Medyanın modern köleleri
Sima Güleser Polat, CNN Türk'teki 'sehven görüntü' skandalının perde arkasını ve reji odalarındaki 'duygusuz' kaosu yazdı. Okur temsilcisi köşesinde bu hafta; reji mutfağından Hamaney’in mirasına, 15 yaş altı sosyal medya yasağından emekli ikramiyesi tartışmalarına kadar gündemin nabzı tutuluyor.
Yıllardır bu sektörde çalıştığım için çıkarımlarımın hepsi edindiğim tecrübelere dayalı.
Size bu kez yeni medya düzeninden bahsetmeyeceğim.
Çünkü değişen bu dünyada hiç değişmeyen bir şey varsa, o da merak ettiğiniz rejilerin geleneksel ve çoğu zaman can sıkıcı olan düzeni.
Rejiler modern dünyanın en havalı kölelerinin çalıştığı yerdir.
Uzaktan merak içerir...
İçinde de mesleğini tutkuyla yapmayan bir kişiyi tutamazsınız.
CNN Türk konuyla ilgili kurumsal bir açıklama yayınladı.
"Yoğun haber trafiği ve rejinin karmaşası içinde sehven yanlış bir görüntü ekrana gelmiş, fark edilir edilmez kaldırılmış ve ilgili meslektaşlarla soruşturma başlatılmıştır."
Olaydan sorumlu kişi ya da kişiler bir süreliğine görevden uzaklaştırıldılar.
Haberi öğrendiğimde içimdeki tüm empati protonlarım harekete geçti.
Afetlerde, savaşlarda, olağanüstü görüşmelerde, devlet günlerinde, gündemi sarsan çarpıcı haberlerde ve son dakika gelişmelerde tüm duygular kaybolur.
Midenize giren kramp ve üzüntüyü ya da sevinci bir yutkunmayla içinizde tutar ve yayın yapmaya devam edersiniz.
Ve yerini her kafadan bir sesin çıktığı bir kaos alır.
İş yükü artar, artar, artar...
Görüntüler, metinler, KJ'ler (alt yazılar) havada uçuşur.
Eskiden sadece bir kaç ajans vardı, şimdi her yerden görüntü geliyor.
Haber kanalı refleksi diye bir durum var.
Bir süre sonra konu unutulur, hemen haberi verme noktasına gelinir.
"Hemen girin!" komutu!
Direkt gözümün önünde canlandı...
Aşağıdan telefon geliyor, yukarıda birileri elini kolunu bağlamış hiçbir şey yapmadan sadece komut veriyor, birileri sürekli bağırıyor, birileri kapris yapıyor...
Her kafadan bir ses çıkıyor!
Görüntüyü yetiştirmeye çalışıyorsun ve beynin zaten sulanmış oluyor.
Rejide duygu olmuyor, hiçbir şekilde o duyguları hissetmiyorsun.
Hangi haberi verirsen ver; deprem, afet, savaş...
Rejide, yönetmen, ses operatörü, KJ operatörü ve yayın editörü çalışır.
Resim seçici, teknik yönetmen, playout operatörü, prompter operatörü genellikle lüks skaladaki rejiler için geçerlidir.
Bu şartların dışında çalışanlar "Vurun Abalıya" felsefesini içselleştiren köle yapısının sakinleridir.
Bu kişiler olmadığında rejideki üç teknik isim hepsini aynı anda yapar.
Detayları elbette çok...
Muhtemel bir senaryonun hemen aklıma gelmesi tesadüf değil.
Hiç bir zaman dayanağı, sendikası, federasyonu olmayan reji çalışanları, saydığım bu olağanüstü durumlarda canını dişine takıp, temel ihtiyaçlarını gidermeden saatlerce hiç kalkmadan yayın yapar.
Sinirleriniz çelik gibi olmalı.
İlk fırsatta boş yapan bir manipülatör sırtının pek olduğunu size hatırlatır.
Bu arada reji çalışanları, düzen tertibinde giderse, bu duruma alışkın oldukları için gerekeni de hiç düşünmeden yaparlar.
Bu sebepten yaşanan olayda, ekrana gelen görüntünün temelinde yatanın, yayını kurtarma refleksinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum.
Hatta bir adım daha öteye götüreyim, çoğu zaman tüm sorumluluğun olumsuz sonucunun bedelini ödeyen bu denetim mekanizmasının yani reji çalışanlarının yayınlar bittikten sonra adından bile söz edilmez.
Ne kadar özgür görünseler de hiçbir özgürlükleri yoktur.
Dikte ve aşağılanmayla birlikte, bir çok birimi aynı anda ilgilendiren bir hatanın faturası genellikle onlara kesilir.
Tıpkı CNN Türk'te, o görüntünün 6 dakika ekranda kalmasının tek müsebbibinin reji çalışanlarının olması gibi.
Biraz araştırdım bu konuyu.
Sonuç tam da tahmin ettiğim gibiydi.
"Yanlışlıkla olmuş. Arşivden acele ile görüntü çekerken o görüntüyü almış. Reji çok karışıkmış, sürekli görüntü istenmesi bu sonucu ortaya çıkarmış."
Bunu sektörden bir arkadaşım anlattı.
Denetleyen faktörlerin önemi çok büyük.
Kimse görmedi mi?
Bir kere de benim çalıştığım yerde olmuştu. Ekranda yanlış isim bandı 45 dakika kadar kalmıştı, ama kimseye bir şey olmamıştı.
İşte orada da kişi ve kişiler vardı.
Ya dokunulmazlardı ya da kişiye bağlı olarak özeldi.
Çünkü medyada adamcılık yürüyen bir işletmedir.
Bu başka bir konu tabi.
Tüm bunlara rağmen mesleğini hala çok severek hatta uzak kaldığım iyi yerlerini de özlüyorum.
Tutku işte!
Konuyu konuştuğum diğer meslektaşım da çok önemli bir konuya değindi.
Sendikalar...
"Gazeteciler Sendikası, federasyonu kendi içinde bölünmüş, tek çatı olsalar da haklarımızı savunsalar. Diğer sendikalar da sadece yapılan zamlar ya da yapılmayanlar üzerinde duruyorlar evet önemli ama bizlerin dayanağı yok. Bu sektörde yıllardır çalışıyoruz hala asgari ücrete komşu paralarla çalışıyoruz. Hala paralanıyoruz, hala bir kesimin hizipler arası kavgasının altında eziliyoruz."
Medyanın modern köleleri…
Kaosta ayakta kalan, tutkusu bitmeyen, ama emeği en az görülenler.
Umarım bir gün bu düzen, ekrandaki kadar hızlı değişir.
Tüm bu olan bitenlerin yanında, sakin ve aynı zamanda etik değerler ölçüsünde haberlerini yazan, yayınlarını yapmaya devam eden Yeni Ankara çatısı altına geri dönelim.
Okurlarımız bizim hep yanımızda... Gün geçtikçe çoğalıyoruz.
Diğer yandan okurtemsilcisi@yeniankara.com.tr adresimize gelen mesajlar da bizi oldukça yüreklendiriyor. Bir gün onları da sizlerle paylaşacağım.
*
ALİ HAMANEY’İN 43 YILLIK MİRASI VE TARTIŞMALI SONU! MUTLAK OTORİTEDEN TOPLUMSAL KIRILMAYA
EDİTÖR: HİLAL BİLİCİ - 1 MART 2026
"İran’ın 1979 Devrimi'nden bu yana en uzun süre görev yapan ve ülkenin dini, askeri ve siyasi mimarisini tek elde toplayan Ayetullah Ali Hamaney’in ölümü, sadece bir liderin vedası değil, Orta Doğu’daki güç dengelerinin değişmesinde tarihi bir dönüm noktası oldu."
-"Neden bu toplumsal kırılmalar diğer totaliter Körfez ülkelerinde yaşanmıyor da siyonizme ve emperyalizme boyun eğmeyen ülkelerde meydana geliyor? Ayrıca, başka mazlum milletlerin doğal kaynaklarını sömüren, sömürgeciliği ve totaliterizmikurumsallaştırmış o kan emici odakların ülkelerinde neden benzer sarsıntılar olmuyor?" - Ufuk Birkan
-"Yerel bir ulusun, kendi yaşlı pirini ve ailesini koruyamaması büyük bir ayıptır. Yazıklar olsun... Ne diyelim? İslam alemi olarak derin bir üzüntü içerisindeyiz. Rabbimizden tükenmez rahmetler diliyoruz." - Asya Polat Nur Eder Polat
Ayetullah Ali Hamaney’in ölümü kadim sadece bir biyografinin bitmesi değil aynı zamanda bir geleneğin sonu oldu. Tarihin kırılma anlarından biri oldu aynı zamanda. Okuyucularımız, Editörümüz Hilal Bilici'nin derin dosyasına duyarsız kalmadılar.
*
METROPOLL ARAŞTIRMA SONUÇLARI PAYLAŞTI! AK PARTİ SEÇMENİ "İRAN'DA REJİM DEĞİŞMELİ" DEDİ!
EDİTÖR: FATMANUR ZIRH - 1 MART 2026
Türkiye'de AK Parti'ye oy verenlerin yüzde 55,3'ü İran'da rejim değişikliğini destekliyor. İşte anketin çarpıcı sonuçları...
-"Bu anket şirketleri kamuoyuna bir de şu soruyu sorsunlar: Kendi ülkenizin rejimini ve hükümetini siz mi belirlemelisiniz, yoksa başka ülkeler ve onların kamuoyları mı? Ayrıca sormak gerekir; bu anket şirketi bu soruyu kimin adına ve kimden finansman sağlayarak sormuştur?" - Ufuk Birkan
Bir ülkenin kaderini ancak o ülkenin halkı ve demokrasi belirler. Anket sonuçlarını tarafsızca sizlere aktarmak biz habercilerin görevi, sonuçlara yorum yapmak ise her zaman olduğu gibi okuyucularımıza düşer.
*
ABD BAŞKANI TRUMP, NETANYAHU İLE TELEFONDA GÖRÜŞTÜ
EDİTÖR: ESRA SARI - 28 ŞUBAT 2026
"ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik saldırılar hakkında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile telefonda görüştü."
"Haber başlıklarınızı daha adil ve doğru bilgilere dayalı atarsanız güvenilirliğiniz daha çok artar. Sayın Cumhurbaşkanı’nın, ABD ve İsrail’in saldırganlığını kınayıp bu siyonist politikaları eleştirmesi gerekirken, maalesef kendisine gönül verenleri üzmüştür. Bu liderlerle bu sürecin yürütülemeyeceği belli olmuştur. Daha önce Venezuela olayında da benzer bir tutum sergilenmiş ve milyonlar hayal kırıklığına uğratılmıştı; bu son gelişme de bunun sağlaması oldu. Saygılarımla." - Ufuk Birkan
Öncelikle nazikçe iletmek isterim ki: Habercilik, kişisel kanaatlere saygı duyup, okuyucu tepkileri üzerinden uzun vadede çıkarım yapmayı gerektirir. Ufuk Birkan'ın bizi takip ettiği gibi bizler de onun yorumlarını zaman zamansitemlerini önemsiyoruz. Ama haber kaynağını güvenilir bulmak için onu sürekli evirmeye çalışmak da yayın politikamızın dışına çıkar. Bağımsızlık ilkemizi zedeler.
*
ADOLF TANDEMİ, İRAN’A NE VADEDİYOR?
KÖŞE YAZARI: TAMER KORKMAZ - 3 MART 2026
"... Kandan beslenen ABD & İsrail tandemi -dikkat- Viyana’da diplomatik görüşmeler devam ederken İran’a savaş açtı. “Batı Medeniyeti” ile eş anlamlı uluslararası faşizmin işbu kalleşliği/alçaklığı, onların gerçek niyetlerini bir kez daha açığa vurdu."
-"Bir de bu 'Büyük Şeytan'dan özgürlük dilenenler var. Dahası, ekmeğini yediği, suyunu içtiği ülkesini onlara şikayet edenler; sonra da devletin asıl sahibi kendileriymiş gibi üstten bakan tipler... İran özelinde ülkemizin bu gerçeğini Tamer Bey’in yazısıyla bir kez daha hatırlamış olduk." - Coşkun
-"Hadise vahim. Henüz o malum kesimlerden 'Kalbimiz sizinle' mesajları gelmedi. Talimat mı gitmedi acaba, yoksa bu kurbanlar 'onlardan' değil mi?" - Hasan
-"Trump şizofren bir Hitler'dir; Netanyahu ise ondan beter, kuduz bir şizofrendir. İlkokulu vurmaları dipsiz bir alçaklıktır. İranlı politikacılar ise maalesef ektiklerini biçiyorlar. Suriye’de mazlumlara 'terörist' diyenlerin karşılığı şimdi 'göklerden' geliyor. İran halkına sözüm yok ancak ideolojik yayılma peşindeki o kesim, İslam âleminin bağrında bir hançerdi. Keşke cezalarını başka güçler değil, Müslümanlar verebilseydi." - Ahmet Atılgan
-"Kız çocuklarına yapılan katliama dair tepkinizi çok yerinde buldum: Zalim Batı medeniyeti masumların kanından beslenir. İran’da ve Türkiye’de ABD’den medet uman güruhun ise yatacak yeri yoktur. Kendi devletini protesto eden sözde insan hakları savunucuları, 160 kız çocuğunun ölümü karşısında neden sessiz? İlkokul çağındaki çocuğa acımayan, insanlığa hiç acımaz." - Esra
Çocukların ve masumların canı üzerinden verilen adına ne derseniz deyin, savaş, siyasi mücadele, hırs, petrol... Kabul edilemez. Okurlarımızın duyarlılık konusundaki hassas yaklaşımları oldukça önemli. Bu nokta medya ve kamuoyunun sorumluluklarını bize bir kez daha hatırlatıyor.
*
Yeni Ankara Yazarı Tamer Korkmaz'ın 5 Mart'ta kaleme aldığı
"BİRLEŞİK KATİLLERİN MEZARINI DERİN KAZIN!" başlıklı yazısına bakalım:
“...İran’da 167 çocuğun katledilmesi, Vietnam Savaşı’ndan bu yana ABD’nin en büyük vahşetidir… Şayet, Rusya 167 Ukraynalı çocuğu, Filistinliler 167 İsrailli öğrenciyi veya İran 167 öğrenciyi öldürmüş olsaydı… Bu, yıllarca haber konusu olurdu…ABD’nin başını çektiği Batı Cephesi’nin çifte standardını dile getiren bu ibretlik sözler, İskoç asıllı İngiliz siyasetçi ve yazar George Galloway’a ait. ”
"Gerçekleri tüm dobralığınızla yazdığınız için bir kez daha teşekkürler. Umarım masum ve mazlumların daha fazla ölmediği bir durum yakın zamanda yaşanır. Rabbim ülkemizin ve devletimizin yardımcısı olsun." - Esra
"Bütün görüşlerinize katılıyorum Tamer Bey. Dünya büyük bir tehlike altında. İnsan kılığındaki şeytanlar dünya insanlarının- çocuk , kadın , erkek demeden- düşmanı! Batının gerçek yüzü bu! Amerika ‘nın yerlilerine yaptığı zulüm ve işkenceyi belki anmakta zorluk çekiyorduk! Ama bugün ne acı ki insanlık aynı zulümle karşı karşıya!"- Nurten Atalay
"ABD İsrail mandasıdır, Trump siyonizm gönüllüsü bir şizofrendir. Batı kamuoyu siyonist iletişim ağı tarafından uyuşturulmuş bağımlılardır. Yapay zeka uygulamaları siyonist vahşetten bahsedildiğinde hafakan geçiriyor. İran İslâm âlemine çok düşmanlıklar etti. Ama yine de "ağlarsa anam ağlar; İran'a yönelen bu siyonist-evanjelik haydutluğa karşıyız."
Ahmet Atılgan
İdeolojiler değişse de mazlumun rengi olmaz... Olmaz da; biz bunu kime, nasıl anlatacağız? Yayıncı olarak üzerimize düşen görev çok büyük. Özellikle çocuklar, gençler ve anneler üzerinde kurulan bu kirli oyunlara karşı hakikatin sesi olmak zorundayız. Çünkü çocukların susturulduğu, annelerin ağladığı bir dünyada, hiçbir ideoloji haklılığını kanıtlayamaz
*
TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ, ANKARA ŞUBESİ'NDE "28 ŞUBAT" KONULU PANEL DÜZENLENDİ.
MUHABİR: BÜŞRA TOPTAŞ - 28 ŞUBAT 2026
"...Arıcan: Türkiye Yazarlar Birliği o zor dönemlerde de doğru bir duruşu göstermiş bir sivil toplum kuruluşudur. Bu anlamda birlik sivil toplum kuruluşu olarak da, Türk düşünce hayatı bağlamında da düşünce dünyamızın doğru konumlandırmasını hepimiz adına iftihar edeceğimiz bir duruşla gerçekleştirmiştir.”
-"Tüm yönleriyle güzel bir haber olmuş... Esra Sarı'yı tebrik ederim. başarılar dilerim."
Hacı Mahmut
Değerli okurumuza bu güzel temennileri için teşekkür ediyoruz. Ancak küçük bir düzeltme ekleyelim. Bu başarılı haberin gerçek sahibi Büşra Toptaş'tır.
*
EMEKLİ İKRAMİYESİNİN SUYUNU ÇIKARMAK
KÖŞE YAZARI: NİHAT KAŞIKCI - 4 MART 2026
" Her şeyin suyunu çıkarmaya bayılıyoruz. Kimi zaman muhalefet ederken, kimi zaman da icraatları desteklerken… Sürekli aşırılık hallerindeyiz. İfrat ve tefrit sarkacı arasındaki makul olan orta yolu bulmayı beceremiyoruz. Son birkaç haftanın sakız yapılan konularından birisi de, emeklilere verilen bayram ikramiyesi."
-"2018 yılına kadar emeklilere bayram ikramiyesi uygulaması yoktu. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla, emeklilerin yaralarına bir nebze de olsa merhem olması adına bu güzel uygulama hayata geçirildi. Reisimizin yine bir güzellik yapıp bayram ikramiyesinin 5.000 TL olması için gerekli çalışmaları yapacağına yürekten inanıyorum. Mevcut ekonomik ortamda en düşük emekli aylığının 20.000 TL olması elbette yeterli değil; bunun da makul seviyelere çekileceğini ümitle bekliyorum. Ancak SSK primini yüksekten yatıranlar ile asgari ücretten yatıranlar arasındaki o denge..." - MURAT ÖZDEMİR
Okurumuz Murat Özdemir, emekli ikramiyesi tartışmalarına kendi beklenti ve gerçeklik penceresinden bakarak yazarımız Nihat Kaşıkcı’nın görüşlerine bir nevi ayna tutmuş. Bu karşılıklı etkileşim, köşemizin bir fikir platformu olduğunun en güzel kanıtıdır.
*
ABD SAVUNMA BAKANI PETE HEGSETH DUYURDU! İRAN'DAN TRUMP'A SUİKAST GİRİŞİMİ
EDİTÖR: FIRAT KARABULUT - 4 MART 2026
"...ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran'a yönelik saldırılarına dair açıklama yaptı. Hegseth açıklamasında İran'a karşı savaşı kazanacaklarını öne sürdü."
-"Keşke başarsalardı..." - Hidayet Başeğmez
"Okurumuzun bu temennisinin ardında, gözümüzün önünden gitmeyen masum çocuk cenazeleri var... Şunu unutmamak gerekir ki; dünyada masum canlar ve çocuklar kurban edilmeye devam ettikçe, bu öfke dalgası kitleleri aşacak ve adaleti farklı yollarda arayan sesler çoğalacak. Yayıncı olarak, şiddetin diline mesafeli dursak da, bu nefretin asıl kaynağının, masumların canına kastetmekten yana kullananlar olduğunu biliyoruz. Merhametin ve çocuk seslerinin, silah seslerini susturacağı bir dünya umudumuzu yine de korumak zorundayız."
*
GÖKYÜZÜ AYNI… BİR YERDEN UMUT, BİR YERDEN ÖLÜM YAĞIYOR
KÖŞE YAZARI: DURAK KARABULUT - 5 MART 2026
"...Gökyüzünden indi.. Ama füze değil. Çevremiz yangın yeri ve yıkım. Manşetler, köşe yazıları, ekranlar… Tam da böyle bir zamanda, her yıl olduğu gibi yine o geldi.
Sessizce. Gösterişsizce. Leylek Yaren, Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Eskikaraağaç Köyü’ne… Ve yine dostu Adem Yılmaz’ın kayığına kondu..."
-"Durak Bey, yüreklere dokundunuz. Savaşlar bitsin, insanlar ölmesin, dünyaya sadece sevgi egemen olsun." - Sevgi Düzgün
-"Yaren Leylek ile Orta Doğu'daki savaşı o kadar güzel harmanlamış, duygularımıza o kadar naif dokunarak anlatmışsınız ki sizi kutluyorum." - Ali Haydar
"Yazarımız Durak Karabulut konuyu öyle bir noktadan yakalamış ki; okurken hem ferahladım hem de içim yandı. Bir yanda cayır cayır yanan sınırlarımız, diğer yanda sadakat ve umudun simgesi Yaren Leylek... İyi geldi güneş gibi... Ve yaktı, yine güneş gibi."
*
YILLARDIR YAZDIK, ŞİMDİ HAYATA GEÇİYOR- KATİL ÇOCUK, MAKTUL ÖĞRETMEN: SINIR KOYMAYAN TOPLUM ŞİDDETİ BÜYÜTÜR
KÖŞE YAZARI: ALİ MURAT KARABAĞ - 5 MART 2026
"...Dijital dünyaya yaş sınırı gelmeli dedik. Kimlik doğrulaması olmalı dedik. Anonim zorbalık bitmeli dedik. Çocuk sınırsız ve denetimsiz bir dijital evrene terk edilmemeli dedik. Ve şimdi, 15 yaş altına sanal medya yasağı gündemde..."
-"Bir nesil gitti çok geç kaldılar." - Eser Doğan
-"O kadar haklısınız ki." - Nilüfer Gülen
-"Değerli hocam o kadar mantıklı ve akıcı anlatmışsınız ki, keşke bu ve bu tarzdaki yazıları yetkililer de okusa, kanunları değiştirmek bu kadar zor olmasa gerek."
Can Muhammedoğlu
Yasaklar, dijital zorbalığı kağıt üzerinde durdurabilir; ama asıl çözüm, her birimizin ekran başında sergilediği otokontrol ve ailede başlayan bilinçli farkındalık olmalı.
SON SÖZ
Bu hafta da, yorumlarınızı tek tek inceledim ve içime sinen bir düzen içinde aktarmaya çalıştım.
Eleştirileriniz, sitemleriniz, tepkileriniz ve destekleriniz…
Hepsi, gazeteciliğin en kıymetli malzemesi.
Biz çuvaldızı her zaman kendimize batırırız; sorun olmaz.
Ama sizlerden bir ricam olacak:
Yorumlarınızı yazarken güzel Türkçemizi mümkün olduğunca özenli kullanalım.
Bazen öyle bozulmuş bir halde geliyor ki, ne demek istediğinizi anlamak için epey çaba sarf ediyoruz.
Yine de vazgeçmiyoruz; çünkü sizlerin sesi bizim yönümüz.
Sima Güleser Polat - Okur Temsilcisi
okurtemsilcisi@yeniankara.com.tr