Hac yolunun gizemli kayıp antik şehri Juliopolis!

Ankara’nın Nallıhan ilçesinde yer alan Juliopolis Nekropolü, Helenistik dönemden Bizans’a uzanan çok katmanlı yapısıyla antik dünyanın izlerini günümüze taşıyor. 2009’dan bu yana süren kazılarla 434 mezar gün ışığına çıkarılırken, bölgenin tarihi, sosyal yaşamı hakkında önemli bulgular elde edildi.

Hac yolunun gizemli kayıp antik şehri Juliopolis!

Ankara’nın Nallıhan ilçesinde, Aladağ Çayı’nın kıyısında yer alan Juliopolis Nekropolü, antik dünyanın izlerini günümüze taşıyan önemli bir arkeolojik alan olarak öne çıkıyor. İlk olarak 1999 yılında keşfedilen nekropol, Helenistik dönemde inşa edilmiş, Roma döneminde yoğun biçimde kullanılmış ve Bizans döneminde de aktif bir şekilde hizmet vermeye devam etmiştir. Günümüzdeki kazılar, antik kentin yaşam biçimi, inançları ve sosyal yapısı hakkında önemli bilgiler sunuyor.

ANTİK KENTİN TARİHÇESİ

Juliopolis, Bithynia ve Galatia bölgelerinin sınırında konumlanan ve tarih boyunca stratejik öneme sahip bir yerleşim alanı olmuştur. Frigler döneminde küçük bir köy olarak iskan gören alan, kurucusu Kral Gordios’tan ötürü “Gordiou kome” adıyla anılmıştır. Helenistik dönemde küçük bir kasaba haline gelen Juliopolis, M.Ö. 1. yüzyılda Kleon isimli güçlü bir yerel lider tarafından genişletilmiştir. Kleon’un Roma ile kurduğu ilişkiler sonucunda kent, Julius Caesar veya Julio-Claudian hanedanına atfen “Juliopolis” adını almıştır.

Roma döneminde, Konstantinopolis’ten Nikaia’ya ve Ankyra üzerinden Judaea’ya uzanan Hacıyolu üzerinde yer alması nedeniyle ticari ve stratejik açıdan büyük önem taşıyan şehir, MS 4. ve 9. yüzyıllar arasında bölgenin merkezi ticaret merkezlerinden biri olmuştur. 9. yüzyılda İmparator I. Basil’e atfen “Basilium-Basileion” ismini alan kent, 11. yüzyıla kadar bu isimle varlığını sürdürmüştür.

NEKROPOLÜN KEŞFİ VE KAZILAR

Juliopolis Nekropolü, baraj gölü yapımı nedeniyle antik kentin büyük bir kısmı sular altında kalmasına rağmen günümüze ulaşabilmiştir. İlk kurtarma kazıları 1991 yılında yapılmış, ancak asıl kapsamlı çalışmalar 2009 yılında Anadolu Medeniyetleri Müzesi tarafından başlatılmıştır. Bu kazılar, nekropolün korunması ve bölgenin tarihi değerinin açığa çıkarılması amacıyla yürütülmektedir.

Kazılar sonucunda nekropol alanında yaklaşık 700 mezar tespit edilmiş, bunların 434’ü bilimsel olarak açığa çıkarılmıştır. Mezarların çeşitliliği dikkat çekicidir: oda mezarları, sanduka mezarlar, toprak mezarlar, lahitler, taş plakalı mezarlar ve Laginos tipi mezarlar bunlar arasında yer almaktadır. Mezarlarda takılar, metal kaplar, aynalar, strigilisler, kandiller, sikkeler ve seramik eşyalar gibi çok sayıda kişisel eşya ele geçirilmiştir.

MEZAR TİPLERİ VE ÖZELLİKLERİ

Nekropolde en fazla görülen mezar tipi sanduka mezarlardır. Bu durum, bölgedeki kayalık yapının oyularak mezar yapımına elverişli olmasından kaynaklanmaktadır. Oda mezarların çoğu klineli, merdivenli veya derin çukurlara sahip dromoslu yapılardır. Bazı toprak mezarlar taş kapak veya kiremitle örtülmüş, bazı mezarlarda ise sadece sikkeler bulunmuş ve bu durum onların sembolik mezarlar olduğunu düşündürmektedir. Ayrıca nekropol alanında üst üste gömülme geleneği yoğun biçimde uygulanmıştır; özellikle oda mezarlarda onlarca kişi aynı yere defnedilmiştir.

KİLİSE VE DİĞER YAPILAR

2012 ve 2013 yıllarında nekropolün güneybatı tepe kısmında bir şapel ve kilise yapısı kazılmıştır. Kalker ana kayaya oyulmuş olan şapelin giriş kısmında 5x5 metre boyutlarında açmalar yapılmış, taban döşemeleri, basamaklar ve apsis ortaya çıkarılmıştır. Bu buluntular, kilisenin nekropol alanının önemli bir dini merkezi olduğunu göstermektedir.

SAVUNMA DUVARLARI VE KENTSEL YAPI

Nekropolün batısında yer alan ve kuzey-güney yönünde devam eden savunma duvarının kazıları 2013 yılında yoğunlaşmıştır. Duvarın uzunluğu yaklaşık 224 metre olarak tahmin edilmekte olup, genişliği 190–220 cm arasında değişmektedir. Kazılarda ayrıca tepe kısmında bir kule veya bastiyon da ortaya çıkarılmıştır. Savunma duvarları, antik kentin hem savunma hem de sınır güvenliği açısından ne kadar stratejik bir konumda olduğunu göstermektedir.

ARKEOLOJİK BULGULAR VE ÖNEMİ

Juliopolis Nekropolü kazılarında ele geçirilen bronz sikkeler, bölgenin Juliopolis kentine ait olduğunu kesin olarak ortaya koymuştur. Ayrıca nekropol buluntuları, antik dönemdeki sosyal yapı, inançlar, zenginlik ve ticari ilişkiler hakkında değerli bilgiler sunmaktadır. Kent, Roma döneminde önemli bir yerleşim ve Hıristiyanlık açısından da hızlı bir yayılma alanı olmuştur.

Kazılar ayrıca kaçak kazı ve tahribatların önlenmesine de katkı sağlamış, alanda yapılan bilimsel çalışmalarla Juliopolis’in tarihi ve kültürel mirası gün yüzüne çıkarılmıştır. 2009’dan bu yana yürütülen kurtarma kazıları, bölgenin turizm potansiyelini de artırmıştır.

TARİH SAHNESİNDEN GÜNÜMÜZE

Juliopolis, tarih boyunca Friglerden Roma’ya, Bizans’tan Erken Hristiyan dönemine uzanan çok katmanlı bir geçmişe sahiptir. Baraj gölü sularının altında kalmış olsa da nekropol ve bazı kalıntılar, antik dünyanın izlerini günümüze taşımaktadır. Günümüzde yapılan kazılar, sadece antik kentin tarihini değil, aynı zamanda bölgenin kültürel ve sosyal yapısını anlamak için de önemli bir kaynak sunmaktadır.

Juliopolis Nekropolü, hem arkeolojik hem de tarihsel açıdan değerli bir hazine olarak, Ankara’nın ve Türkiye’nin kültürel mirasına ışık tutmaya devam ediyor.