Bu haftanın okur gündemi

Bu hafta, okurdan gelen yorumlar farklı başlıklarda, farklı tonlarda ama ortak bir zeminde buluştu. Eğitimden ekonomiye, engelli haklarından tarıma, medyanın dili ve sorumluluğundan siyasete kadar uzanan geniş bir yelpazede, okurun gündemi netti. Gerçek hayat, manşetlerin gerisinde kalmamalı.

Bu haftanın okur gündemi

Bu hafta gelen geri dönüşler de tam olarak bunu söylüyor:
Toplumsal meseleler, etik tartışmalar ve gündelik hayatın yükü; magazin gürültüsünün altında kaybolmamalı.

Son dönemde özellikle dijital mecralarda, haber ile magazin arasındaki çizginin silikleştiği açıkça görülüyor.

Daha da önemlisi, bazı medya yüzlerinin ve medya çalışanlarının sergilediği tutumlar, mesleğin tamamına mal edilen bir algı yaratıyor.

Bu durum yalnızca gazeteciliğe değil, gazeteciye güvene de zarar veriyor.

Magazin başlıkları elbette hayatın bir parçası.

İlgi çekmesi, konuşulması doğaldır. Ancak sorun, magazinin haberin önüne geçmesiyle başlıyor.

Topluma örnek olması gereken medya figürlerinin, sorumluluk yerine sansasyon üretmesi; işini hakkıyla yapan gazetecileri de aynı havuzun içine çekiyor.

Ve maalesef bu havuzda, dürüstçe işini yapmaya çalışanlar boğulmamak için daha fazla çaba göstermek zorunda kalıyor.

Yeni Ankara olarak biz, bu çizginin farkındayız.
Haberleri atlamadan, etik süzgeçten geçirerek, Ankara’nın merkezinden ilçelerine kadar gerçek hayatı görünür kılmaya çalışıyoruz.

Yeni Ankara olarak ilçelerimizi geziyor, Belediye Başkanları ile röportajlar gerçekleştiriyor; görünmeyeni de ön plana çıkarıyoruz.

Bu hafta gerçekleştirdiğimiz Çamlıdere röportajı ve diğer kıymetli söyleşiler gibi yerel çalışmaları önemsememizin nedeni de bu.

Çünkü gazetecilik, yalnızca konuşulanı büyütmek değil; görülmeyeni görünür kılmaktır.

Bu hafta gelen yorumlar, magazin haberlerinin ağırlığına ve yerel-toplumsal konuların zaman zaman geri planda kalmasına dair net bir hatırlatma içeriyordu.

Bu eleştiriyi not ettik. Toplumsal olaylar, gençler, eğitim, adalet duygusu ve gündelik hayatın gerçekleri; haber akışının hızına kurban edilmemeli.

GÖRÜNMEYEN SANDALYELER: ENGELLİLERİN TEMSİLİYET MÜCADELESİ

KÖŞE YAZARI: HASİBE BOZTEPE – 22 Aralık

“…Bugün dünyada ve Türkiye’de yaşayan en büyük azınlık grup engellilerden oluşmaktadır. Şimdi vereceğim sayılar belki ilk kez duyacağınız, belki de duyunca şaşıracağınız sayılar olacak. Hâlihazırda dünyada bir milyar engelli birey yaşıyor desem; ülkemizde ise nüfusumuzun yüzde 12,5’i, yani on milyonun üzerinde engelli birey yaşıyor desem ne dersiniz?”

Okurdan gelen yorumlar, bu yazının yalnızca bir tespit değil, bir karşılık bulduğunu da gösteriyor:

“Kalemine, yüreğine sağlık. Gerçekten konuyu bütün ayrıntılarıyla ele almışsın. Ben de en son yapılan belediye seçimlerinde belediye meclis üyeliğine aday olmak için başvurmuştum fakat kabul edilmedim. Benim aday olduğumu öğrenip de benim gibi başvuran, yine görme engelli ama hiç aktif olmayan bir kişi en son sıradan aday gösterildi ve tabii ki kazanamadı. Sonradan öğrendiğim kadarıyla ben istenmemişim; çünkü haklarımız için mücadele ettiğim biliniyor.” - Çiler

“Beden eğitimi öğretmeniyim, yüzde 42 süresiz engelim var. Şu an işsizim. 200 kişi atasalardı atanacaktım. Atamalar için bastırır mısınız?” - Ayşe Durğun Bilgi

Bu yorumlar, temsiliyet meselesinin yalnızca kavramsal değil, doğrudan hayatın içinden bir sorun olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

*

CHP YİNE ŞAŞIRTMADI

KÖŞE YAZARI: NİHAT KAŞIKCI – 22 Aralık

“…Lozan Antlaşması: CHP’nin DEM Parti’yle zıtlaştığı önemli bir başlık olan Lozan Antlaşması, ‘Cumhuriyetin temel taşı’ diye niteleniyor. Yani; statükomuza dokunmayın… O hâlde 1991’den bu yana köpürttüğünüz ‘Kürt Raporları’ ne olacak?”

“Bir sonraki yazıda Mehmet Akif Ersoy, Ela Rümeysa Cebeci olaylarına değinilse güzel olur.” Ahmet

Okurun bu yorumu, siyaset yazılarında güncel ve toplumsal hassasiyetlere dair beklentinin sürdüğünü gösteriyor.

*

ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ŞİKÂYET HATTI NEDİR? 153 NEYİN NUMARASI?

EDİTÖR: HİLAL BİLİCİ - 13 Şubat

“…Ankara Büyükşehir Belediyesi Şikâyet Hattı, 153 numaralı telefondur…”

Öne çıkardığımız haberlerin üzerinden zaman geçse de geri bildirimler gelmeye devam ediyor. Kış aylarında sokak hayvanlarının yaşadığı zor duruma dikkat çeken okur yorumları da bunun göstergesi:

“Kediler yaralı ya da evsiz.” - Gamze Özarar

Aynı okuyucunun geçmiş tarihli BAŞKENT'TE İSTANBUL YOLU'NDAKİ ÜST GEÇİDİN ONARIM ÇALIŞMALARI başlıklı haberimizin altına bıraktığı yorum ise bir çağrı niteliğinde:

“Selam, hayvanlar çok zor durumda. Yağmur var ve soğuk. Lütfen sahip çıkalım. Onlara bir barınakta yaşam hakkı verelim. Gönüllü yardım, hayvan kumbarası gibi şeyler olsa…” Gamze Özarar

Bu yorumlar, haberlerin yalnızca bilgi değil, sorumluluk da taşıdığını hatırlatıyor.

*

SPOR HAKKI HERKES İÇİN ERİŞİLEBİLİR OLMALI: ENGELLİ BİREYLER SPOR YAPABİLİYOR MU?

KÖŞE YAZARI: HASİBE BOZTEPE - 24 Aralık

"... Bir spor salonuna girdiğinizde dikkatinizi ilk çeken şey, kapının engelli girişine uygun olup olmaması değil mi? Oysa bu basit fiziksel ayrıntı, birçok engelli birey için günlük yaşamın en önemli sorunudur. Rakamlar, durumun boyutunu anlamamız için önemlidir. "

“Hocam, spor konusu da çok önemli. Tebrik ediyorum sizi. Başarılar diliyorum.” - Ziya Demez

“Değinmesini istediğim bir konu seçimi olmuş. Tebriklerimi sunar, yazı serisinin devamını dilerim.” - Firuzan

“Hayatımızın konforunu artırmak adına yapılan şehirleşme aslında insanı ne kadar da doğasından koparıyor. Hele de bu yapılaşmada, biz engelliler göz ardı edildiği durumlarda, tüm alanlarda olduğu gibi, spor alanında da maalesef erişemez, ulaşamaz spor yapamaz hale geliyoruz. ” - Süleyman

*

BÜYÜK OYUNUN KARA KUTUSU: LEONARDİT VE TOPRAĞA KURULAN PUSU

KÖŞE YAZARI: ENVER BALTAŞ - 24 Aralık

"... Bugün dünya üzerinde sessiz ve derinden bir savaş yürütülüyor. Bu savaşın mermileri füzeler değil; tohumlar, gübreler ve toprak mülkiyetidir. Hedef ise çok açık: İnsanlığı gıda üzerinden köleleştirmek."

“Çok doğru Enver Bey, ağzınıza sağlık.” -Yılmaz
“Devletimizin yetkili mercileri de bir an önce uyanıp gerçeği görsün inşallah” -Önder Bulut
“Bu verimli topraklarımıza sahip çıkan Enver Baltaş’ı destekleyelim.” - Haber Baltaş
“Çok önemli tespitler. Tarım ülkemiz için hayati bir unsurdur.” - Lütfi
“Seni takip ediyorum ve takdir ediyorum. Bu ülkenin tarımını kalkındırmak için büyük mücadele veriyorsun.” - Mehmet Boztepe
“Geleceğini düşünen bir vatansever olarak inşallah karşılık bulur.” - Muttalip
“Bu ülkede üretmek zorundayız. Üreten köleler değil üreten efendiler olmak üzere bir sistem ihtiyaç. Ülke tarımı kapitalist sistemin emrinde adeta talan ediliyor. Piyasada leonardit diye satılan analizlerine bakınca içerdiği ağır ve zararlı bileşenleri yüzünden gerçek leonardit den bir haber ülke tarımı toprak organik madde fakirliği ile çöl oldu gidiyor. Gerçek leonardit ise ülke tarımından ne hikmetse yurtdışı firmalarına hizmet ediyor. Kaliteli leonardit yurtdışına peşkeş çekiliyor. ” - Ünal Akdaş

Yazının altına gelen yorumlar, tarım ve gıda güvenliğinin okur nezdinde ne kadar güçlü bir karşılığı olduğunu gösteriyor.

*

BİR EVE KAÇ ‘ASGARİ’ GİRİYOR?

KÖŞE YAZARI: NİHAT KAŞIKCI - 24 Aralık

... Tartışmaya gerek yok; 25-30 bin TL’lik ücretle, 2 çocuklu 4 kişilik aile geçinemez. Ev kirası, ulaşım masrafları, eğitim giderleri, elektrik-su-telefon-gaz faturaları, dayanıklı tüketim eşyalarına yapılan harcamalar, giyim harcamaları… Türkiye’nin bugünkü refah düzeyinde yaşamak için, bir değil iki asgari ücret de yetmez.

“Hesaplamalar doğru ancak enflasyon belasına hiç değinilmemiş, 2020'de, 2825 TL olan asgari ücret 5 yıllık süreçte %1000 artarak 28 bin liralara geldi ve senede 2 kez zam gördüğü yıllar oldu ve sonuç maaş arttıkça enflasyon arttı. bu hızla devam edilseydi, Venezuela gibi para pul olup sürekli maaşa zam sonuç enflasyon tavan döngüsü içinde boğulacaktık. Milletimiz birazcık maalesef enflasyon dizginlenene kadar sabretmek zorunda...” - Ahmet

Ahmet Bey’in değerlendirmesi, ücret-enflasyon ilişkisine dikkat çekmesi açısından önemli. Ancak burada altı çizilmesi gereken nokta şu: Asgari ücret artışları çoğu zaman neden değil, sonuçtur. Yani paranın değer kaybetmesi, ücretlerin yükselmesine yol açmakta; ücret artışları ise tek başına enflasyonun asli sebebi olmamaktadır. Asgari ücretle geçinmenin fiilen mümkün olmadığı bir tabloda “sabır” vurgusu, ekonomik gerçekliğin ağırlığını ortadan kaldırmıyor.

*

DİKKAT! ÖĞRETMEN MAAŞINI GEÇMESİN

KÖŞE YAZISI: DURAK KARABULUT - 25 Aralık

"...Peki hiç şunu gördünüz mü? Ekranlarda günlerce aynı başlıklar… Eğitim konuşulsun diye günlerce süren yayınlar… Öğretmenin geçim koşulları için seferber olan ekranlar… Ekonomik krizin en yakıcı başlığı olarak eğitimi merkeze alan bir medya dili… Ne yazık ki yok. Oysa Türkiye’nin en temel gündemi açıktır: Ekonomik kriz."

“Duygusal değil, vicdani. Okuyup geçilmeyecek bir metin.” - Seda İçeri
“Gündemin gürültüsü içinde asıl meseleyi net biçimde ortaya koyan, çok yerinde bir yazı.” Didem Gürbü

Bu günkü köşe yazınız çok dolu gündem veda anlam yüklü tabi ki önceki bazılarınızdan kıymetli sadece okuyup geçiyoruz sonuç ve çözüm önemli yapılacak bir şey var o'da örgütlü yapı oda liyakatli kadrolarda selamlar tüm okurlara. - Muzaffer Başboğa

“Hz. Ali’nin “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözü, öğretmenlerin hakkını en güzel anlatan cümlelerden biri. Onca emek, sabır ve fedakârlığa rağmen aldıkları maaş insanın içini burkuyor. Ama yine de bir harf öğretmekten vazgeçmiyorlar; işte bu yüzden öğretmenlerin hakkı gerçekten ödenmez.” - Yeliz Ankara

Yazarımız Durak Karabulut gündemin aslında ne olması gerektiğini çok güzel anlatmış. Girişte bahsettiğim gibi ülkemizin gerçeklikleri medyada dönenlerden çok ötede bir yerlerde... Görebilene bravo!

*

EĞİTİMDE ASIL MESELE: ÇOCUĞUN OKULA YENİDEN İNANMASI

KÖŞE YAZARI: ALİ MURAT KARABAĞ

“...Yıllardır şunu yapmaya çalışıyoruz: Eğitim sistemine dışarıdan eleştirmek yerine, içeriden katkı sunmak. ”

“Size güveniyor ve takip ediyorum hocam, katkılarınız büyük ama kanımca Eğitimdeki temel sorun, çocuğun okula olan bağının zayıflaması değil; okulun çocuk için umut, adalet ve anlam üretme gücünü kaybetmiş olmasıdır. Çocuk yeniden inanmadıkça, hiçbir reform gerçek karşılık bulmaz. ” - Can MUHAMMEDOĞLU

“2026 artık güzel olsun.” - Eser Doğan

*

ACABA?

KÖŞE YAZARI: TAMER KORKMAZ - 25 Aralık

"...Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Libya’daki görev süresini iki yıl daha uzatan tezkere ise Pazartesi günü TBMM’de kabul edilmişti. Elim hadisenin, “kaza sonucu mu, yoksa bir sabotaj nedeniyle mi” gerçekleştiği, şimdilik bilinmiyor. Evet, hüküm verebilmek için henüz erken… Buna mukabil, şüphelerin dile getirilmesi de behemehal gereklidir."

"Muhsin Yazıcıoğlu helikopterinin düşmesi de Eşref Bitlis'in uçağının düşmesi de aynı. Toryum konusunda çalışan hocalarımız da. Allah rahmet eylesin mekanları cennet olsun. " -Md

"Şahsi kanaatim, suikast olduğu yönünde, Yine şahsi kanaatim durum kesinleşince en kısa sürede aynı ile mukabil karşılık verilecektir.. Devlet unutmaz, gereğini yapar . Kaleminize sağlık Tamer bey. " - HDK

"Elinize sağlık, her zamanki gibi daha uzun yazı olsaydı daha memnun olurdum. " - Esra

*

"EN DEDİKODUCU", "EN GEVEZE" VİDEOLARI MEB'İ HAREKETE GEÇİRDİ

EDİTÖR: BUSE AKAR

"... Eğitimci Ali Murat Karabağ, öğretmenlerin sosyal medyada meslek itibarını zedeleyen paylaşımlarına dikkat çekti. MEB’in bu paylaşımlara yönelik inceleme ve disiplin adımlarını desteklediğini açıkladı."

"Kıymetli abim yapılması gereken çok şey var en azından sen biz öğretmenlerin sesi oluyorsun." - Cengiz Özer

"Ali hocam utanıyoruz bazı videoları görünce. hele öğrencilerle ilgili videolar çok üzücü olabiliyor." - Eser Doğan

SON SÖZ

Bu hafta, yorumlarınızı tek tek inceleyerek, içime sinen bir düzen içinde aktarmaya çalıştım. Eleştirileriniz, sitemleriniz, tepkileriniz ve destekleriniz… Hepsi, gazeteciliğin en kıymetli malzemesi.

Biz çuvaldızı her zaman kendimize batırırız; sorun olmaz.
Ama sizlerden bir ricam olacak:
Yorumlarınızı yazarken güzel Türkçemizi çok yormayalım.
Bazen öyle bozulmuş bir halde geliyor ki, ne demek istediğinizi anlamak için epey çaba sarf ediyoruz. Yine de vazgeçmiyoruz; çünkü sizlerin sesi bizim yönümüz.

Unutmayın:
Gazetecilik, haberi yayınladıktan sonra susmak değildir.
Okurun nefesi, haberin devamıdır.

Sima Güleser Polat — Okur Temsilcisi