Medyada kadın: Vitrin süsü mü, haberin öznesi mi?
Medyada kadın: Vitrin süsü mü, haberin öznesi mi?
Medyada uzun zamandır kulaklarımızı tırmalayan, zihnimizi bulandıran ve en önemlisi kadının emeğini hiçe sayan keskin bir tanım var: "Ekran kadın istiyor."
Bu cümle, sadece televizyon haberciliğinin değil, genel medya etiğinin de en karanlık dehlizlerinden süzülüp geliyor.
Kadını haberciliğinden, donanımından, sahadaki tozundan ve entelektüel birikiminden koparıp; onu sadece saniyelerle ölçülen bir "izlenme figürüne" hapsetmeye çalışan bu anlayışı reddetmek, bir okur temsilcisi olarak boynumun borcu.
FİGÜRLEŞEN DEĞİL, ÖZGÜRLEŞEN MEDYA
Ekranın "kadın istemesi", o kadının sesine, fikrine ya da analizine duyulan bir açlık değil; ne yazık ki estetik bir ambalaj arayışıdır.
Kadının gazetecilik başarısının önüne geçirilen "görsel standartlar", medyayı bir haber merkezi olmaktan çıkarıp bir podyuma dönüştürme riskini taşıyor.
Oysa habercilik; ceketinin rengiyle değil, sorduğu sorunun keskinliğiyle var olan kadınların omuzlarında yükselmelidir.
ZİHİNSEL SAPKINLIĞIN SOMUT ÖRNEĞİ
Ekranın "kadın istemesi", aslında ekranın "belirli bir kalıba dökülmüş kadın" istemesidir.
Kadınların görüşlerine sadece "kadın hakları", "eğitim" veya "magazin" söz konusu olduğunda başvurulması, medyanın düştüğü o zihinsel sapkınlığın en somut örneğidir.
Yeni Ankara olarak bu itelemeye göz yummayacağımızı bir kez daha hatırlatalım.
*
Okurlarımızın sesine kulak verelim...
ÇAYDA KRİZ DERİNLEŞİYOR! DEVA PARTİLİ KARAL UYARDI: “İŞ GÜCÜ YOK, ÜRETİCİ AYAKTA DURAMIYOR”
MUHABİR: BÜŞRA TOPTAŞ - 12 OCAK 2026
“DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Karal, artan işçi yevmiyeleri ve mevsimlik iş gücüne erişimde yaşanan sıkıntıların çay üretimini her geçen yıl daha da zorlaştırdığını belirterek, çay tarımında sürdürülebilirliğin ciddi risk altında olduğunu söyledi. ”
“Hiç kimse demiyor ki; Trabzon da Rize de iki-üç fabrika kuralım, sanayi kuralım. Çay hem halk için hem devlet için yük oldu. Köstek olmayın, destek olun. Vatandaş olarak bilginize sunulur.” - Türkiyem
*
CHP'Lİ SALICI'DAN GÜVENLİK ÇIKIŞI: ÇÖZÜMÜN TEK YOLU DEMOKRASİ
EDİTÖR: BÜŞRA AKÖZ - 12 OCAK 2026
“CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, Suriye İç Savaşı’nın ağır travmalar bıraktığını belirterek, hem Suriye’de hem Türkiye’de yürüyen süreçlerin heba edilmemesi gerektiğini söyledi. Salıcı, “Suriye’nin toprak bütünlüğü Türkiye’nin güvenliği açısından hayati önemdedir” dedi. ”
“Oğuz Kaan salıcı beye suriye politikalarına yüzde yüz katılıyorum.” - EnginKızılırmak
*
SÖZ KONUSU ENGELLİLİK OLUNCA PARANIN BİLE YÜZÜ SOĞUYOR
KÖŞE YAZARI: HASİBE BOZTEPE - 12 OCAK 2026
“Bir ortopedik engellinin bir alışveriş merkezine, markete veya pazara ulaşması için zaten evin tüm engellerini aşması gerekiyor. Hadi aştı diyelim. Markette ya da alışveriş merkezinde bir rampa yok ise, pazar yerinde tezgâhlar uygun yükseklikte değilse, o kişinin cebindeki paranın o anda bir kâğıt parçasından farkı kalmıyor.”
“Bütün Çocukların elinde aynı oyuncaklar, bütün kadınlar ve erkekler aynı tip giyinmeye çalışıyor. Ben böyle seviyorum deyip farklı davranana deli gözüyle bakılıyor. Oysa her bireyin Biricik ve farklı olduğu unutuluyor. Hele de engelli bireyler bu farklılığın en somut göstergesi iken.. Oysa hayatın her yönünde olduğu gibi üretim ve tüketim boyutunda da bireysel farklılıklar dikkate alınsa insanlar daha mutlu olur, aradığını daha kolay bulur.” - Süleyman
“Hocam özellikle de bu karlı havalar da dışarıya çıkmak büyük sorun...” - Davut İzol
Hasibe Boztepe’nin dikkat çektiği "paranın soğuk yüzü" meselesi, aslında bir zihniyet sorunudur. Okurumuz Süleyman’ın dediği gibi; bireysel farklılıklar üretim ve tüketim boyutunda dikkate alınmadıkça, engelli bireyi hayatın dışına itmiş oluruz. Davut Bey’in "karlı hava" hatırlatması ise, belediyeciliğin sadece asfalt dökmek değil, erişilebilir bir yaşam inşa etmek olduğunu bir kez daha yüzümüze çarpıyor.
*
KAMUFLAJSIZ EŞKIYALIK ÇAĞI
KÖŞE YAZARI NİHAT KAŞIKCI - 12 OCAK 2026
“...ABD Başkanı Donald Trump yeni bir şey yapmıyor. Var olan Batılı eşkıyalığın üzerindeki şalı kaldırdı, hepsi bu.”
“Sayın yazar çok doğru anlatmışsınız, ancak bu CHP zihniyetinin bunları anlaması imkansız. Hala içimizde ABD mandalığı gelirse bedavaya benzin mazot alıp 5000 ciplerle gezeceklerini ve bunun da finansörlerinin ABD olacağını, refah ve huzur içinde yaşayacaklarını sanan insanlar ülkemizde mevcut ve sayıları bir hayli çok.” - Ahmet
Yazarlarımız dünyadaki büyük resmi çizerken, okurlarımızın bu durumu kendi pencerelerinden yorumlaması, gazetemizin sunduğu fikir özgürlüğü alanının zenginliğidir. Ancak küresel krizleri değerlendirirken kutuplaşmadan ziyade, "milli duruş" ekseninde buluşmak asıl olandır.
*
OVAL OFİS’TEKİ CALIGULA!
KÖŞE YAZARI: TAMER KORKMAZ - 13 OCAK 2026
“...Oval Ofis’te, New York Times’a röportaj veren Donald Trump, “Küresel yetkilerinin herhangi bir sınırı olup olmadığına” dair soruya şu cevabı verdi: “Evet, bir şey var; kendi ahlakım, kendi aklım… Beni durdurabilecek tek şey bu!”
“Allah Batı'dan Kızılderililerin, Afrikalıların, Orta Doğuluların, Güney Asyalıların...intikamını alacak. Kapitalizm, Faşizm, Komünizm ideolojilerini üreterek insanlığı köleleştiren, zehirleyen ve öldüren Batı, kendi belasını üretti. Şizofren kudurgan Trump aslında Batı'nın belasıdır. Trump'ı durduracak tek şey üreteceği belanın altında salyangoz gibi ezilmesidir.”
Ahmet Atılgan
“Tamer bey teşekkür ederiz. "Caligula" benzetmesi yerinde olmuş.” - Asarli
“Tamer bey bu yazıları yıllardır tüm gerçekleri ile yazan belki de tek gazetecisiniz.Tebrik ediyorum sizi. Sizin yazılarınızı okuduğum zaman olaylara çok daha geniş bir çerçeveden bakıyorum. Teşekkür ediyorum.” - Y.K.
Roma İmparatorluğu’nun en tartışmalı isimlerinden biri olan Caligula, tarihe "gücü sınırsız ve kontrolsüz kullanan narsist bir tiran" olarak geçmiştir. Kendi atını senatör atamaya kalkacak kadar devlet kurumlarını aşağılayan, "Beni durdurabilecek tek şey kendi aklım" diyerek hukuku ve ahlakı hiçe sayan bir figürdür.
Tamer Korkmaz’ın Trump için bu benzetmeyi seçmesi tesadüf değil. Trump’ın New York Times röportajındaki "Beni durdurabilecek tek şey kendi ahlakım, kendi aklım" sözü, Caligula’nın yüzyıllar önce Roma’da kurduğu o karanlık ve "tek adamcı" mantığın günümüze bir yansımasıdır.
*
CHP ANKARA MİLLETVEKİLİ DEMİR’DEN EMEKLİ MAAŞLARINA SERT ÇIKIŞ: ET HAYAL, PEYNİR RÜYA
EDİTÖR: BÜŞRA AKÖZ - 13 OCAK 2026
“...CHP Ankara Milletvekili Deniz Demir, emekli maaşlarının yetersizliğine dikkat çekerek, Emekliyi açlık sınırının altında yaşama mahkûm eden bu düzene teslim olmayacağız.” dedi.
“TBMM. Yediğiniz den neden Sokakda ki vatantaşa ikram edmezsiniz madem vadantaşlari düşünüyorsunuz MECLİSE de yemeyi boykot edin bakalim lafla corbabişmiyor sizler iktitara olsaniz millet acdan ölürdü.” - Türkiyem
Emekli maaşları haberimize gelen yorumu, orijinal halindeki imla hatalarını düzeltmeden paylaştım.
Neden mi? Çünkü meramımızı doğru anlatabilmemiz için Türkçeyi kurallarına uygun kullanmamız şart. "Sokaktaki vatandaşa" yerine "Sokaktaki vatandaşa" diyebilmeliyiz ki; savunduğumuz fikir hak ettiği saygınlığı görsün. Haklı davanızı haksız dil hatalarına kurban etmeyelim.
Okur Temsilciniz olarak düzenledim. Buyurun..
“TBMM’de yediğinizden neden sokaktaki vatandaşa ikram etmiyorsunuz? Madem vatandaşları düşünüyorsunuz, Meclis’te yemeyi de boykot edin bakalım. Lafla çorba pişmiyor; sizler iktidarda olsaydınız millet açlıktan ölürdü.”
*
CHP’LİLER; EYLEM YETMEZ, DEVRİM GEREK
KÖŞE YAZARI: ORHAN UĞUROĞLU - 14 OCAK
“...CHP’nin Meclis’teki eylemi emeklilerin, asgari ücretlilerin ve memurların yaşadığı krizi gündemde tutuyor; ancak ortaya konan öneriler sorunu çözmüyor. SGK açığını büyütecek palyatif öneriler, iktidara talip bir muhalefetin sunması gereken kalıcı ve yapısal çözüm vizyonundan çok uzak.”
“Saygıdeğer Orhan Bey, daha önce de sizin için Facebook sayfamda yazdım. Girip okursanız sevinirim. Yaşça sizden büyük Emekli Edebiyat Öğretmeniyim. Yazınızda CHP Genel Başkanımıza samimi içten uyarılarda bulunuyorsunuz. Mantıklı ve tutarlı çözümler üretiyorsunuz. Bizim Genel Başkan Yrd. sizi arayacağını söylemiş, fakat aramamış. Üzülmeyin. Siz bir kez daha hatırlattınız. Bakalım çok yoğun olan genel başkan yardımcısı ne zaman arayacak. Sevgi ve selamlarımla.”
Mülayim
Orhan Uğuroğlu’nun uyarısı ve Mülayim Bey’in bekleyişi, muhalefetin "kalıcı çözüm" üretme noktasındaki sınavını özetliyor gibi, ne dersiniz?
*
NE BÜNYE İMİŞ AMA!..
KÖŞE YAZARI: NİHAT KAŞIKCI - 14 OCAK 2026
“... İnanılmaz bir içten çürümeyle muhatabız. Ahtapotun kolları, neredeyse tüm bedenimizi sarmış.”
“Millet olarak huzur sağlık ve mutluluk yerine sadece parayı arıyoruz buda beraberinde kolay yoldan nasıl zengin olurum mottosunu getiriyor.” - Ahmet
“Sonuna kadar katılıyorum çok güzel özetlemişsin, ceza değil tatil kampı bir canı yakıyor giriyor kışı geçiriyor çıkıp bir kaç kişinin daha canını yakıyor olmadı öldürüyor .Bunlar ceza değil hırsıza, tecavüze, adam öldürene daha ağır cezalar gelmesi gerekiyorki suç işlemek bu kadar kolay olmasın.” - Zahide Kaşıkcı
*
SINIFLAR ONLARI BEKLİYOR: ATANAMAYAN ENGELLİ ÖĞRETMENLERİN SESSİZ ÇIĞLIĞI
KÖŞE YAZARI: HASİBE BOZTEPE - 14 OCAK 2026
“...Her bireyin temel hakkıdır, çalışmak ve üreterek topluma katkı sunmak. Ancak bazı haklar, bazı bireyler için sadece kâğıt üzerinde kalıyor. Tıpkı atama bekleyen binlerce engelli öğretmen adayı gibi…”
“Engelli bir bireyin istihdam edilmesi o bireyi bağımsızlaştırır, özgürleştirir, üretime katar. Aynı zamanda o bireyle birlikte ikamet eden aileyi de özgürleştirir, onları da üretime katar. ” Süleyman
“Engelli öğretmenler atama bekliyor. Bizler de toplum içerisinde yerimizi almak ve sosyalleşmek istiyoruz.Verilen sayılar çok az. Eğitim Fakültesi ve formasyonlulara öncelik sağlanmasını istiyoruz.” Güner Talas
“Engelli bireyler olarak önümüzde engeller olmasın. Lütfen sınıflarımıza kavuşalım ve bize de hayata dair ümit ışığı olsun.” - Zlh
Hasibe Boztepe’nin köşesine gelen engelli öğretmenlerin "sınıflarımıza kavuşalım" çığlığı, aslında yazımın girişindeki "tek tip insan" dayatmasına verilmiş en güzel cevaptır. Toplum, sadece vitrin mankenlerinden veya kusursuz estetikten ibaret değildir. Eğitim bekleyen engelli öğretmenlerimiz de, karlı havada dışarı çıkamayan engelli vatandaşımız da bu hayatın tam merkezindedir.
*
BURSA'DA KATILIMEVİM ÖNÜNDE TAPU EYLEMİ!
EDİTÖR: SEDA NUR YILDIRIM - 15 OCAK 2026
“Bursa Odunluk’taki eski market arazisinde yapılan projede, Atış Yapı’nın konkordato ilanı sonrası tapularını alamayan vatandaşlar İstanbul’da eylem yaptı. Katılımevim’inÜmraniye’deki genel merkezi önünde toplanan mağdurlar, kuruma güvendiklerini ancak tapusuz kaldıklarını dile getirdi.”
“Mağduriyetimiz giderilsin, hakkımızı verilsin. Bursa'dan saygılar.” - Mücella
“Ne istiyoruz - HAK
Ne istiyoruz - ADALET
Ne istiyoruz - VİCDAN” - Arzu
Kime güveneceğimizi şaşırdık. Din pazarında helal aramanın hazin sonu.
*
JETGİLLER!
KÖŞE YAZARI: TAMER KORKMAZ - 15 OCAK 2026
“...Ekrem İmamoğlu, neredeyse unutulmaya yüz tutmuşken “Adaylığım kesin bir biçimde devam etmektedir” diyerek kendisini hatırlattı.”
“Eline yüreğine sağlık. Acaba Ankara-Washington Hattı kitabını yeniden yayınlar mısınız? Lütfen!” - İbrahim Akın
Okuyucumuz yorumunda, Tamer Korkmaz'ın 2007'de basılan “Ankara-Washington Hattı/Amerikan İktidarının Sonu” adlı kitabından bahsediyor. Kitabın yeni basımı şu anda yok ama bazı kitap satış sitelerinden ulaşmanız mümkün.
*
İRAN DİK DURMAYI BECERİRSE…
KÖŞE YAZARI: NİHAT KAŞIKCI - 16 OCAK 2026
“...Batılı emperyalistlerin sömürgecilik dönemi, ‘kamuflajsız eşkıyalık çağına’ evirilmiş bulunuyor. İslam ülkeleri başta olmak üzere, dünyanın birçok mazlum devleti, bu eşkıyalığın hedefindedir.”
“İran'a tüm yaptıklarına karşı destek vermekteyiz ancak, Hamas liderinin İran'da öldürülmesi gibi birçok olayın, İsrail'in, İran'ı, Müslüman devletlerin içine yerleştirilmiş bir fitne tohumu olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir.” - Ahmet
SON SÖZ
Her hafta olduğu gibi bu hafta da, yorumlarınızı tek tek inceleyerek, içime sinen bir düzen içinde aktarmaya çalıştım. Eleştirileriniz, sitemleriniz, tepkileriniz ve destekleriniz… Hepsi, gazeteciliğin en kıymetli malzemesi.
Biz çuvaldızı her zaman kendimize batırırız; sorun olmaz.
Ama sizlerden bir ricam olacak:
Yorumlarınızı yazarken güzel Türkçemizi mümkün olduğunca özenli kullanalım. Bazen öyle bozulmuş bir halde geliyor ki, ne demek istediğinizi anlamak için epey çaba sarf ediyoruz. Yine de vazgeçmiyoruz; çünkü sizlerin sesi bizim yönümüz.
Unutmayın:
Gazetecilik, haberi yayınladıktan sonra susmak değildir.
Okurun nefesi, haberin devamıdır.
Sima Güleser Polat — Okur Temsilcisi
okurtemsilcisi@yeniankara.com.tr