Türkiye'de konser yasakları ve kültürel hegemonya savaşı!

Konser yasakları ve festival engelleriyle birlikte geçmiş ancak taze bir tartışma yeniden gündeme geldi. İşte Zeytinli’den Zorlu PSM’ye, bahar şenliklerinden konser iptallerine 2016–2026 yılları arası Türkiye’de kültürel hegemonya mücadelesi.

Konser ve festival yasaklarının Türkiye’de son on yılda “güvenlik”, “kamu düzeni”, “toplumsal değerler” ya da “çevre” gibi gerekçelerle iptal edilmesi, yalnızca kültür-sanat dünyasını değil siyasetin dilini de dönüştüren bir hat açtı. Peki, bu iptaller güvenlik ve kamu düzeni mi, yoksa toplumun “kabul edilebilir kültürü” üzerine yürüyen bir kültürel hegemonya mücadelesi mi?

OHAL’DEN “İDARİ YASAK” RUTİNİNE

2016’daki FETÖ kalkışmasının ardından kültür-sanat etkinliklerinin iptali, ülke genelinde dalga dalga yayılan bir tartışma alanı yarattı. OHAL döneminde başlayan “iptal refleksi”, sonraki yıllarda çoğu kez valilik ve kaymakamlık gibi idari kararlar üzerinden devam etti. Karar metinlerinde ise “kamu düzeni”, “genel güvenlik”, “huzur”, “şikayet” gibi geniş yorumlanabilir gerekçeler öne çıktı.

ODTÜ BAHAR ŞENLİĞİ İPTALİ (2019)

2019’da ODTÜ Bahar Şenliği, rektörlük tarafından “teknik ve idari olanaklar” gerekçesiyle iptal edildi; tartışma, kampüs kültürünün “alanı kim yönetiyor?” sorusuna bağlandı.

KONSER VE FESTİVAL YASAKLARI YILI (2022)

Eskişehir'de 15 günlük etkinlik yasağı ve Anadolu Fest

2022’de en çok konuşulan ve Türkiye'yi çalkalayan yasak örneklerinden biri, Eskişehir Valiliği tarafından duyurulan 15 günlük etkinlik yasağı oldu. Bu kararın, şehirde planlanan büyük organizasyonlardan Anadolu Fest’in de iptaline yol açtığı haberleştirildi. Daha sonra festivalin başka tarihe alınması girişimlerinin de sonuçsuz kaldığına ilişkin haberler yayımlandı. O günün en çok konuşulan konusu ise belirli tarikat ve camaatlerin yönlendirmesiyle yasak kararının alındığının öne sürülmesiydi.

Melek Mosso'nun Isparta konseri hedef gösterildi

Uluslararası Isparta Gül Festivali kapsamında sahne alması planlanan şarkıcı Melek Mosso’nun Isparta konseri, bazı parti ve sivil toplum kuruluşlarının hedef göstermesinin ardından iptal edildi.

Ara Malikan "Türk düşmanı" olarak gösterildi, konser iptal edildi

Kültür Bakanlığı’nın “Başkent Kültür Yolu” Festivali programında yer alan keman virtüözü Ara Malikian’ın konseri, sosyal medyada “Türk düşmanı” suçlamasıyla hedef gösterilmesinin ardından iptal edildi.

Muğla'daki Milyon Fest Fethiye gerekçesiz iptal edildi

Aynı yıl içinde, ikincisi yapılması planlanan Milyon Fest Fethiye, Muğla Valiliği kararıyla iptal edildi. Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca ise “Alınan kararın gerekçesi yok” diyerek iptale tepki gösterdi ve kararın kamuoyunda sorgulanmasına katkı sundu.

İlkay Akkaya konserlerine yasak

Sanatçı İlkay Akkaya’nın 31 Ekim’de Bursa Akademik Odalar Birliği sahnesinde vermeyi planladığı konser, Nilüfer Kaymakamlığı tarafından “kamu düzeni ve güvenliği” gerekçesiyle yasaklanmıştı. Akkaya’nın Şanlıurfa’daki konseri de engellendi.

Zeytinli Rock Festivali benzer bahanelerle yasaklandı

Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde Kaymakamlık, Zeytinli Rock Festivali’ni “kamu güvenliği ve sağlığı, toplum huzuru ve çevrenin korunması” gerekçeleriyle yasakladı.

ZORLU PSM'DE İKİ GÜNLÜK “TOPYEKÜN YASAK” (2026)

Tartışmanın en güncel halkası Şubat 2026’da İstanbul’da yaşandı: Beşiktaş Kaymakamlığı, Zorlu PSM’de 10–11 Şubat’ta planlanan Slaughter to Prevail, Behemoth ve God Is An Astronaut konserleriyle birlikte, mekândaki diğer biletli/toplu etkinlikleri de kapsayan yasak kararını duyurdu.

Karar, “tek bir konser iptali” eşiğini aşıp bir kültür mekanının bütün programını fiilen kilitlemesi nedeniyle, “konser yasakları” tartışmasını yeniden ülke gündeminin üst sıralarına taşıdı.

Skandal yasak kararlarının ardından konseri yasaklanan Slaughter to Prevail'in vokalisti Alex Terrible "Şeytani propaganda yaptığımızı söylediler, ben Tanrı'ya inanıyorum" şeklinde zorunlu bir açıklama yapmak durumunda kaldı.

Bu tür açıklamalar, tartışmanın yalnızca “güvenlik” ve “kamu düzeni” gibi idari başlıklarda değil; aynı zamanda “hangi kültürün meşru, hangi kültürün sakıncalı görüleceği” sorusu etrafında, daha geniş bir ideolojik zeminde yürüdüğünü de ortaya koydu. Tam da bu noktada, sıkça başvurulan kavramlardan biri öne çıktı: kültürel hegemonya.

KÜLTÜREL HEGEMONYA NEDİR?

“Kültürel hegemonya” tartışmasının modern çıkışı, Karl Marx’ın “egemen fikirler” vurgusunun ötesine geçerek Antonio Gramsci ile 1929–1935 arasında hapiste yazdığı Prison Notebooks hattında belirginleşiyor. Gramsci’ye göre egemen sınıf yalnızca zor yoluyla değil, toplumun içine yayılan “entelektüel ve ahlaki önderlik” üzerinden rıza üreterek de yönetir. Böylece belli fikirler “sağduyu”, “normal” ya da “doğal” gibi görünür; alternatiflerin meşruiyeti tartışmalı hale gelir, dile gelmesi zorlaşır. 1960’lardan itibaren bu çerçeve, özellikle Stuart Hall ve Birmingham merkezli Centre for Contemporary Cultural Studies çizgisinde medya, popüler kültür ve kimlik tartışmalarına taşınarak “kültürel hegemonya”yı bugünkü geniş anlamıyla yerleştirdi.

TÜRKİYE'DE KÜLTÜREL HEGEMONYA TARTIŞMASININ BAŞLANGICI

Türkiye’de kavramın siyasal dilde daha görünür hale gelmesinde, dönemin İletişim Başkanlığı görevini yürüten Fahrettin Altun’un kullandığı ifadeler belirleyici oldu. Altun, “Siyasi hegemonyanız bitti, kültürel hegemonyanız da bitecek” sözünü açıkça sahiplenerek tartışmayı ülke gündemine taşıdı. Aynı hat üzerinde, Türkiye’nin “mevcut kültürel hegemonya modellerinin bir benzerini” kurmaktan ziyade, yerel ve küresel ölçekte karşı karşıya kalındığını söylediği “kültürel saldırı/kuşatma” ve hegemonya girişimlerine karşı bir “kültürel seferberlik” ihtiyacını vurguladı.

Kültür Sanat Konser