Geçmişten günümüze Nallıhan! 1595’ten 2025’e uzanan tarihi yolculuk
Ankara’nın batısındaki Nallıhan, antik Juliopolis’ten Osmanlı’nın Nasuh Paşa mirasına uzanan köklü tarihiyle dikkat çekiyor. Tapduk Emre geleneği, doğal güzellikleri ve Nallıhan Kuş Cenneti ile öne çıkan ilçe, kültürel festivalleri ve efsaneleriyle Anadolu’nun önemli merkezlerinden biri konumunda.
Ankara’nın batısında yer alan Nallıhan, hem tarihi mirası hem doğal güzellikleri hem de kültürel değerleriyle dikkat çeken bir ilçedir. Nallıhan, adını çevresinden geçen Nallı Suyu ve Osmanlı döneminde yapılan Nasuh Paşa Hanı’ndan aldığı tahmin edilmektedir. İlçenin tarihçesi, antik dönemden günümüze kadar uzanan zengin bir geçmişe sahiptir.
ANTİK DÖNEM VE ROMA-BİZANS ETKİSİ

Nallıhan toprakları, tarih boyunca Hititler, Frigler, Bitinya Krallığı, Persler, İskender, Roma ve Bizans hâkimiyetinde kalmıştır. M.S. 396 yılında Roma İmparatorluğu’nun Doğu ve Batı Roma olarak ikiye ayrılmasıyla, İstanbul’a giden yollar önem kazanmıştır. Bu yollar üzerinde yer alan Juliopolis, Bizans döneminde önemli bir konaklama noktası ve piskoposluk merkezi olarak öne çıkmıştır.
Juliopolis’in doğuya uzanan yoluna İpek Yolu, Kudüs’e giden yoluna ise Hacı Yolu denmiştir. 15. yüzyılda deniz ticaretinin gelişmesiyle bu yolların önemi azalmış, Osmanlı döneminde ise bir süre daha ulaşımda kullanılmaya devam etmiştir. Günümüzde antik kentin büyük bölümü Sarıyar Barajı suları altında kalmıştır. 2009 yılında yapılan kazılarda çıkarılan eserler Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir.
OSMANLI DÖNEMİ: NASUH PAŞA VE KOCAHAN

16. yüzyılda Nallıhan, Karahisar-ı Naallu nahiyesi olarak Hüdavendigar (Bursa) Sancağı’na bağlıydı. Osmanlı sadrazamı Nasuh Paşa, 1594 yılında Halep’ten İstanbul’a dönerken Nallıhan’da bir han, hamam ve cami yaptırmış ve vakfetmiştir. Bu yapılar çevresinde gelişen yerleşim, ilçenin bugünkü merkezinin oluşmasına yol açmıştır.
O dönemden önce Nallıhan, muhtemelen Kayapınar Çiftliği civarında yer almaktaydı. 1487 tarihli tahrir defterlerine göre ilçenin nahiyesi zaten mevcuttu. Kocahan’ın inşasıyla birlikte bugünkü yerleşime taşınmıştır.
CUMHURİYET DÖNEMİ: İLÇELEŞME VE EĞİTİM

Nallıhan’ın ilçe oluşu Osmanlı dönemine kadar uzanmaktadır; 1590 tarihli şeriye sicillerinde Nallıhan, bir kaza merkezi olarak kaydedilmiştir. Cumhuriyet döneminde ise 1864’te belediye teşkilatı kurulmuş, 1928’de Çayırhan ve Beydili bucak yapılmıştır. 1973’te Beydili köy statüsüne, Çayırhan ise beldeye dönüştürülmüştür.
1950 sonrası bazı köyler coğrafi ve idari nedenlerle Nallıhan’a bağlanmış; Sarıyar 1941’de Mihalıççık’tan ayrılarak ilçeye dahil edilmiştir. Baraj projeleri nedeniyle bazı köyler sular altında kalmış ve yeni yerleşimlerle birleşmiştir.
Eğitim alanında ise Osmanlı döneminde ilçede 2 medrese ve 1 rüştiye bulunurken, Cumhuriyet’in ilk yıllarında toplam 15 ilkokul açılmıştır. Zamanla köylerden kentlere göç ve öğrenci azlığı nedeniyle köy okulları kapanmıştır.
NALLIHAN’IN ADI: HAN MI, NAL MI, YOKSA EFSANE Mİ?

İlçenin adıyla ilgili iki farklı rivayet vardır. Birincisi, bölgedeki Nallı Suyu ve Nasuh Paşa Hanı’ndan geldiği yönündedir. İkincisi ise halk kahramanı Köroğlu’nun hikayesiyle ilgilidir. Rivayete göre, Köroğlu Nallıhan’da bir gece konaklar ve sabah ayrılırken atının nalı düşer; nal hanın kapısına asılır ve böylece “Nallıhan” ismi ortaya çıkar.
KÜLTÜREL MİRAS VE TAPDUK EMRE

Nallıhan, tasavvuf ve halk kültürü açısından da önemli bir merkezdir. Dünyaca ünlü halk ozanı Yunus Emre’nin hocası Tapduk Emre, Emremsultan Köyü’nde yaşamış ve burada defnedilmiştir. Tapduk Emre’nin kızı Bacım Sultan ise Tekke Köyü’ndedir. İlçede her yıl Ağustos ayında Tapduk Emre’yi anma etkinlikleri düzenlenmekte, Eylül ayında ise Nallıhan İpek İğne Oyaları Kültür ve Sanat Festivali gerçekleştirilmektedir.
DOĞAL ZENGİNLİK: NALLIHAN KUŞ CENNETİ
Nallıhan sadece tarihî değil, doğal güzellikleriyle de öne çıkmaktadır. Nallıhan Kuş Cenneti, çok sayıda kuş türüne ev sahipliği yapmakta ve kuş gözlemcilerinin sık ziyaret ettiği bir alan olarak bilinir.