Medya etiği ve okur sesi
Medyanın bir temsilcisi olarak, hem yazdığım köşemde hem de okur temsilcisi olarak bu konuları gündeme getirmeye devam edeceğim.
Yeni dünya düzeninde okuma oranları azaldı. Artık herhangi bir insanın, makyaj yaparken ya da yeni evini dizayn ederken dış ses olarak bizlere söylediği dayanaksız hap bilgilerin esiri olduk.
Kısaca, anlatımın işimize geldiği noktadayız.
Araştırma ve geliştirmenin gerek duyulmadığı, zamanın an olarak varsayıldığı bir düzendeyiz. Bu durum, toplumun çoğunluğu için çoktan kabul edilebilir hale geldi.
Son birkaç yazımda benzer konulardan bahsediyorum, farkındayım.
Yazılarımın birçoğu etkileşim kurbanı oldu. Duyarlılık alana kadar ve geri dönüş görene kadar, medya etiğini ve kadına şiddeti hatırlatmaya devam edeceğim.
Birçok alanda olduğu gibi, bizim temsilcisi olduğumuz meslek yani medya işçiliği, çığırından çıkmaya başladı. Halihazırda ortaya çıkmak için frenlenmek zorunda kalan hırslar artık gözle görülür hale geldi ve insan emeğine, meslek hayatına olumsuz yansımaya başladı.
Televizyonda değişmesi gereken çok şey yok mu?
Kendinizi mecbur hissettiğiniz için mi her gün aynı saatte aynı yüzleri izliyorsunuz?
Yoksa “Ben seviyorum, hep olsa hep izlerim” mi diyorsunuz?
Peki hiç düşündünüz mü, bu tarz itelenmiş programlar olmadığında ne yapıyordunuz?
Seçeneğiniz mi yok?
O konuları çözmek bir program sunucusunun işi mi?
Aynı kanalın seçilmiş sunucularının işi mi?
Evet, haklısınız.
Tam da bu yüzden ekran yüzlerinin sorumluluğu büyüktür.
Ekran yüzleri kamuyu temsil eder…
Ama hedef kitlesinin alışveriş yaptığı marketin reklamında oynamaz.
Kamuya mal olduysa, bu konuda ödüller alıyorsa, memur maaşı alır ve yine reklamlarda oynayamaz.
Ekran yüzleri; toplumu bilgilendiren programlar yapar, bizleri bilgileriyle hayran bırakır, haber ve toplumsal konuları işinin uzmanı ile değerlendirir, giyimi kuşamı, güzel Türkçesi, aksanı ve diksiyonu ile hem kendisi öğrenir hem de bizim öğrenmemize vesile olursa…
Başımızın üstüne.
Bu programların içerikleri çocuk istismarı, cinsel saldırı, aile içi şiddet, çarpık ilişkiler…
Bu içeriklerin sürekli ve filtresiz biçimde sunulması, toplumsal yapıyı zedeliyor.
Özellikle çocuklar ve gençler üzerinde ciddi psikolojik ve ahlaki tahribat yaratıyor.
Kadına şiddeti çözdüklerini zannederken, etik sorumluluk sınırları aşılmış yayınların, şiddeti meşrulaştıran bir zemine dönüşmesi riski görmezden gelinemez.
Medya özgürlüğü diye bir şey var elbette…
Öte yandan aynı kişilerle yıllardır süren bu durum, tekelleşme değil de ne?
Ekran önünde zaten arka plandaki emekçilerden kaç katı para alıyorlar.
Fark, tahmin edemeyeceğimiz derecede yüksek.
Yetmiyor; reklamlarda oynuyorlar, bir de yarışma programı sunuyorlar.
Bu mesleği yapacak binlerce insan var. Yıllardır, günün büyük bölümü sadece onlara ayrılıyor. Haktan, hukuktan bahsediyorlar ama arka planda çalışan medya emekçileri bu feodal yapının en kırılgan kesimi gibi kalıyor.
Denge, adil dağılım nerede?
Bu eleştiriler yalnız değil. RTÜK’ün yıllık raporlarına yansıyan veriler de bizi doğruluyor. 2021’den 2025’e kadar gündüz kuşağı programları hakkında 30 bine yakın şikayet geldi. Bu rakam, toplam şikayetlerin önemli bir kısmını oluşturuyor; buna karşılık yüzlerce ceza verildi.En çok şikayet edilen yapımlar olmalarına rağmen, cezalar genellikle üst sınırdan olsa da yeterli dönüşüm sağlanmadı.
Toplumsal çürümeyi tetiklediği yönündeki eleştiriler her yıl artıyor.
RTÜK ceza vermek yerine keşke bu programların formatlarına müdahale etse.
Medya özgürlüğü elbette korunsun; ama aynı kişilerle yıllardır süren bu tekelleşmeye de yeter.
OKURUN SESİ
Bundan önceki okur temsilciliği yazılarımda, okurlarımızdan gelen yorumları ele aldım ve onların açısıyla, tam da istenilen etik çerçevede değerlendirdim.
Naçizane…
Bundan sonra da bu durumu üzerine katarak, en pragmatik düzeyde devam edeceğim.
Farklı olarak ne olacak peki derseniz?
Sizin değerlendirmeleriniz ve yorumlarınızla, aslında satır aralarında ne söylemek istediğinizi birkaç kez daha düşünerek okumaya başlayacağım. Her bir yorumu medya etiği çerçevesinde, siz okuyucularımızın bizden ne istemiş olabileceğini dikkate alarak değerlendireceğim.
Kendinize yakın bulduğunuz bir haberi okuduğunuzda bize teşekkür ediyorsunuz; biz de başımızın üzerinde taşıyoruz. Ama ben onu bir teşekkürden öteye taşıyacağım.
Okuyucularımızın toplumda bu konuda ne yaşadığını, ne yapılabileceğini birlikte düşünmeye çalışacağım.
Bu hafta da gelen yorumlardan bazılarını paylaşıyorum.
TARİH YENİDEN Mİ YAZILIYOR? SELÇUK ÖZDAĞ’IN ANDIĞI İSİMLERE SÜRGÜN
HÜKÜMETİNDEN ŞOK İDDİA
EDİTÖR: HALE KALEM - 26 Aralık 2025
"...Siyasetin gündemine Doğu Türkistan davası üzerinden bomba bir tartışma düştü! Milletvekili Selçuk Özdağ’ın Meclis kürsüsünden ve Almanya’daki kongreden 'Milli Önderler' diyerek selamladığı İsa Yusuf Alptekin ve arkadaşları için Doğu Türkistan Sürgün Hükümetinden ezber bozan bir itiraz geldi."
"Bu millet vekili zorla "Doğu Türkistan Uyghur Congresi" Aslında sadece "UyghurCongresi"dir. Ve onlar hiç zaman "Doğu Türkistan" olarak kullanmıyordu. Çinlilerin verdiği lanetli adı kullanıyordu. Şimdilerde Uyghurca beyanlarda kullanmaya mecbur kalıyor, çünkü halkı kandırması gerek, ve bı de rekabet çok sert, biraz renklenmek zorunda, olmazsa nazardan düşecekler. Bir kamu oylaması gerçekleştirilmişti: "Uyghur Congresi" Uyghurları temsil ediyor mu? diye ve sonuç: reddedildi!" - GhulamYaghma
Doğu Türkistan haberinde, temsil tartışmasını yansıtan okuyucu yorumu dikkat çekiciydi. Okuyucumuz, isimlendirme ve siyasi kullanım konusunda derin bir hassasiyet gösteriyor. Bu tür yorumlar, uluslararası konularda daha belgeli ve dengeli habercilik yapmamız gerektiğinihatırlatıyor. Önümüzdeki dönemde bu gelişmeyi iki yönlü takip etmeye devam edeceğiz.
KESER DÖNER, SAP DÖNER; GÜN GELİR MAYDANOZ DÖNER!
KÖŞE YAZARI: TAMER KORKMAZ - 27 Aralık 2025
"... Tam 14 yıl sonra, “Made in FETÖ” 3 Temmuz Şike Kumpası’nın sahne arkasında yaşananlar hakkında ibretlik belgeler ortaya çıktı."
Tamer Korkmaz’ın yazıları, siyasi kumpas ve dış güç iddialarını cesurca ele aldığı için yoğun geri bildirim alıyor. Okuyucularımız hem teşekkür ediyor hem güncel kaygılarını paylaşıyor. İşte yorumlardan bazıları...
"Kaleminize sağlık üstat. Yalnız AKP ABD'nin maşası olmaya devam ettikçe ülke hiçbir alanda rahatlamayacak. ROK gibi aparatlar bu yüzden el üstünde. Yakında PKK ya özerklik, Bartholomeos'a Ekumenlik de verilince AKP ye ihtiyaç kalmayacak. Kullandıkları CIA'sal islamcıları temizleyecekler." - Murat T.
"Sayın, Tamer bey, sıra Pike ve B.U, Ü. A, ve diğerlerine de, özellikle, hükümete, yakın olan, maydanozlara da, gelecek mi? yazılarınızı, büyük bir zevkle, takip ediyorum, kalemize sağlık." - Ufuk Birkan
"Anlayamadığım şu bu kadar suç işleyen takıma neden bir şey olmuyor, her devirde kazanan o takım oluyor?.." - Kürşat
"Bundan daha güzel anlatılmazdı sanırım Yüreğine sağlık Cesaretiniz için ayrıca teşekkür ediyorum." - Y.Kahveci
"89 yıl önce aramızdan ayrılan milli şairimiz MEHMET AKİF ERSOY, hayatta olsaydı acaba günümüzde yaşanan bu kirlilikleri ne şekilde mısralara sığdırırdı? Yazık! Kokuşmuşluk her yanımıza sardı." - Serdar Alptekin
Tamer Korkmaz’ın 30 Aralık’taki ABD, ANCAK GÜÇTEN ANLAR! ve yeni yıldaki E.T, NASIL “TREND TOPIC” OLDU? yazıları da benzer yoğunlukta yorum aldı. Okuyucular dış politika ve manipülasyon kaygılarını dile getirirdi. Bu geri bildirimler, bizden belgeli ve korkusuz analiz beklediğinizi gösteriyor.
Yorumlardan en dikkat çekici olanları;
"Üstadım kaleminize sağlık. Yalnız, ABD kurduğu IŞİD'i yine hareket geçirmesinin nedeni, PKK ile yürüyen teslimiyetçi sürecin devamını sağlamak adına korku-kaosçıkarmak, bir de Suriye'de YPG'ye hala ihtiyacın var olduğunu göstermek için IŞİ'İkullanmak. Zaten, YPG ile ufak bir çatışma yapacağız Türk milletini PKK ya teslimiyeti perdelemek için.. Sizin dediğiniz gibi ters manyal bir CIA işi bu. Ancak bir atip üç kuş vuruyorlar. Bizimkiler de pek memnun kaldı gibi." - Murat T.
"Sadece Amerika değil... İsrail'i de ilave edelim.Zira ABD bölgede bu eylemleri İsrail desteği ile yapıyor." - Comandante
"Büyük Suriye Operasyonu, Şubat 2026’da azizim. Tüm bu saldırıların sebebi de Türkiye’nin tüm hazırlıklarını tamamlamış olmasıdır. " - Usta
E.T, NASIL “TREND TOPİC” OLDU? başlıklı yazıya gelen yorumların bazıları:
"Çok güzel olmuş ellerine sağlık yalnız bir yerde yazıyı dağıtmış Kemal Derviş ne alaka?" Tahsin
"Keşke sizleri bir kanalda yorumcu olarak görsek bir ara vardı zevkle izliyorduk maalesef kanal kapanmıştı Allah'a emanet ol kolay gelsin." - Sefer yılmaz
"Tamer bey elinize yüreğinize sağlık Benim anlamadığım bu ROK dediğiniz kişi nasıl oluyor da ekranlara çıkartıyorlar ve hala kendi kendine böbürlenerek lakayt bir şekilde devletin üst kademesindeki insanlar buna gibi tiplere bilgi veriyorlar.Bu da ayrı bir garabet vesselam.selam ve duayla cumartesi günü yazınızı bekliyoruz İnşallah." - Kahramanmaraş
"Bu da mı gol değil?... O güzelim yazıyı ve yazarını uzaya gönderen yeşil gladyo ne zaman hesap verecek?" - Ercan Şen
"Yine süper bir yazı. Merak ediyorum bu kadar olay var, halen malum kulüp için bir yaptırım yok. Ne zaman bu yaptırım olacak? O kulüp yüzünden Türk futbolu ne hale getirildi. Bir de utanmaları yok ahlak dersi veriyorlar." - Kürşat
ANKARA'NIN BİLİNMEYENLERİ
KÖŞE YAZARI: ALİ MURAT KARABAĞ - 27 Aralık 2025
"... Yıllardır CSO Ada Ankara’da provalara ve konserlere katılan binlerce sanatsever, sanatın birleştirici gücüyle aynı duygularda buluşuyor. Aynı anda alkış tutulan bu özel mekânda huzur, heyecan, mutluluk ve hüzün; kısacası insan ruhuna dokunan tüm duygular, notalarla birlikte salonu dolduruyor."
Hocam o ayrıntıyı bilmiyordum gidince ayrıca bakacağım. - Serdar A. Yılmaz
Sırada neresi var? - Fırat Güneş
Kültür ve gezi yazılarımız merak uyandırmaya devam ediyor. Okuyucumuz Ali Murat Karabağ'ın, Ankara'nın bilinmeyen yerlerini anlattığı, yazı dizisi ilgiyle takip ediliyor.
HATAY’DA "PARAVAN" HAZIRLIK! VİTRİNDE PEYZAJ, ARKADA KONTEYNER... EĞİTİM VE SAĞLIKTA DEĞİŞMEYEN ACI TABLO
EDİTÖR: AYŞENUR ANİ - 28 Aralık 2025
"...Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı "455 Bin Konut Tamam" programı öncesinde Hatay, ani bir çevre düzenlemesine sahne oldu. Bitmemiş binaların önüne çekilen bina görselleri ve bir gecede dökülen asfaltlar, kentteki sivil toplum kuruluşları tarafından "algı operasyonu" olarak tanımlandı."
Bravo size. Devletimizi zaaf içinde göstermek gazetenizin muhalif medyadan daha muhalif olduğunu anlamış olduk. Bu yorumu da paylaşmazsınız siz! Paylaşmasanız da böyle düşündüğümü söylüyorum. - Nurten Atalay
Nurten Hanım bizim daimi okuyucumuz. Kendisinin, yazarlarımızın yazılarına ve haberlerimize yaptığı yorumları her zaman dikkate alıyoruz. Tıpkı bu habere yaptığı yorumu dikkate aldığımız gibi. Nurten Hanım, okur temsilcisi sayfamızda her zaman yeriniz var. Yorumlarınız bizim için önemli ve dikkate değer. Bu yorum, deprem bölgesindeki acıları aktarırken bazı okuyucularda “aşırı eleştiri” algısı yarattığını gösteriyor. Biz ise gerçekleri gizlemeden aktarmaya devam edeceğiz.
AK PARTİ'NİN TERÖRSÜZ TÜRKİYE HARİTASI BELLİ OLDU! BU SÜREÇTE MİLLETİN ROLÜ NE OLACAK?
EDİTÖR: HALE KALEM - 28 Aralık 2025
"Keşke , terör meselesi , Suriye meselesi , af konusu , erken seçim gibi önemli konularda , milletin hakemliğine baş vurulsa !" - Cafer Bola
Cafer Bey’in önerisi, halkın kararlara daha fazla dahil edilmesi talebini yansıtıyor.
MANSUR YAVAŞ FARKI AÇTI MI? 2025'İN EN KRİTİK SEÇİM ANKETİ YAYINLANDI
EDİTÖR: MUSTAFA DUMAN - 29 Aralık 2025
"...Aralık ayı ortasında siyaset gündemini hareketlendirecek son anket verileri kamuoyuyla paylaşıldı. Özdemir Araştırma, Türkiye genelinde gerçekleştirdiği kapsamlı "Cumhurbaşkanlığı Seçim Anketi" sonuçlarını duyurdu."
"İncek te yoldaki bir çukuru sol 2 yıldır tamir etmeyen belediye başkanı Türkiye'ye zerre faydası olamaz, Maalesef Ankara'ya hiçbir faydası da olmadı. Herhangi ilkokul mezunu biri belediye başkanı olsa bundan daha kötüsü olmazdı belki daha iyi olurdu." - Mustafa
"Yalanın üç kademesi vardır. Yalan, kuyruklu yalan ve istatistik. İstatistik ve anket yalanın en ileri derecesidir, bunu haber yapan bu yorumu yayınlanmaz. Tamer Korkmaz neden burada yazıyor anlamıyorum." - Misafir
Misafir kod adıyla yorum yapan okuyucumuz keşke ismini de yazsaydı.Yorumunu yayınladığımız gibi kendisine ismi ile hitap etme şansı da bulurduk. Yeni Ankara olarak şeffaf yayıncılık ne gerekirse onu yapıyoruz. Ancak medya etiğini aşan küfür, hakaret ve yaklaşımları yayınlamamızı lütfen bizden beklemeyin.
"UTANMIYORUZ" SÖZÜNÜN ARKASINDAN NE ÇIKTI? ÖZLEM ZENGİN’İN KARDEŞİ DE ATANDI! İŞTE O AİLE ALBÜMÜ...
EDİTÖR: HALE KALEM - 31 Aralık 2025
AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Meclis kürsüsünden muhalefete "Yaptığımız işten utanmıyoruz, gurur duyuyoruz" diye seslenmişti. Zengin’in o "gurur" tablosuna bir yeni isim daha eklendi.
"Mansur Yavaş hakkında diğer haberlerinize katılmasam da bu haberde haklısınız." - Misafir
OKUMAYA HAZIR OLMAK NEDEN KRİTİK?
KÖŞE YAZARI: ALİ MURAT KARABAĞ - 1 Ocak
"... Bir çocuk okulun kapısından içeri yalnızca bir çanta ve bir forma ile girmez; beraberinde görünmeyen bir yük daha taşır: Beklentiler..."
"Oyun, oyun, oyun... Çocuklar oyunla öğrenir." - Ilgaz H.
"Ali hocam son cümleniz çok önemli. Her çocuğun içinde bir öğrenme ateşi vardır." - Fırat Güneş
"Hocam okumaya çok geç başlamıştı. Öncesinde öğrenip gelenler vardı. Bu baskı yaratmıştı çocukta." - Serdar A. Yılmaz
Çocuklarımızın yükünü hafifletme ortak kaygımız.
SON SÖZ
Bu hafta, yorumlarınızı tek tek inceleyerek, içime sinen bir düzen içinde aktarmaya çalıştım. Eleştirileriniz, sitemleriniz, tepkileriniz ve destekleriniz… Hepsi, gazeteciliğin en kıymetli malzemesi.
Biz çuvaldızı her zaman kendimize batırırız; sorun olmaz.
Ama sizlerden bir ricam olacak:
Yorumlarınızı yazarken güzel Türkçemizi mümkün olduğunca özenli kullanalım.
Bazen öyle bozulmuş bir halde geliyor ki, ne demek istediğinizi anlamak için epey çaba sarf ediyoruz. Yine de vazgeçmiyoruz; çünkü sizlerin sesi bizim yönümüz.
Unutmayın:
Gazetecilik, haberi yayınladıktan sonra susmak değildir.
Okurun nefesi, haberin devamıdır.
Sima Güleser Polat — Okur Temsilcisi