Fatma Öğretmenin duyulmayan çığlığı ve suça sürüklenen çocuklar! TBMM Komisyon Üyeleri Yeni Ankara'ya konuştu

Fatma Öğretmenin öğrencisi tarafından öldürülmesiyle birlikte kadına şiddet ve suça sürüklenen çocuklar kavramları yeniden tartışılmaya başlandı.

Fatma Öğretmenin duyulmayan çığlığı ve suça sürüklenen çocuklar! TBMM Komisyon Üyeleri Yeni Ankara'ya konuştu

Öğretmen Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisi tarafından katledilmesinin ardından hem kadına yönelik şiddet hem de suça sürüklenen çocuklar kavramı bir kez daha tartışma konusu oldu.

İstanbul Çekmeköy’de öğrencisi tarafından öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik’in bir yıl önce başına gelebilecekleri öngörerek tehlikeye dikkat çekmesi ve Çelik’in tüm uyarılarına rağmen bir yıl sonra 17 yaşındaki öğrencisi tarafından uğradığı bıçaklı saldırı sonrasında yaşamını yitirmesi Türkiye’yi yasa boğdu.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, korkunç olay hakkında soruşturma başlatıldığını açıklarken, eğitim sendikaları ise Milli Eğitim Bakanlığı önünde iş bırakma eylemi öncesi açıklama yaptı. Eğitimciler Bakan Yusuf Tekin’i hedef alırken, “İş yerinde ölmek istemiyoruz” dedi.

Ankara’da bu gelişmeler yaşanırken İstanbul’da ise hayata gözlerini yuman öğretmen Fatma Nur Çelik için bugün eğitmenlik yaptığı okulun bahçesinde tören düzenlendi. Çelik, gözyaşlarıyla okulundan uğurlandı.

Tüm bu yaşananlar kadına yönelik şiddet ve suça sürüklenen çocuk kavramlarını bir kez daha acı biçimde gündeme getirdi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu üyesi milletvekilleri Sibel Suiçmez ve Elif Esen son gelişmelerle ilgili Yeni Ankara’ya konuştu.

CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez (Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu üyesi)

CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez (Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu üyesi)

“Şiddet tüm dünyada artarak devam ediyor maalesef ülkemizde de hem uyuşturucu kullanımı hem çocukların yalnızlığa itilmesi, yoksulluk ve buna benzer bir sürü sebepten dolayı çocukların suça sürüklendiği, gittikçe suça sürüklendiği ortadadır. Bunun bir okulda gerçekleşmesi, bir çocuk tarafından yapılması, bunun da daha vahim olanı; 1 sene önce öldürülen öğretmenimiz “Can güvenliğimiz bu okulda yok” demesine rağmen devletin kurum ve kuruluşlarının buna herhangi bir önlem almamış olmasıdır.
Sorunları hepimiz biliyoruz aslında, nasıl önleyeceğimizi de biliyoruz; ancak devletin kurum ve kuruluşları birlik içerisinde, aynı inanç doğrultusunda, aynı hedef doğrultusunda çalışmıyorlar. Şimdi elbette ki Sayın Adalet Bakanı açıklama yaptı, soruşturma başlattı. Müfettişler okulda ama bu müfettişlerin asıl çalışması gereken nokta, öğretmenin aslında çığlık atmasına rağmen, yardım çığlığı atmasına rağmen bu çığlığın niye duyulmadığını araştırmaktır. Bu konuda acaba okul idaresi şimdiye kadar bir önlem almış mıdır? Üç kişiye karşı bir çocuk aynı eylemi yapıyorsa, bu çocuğun geçmişte nasıl okul tarafından değerlendirildiği ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına iletilip iletilmediğinin çok iyi irdelenmesi lazım. Eğer çözüm yaratacaksak bunun çözümü, devletin kurum ve kuruluşlarının her dosyayı, her çocuğu bir büyük insan gibi algılayıp değerlendirerek başından beri onu takip etmesi ve niye devlet kurumunun bu sorunu şimdiye kadar çözememiş olmasında yatmaktadır."

Deva Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen  (Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu üyesi)

Deva Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen (Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu üyesi)

"Son yıllarda çocukların da suça karışması, suça sürüklenmesi olaylarıyla karşı karşıyayız. Burada aslında sistem alarm veriyor. Can güvenliği endişesi yaşıyor öğretmenimiz ve bir yıl sonra o korktuğu başına geliyor. Bunu pompalayan neler? Öncesine bakalım. Biz bu suçu engelleyebilir miydik? Evet, biz bu suçu belki doğru koruyucu tedbirlerle engelleyebilirdik.
Çocukları izlemek çok önemli. Mecliste 2 yıldır devam ettirdiğimiz sivil inisiyatif olan ve farklı partilerden milletvekillerinin bulunduğu çocuk hareketinde ulusal çocuk izlem sistemini çok önemsiyoruz. Çocuk mahallesinde, hanesinde ailesinin doğru gözlemlenmesiyle ya da gittiği okulda doğru gözlemlenmesiyle bir suça karışıyorsa; kolluk güçlerine yansıyan tarafıyla ya da Sağlık Bakanlığına yansıyan raporları varsa, oradan koordineli, eşgüdümlü bir sistem kurulmalı. Biz bu şekilde aslında suça meyilli çocukları tespit edebiliriz.
Biz burada medyayı çok sorumlu tutuyoruz: sosyal medya ve medya. Medyadaki diziler; çete, mafyayı özendiren, sanki bir eylem yaptıktan sonra bunun cezai hiçbir etkisi yokmuş gibi topluma yansıtılan bu yayınların çok sakıncalı olduğunu düşünüyoruz. Yine sanal kumar, basitçe çocukları suça çeken etkenlerden biri. Suç aslında bulaşıcı bir etken; kötülük bulaşıcı bir etken. Çocuk bir bakıyor ki arkadaşları da bunu yapıyor ve yapanın yanına kâr kalıyor ya da belli bir yaşa kadar o çocuk olduğu için koruma altında kalıyor. Çok kompleks bir sistemle biz aslında olabilecek bu kötü olaylardan çocuklarımızı ve toplumu korumamız gerekiyor."

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR KOMİSYONU TBMM’DE TOPLANDI

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplandı. Ankara’daki toplantıda Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, aile hekimliği izlem programlarıyla çocukların büyüme ve gelişim süreçlerinin düzenli takip edildiğini, riskli durumların erken aşamada saptanıp ilgili birimlere yönlendirme yapıldığını aktardı. Bu izlemin önemli başlıklarından birinin 0–6 Yaş Çocuğun Psikososyal Gelişimini Destekleme Programı olduğunu kaydeden Memişoğlu, Türkiye genelinde çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında kamu-özel-üniversite toplam 2 bin 260 uzman bulunduğunu, Bakanlığa bağlı 229 sağlık tesisinde 711 uzman ve 441 asistan hekimin aktif görev yaptığını ifade etti. Çok disiplinli yaklaşımla 1040 psikolog, 963 sosyal çalışmacı ve 534 çocuk gelişimcinin de çocukların ruhsal iyilik halini desteklediğini belirtti.

ÇOCUKLARIN SUÇA SÜRÜKLENMESİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Memişoğlu, çocukların suça sürüklenmesinde madde kullanımı ve davranışsal bağımlılıkların önemli bir risk alanı olduğuna dikkat çekerek, bağımlılıkla mücadele çalışmalarını çocuklar, gençler ve aileleri kapsayacak şekilde sürdürdüklerini söyledi. Milli Eğitim Bakanlığı ile özellikle 12–18 yaş grubunda tütün, madde ve davranışsal bağımlılığa dönük tarama ve danışmanlık hizmetleri planladıklarını, Covid-19 sonrası bu yaş grubunda davranışsal sorunların daha belirgin risk oluşturduğunu vurguladı. “An Sende Kalsın” sloganıyla yürütülen farkındalık ve eğitim çalışmalarında son bir yılda 1 milyon 418 bin 612 kişiye ulaşıldığını da paylaştı. Tedavi altyapısına ilişkin olarak ise ülke genelinde 64’ü yataklı, 79’u ayaktan toplam 143 AMATEM/ÇEMATEM’de 1582 yatak kapasitesi bulunduğunu, çocuk-ergen hizmetlerinin 22 ildeki 24 ÇEMATEM üzerinden yürütüldüğünü aktardı. Bu merkezlerin 15’inin yataklı olduğu ve 242 yatak kapasitesi bulunduğu, son bir yılda 8 bin 772 ayaktan başvuru alındığı ve 1128 çocuk veya ergenin yatarak tedavi gördüğü bilgisi verilirken, başvurularda birden fazla madde kullanımının öne çıktığı, tıbbi tedavinin yanı sıra psikososyal destek ve aile danışmanlığı sağlandığı belirtildi. Açık cezaevlerindeki suça sürüklenen çocuklara ilişkin Adalet Bakanlığı ile tedavi yöntemleri üzerinde çalışma yapılacağı, ayrıca 15 ÇEMATEM ve 18 AMATEM açılmasının planlandığı ifade edildi.

SUÇ KARAKTERLERİ ROL MODEL HALİNE Mİ GELİYOR?

RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, çocuklara yönelik çalışmalarda medya okuryazarlığının önemini vurgularken, görsel medyada suç karakterlerinin “rol model” hâline gelebilmesine dönük riskleri takip ettiklerini aktardı. Komisyona sunulan araştırma bulgularında gençlerin yaklaşık yüzde 90’ının sosyal medya kullandığını söylediği; yüzde 82’sinin ise ailelerinin bilmediği hesaplara sahip olduğunun görüldüğü belirtildi. Gençlerin “Sosyal medyanın olumsuzluğu nedir?” sorusuna ağırlıkla “hayattan uzaklaştırıyor” yanıtını verdiği, yüzde 88’inin de sosyal medyada yaş sınırı istediği aktarıldı. Yayın yasağı tartışmalarına ilişkin değerlendirmede ise yayın yasağını RTÜK’ün değil sulh ceza hâkimliğinin verdiği; bazı olaylarda yasak kararı çıkarken bazılarında çıkmadığı, Ahmet Minguzzi dosyasında yayın yasağı gelmediği, öldürülen öğretmenle ilgili dosyada ise yayın yasağı kararı bulunduğu; televizyon yayınlarında şiddeti ölçmeye dönük bir çalışma başlatıldığı ifade edildi.

İNTERNET BİLGİ İHBAR MERKEZİ 3 MİLYONDAN FAZLA İHBAR ALDI

BTK Başkan Yardımcısı Abdulkerim Gün de güvenli ve bilinçli internet kullanımını yaygınlaştırmayı hedeflediklerini, İnternet Bilgi İhbar Merkezi’nin çocukların cinsel istismarı başta olmak üzere içerik ihbarlarında etkin rol üstlendiğini ve 3 milyondan fazla ihbar alındığını kaydetti. 2011’den beri yürütülen “Güvenli İnternet” uygulamasıyla ailelerin çocukları zararlı içeriklerden koruyabildiğini belirten Gün, siber zorbalık, dijital şiddet ve dijital mahremiyet rehberleriyle farkındalığın artırılmasının amaçlandığını; “Çocukların Korunmasına Yönelik Çevrimiçi Güvenlik Stratejisi”nin güncellenerek 2025–2028 dönemini kapsayacak şekilde yayımlanmasının planlandığını söyledi.

Kadına Şiddet Eğitim Cinayet Suça Sürüklenen Çocuklar CHP DEVA TBMM