Dervişoğlu hukuk devleti için hangi üç şartı saydı? İYİ Parti çalıştayından öne çıkanlar

Türk Hukuk Çalıştayı'nda İYİ Parti'den sistem eleştirisi: Vatandaşların yüzde 80'i avukata erişimde ekonomik sorun yaşıyor. Çözüm ne?

Dervişoğlu hukuk devleti için hangi üç şartı saydı? İYİ Parti çalıştayından öne çıkanlar

Haberin özeti: İYİ Parti, 13 Haziran'da başlayan Türk Hukuk Çalıştayı'nı tamamladı. Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu kapanış konuşmasında hukuk devletinin kurumsal güvenceyle yeniden tesis edilmesi gerektiğini savundu; yürütmenin yasamaya sorumluluğu, tarafsız cumhurbaşkanlığı ve gerçek denetim yapan meclis olmak üzere üç temel şart saydı. İYİ Parti Hukuk Başkanı Hakan Şeref Olgun ise çalıştayda paylaşılan araştırma verilerini aktardı: Katılımcıların yüzde 66'sı adalet sisteminin zengini koruduğuna, yüzde 80,4'ü avukata erişimde ekonomik sorun yaşadığına inanıyor. Çalıştay 5 salonda 10 farklı başlık altında gerçekleştirildi; çıkan taslağın parlamentoya taşınması planlanıyor.


İYİ Parti'nin düzenlediği Türk Hukuk Çalıştayı, Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu'nun kapanış konuşmasıyla sona erdi. Dervişoğlu, güçler dengesi kurulmadan hukuk devletinin yalnızca kâğıt üzerinde kalacağını vurgularken, İYİ Parti Hukuk ve Seçim İşleri Başkanı Hakan Şeref Olgun araştırma verilerini kamuoyuyla paylaştı. Verilere göre vatandaşların yüzde 80,4'ü avukattan hukuki yardım almakta ekonomik güçlük çekiyor.

DERVİŞOĞLU HUKUK DEVLETİ İÇİN HANGİ ÜÇ ŞARTI SAYDI?

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türk Hukuk Çalıştayı'nın kapanış oturumunda yeni anayasa ve sistem tartışmalarını değerlendirdi. Dervişoğlu, hukuk devletinin işlevsel olabilmesi için yerine getirilmesi zorunlu üç koşulu sıraladı: yürütmenin yasamaya karşı gerçek anlamda sorumlu tutulması, cumhurbaşkanlığının tarafsız ve partisiz bir kurum olarak yapılandırılması ve yasama organının gerçek anlamda yasa yapan ve denetleyen bir konuma getirilmesi.

Dervişoğlu, "Bu üç unsur bir arada olmadığında, sistemin veya rejimin adı ne olursa olsun hukuk devleti büyük zarar görür" uyarısında bulundu. Denetimsiz gücün tarihsel olarak her zaman bozulmaya yol açtığını belirten Genel Başkan, "O bozulmayı durduracak olan yalnızca başka bir iktidardır" dedi. Çalıştayın teorik çerçeve ile uygulama arasındaki mesafeyi masaya yatırdığını aktaran Dervişoğlu, "Yüzleşmeden iyileşme olmaz" ifadesini kullandı.

Çalıştayın mali hukuk oturumuna değinen Dervişoğlu, yolsuzluğun yalnızca bireysel değil kurumsal bir sorun olduğunu söyledi. Kamu İhale Kanunu'nun yürürlüğe girdiği günden bu yana eklenen istisna hükümlerinin şeffaflığı esas alan yasanın ruhunu tersine çevirdiğini ifade eden Dervişoğlu, Sayıştay denetimlerinin daraltılmasına da tepki gösterdi.

"BİR DEVLET EN SAVUNMASIZ VATANDAŞINI KORUYAMIYORSA..."

Kadın cinayetleri ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği başlığının çalıştayın en yürek yakan oturumlarından biri olduğunu söyleyen Dervişoğlu, mevzuatın kısmen var olduğunu ancak uygulamanın korkunç ölçüde yetersiz kaldığını belirtti.

"Bir devlet en savunmasız vatandaşını koruyamıyorsa hukuk devleti iddiasında bulunamaz" diyen Dervişoğlu, kadına yönelik şiddetle mücadelenin siyaset üstü bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Çocuk adalet sistemine de değinen Dervişoğlu, çocuk mahkemelerinin yetersizliğini, uzman personel eksikliğini ve rehabilite edici yaklaşımın yeterince benimsenememesini eleştirdi. Erken yaşta ceza süreçleriyle damgalanan çocukların toplumsal maliyeti artırdığına dikkat çekti.

"TUTUKLULUK RESMİ CEZADAN DAHA AĞIR"

Mahkeme kararı olmadan yıllarca tutuklu kalmanın resmi cezadan daha ağır sosyal ve ekonomik sonuçlar doğurduğunu belirten Dervişoğlu, "Savunmanın işlevsizleştirildiği, avukatların özgürce savunma yapamadığı bir yargılamanın özünde adil olması mümkün değildir" dedi.

"HABERCİLİK SUÇ HALİNE GETİRİLEREK YAPILAMAZ"

Dijital çağda medyanın tek elde yoğunlaşması, otosansür mekanizmaları ve gazetecilerin yargılanmasının da çalıştayda ele alınan konular arasında yer aldığını söyleyen Dervişoğlu, dezenformasyonla mücadelenin haberciliği suç haline getirerek yapılamayacağını belirtti.

"Hür basın, medya okuryazarlığı ve bağımsız doğrulama mekanizmaları olmadan dezenformasyonla mücadele edilemez" ifadelerini kullandı.

YSK'YI HEDEF ALDI: TEK ADAMCILIKLARIN BELİRLEDİĞİ ÜYELER"

Hakim ve savcıların mesleki sorunlarının, atama ve terfi süreçlerindeki şeffaflık eksikliğinin de gündeme geldiğini belirten Dervişoğlu, yargının itibarının ancak liyakatle yeniden inşa edilebileceğini söyledi.

Seçim güvenliği başlığında ise YSK'nın yapısını eleştiren Dervişoğlu, "Tek adamın seçtiği, tek adamcıkların belirlediği üyelerle oluşan bir yapı, seçim güvenliğinin sağlanması noktasında daha kuruluş aşamasında şüpheler doğurmaktadır" dedi.

"Siyasi rekabet mahkeme salonlarında değil sandıkta belirlenmelidir" diyen Dervişoğlu, sandığa duyulan güvenin aşınmasının demokrasiye duyulan güveni de aşındıracağını söyledi.

POLONYA VE 1961 ANAYASASI ÖRNEĞİNİ VERDİ

Hukuk reformlarının tarihsel deneyimlerden ders çıkarılarak ele alınması gerektiğini söyleyen Dervişoğlu, Polonya örneği üzerinden değerlendirmelerde bulundu ve şöyle dedi:

"2015 sonrasında Polonya'da Anayasa Mahkemesi'nin işlevsizleştirilmesi ve yargı bağımsızlığının aşındırılmasıyla yaşanan kurumsal bozulma ani bir darbe şeklinde değil, kademeli bir erozyonla gerçekleşti. Ancak Polonya, 2023 seçimleriyle bu süreci tersine çevirmeyi başardı. Bu da toplumun demokratik refleksinin kurumları yeniden inşa edebileceğini gösteriyor."

Türkiye'nin geçmişinden de örnekler veren Dervişoğlu, 1961 Anayasası döneminde kurumsal denge ve denetleme mekanizmalarının daha güçlü çalıştığını savundu.

İYİ Parti lideri, "Anayasa Mahkemesi denetleyici işlevini yerine getiriyordu. Üniversiteler ve basın görece daha bağımsızdı. Kurumsal dengenin işlediği dönemlerde Türkiye'nin ekonomik ve sosyal gelişme hızı da çok daha yüksekti. Özgürlük ile kalkınma birbirini besleyen iki unsurdur" ifadelerini kullandı.

"SİYASİ SORUMLULUĞUNU ÜSTLENİYORUM"

Türk Hukuku Vizyon Belgesi'nin meşruiyet, sürdürülebilirlik ve siyasi etki olmak üzere üç kritik sınavı bulunduğunu söyleyen Dervişoğlu, belgenin yalnızca bir siyasi partinin değil, hukukçuların, akademisyenlerin, gazetecilerin ve sivil toplum temsilcilerinin ortak çalışmasının ürünü olduğunu ifade etti.

Konuşmasının sonunda ise, "Ben İYİ Parti Genel Başkanı olarak bunun siyasi sorumluluğunu üstleniyorum. İYİ Parti bu belgenin önerilerini parlamentoda ve kamuoyu önünde savunmaya devam edecek" dedi.

ARAŞTIRMA NE GÖSTERİYOR: ADALET SİSTEMİNE GÜVEN VAR MI?

İYİ Parti Hukuk ve Seçim İşleri Başkanı Hakan Şeref Olgun ise, çalıştayda cinsiyet, yaş, eğitim ve 2023 seçim tercihi değişkenleriyle hazırlanan araştırmanın sonuçlarını paylaştı. Verilere göre katılımcıların yüzde 66'sı adalet sisteminin zengini koruduğunu, yoksulun ise daha az korunduğunu düşünüyor. Yüzde 64'ü kara para aklamanın etkin biçimde soruşturulmadığına inanırken, yüzde 80,4'ü avukattan hukuki yardım almakta ekonomik güçlük çektiğini belirtiyor.

Olgun, araştırmanın çarpıcı bir bulguya daha işaret ettiğini aktardı: 2023 seçimlerinde farklı partilere oy veren katılımcılar arasındaki düşünce farkının neredeyse sıfır düzeyinde kaldığı görüldü. Olgun, bu sonucun adalet kaygısının siyasi görüşten bağımsız bir toplumsal gerçeğe dönüştüğünü kanıtladığını ifade etti; "Vatandaşımızın bu tercihleri ve adalet algısı bizim için bir alarm zilidir" dedi.

ÇALIŞTAYDA HANGİ KONULAR TARTIŞILDI?

13 Haziran'da başlayan Türk Hukuk Çalıştayı, 5 ayrı salonda 10 farklı başlık altında yürütüldü. Olgun'un aktardığı bilgiye göre oturumlarda yürütmenin hukuk gündemine müdahalesi, seçim hukuku, yapay zekâ ve hukuk, çocuk adaleti, kadına yönelik şiddet ve mali hukuk gibi başlıklar ele alındı. Çalıştayın geniş kapsamı, partinin hukuk reformu vizyonunu bütünlüklü bir çerçeveye oturtma amacını yansıtıyor.

ÇALIŞTAYDAN ÇIKAN TASLAK NE ZAMAN HAYATA GEÇECEK?

Olgun, çalıştay sonucunda hazırlanacak vizyon belgesinin ve taslağın kâğıt üzerinde kalmayacağını vurguladı; "İYİ Parti'nin ayrılmaz bir parçası olarak parlamentoda ve hayatın içinde bizzat yaşama geçecek" açıklamasını yaptı. Dervişoğlu da kapanış konuşmasında benzer bir çerçeve çizerek, kurumsal güvenceyle yeniden tesis edilecek hukuk devletinin bireyin hak arama yollarını fiilen işler kılması gerektiğini savundu; "Hak arama yolları susturulduğunda hukuk devleti yalnızca isimden ibaret kalır" dedi.

İYİ Parti Hukuk Müsavat Dervişoğlu