Ekrandaki silahlar kimin elinde patlıyor?

Yeni Ankara, bu hafta "akran zorbalığı" ve "medyadaki şiddet" sarmalını masaya yatırdı. Atlas Çağlayan’ın vefatından dizilerdeki mafya güzellemesine kadar toplumun kanayan yaralarına, okurlardan gelen Halep, ekonomi ve siyaset yorumlarını da değerlendirdik.

Ekrandaki silahlar kimin elinde patlıyor?

Belki bu konuşmaların, bu feryatların giden canlara bir faydası yok ama kalanları korumak için susmamak zorundayız.

Maalesef gencecik çocuklarımızı "akran zorbalığı" denilen o karanlık canavara, bir hiç uğruna kurban vermeye devam ediyoruz.

En son Atlas verdi son nefesini bir hiçliğe...

Daha önce, Ahmet, Hakan, Berkay...

İsimlerini yüreğimize kazıdığımız daha niceleri...

*

Yılın başında gerçekleşen ancak bizlerin yeni öğrendiği ve muhabirimiz Aleyna Özkan'ın yaptığı ve Yeniankara.com.tr’nin cesurca öne çıkardığı; henüz hayatının baharında 8 yerinden bıçaklanan ve hayata mucize eseri tutunmayı başaran gencimizin hikayesi, tehlikenin ne kadar kapımızda olduğunun en somut kanıtı.

*

Yeniankara.com.tr olarak durmadık.

Sokağa çıktık, vatandaşlarımıza sorduk.

Herkes haklı bir yerden feryat ediyor ve bir dizi etken sıralıyorlar:

Aile, okul, eğitim, yasa boşlukları… Ama hepsi tek bir noktada düğümleniyor: Diziler...

Diziler, her şeyin "normalleşmeye" başladığı o tehlikeli zemin.

Daha önce defalarca dile getirdiğimiz ancak önlem almak için hep birilerinin canının yanmasının beklendiği bu düzen, artık kontrolden çıktı.

Türkiye’de ekranlarda yasaklanan ne varsa, "özgürlük" adı altında dijital platformlarda meşrulaştı.

O sözde özgürlük ve normalleşme, çoktan kana karıştı.

MİLYON DOLARLIK KARİZMA MI, TOPLUMSAL CİNNET Mİ?

Bu mafyacılık düzeni, beraberinde kör bir şiddeti getiriyor.

Ekranı kaplayan o racon kesmeler, adaleti belindeki silahla arayan sözde kahramanlar sokağın anayasası haline geldi.

Buradan sormak gerekiyor:

O yapımlarda rol alan, milyon dolarlık sözleşmelere imza atan oyuncular, aslında neye çanak tuttuklarının farkındalar mı?

Kameraya havalı bir bakış atıp tetiği çeken o karakterin, mahalledeki bir çocuğun dünyasında nasıl bir yıkıma yol açtığını, kimi suça azmettirdiğini hiç düşünüyorlar mı?

Senaristler, reyting bir kenara bırakıp bu sorumluluğu ne zaman sırtlanacak?

Dizilerde dökülen yapay kanlar, sokaklarda gerçek gözyaşına dönüşüyor.

Maalesef sanatın toplumu iyileştirme gücü, reyting ve para uğruna toplumu suça teşvik etme aracına dönüştürülmüş durumda.

Ortada bir sanat varsa tabi...

EĞİTİM DEĞİL, "İNSANLAŞMA" ŞART

İşte tam da burada eğitim devreye girmeli.

Ancak bu sadece okul sıralarında bitmiyor.

Bir şeyleri değiştiremiyorsak, önce kendimizi değiştirmeyi ve iyileşmeyi öğrenmek zorundayız.

Çocuklarımıza soru sormayı, pragmatik yaklaşmayı ve en iyiyi aramayı aşılamalıyız.

Bugün maalesef sorgulama yok; olduğu gibi kabul etme, sürüye katılma var.

Oysa özgürlük, o şiddet içeren "düzeni" sorguladığın anda başlar.

Temel eğitim artık bir mecburiyet; ama kağıt üzerinde değil…

Ahlak, etik, felsefe ve saptırılmamış, hurafelerden arındırılmış bir din eğitimi...

Bunlardan sonra öğretim başlamalı.

Bilgi, ancak ahlakla birleştiğinde insanı yaşatır.

Her şey için çok geç gibi görünebilir ama bir yerden başlamak için vakit hâlâ var.

Okur temsilcisi olarak defalarca vurguladığım medya etiği, sadece haber bültenlerini değil, evimizin başköşesine kurulan dizileri de kapsıyor.

Finali; ekranın diğer tarafından gelen, magazin dünyasının o çok bilindik cümlesini, bizim ekranın 'bu yanından' değerlendirerek yapalım.

Birileri o ışıltılı dünyadan boy gösterip, 'Unutmayın ki bana hiçbir şey olmaz' özgüveniyle hayatına devam edebilir.

Belki onlara gerçekten de bir şey olmaz...

Olmasın da...

Ama bu şiddet sarmalı, bu normalleşen suç düzeni ve bu etik yoksunluğu içinde; unutmayalım ki, böyle giderse asıl 'bize' bir şey olur...

*

Okuyucularımızın sesine kulak verelim.

*

HALEP’TEN TERÖR TEMİZLENDİ: TERÖRSÜZ SURİYE, TERÖRSÜZ TÜRKİYE’NİN EŞİĞİNDE

HASAN TAŞKIN - YENİ ANKARA GENEL YAYIN YÖNETMENİ 17 OCAK 2026

“...Suriye sahasında uzun süredir beklenen kırılma nihayet gerçekleşti. Halep’in Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahalleleri, terör örgütü SDG/PKK’nın işgalinden tamamen temizlendi. ”

“Siyonistlerin planlarını geç ama önünde sonunda bir bir yok ediyoruz. Çevrelendiğimiz bir dönemde dış politikamız Allah’tan emin ellerde. Ağzınıza ve aklınıza sağlık.” - Nurten Atalay

-Okurumuzun yorumu, Halep’teki gelişmelerin sahadaki karşılığından çok, toplumda yarattığı güven ve moral etkisini yansıtıyor.

*

İYİ PARTİ KURULTAYINDAN ÖZEL RÖPORTAJLAR: ÖNEMLİ İSİMLER YENİ ANKARA’YA KONUŞTU!

EDİTÖR: FATMANUR ZIRH - 18 OCAK 2026

“...İYİ Parti 4. Olağan Genel Kurulu’nda Yeni Ankara Genel Yayın Yönetmeni Hasan Taşkın'a konuşan İYİ Partili Oktay Vural ve Turan Çömez dikkat çeken mesajlar verdi.”

“FETÖCÜ yapıların haberleri ; adamları, partileri sizi bayağı ilgilendiriyor. Biri AK Parti’yi diğeri MHP’yi bölmek için yola çıkanların haberleri büyük ve önemli haber niteliği taşıyor ne de olsa.” - Nurten Atalay

-Daimi okurumuzun eleştirisi, haber tercihlerimize dair bir sorgulamayı yansıtıyor. Yeni Ankara, şeffaflık ve gazetecilik ilkesi gereği farklı siyasi görüş ve aktörleri ayırt etmeksizin haberleştirmeye devam etmektedir.

*

ELİF ESEN’DEN "ENGELLİ DOSTU TÜRKİYE" İÇİN DEVRİM NİTELİĞİNDE RAPOR

EDİTÖR: FIRAT KARABULUT - 18 OCAK 2026

“...DEVA Partili Elif Esen, engelli hakları, erişilebilirlik, ayrımcılıkla mücadele ve ÖTV muafiyetini içeren kapsamlı raporu Meclis’e sundu.”

“Engellilere destek olunsun doğru bir hareket. Ancak engelliler üzerine alınan otomobilleri hep 'engelsizler' kullanıyor. İki kişi kullanabilir diye ruhsata işleniyor. Engelli kişinin araçla alakası bile yok!. Bu suistimal ediliyor... ÖTV'siz alıp bir kaç yıl sonra iki kat fiyatla aracı satıyorlar! Bu ne demek? Devleti dolandıranların önüne geçilmeli. Sürekli yatan bir hasta aracı ne yapacak? Onu iyileştiriyor mu? Hayır... ” - Sedat Öz

- Okurumuzun yorumu, engelli haklarına yönelik düzenlemelerin niyetinden çok uygulamadaki suistimallere dikkat çekiyor. Bu eleştiri, sosyal politikaların denetim ve adalet boyutunun en az düzenleme kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.

*

DERVİŞOĞLU MERKEZ SAĞDA BİRLİK MEŞALESİ YAKAMADI

KÖŞE YAZARI - ORHAN UĞUROĞLU - 19 OCAK 2026

“...İYİ Parti’nin 4. Olağan Kurultay’ında Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun konuşmasını dikkatle dinledim ve İYİ Parti’nin siyasi yelpazedeki konumu hakkında dikkat çekici vurgulamalar göremedim.”

“Merkez sağ, 1950’den sonra Atatürk’ün uygarlık projesine karşı bir devrim yaptı. NATO üyeliğiyle Türkiye Cumhuriyeti’ni emperyalizmin kucağına oturttu. Türkeş, Atatürk’ün yerine ‘Başbuğ’luğa özendi. Dokuz Işık adı altında Atatürk devrimlerine karşı Amerikan Soğuk Savaş milliyetçiliğine soyundu. 1948’de iki yıl ABD’de Pentagon’da eğitilen Türkeş, 1950’den sonra da Almanya’da NATO karargâhında eğitim aldı. 1960 darbesini anons etmesinin sebebi ise, kısa yoldan halkın gözünde kahraman rolüne bürünmek istemesiydi.” - Bekir

- Okurumuzun değerlendirmesi, İYİ Parti’nin güncel siyasi hattından ziyade Türkiye’de merkez sağın tarihsel kırılmalarına odaklanan daha geniş bir perspektif sunuyor. Bu yaklaşım, yazının kurultay merkezli analizini aşarak ideolojik arka plan tartışmasını okur gündemine taşıyor.

*

GÖK OĞUZ DOLAYI NOTLARI-1: TOPLUMSAL YAŞAM

KÖŞE YAZARI: NİHAT KAŞIKCI - 19 OCAK 2026

“Gagauz Türkleri, adı üzerinde bir Oğuz soyudur. ‘Gagauz’ kelimesinin de ‘Gök Oğuz’dan bozulma olduğunda genel bir ittifak vardır.”

Nihat Kaşıkcı bu yazısında, Gök Oğuz Dolayı’na dair tespitlerini okuyucularımızla paylaştı. Dikkat çeken bu konuya okuyucularımız da duyarsız kalmadı.

“Harika çok güzel bir yazı olmuş bizde Moldova'ya gidip gelmiş olduk.” - Zahide Kaşıkcı

“Sayın yazar sayenizde Moldova'ya gitmiş gelmiş gibi olduk. Hiç bilmediğimiz bu azınlık Türk nüfusunu incelemeniz, bizler için oralara gitmeniz çok anlamlı oldu. Yeni yazınızı merakla bekliyor olacağız.” - Ahmet

Bu tür çalışmalar, unutulmuş ya da az bilinen tarihsel kimliklerin görünür kılınması açısından önemli bir boşluğu dolduruyor.

*

BU CADDE, ÇIKMAZ SOKAK!

KÖŞE YAZARI: TAMER KORKMAZ - 20 OCAK 2026

“...SDG, Suriye Ordusu karşısında bozguna uğradı, diz çöktü, ateşkese ve on dört maddelik bir anlaşmaya mecbur kaldı. Ankara’nın önerdiği istasyona, işaretlediği noktaya varıldı.”

“Bunlar sadece güçten anlar. Antlaşma yapmak sadece zaman kaybı olur. Bunu daha önceden gördük. Vura vura istediğimizi yapalım. Yazınız harika teşekkür ederim. Gerçekleri korkmadan yazan gazeteci.” - Y.Kahveci

“Kandilden, baronlarından izinsiz tek başına lavaboya bile gidemeyen maddi anlaşmaya uymayacak, kullanılmış bir aparat olmaktan öteye de gidemeyecek gibi görünüyor.” - Hacı Dursun

*

AHLAK ÇÖKÜŞÜ VE PERDE ARKASINDAKİ SUÇLULAR

HASAN TAŞKIN - YENİ ANKARA GENEL YAYIN YÖNETMENİ 20 OCAK 2026

“...İstanbul Güngören’de yaşanan cinayet, yalnızca iki çocuk arasında çıkan bir “yan bakma” tartışmasının trajik sonucu değildir. 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından bir kafede bıçaklanarak öldürülmesi; bireysel bir öfke patlamasından çok daha fazlasını anlatıyor.”

“Ahlaki çöküş var evet ve çözüm bulunamazsa o zaman durum daha kötüye gidebilir.” Karahanlı

“Ülkeyi yöneten efendiler hiç gülümsemiyor. Mizah ve karikatüre geçit yok. Siyaseti sertlik, rakibe hakaret ve bağırtkanlık zanneden asık suratlı herifler gençlerin kalplerine ve beyinlerine bile isteye zehir tohumu ekiyorlar. Bence şiddetin en önemli kaynaklarından biri budur. Yukarıdakiler iyi rol model olamıyorlar.” - Mukadder Başeğmez

- Okurlar, şiddetin yalnızca bireysel vakalarla değil, toplumsal iklim ve siyasal dil ile de ilişkili olduğuna dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, sorunu “fail” üzerinden değil “zemin” üzerinden tartışmaya açması bakımından kayda değer.

*

104 BİN GENCİ İLGİLENDİREN KRİTİK GELİŞME: MHP’Lİ UYSAL’DAN YENİ ANKARA’YA ÖZEL AÇIKLAMA

EDİTÖR: FIRAT KARABULUT - 21 OCAK 2026

“...Milliyetçi Hareket Partisi Mersin Milletvekili Levent Uysal, Yükseköğretim Kurulu tarafından denklik verilmeyen yurt dışı üniversite mezunlarının yaşadığı ciddi mağduriyetleri, Yeni Ankara Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hasan Taşkın’a yaptığı özel açıklamalarla değerlendirerek çözüme yönelik çalışmalarını detaylandırdı.”

“Eğitimde "maliyet" hesabı olmaz. Öğrenci affı bir lütuf değil, anayasal zorunluluktur! Son aylarda Ankara kulislerinde bir fısıltı gazetesidir gidiyor: "Öğrenci affı geliyor mu? Kapsamı ne olacak? YÖK ne diyor?" Ancak bu süreçte atılan her geri adım, dile getirilen her "akademik kalite" veya "kapasite" bahanesi, aslında bir neslin geleceğinden çalınan zaman anlamına geliyor.” - Mehmet

*

TÜRK BAYRAĞININ ANLAMI VE TARİHSEL YOLCULUĞU: ALİ MURAT KARABAĞ’DAN ÇARPICI ANALİZ

MUHABİR: TUĞÇE ŞURAK - 21 OCAK 2026

Yeni Ankara yazarı Ali Murat Karabağ, Türk bayrağının tarihsel derinliğini ve manevi anlamını kaleme aldı.

“...Türk bayrağı yalnızca ay ve yıldızdan ibaret bir sembol değil. Türk bayrağı, her santiminde bir asırlık dua, her dalgasında ise bir milletin yüzyıllara yayılan hafızasını taşıyor.”

“Korkma!” - Ilgaz H.

“Duygularımıza tercüman oldu.” - Haluk Güvenç

“Kaleminize kuvvet.” - Güler Dağlı

“Hocam çok duygulandım bayrağımız kıymetlimiz toprağımız canımız.” - Serdar A. Yılmaz

*

GÜVEN GİTMİŞSE PARA DURUR

KÖŞE YAZARI - DURAK KARABULUT - 22 OCAK 2026

“...Ekonomi politikaları tek bir şeye dayanır: Vatandaşın güvenip inanmasına.
Bugün Türkiye’de sorun tam da burada başlıyor. Vatandaş inanmıyor.”

“Ülkenin yüzde sekseni asgari ücret denen 16.800 TL alırsa bu ülkede ne ekonomi düzelir ne de halk refaha kavuşur. Çünkü egemen sınıflar emekçi olan her ferdin iliklerine kadar sömürebildikleri kadar sömürebilmek için bir sistem kurdular. Bu sistem değişmedikçe bu böyle devam edecek, çünkü bu sistem bir sömürü sistemidir” - Celal Barışcı

-Okuyucumuz 16.800 TL yazdığında neden bahsetti anlaşılmıyor fakat; yaptığı yorum, ekonomik krizi yalnızca rakamlar üzerinden değil, sistem eleştirisi üzerinden yansıyor.

*

BAHÇELİ, “BİTTİ” DESE; ERDOĞAN GİDER DERTLER BİTER…

KÖŞE YAZARI: ORHAN UĞUROĞLU - 23 OCAK 2026

“...MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli son açıklamasında, “MHP Cumhur İttifakı ortağıdır ancak iktidar ortağı değildir” dedi. Bu cümle, siyasette bir tespitten çok, sorumluluktan kaçış cümlesi olarak anlaşıldı.

Çünkü Türkiye’yi yöneten mevcut iktidar yapısının Meclis çoğunluğu ve anayasal devamlılığı, MHP’nin verdiği destekle mümkündür.”

“Çok doğru bir yazı. 1994’ten beri ‘AKP 1 trilyon dolar çaldı’ diyen Aykut Erdoğdu içeride.
‘400 milyar dolar AKP parası Katar’da’ diyen Cem Uzan’ı ise bir savcı bile arayamadı.
Ama ‘kara para olduğunu bulup geri alacağız’ deniyor.”
- Oğuz Tolga

“Asıl sebebi yazmamışsınız. Türkiye’de siyaseti ABD yönetiyor ve kimi isterse onu tayin ediyor. Ecevit’in de erken seçim istememesinin sebebi, ABD’den henüz talimat almamış olmasıdır.”
Gökhan Çetinel

“Sayın Uğuroğlu’nun bu yazısını okuyunca dehşete düştüm. Kendisi sanıyorum 80’li, 90’lı yılları yaşamadı; ya da yaşadıysa çok sevdi ki böyle bir yazı yazdı.
Bu yazının, ülkesini seven bir insan için hayırlı bir yazı olmadığını özellikle belirtmek isterim.
Tam da CHP’nin istediği kargaşa ortamını özleyen ifadeler var.
Ülkenin yaşadığı büyük bir deprem, pandemi ve EYT gibi bir belayı görmezlikten gelemeyiz.
Bunları ancak güçlü bir iktidar aşabilir, koalisyonlar değil.
Yolsuzlukları da unutmayalım.”-
İsmail Karakılıç

“Sayın Uğuroğlu, bu yazınızı hiç beğenmedim.
Ekonomik zorlukların neden ortaya çıktığını bilmiyor olmanızı düşünemiyorum.
Yerle bir olmuş 11 il, dünyada örneği olmayan bir şekilde ayağa kalkıyor; bütün dünya gıpta ile bakıyor. Erdoğan gitsin de hırsızlar, ahlaksızlar mı iktidara gelsin?
‘Bahçeli desteğini çekerse Erdoğan gidermiş’… Bunu çok mu istiyorsunuz?
Bereket versin, Bilge Lider Sayın Devlet Bahçeli sizin gibi düşünmüyor.
Çünkü o, sırtında yumurta kümesi taşıdığının bilincinde…”
- Halil İbrahim Görgülü

-Okur yorumları, yazının farklı siyasi hafızaları aynı başlık altında karşı karşıya getirdiğini gösteriyor.

SON SÖZ

Her hafta olduğu gibi bu hafta da, yorumlarınızı tek tek inceleyerek, içime sinen bir düzen içinde aktarmaya çalıştım. Eleştirileriniz, sitemleriniz, tepkileriniz ve destekleriniz… Hepsi, gazeteciliğin en kıymetli malzemesi.

Biz çuvaldızı her zaman kendimize batırırız; sorun olmaz.
Ama sizlerden bir ricam olacak:
Yorumlarınızı yazarken güzel Türkçemizi mümkün olduğunca özenli kullanalım.
Bazen öyle bozulmuş bir halde geliyor ki, ne demek istediğinizi anlamak için epey çaba sarf ediyoruz. Yine de vazgeçmiyoruz; çünkü sizlerin sesi bizim yönümüz.

Unutmayın:
Gazetecilik, haberi yayınladıktan sonra susmak değildir.
Okurun nefesi, haberin devamıdır.

Sima Güleser Polat — Okur Temsilcisi