile Nurten Hanımın küresel liderlerin güç retoriklerini ve çelişkili açıklamalarını yakından deşifre eden takibi, kamuoyunun diplomatik haberleri sadece birer dış politika bülteni olarak değil, bölgesel varoluş denklemi olarak okuduğunun da ispatıdır.
***
Tarihsel perspektifte ittifakın güvenliği ve algı yönetimi
RÖVANŞ
KÖŞE YAZARI: TAMER KORKMAZ - 9 TEMMUZ 2026
“...1952’den itibaren Türkiye’yi “müttefik” yalanıyla askeri ve siyasi olarak vesayet/boyunduruk altına alan NATO, onca yıldır yaşadığımız tüm kötülüklerin ağababasıdır... Ülkemiz için bizatihi NATO -en büyük- tehdittir…”
- Abdullah: “Eline yüreğine sağlık Tamer Bey…” (9 Temmuz)
- Nurselin: “Tamer Bey uzun ve ayrıntılı ABD/Trump analizinizde pek court ayrıntıyı ele almışsınız. Mehter marşıyla konukların karşılanması; bazılarının yüzüne yansıyan manidar tebessümler yanında taaa Erdoğan’ın yanına -koskoca Trump’un limuzininden iner inmez değil de yürümesi- hayli dikkatimi çekti. Bizim protokol de işte bu dedirten karşılama! Sonunda basın toplantısı ve yüzündeki mutsuz ifade, istediğini alamamış izlenimi. Devletimle gurur duyduğum zirvenin baştan sona doğru ve etkili planlanması…” (9 Temmuz)
- Kürşat: “Kaleminize sağlık ...Bir pedofili olan sarı turp bu kadar abartılı karşılanmamalıydı kanaatindeyim ama devletimizin bir bildiği vardır.” (9 Temmuz)
- Nurten: “Mehter marşı baya baya ses getirmiş yurt dışı medyada. İyi ki de Trump veya Miçotakis CHP’liler gibi marşı duyunca sırtını dönmediler. Basın toplantısında ‘Biz güçlüyüz, en güçlüyüz!” dedikçe Trump acziyetin kükremesi vaziyeti olmuş! İran insanına iki hafta önce ‘güzel insanlar’ diyen Trump bir dizi hakaret etti. Fakat büyük savaş çıkarmak için çabaladığı gerçeği aleni ortada! Erdoğan’ın da İran’dan hoşlandığını sanmıyorum demesi, Çin’e övgüler…” (9 Temmuz)
- Ysnkhveci: “Donald Trump, bize hediyelerle geldi. Sanki ihtiyacımız var. Önce parasını ödediğimiz halde bir işe yaramayan F35 uçaklarımızı versinler yeter. Onlardan gelecek hediyeye ihtiyacımız kalmadı çok şükür. Pirincin içindeki taşları iyi ayırt etmek lazım. Bu arada mehter harika oldu. Kalbine ve yüreğine sağlık korkusuz gazeteci Tamer Korkmaz.” (9 Temmuz)
Tamer Korkmaz'ın "Rövanş" başlıklı makalesine gelen okur refleksleri, sembollerin ve protokol adımlarının diplomasideki dilini okurlarımızın ne kadar iyi çözdüğünü kanıtlamaktadır. Nurselin Hanım ve Ysnkhveci'nin "Mehterli karşılama" üzerinden hissettikleri haklı milli gurur ile F-35 gibi somut askeri/mali uyuşmazlıklara dair sundukları eleştiriler, dış politikada duygusal hamleler kadar stratejik somut kazanımların da takipçisi olunduğunu net bir şekilde gösteriyor.
***
Eğitim metodolojisinde yerli birikim ve pedagojik yöntem
YAZ TATİLİNDE NASIL KİTAP OKUTACAĞIZ?
KÖŞE YAZARI: ALİ MURAT KARABAĞ - 9 TEMMUZ 2026
“...Her yaz aynı soruyla karşılaşıyoruz: ‘Çocuğuma kitap okutamıyorum. Ne yapmalıyım?’ Aslında soruyu biraz değiştirmek gerekiyor. Çünkü mesele çocuklara kitap okutmak değil, onlara kitap okumayı sevdirebilmektir…”
- Necdet Sevinçel: “Bir adet ciddî yanlış var, mutlaka düzeltilmesi gerekir. İsmi "super readers" olan bir yöntem varmış, "hızlı okuma"yı öğretiyormuş. Aman sakın ha. Hızlı okumak değil, önce "anlayarak okumak" yöntemini anlamak ve uygulamak gerekir. Bu yöntemi bizzat kendisinden öğrenmek nasip oldu. Mümtaz Turhan'ın çok yakınında altı sene; sonra Cambridge'de beş sene okumuş (hepsi pekiyi derece), Doktora tezi konusu ‘öğrenme’ olan Yılmaz Özakpınar kitaplarına bir bakmayı haddim olmayarak tavsiye ediyorum.” (9 Temmuz)
Ali Murat Karabağ’ın ebeveynlik pratiklerine yönelik pedagojik yazısı, eğitim sayfalarımızın popüler ve ithal metotlara karşı takınması gereken mesafeli tutuma dair kıymetli bir okur uyarısı almış. Okurumuz Necdet Sevinçel’in "hızlı okuma" yerine Prof. Dr. Yılmaz Özakpınar referansıyla "anlayarak okuma" kültürünü savunması, gazete-okur etkileşiminin en yapıcı boyutudur.
***
Dış politikanın somut çıktıları ve makro kazanımlar
TÜRKİYE AÇISINDAN NATO ZİRVESİNİN SONUÇLARI
KÖŞE YAZARI: ZAFER ÖZCİVAN - 9 TEMMUZ 2026
“...Dünyanın dengeleri her geçen gün biraz daha değişiyor. Savaşlar, enerji krizleri, göç hareketleri, siber saldırılar ve ekonomik rekabet artık ülkelerin geleceğini doğrudan etkiliyor. İşte tam da böyle bir dönemde gerçekleştirilen NATO Zirvesi, yalnızca askeri bir toplantı olmanın ötesinde, siyasi ve ekonomik sonuçlarıyla da dikkat çekti…”
- Cumhur Terzi: “Kazanım göremedim.” (9 Temmuz)
Ekonomi yazarımız Zafer Özcivan’ın Ankara'daki zirvenin stratejik ve ticari dengelerini analiz ettiği yazısına okurumuz Cumhur Terzi’nin "Kazanım göremedim" diyerek karşı çıkması, aslında medyanın en büyük sınavı. Gazetecilik, diplomatik vitrinlerin ve resmi başarı söylemlerinin ışıltısını aktarırken, masadaki somut gerçekleri de aynı soğukkanlılıkla karşılamalı ve tartmalı.
SON SÖZ
Değerli Yeni Ankara okurları; sizlerin her bir satıra, her bir dış politika hamlesine, sağlık uyarısına veya eğitim metoduna getirdiğiniz bu titiz eleştiriler, sayfalarımızı pasif birer tüketim nesnesi olmaktan çıkarıp canlı bir tartışma platformuna dönüştürüyor.
Bizler, yayın ilkelerimiz doğrultusunda şeffaf, hesap verebilir ve manipülasyondan uzak habercilik sözümüzün arkasındayız.
Haftaya yeniden buluşmak üzere; hoşça kalın…