Sandığı da seçimi de onlar belirliyor: Türkiye’nin 'görünmez' gücü ev kadınları

Toplum Çalışmaları Enstitüsü raporu, seçmenin neredeyse üçte birini oluşturan ev kadınlarının siyasi gücünü ve ev içi emeğin yükünü ortaya koydu. Ülkenin en büyük grubu konumundaki ev kadınları, sosyal güvence ve resmi tanınma talepleriyle toplumsal dönüşüme yön veriyor.

Sandığı da seçimi de onlar belirliyor: Türkiye’nin 'görünmez' gücü ev kadınları

Toplum Çalışmaları Enstitüsü Araştırma ve Veri Analizi Programı Direktörü Yağmur Uzunırmak tarafından hazırlanan "Türkiye’nin En Büyük Meslek Grubu: Ev Kadınları: Ev İçi Emek, Toplumsal Statü Algısı ve Siyasal Tercihler" başlıklı araştırma raporu yayımlandı.

Uluslararası Sosyal Araştırma Programı (ISSP) verileri ile güncel saha çalışmalarını bir araya getiren rapor, Türkiye’de seçmen nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturan ev kadınlarının sosyoekonomik konumunu, siyasal ağırlığını ve görünmeyen ev içi emeğini gözler önüne seriyor.

KÜRESEL ÖLÇEKTE EV KADINI ORANINDA ZİRVEDE

Araştırmada yer alan veriler, Türkiye'nin nüfusun çalışma durumuna göre dağılımında diğer ülkelerden belirgin biçimde ayrıştığını ortaya koyuyor:

  • 2008 verileri: ISSP’nin 40 ülkede yürüttüğü çalışmada Türkiye, yüzde 38,8’lik ev kadını oranıyla birinci sırada yer aldı. Türkiye'yi Venezuela (yüzde 23,5) ve Meksika (yüzde 21,6) izlerken; İsveç (yüzde 0,5), Danimarka (yüzde 0,7) ve Finlandiya (yüzde 1,4) son sıralarda kaldı.
  • 2019 tablosu: Türkiye’de ev kadını oranı yüzde 29,8’e gerilese de ülke, Hindistan’ın (yüzde 31,0) ardından küresel ölçekte 2. sıradaki yerini korudu.
  • 2025 güncel verileri: "Türkiye'nin Milliyetçilik Haritası" çalışmasına göre ev kadınları, yüzde 28,1’lik oranla seçmen kitlesinin neredeyse üçte birini oluşturuyor. Bu oran, ev kadınlarını özel sektör çalışanları (yüzde 25,3) ve emeklilerin (yüzde 18,7) önünde ülkenin en büyük çalışma grubu yapıyor.

Türkiye, toplam ücretli istihdam oranında 2008’de yüzde 28,7 ve 2019’da yüzde 33,7 ile araştırmaya katılan ülkeler arasında son sırada yer aldı.

SANDIKTAKİ "YÜZDE 14'LÜK" YALNIZ GÜÇ

Ev kadınlarının oy verme davranışları, iktidar partisinin oy tabanındaki stratejik ağırlığını net biçimde gösteriyor.

2008 verilerine göre parti belirten ev kadınları arasında AK Parti yüzde 67,3, CHP yüzde 14,9 oy alırken; tam zamanlı çalışanlarda bu fark AK Parti lehine sadece 10,4 puanda kaldı.

2018 seçimlerinde (2019 verisi) ev kadınlarında AK Parti yüzde 59,5, CHP yüzde 27,9 destek gördü.
2025 projeksiyonuna göre ise ev kadınlarının yüzde 49’u yarın seçim olsa AK Parti’ye oy vereceğini belirtiyor.

Bu durum, AK Parti'nin genel seçimlerde sadece ev kadınlarından gelen oylarla ülke genelinde yaklaşık yüzde 14'lük doğrudan bir oy oranına ulaştığı anlamına geliyor.

CHP’ye oy vereceğini söyleyen ev kadınlarının oranı ise yüzde 26,2’de kalıyor.

STATÜ MERDİVENİNDE "TIRMANIŞ" HİSSİ

Raporda, ev kadınlarının iktidara desteğindeki temel etkenlerden biri olarak "öznel toplumsal statü algısındaki değişim" öne çıkıyor.

Toplumun en alt konumunu 1, en üst konumunu 10 kabul eden statü merdiveninde kendisini en alt üç basamakta (1–3) gören ev kadınlarının oranı 2008’de yüzde 38,2 iken, 2019’da yüzde 12,5’e geriledi.

Kendisini üst basamaklarda (7–10) konumlandıranların oranı ise yüzde 10,0’dan yüzde 37,4’e yükseldi.

"TUVALETTE BİLE MESAİDESİN": EV İÇİ EMEĞİN AĞIR YÜKÜ

Nitel odak grup görüşmelerinde ev kadınlarının günlük yaşam mücadeleleri ve görünmeyen emekleri çarpıcı ifadelerle aktarıldı.

  • Kesintisiz mesai: Belli bir mesai saatinin olmaması temel sorun olarak görülüyor. 45 yaşındaki bir katılımcı durumu, "Evde mesai yok, sürekli. Tuvaletteyken bile sürekli mesaidesin. Yani anne ses asla bitmiyor" sözleriyle anlattı.
  • Ekonomik bütçe baskısı: Hane bütçesini idare etme yükü kadınların omzunda. 28 yaşındaki bir katılımcı, "Dışarıda yemek yememiz bile o ay çocukların parasından kısmam demek. Kadın bir parfüm alsa 'niye aldın' diye sorulur" diyerek yaşadığı ekonomik kısıtları belirtti.

DEVLETTEN 3 ANA TALEP: MAAŞ, SİGORTA VE KART

Saha çalışmalarında ev kadınlarının devletten beklentileri şu üç başlıkta öne çıktı:

  • Kurumsal haklar: Ev emeğinin yıpranma payı sayılarak sigorta, emeklilik ve düzenli maaş bağlanması.
  • Ekonomik özerklik: Eşten bağımsız harcayabileceği kişisel bir gelire sahip olma arzusu.
  • Sembolik görünürlük: Resmi statü sembolü olarak "Ev Kadını Kartı" ve indirimli sosyal imkanlar. 50 yaşındaki bir katılımcı bu talebi, "Bize bir kimlik tayin etsin. Emekli kartı gibi ev hanımı kartı alalım. Devletim beni önemsedi diyelim" diyerek dile getirdi.

SADAKAT KIRILIYOR MU? MUTFAKTAKİ ENFLASYON VE VAATLER

Raporda, iktidara bağlılığın başörtüsü serbestisi ve geçmiş hizmet hafızasıyla korunduğu, ancak yüksek gıda enflasyonu, kiralar ve seçim döneminde verilen emeklilik vaatlerinin tutulmaması nedeniyle kırılmalar yaşandığı vurgulandı.

35 yaşındaki lise mezunu bir katılımcının "Vaatlere bakarak oy vermiştim. Ama hiçbir vaat yerine gelmedi. Emeklilik bile olmadı" sözleri bu tepkiyi özetledi.

KUŞAKLARARASI RİSK UYARILARI

Raporun sonuç bölümünde, ev kadınlarının yüzde 92,5’inin lise veya altı eğitime sahip olduğuna dikkat çekildi. TÜİK verilerine göre annesi lise altı eğitimli bireylerin üniversite mezunu olma oranının yüzde 21,9’da kaldığı; annesi yükseköğretim mezunu olanlarda ise bu oranın yüzde 83,5’e çıktığı vurgulanarak sosyoekonomik dezavantajların kuşaktan kuşağa aktarıldığı uyarısı yapıldı.

Siyaset Yaşam Kadın ekonomi Eğitim