Vefatının 43. yılında 'Büyük Doğu' mirası: Necip Fazıl eserleri!
Necip Fazıl Kısakürek eserleri ve çileli yaşam öyküsü, usta yazarın vefat yıl dönümünde yeniden gündemde. Şiirlerinden tiyatrolarına tam liste haberimizde.
Türk edebiyat tarihinin ve muhafazakar düşünce dünyasının en etkili isimleri arasında yer alan Necip Fazıl Kısakürek, aramızdan ayrılışının 43. yılında çeşitli etkinliklerle yad ediliyor. Yaşamı boyunca felsefi arayışlar ile aksiyoner bir dava adamlığı arasında mekik dokuyan usta kalemin arkasında bıraktığı külliyat, günümüzde de güncelliğini koruyor. Okurlar ve araştırmacılar tarafından vefat yıl dönümünde yoğun şekilde taranan necip fazıl kısakürek eserleri, Paris'teki bohem hayattan zindan duvarlarına uzanan fırtınalı bir ömrün sanatsal vesikalarını oluşturuyor.
İstanbul'da 25 Mayıs 1983 tarihinde hayata gözlerini yuman Necip Fazıl Kısakürek, arkasında 100'ü aşkın yazılı kaynak bırakarak Türk Edebiyatı'nda derin izler bıraktı. Şairin felsefi buhranlarla başlayan yazı serüveni, zaman içinde toplumsal ve dini bir adanmışlığın sanatsal dışavurumuna dönüştü.
PARİS SOKAKLARINDAN DOĞAN İLK DÖNEM ESERLERİ
1904 İstanbul doğumlu olan Kısakürek, Heybeliada Bahriye Mektebi'nde Nazım Hikmet ile aynı sıraları paylaştığı ilk gençlik yıllarının ardından İstanbul Üniversitesinde Felsefe eğitimi aldı. Devlet bursu hakkı kazanarak Fransa'ya, Sorbonne Üniversitesine giden şair, Paris'te geçirdiği hareketli ve bohem günlerin ardından ülkeye dönerek bir süre bankacılık yaptı.
Edebi şöhretini 1928 yılında yayımlanan "Kaldırımlar" adlı şiir kitabıyla kazanan yazar, bu çalışmasıyla edebiyat otoritelerinden tam not aldı. İlk dönem ürünlerinde bireyin yalnızlığını, modern şehir hayatının yarattığı yabancılaşmayı ve insan psikolojisinin karanlık yönlerini hece vezninin en ağdalı sınırlarıyla işledi.
TÜRK TİYATROSUNDA ÖNEMLİ ESERLERE İMZA ATTI
Sanatçının fikir dünyası, 1934 senesinde Nakşibendi mürşidi Seyyid Abdülhakim Arvasi ile yollarının kesişmesiyle radikal bir değişime uğradı. Bu entelektüel ve ruhi dönüşüm, şairin estetik anlayışını tamamen İslami bir mistisizmin emrine verdi.
Yaşadığı bu büyük içsel devrimi kaleme aldığı tiyatro metinlerine de yansıtan yazar, Türk dramaturjisinin en önemli köşe taşlarından biri olan "Bir Adam Yaratmak" piyesini üretti. İnsanın yaratıcı karşısındaki konumunu ve varoluşsal çilelerini sahneye taşıyan Kısakürek, bu süreci "Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum; gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum" cümleleriyle kendi ağzından aktardı.
FİKRİ MÜCADELENİN SİMGESİ BÜYÜK DOĞU YAYINCILIĞI
Sanat hayatını fildişi kuleden çıkararak toplumsal bir harekete dönüştürmek isteyen yazar, 1943 yılında "Büyük Doğu" dergisini neşretmeye başladı. Dönemin siyasi konjonktürüne karşı sert muhalif yazılar içeren bu yayın organı, muhafazakar gençliğin ideolojik şekillenmesinde majör bir rol oynadı.
Konferansları, gazete makaleleri ve siyasi duruşu sebebiyle hayatının önemli bir bölümünü mahkeme salonlarında ve cezaevlerinde geçiren usta isim, sansür ve baskılara rağmen yazınsal üretimini durdurmadı. Erenköy'deki evinde vefat eden ve Eyüp Sultan Mezarlığı'na defnedilen Kısakürek'in tüm şiirsel yolculuğunu topladığı "Çile" kitabı, ardında bıraktığı edebi dehanın en somut kanıtı olarak okunmaya devam ediyor.