Orhan Veli Kanık kimdir? Garip Akımı'nın öncü şairinin hayatı ve eserleri

Orhan Veli Kanık, konuşma dilini şiire taşıyarak Türk edebiyatında yeni bir dönem başlattı. İşte usta şairin yaşam öyküsü, eserleri ve 36 yaşında son bulan hayatının bilinmeyenleri.

Orhan Veli Kanık kimdir? Garip Akımı'nın öncü şairinin hayatı ve eserleri

Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en önemli isimlerinden biri olan Orhan Veli Kanık, yalnızca yazdığı şiirlerle değil, Türk edebiyatında başlattığı büyük dönüşümle de hafızalara kazındı. Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat ile birlikte kurduğu Garip Akımı, şiirde kalıpları yıkarak günlük konuşma dilini edebiyatın merkezine taşıdı.

"İstanbul'u Dinliyorum", "Anlatamıyorum", "Kitabe-i Seng-i Mezar" ve "Beni Bu Güzel Havalar Mahvetti" gibi unutulmaz şiirleriyle kuşaklar boyunca okunmaya devam eden Orhan Veli, kısa ömrüne rağmen Türk edebiyatının en etkili şairlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Peki, Orhan Veli Kanık kimdir, nerede doğdu, evli miydi, çocuğu var mı, kaç yaşında öldü ve ölümü nasıl gerçekleşti? İşte hayatı ve eserleri...

ORHAN VELİ KANIK KİMDİR?

Orhan Veli Kanık, 13 Nisan 1914'te İstanbul'un Beykoz ilçesine bağlı Yalıköy'de dünyaya geldi. Şair, Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilir. Babası, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın şeflerinden ve önemli klarnet sanatçılarından Mehmet Veli Kanık, annesi ise Fatma Nigar Hanımdır.

Babasının görevi nedeniyle ailesi daha sonra Ankara'ya taşındı. Böylece Orhan Veli, çocukluğunun önemli bir bölümünü Ankara'da geçirdi. Daha sonraki yıllarda geliştireceği sade ve halkın yaşamına yakın şiir anlayışının oluşmasında bu yılların önemli etkisi olduğu değerlendirilmektedir.

EĞİTİMİ VE ÇALIŞMA HAYATI

Orhan Veli eğitim hayatına İstanbul'da başladı. Anafartalar İlkokulu ve Galatasaray Lisesi'nde öğrenim gördükten sonra Ankara'ya taşındı. Ankara Gazi İlkokulu'nu tamamlayan şair, ardından Ankara Erkek Lisesi'nden mezun oldu.

Lise yıllarında Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat ile tanışarak ileride Türk şiirini değiştirecek dostluğun temellerini attı.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne kaydolmasına rağmen eğitimini tamamlamadan ayrıldı. Daha sonra PTT Genel Müdürlüğü'nde görev yaptı, askerlik hizmetini yerine getirdi ve Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu'nda çevirmen olarak çalıştı.

Şair kimliğinin yanı sıra hikâye, deneme, makale ve çeviri alanlarında da çok sayıda eser verdi.

GARİP AKIMI NASIL DOĞDU?

Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat ile birlikte 1941 yılında yayımladığı Garip adlı ortak şiir kitabıyla Türk şiirinde yeni bir dönemin kapısını araladı. Eser, yalnızca bir şiir kitabı değil, aynı zamanda Garip Akımı'nın manifestosu olarak kabul edildi.

Garip anlayışının temel özellikleri şöyle sıralanıyor:

  • Günlük konuşma dilini şiire taşımak,
  • Ölçü ve kafiyeyi zorunlu görmemek,
  • Halkın günlük yaşamını şiirin konusu haline getirmek,
  • Sade ve anlaşılır bir anlatımı benimsemek,
  • Şiiri yalnızca seçkin bir kesime değil herkesin anlayabileceği bir sanat haline getirmek.

Yeni bir şiir zevki oluşturmayı amaçlayan Orhan Veli, hece ve aruz ölçüsünü kullanmayı reddetti. Kafiyeyi ilkel bulduğunu, mecaz, teşbih ve mübalağa gibi edebî sanatları gereksiz gördüğünü açıkladı. "Geçmiş edebiyatların öğrettiği her şeyi, bütün geleneği atmak" düşüncesiyle hareket eden şair, şiirde alışılmış kuralları yıkarak sokaktaki insanın konuşmasını şiir dili haline getirdi.

Bu yaklaşım başlangıçta büyük tepki çekti. Geleneksel şiir anlayışına bağlı çevreler tarafından sert şekilde eleştirilen Orhan Veli'nin eserleri önce şaşkınlık, ardından alay ve küçümsemeyle karşılandı. Ancak kısa süre içinde bu ilgi yerini hayranlığa bıraktı. Sait Faik Abasıyanık da onu "zaman zaman alaya alınmış, zaman zaman kendini kabul ettirmiş, hem iyi hem kötü şöhrete ermiş bir şair" sözleriyle tanımladı.

Her ne kadar Garip dönemiyle özdeşleşse de Orhan Veli tek tip şiirler yazmaktan kaçındı. Sürekli kendini yenileyen şairin edebiyat serüveni farklı dönemlerden oluştu. Oktay Rıfat'ın ifadesiyle Orhan Veli, Avrupa şiirinin birkaç kuşakta yaşadığı değişimi kısa ömründe gerçekleştiren isimlerden biri oldu.

ORHAN VELİ EVLİ MİYDİ?

Hayır. Orhan Veli Kanık yaşamı boyunca hiç evlenmedi. Şiirlerine ilham verdiği düşünülen çeşitli duygusal ilişkileri bulunsa da resmi olarak herhangi bir evlilik yapmadı.

ORHAN VELİ'NİN ÇOCUĞU VAR MI?

Hayır. Orhan Veli Kanık'ın bilinen ya da resmi kayıtlara geçmiş herhangi bir çocuğu bulunmamaktadır.

ORHAN VELİ KANIK'IN EN ÖNEMLİ ESERLERİ

Orhan Veli yalnızca şiirleriyle değil, çeviri ve düzyazılarıyla da Türk edebiyatına önemli katkılar sundu.

Şiir kitapları

  • Garip (1941) – Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat ile birlikte yayımlandı.
  • Garip (1945 - genişletilmiş baskı)
  • Vazgeçemediğim (1945)
  • Destan Gibi (1946)
  • Yenisi (1947)
  • Karşı (1949)
  • Bütün Şiirleri (1951 - ölümünden sonra)

En bilinen şiirleri

  • İstanbul'u Dinliyorum
  • Anlatamıyorum
  • Beni Bu Güzel Havalar Mahvetti
  • Kitabe-i Seng-i Mezar
  • Bedava
  • Gün Olur
  • Dalgacı Mahmut
  • Pazar Akşamları
  • Hürriyete Doğru
  • Açsam Rüzgâra

Diğer önemli eserleri

Şair, şiirin dışında deneme ve çeviri alanlarında da eserler verdi.

  • Nesir Yazıları
  • Bütün Yazıları
  • Fransız Şiiri Antolojisi
  • La Fontaine'in Masalları (çeviri)
  • Hamlet (Shakespeare çevirisi)
  • Venedikli Tüccar (Shakespeare çevirisi)
  • Saygılı Yosma (Jean-Paul Sartre çevirisi)

Ölümünün ardından yayımlanan eserleri arasında ise Bütün Şiirleri, Nasrettin Hoca Hikâyeleri, La Fontaine Masalları, Nesir Yazıları ve Çeviri Şiirler yer aldı.

Ayrıca Shakespeare, Molière, Gogol ve Alfred de Musset gibi dünya edebiyatının önemli isimlerinden yaptığı çeviriler de Türk kültür hayatına önemli katkılar sağladı.

ORHAN VELİ KAÇ YAŞINDA ÖLDÜ?

13 Nisan 1914 doğumlu olan Orhan Veli Kanık, 14 Kasım 1950'de, henüz 36 yaşındayken yaşamını yitirdi.

ORHAN VELİ'NİN ÖLÜM NEDENİ NEYDİ?

Orhan Veli'nin ölümü, Türk edebiyatının en trajik olaylarından biri olarak gösteriliyor.

Yaprak dergisinin kapanmasının ardından İstanbul'a dönen şair, 10 Kasım 1950'de kısa süreliğine gittiği Ankara'da belediyenin yol çalışması için açtığı ve yeterince korunmadığı belirtilen bir çukura düştü. Başından darbe alan Orhan Veli, ciddi bir tedavi görmeden iki gün sonra İstanbul'a döndü.

14 Kasım 1950'de bir arkadaşının evinde öğle yemeği sırasında aniden fenalaşan şair Cerrahpaşa Hastanesi'ne kaldırıldı. İlk aşamada rahatsızlığı doğru teşhis edilemedi ve alkol zehirlenmesi düşünülerek tedavi uygulandı. Daha sonra beyin damarında meydana gelen kanama nedeniyle beyin kanaması geçirdiği anlaşıldı.

Aynı akşam saat 20.00'de komaya giren Orhan Veli Kanık, saat 23.20'de Cerrahpaşa Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Araştırmacılar, Ankara'da yaşadığı düşmenin beyin kanamasını tetiklemiş olabileceğini ifade etmektedir.

16 Kasım'da yapılan otopsiden önce Sanat Dostları Cemiyeti tarafından yüzünün mulajı alındı. 17 Kasım 1950'de Bayezid Camii'nden kaldırılan cenazesi, çok sayıda akademisyen, yazar ve sanatçının katıldığı törenin ardından İstanbul Beşiktaş'taki Aşiyan Mezarlığı'na defnedildi.

Şair fenalaştığı sırada cebinde, diş fırçasına sarılmış bir kâğıda yazdığı "Aşk Resmi Geçidi" adlı şiir bulundu. Bu şiir, arkadaşlarının 1 Şubat 1951'de onun anısına yayımladığı Son Yaprak dergisinde ilk kez okurlarla buluştu.

ORHAN VELİ KANIK'IN MEZARI NEREDEDİR?

Orhan Veli Kanık'ın mezarı, İstanbul Beşiktaş'ta bulunan Aşiyan Mezarlığı'ndadır. Mezarı bugün de edebiyatseverlerin ve öğrencilerin en çok ziyaret ettiği anıt mezarlardan biri olmayı sürdürüyor.

ORHAN VELİ KANIK'IN TÜRK EDEBİYATINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ

Orhan Veli Kanık, yalnızca başarılı bir şair değil, Türk şiirinin yönünü değiştiren öncü isimlerden biridir. Geleneksel şiir anlayışına karşı çıkarak sade Türkçeyi, gündelik yaşamı ve sıradan insanın duygularını şiirin merkezine taşıdı. Garip hareketiyle birlikte şiiri toplumun her kesiminin anlayabileceği bir yapıya dönüştürdü.

Kısa süren 36 yıllık yaşamına rağmen şiir, hikâye, deneme, makale ve çeviri alanlarında kalıcı eserler bırakan Orhan Veli'nin yapıtları bugün hâlâ ders kitaplarında okutuluyor; tiyatro, müzik ve farklı sanat dallarına ilham vermeyi sürdürüyor. Başta Garip, Vazgeçemediğim, Karşı ve Bütün Şiirleri olmak üzere eserleri, Türk edebiyatının temel kaynakları arasında gösteriliyor. "İstanbul'u Dinliyorum", "Anlatamıyorum" ve "Beni Bu Güzel Havalar Mahvetti" ise aradan geçen onlarca yıla rağmen en çok okunan Türk şiirleri arasında yer almayı sürdürüyor.

Edebiyat Kültür Sanat